"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 29/11/2017 tarih ve 2016/71 E- 2017/452 K. sayılı kararın davalı kurum vekili ve davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 18/10/2018 tarih ve 2018/369 E- 2018/1071 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı kurum vekili ve davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirketin Lexus ve Toyota marka lüks araçları üreten, otomotiv sektöründe dünyanın en büyük şirketlerinden biri olduğunu, davalı şirketin 2014/6684 sayılı "ANL CHOCO LEXUS" ibareli marka başvurusuna müvekkilince "LEXUS" esas unsurlı markalarına dayalı olarak yapılan itirazın davalı kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, müvekkili adına 1989 yılından beri tescilli olan “LEXUS” ibaresinin, hiçbir dilde anlamı olmayan orjinallik düzeyi çok yüksek bir ibare olduğunu, davalının LEXUS markasının tanınmışlığından haksız menfaat sağlamaya çalıştığını, markayı sulandıracağını, markanın imajının davalı markasına devrolacağını, başvurunun kötü niyetli olduğunıu ileri sürerek TPMK YİDK'in 2015-M-12344 sayılı kararının iptalini, tescili halinde başvuru markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili; davacı markaları ile başvuru marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin farklı olduğunu, tanınmışlığın ispat edilemediğini, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili; "LEXUS" markalı arabaların ülkemizde satılmadığını, anılan markanın ülkemizde bilinmediği gibi başvuru tarihi itibariyla markanın tanınmış olduğuna dair bir delil de sunulmadığını, taraf markalarının karıştırılmayacağını, farklı mallar için kullanıldıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; markalar arasında karıştır
