Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2018/3987 Esas 2019/3708 Karar

Yargıtay Karar Tarihi: 02.07.2019Orjinal Dili: TR
Yargıtay
Dairesi: 4. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/3987
Karar No: 2019/3708
Karar Tarihi: 02.07.2019


4. Hukuk Dairesi 2018/3987 E. , 2019/3708 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

    Dava; kişilik haklarının ihlali nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalılar vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 24/06/2015 gün, 2014/11671 esas, 2015/8466 karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma sonrası, Mahkemece 06/12/2016 gün, 2016/234 esas, 2016/317 karar sayılı karar ile direnme kararı verilmiştir.
    Dairemizin 24/06/2015 gün ve 2014/11671 esas, 2015/8466 karar sayılı bozma ilamında düzeltilebilecek bir husus bulunmadığı ve ilk derece mahkemesi direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, 6763 sayılı Kanun'un 45. maddesi ile 6100 sayılı HMK’ya eklenen geçici 4/4 madde ve fıkra gereğince dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine 02/07/2019 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
    KARŞI OY YAZISI
    Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
    Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/10/2011 tarihli karar, Dairemizin 24/06/2015 tarihli ilamı ile bozulmuş, mahkemece 06/12/2016 tarihli karar ile bozma ilamı yerinde görülmeyerek önceki kararda direnilmiştir.Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
    Ne var ki, basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.Davaya konu yazı/haber ve açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu edilen yazı/haber görünür gerçeğe ve yukarıda belirtilen ilkelere uygun değildir. Esasen davacıya suç isnadı içeren bir mahiyettedir. Bu nedenle dava konusu haberde kullanılan ifadeler ile davacının kişilik hakları ihlal edilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen direnme kararının miktara ilişkin görüşüm saklı kalmak kaydıyla isabetli olduğu düşünülmüş, bu nedenle değerli çoğunluğun direnme kararının reddi yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir.02/07/2019








    Full & Egal Universal Law Academy

    Yorumlar (0)

    Bu karar hakkında ne düşündüğünüzü yazın!


    Bu karar hakkında yorum yapmak için lütfen giriş yapın

    Yeni üyelere kısa süreliğine ve tüm paketlerde geçerli %45 indirim tanımlanmıştır. Şimdi ücretsiz üye olun ve tüm programları ücretsiz deneyin.

    Programlar Paneline Göz At