Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi 2017/4152 Esas 2018/546 Nolu Karar

Bölge Adliye Mahkemesi
Dairesi            : 8. Hukuk Dairesi
Esas No         : 2017 / 4152
Karar No         : 2018 / 546
Karar Tarihi    : 08.03.2018


(4857 S. K. m. 18, 19)

 

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

 

Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin davalıya ait işyerinde 05/10/2009 -06/02/2017 tarihleri arasında hemşire olarak çalıştığını, müvekkilinin iş akdinin 06/02/2017 tarihine haklı ve geçerli neden olmaksızın feshedildiğini, davalı tarafından 07/02/2017 tarihinde kıdem tazminatı alacağının eksik olarak yatırıldığını, beyan ederek iş akdi haksız olarak sonlandırılan müvekkilinin işe iadesine, boşta geçen süreye ilişkin ücret alacağının ve diğer haklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yasal süresi içinde işe başlatılmaması halinde en az 4aylık ücreti tutarında işe başlatmama tazminatının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

 

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının iş akdinin 13/12/2016 tarihinde hazırlanan ve davacı tarafından imzalanan 13/12/2016 tarihli fesih bildirim tebligatı ile 06/02/2017 tarihi itibariyle sona erdirildiğini, davacının davayı 27/02/2017 tarihine açtığını, davacının hak düşürücü süre yönünden reddinin gerektiğini, davacının amirleri ile olan ilişkilerinin sürekli olumsuz olduğunu, bu eylemlerini düzeltmemesi nedeniyle iş akdinin haklı olarak feshedildiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

 

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

 

SGK'dan davalı iş yerinde fesih tarihinde çalışan işçi sayısı sorulmuş, SGK tarafından fesih tarihinde davalı işyerinde 2017/2. Ayda 397 işçinin çalıştığı bildirilmiş, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinde öngörülen “30 veya daha fazla işçi” şartını sağladığı anlaşılmıştır.

 

SGK’dan davacının hizmet cetveli getirilmiş, bu kayıtlara göre; davacının 05/10/2009-06/02/2017 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalıştığı, dolayısıyla 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinde öngörülen “en az altı ay kıdem” şartını sağladığı anlaşılmıştır.

 

Yine davalının iş akdinin fesih bildirimini 06/02/2017 tarihinde davacıya tebliğ ettiği, davanın 27/02/2017 tarihinde açıldığı, bu itibarla davanın 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinde öngörülen bir aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.

 

Her ne kadar davalı tarafça davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığı iddia edilmiş ise de; fesih bildiriminde davacının tarih yazmadığı ve tarih kısmında imzasının olmadığı dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından davacının iş akdinin bu yıl şubat ayında feshedildiği anlaşılmakla, davanın süresinde açıldığı kanaatine varılmıştır.

 

Aynı şekilde davacı İş Kanunu anlamında işveren vekili de değildir.

 

Davanın süre ve fesih tarihindeki işçi sayısı itibariyle yasaya uygun olması, davacının altı aydan fazla süredir aynı iş yerinde çalışıyor olması, işveren vekili olmaması nedeniyle işin esasına girmek gerekmiştir.

 

4857 sayılı yasanın 18. maddesinde haklı fesih sebepleri dışında feshin geçerli bir sebebe dayanmak zorunda olduğu, 19. maddesinde fesih sebebinin açık ve kesin bir şekilde belirtilerek yazılı olarak işçiye bildirme yükümlülüğü 20. maddesinde de fesih bildirimine itiraz düzenlenmiştir.

 

4857 sayılı İş Kanunu'nun 19. Maddesi uyarınca; aynı Kanun'un 18. maddesi kapsamında kalan işçinin iş sözleşmesini geçerli nedenle feshetmek isteyen işverenin fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini de açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. Bunlar ayrı ayrı geçerlilik şartıdır. İşveren fesih bildiriminde göstermiş olduğu fesih sebebiyle bağlıdır ve cevap dilekçesinde ilaveten başka bir sebebe de dayanamaz.

 

Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; Celbedilen SGK kayıtlarından davacının davalı şirkette 05/10/2009-06/02/2017 tarihleri arasında çalıştığı anlaşılmıştır. Dosyada mevcut işten ayrılış bildirgesinde davacının iş sözleşmesinin feshine gerekçe olarak (4) numaralı kodun gösterildiği, feshin sebebi olarak belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirmeden feshi şeklinde belirtildiği, cevap dilekçesinde ise; davacının amirleri ile olan ilişkilerinin sürekli olumsuz seyrettiği, kendisinin uyarılmasına rağmen eylemlerini düzeltmediği, davacının süre gelen bu eylemleri nedeniyle iş akdinin devam etmesinin kendileri açısından artık mümkün hale gelmediğinden iş akdinin feshedildiğini belirtildiği, dosyadaki 13/12/2016 tarihli fesih bildirimde ise hiçbir sebep bildirmediği anlaşılmış ve feshin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 19. Maddesindeki şartları sağlamadığı anlaşıldığından işverence yapılan feshin geçersiz nedene dayalı olduğu kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

 

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

 

Davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri: fesih bildiriminin 13/12/2016 tarihinde yapılıp davacının da imzasının olduğu, davanın süresinde açılmadığını ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

 

GEREKÇE: Dosyaya sunulan fesih bildiriminde davacının imzası bulunup fesih bildirim tarihi 13/12/2016 olarak bildirilmekle birlikte davalı tanığı C. Ş.'in davacıya ihbar öneli kullandırılmadığını direkt işten çıkarıldığını bildirdiği, davalı tanığı Cemile'nin ise işten çıkarmanın 2017'de olduğunu, davacının ihbar önelini kullanmadığını, disiplin süresinin en fazla bir hafta sürdüğünü, davacı tanıklarının ise ihbar öneli verilmeyip geriye dönük belge imzalatıldığını bildirmeleri karşısında davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davalı tarafın geçerli nedenle feshi kanıtlayamadığı anlaşılmış, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

 

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

 

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353-(1) b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

 

2-Alınması gereken 35,90 TL harçtan peşin alınan 31,40 TL nin mahsubu ile bakiye 4,50 TL harcın davalıdan alınıp Hazineye gelir kaydına,,

 

3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan istinaf gider avanslarının ilgililere iadesine,

 

4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

 

Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08.03.2018 tarihinde kararın tebliğinden itibaren 8 gün içerisinde (Yargıtay) Temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

 


Full & Egal Universal Law Academy