Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/2936 Esas 5414 Karar

Davacı vekili müvekkilinin dava dışı, Sarıkaya  Belediye Başkanlığında işçi olarak çalıştığını Sarıkaya Belediye Başkanlığının her ay düzenli olarak 3417 sayılı Kanun kapsamında % 5 oranında kesinti yaptığını, ancak işverenin  yapılan kesintileri ve ilgili kanun uyarınca ilave edilmesi gereken işveren paylarını aynı kanunun 4. maddesinde belirtilen hesaba yatırmadığını, bu tür alacakların 4853 sayılı Kanun'a 26.12.2006 tarih ve 5568 sayılı Kanun ile eklenen ek madde ile 31.12.2007 tarihi itibari ile davalı hazineye devredilmiş olduğunu, bundan dolayı dava konusu nemaların dava tarihinden işleyecek kanuni faizi ile birlikte tahsiline Karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 4853 sayılı Kanun'a 26.12.2006 tarihinde 5568 sayılı Kanun ile eklenen ek madde 1 hükmü doğrultusunda, tasarruf teşvik hesaplarına dair tüm varlık ve yükümlülükler 31.12.2007 tarihi itibarıyla Hazineye devredildiği söz konusu alacağın bu tarih itibari ile hazinenin sorumluluğunda bulunduğunu Somut olayda davacı taraftan 3417 sayılı Kanun kapsamında yapılan kesintiler toplamının neması ile birlikte bilirkişi raporunda belirlenen miktar doğrultusunda  davanın kabulüne Karar verilmiştir.
Hüküm, davalı  vekilince temyiz edilmiştir.
Dava,  tasarrufu teşvik kesintisi ve katkı paylarının 3417 ve 4853 sayılı Kanunlar gereğince ilgili banka hesabına yatırılmaması nedeniyle tasarrufu teşvik ve nema alacağının davalı Hazine müsteşarlığından  tahsiline Karar verilmesi isteğine ilişkindir.
Resmi Gazete'nin 14.10.2011 gün ve 28084 mükerrer sayısında yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesinin 20.12.2010 tarih ve 156-328 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tasarrufu teşvik kesintilerinin ilgililerin iradeleri dışında, idarenin kamu gücü kullanılarak yapılması, konunun kamu hukuku alanına ilişkin olması gözetildiğinde, tasarruf kesintisi, kurum katkısı ve nemaların tahsili istemiyle anılan idarelere karşı açılan davaların görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevlidir. Görev hususu dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınmalıdır. Bu durumda, yargı yolu sebebi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine Karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulmuş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.    
SONUÇ: Temyiz olunan Kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, 26.03.2012  gününde oybirliğiyle Karar verildi.