T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/249 Esas - 2023/411
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
...
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2022/249
KARAR NO: 2023/411
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 08/04/2022
KARAR TARİHİ: 25/05/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 30/05/2023
Mahkememize açılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
DAVA:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, 15.10.2020 tarihinde, davacı müvekkil ... sevk ve idaresindeki bisiklet ile İ... kesişimine geldiği esnada, İstanbul Caddesi üzerinden 83. Sokak istikametine doğru alkollü ve kontrolsüz bir şekilde seyir halinde olan dava dışı sürücü... sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı araç ile davacı müvekkilin sevk ve idaresindeki bisiklete çarpması neticesinde dava konu trafik kazası meydana geldiğini, trafik kazasında davacı müvekkil ağır şekilde yaralandığını, geçici ve kalıcı işgöremezliğe maruz kalmış, bu nedenle bakıcı ihtiyacı doğduğunu, trafik kazasının oluşumunda davacı müvekkilin hiçbir kusuru bulunmadığını, ... plaka sayılı araç sürücüsü...’nın asli ve tam kusuru ile meydana geldiğini, bu nedenlerle toplam 40.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı Türkiye Sigorta A.Ş.'den (teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle, davanın haksız fiilden kaynaklandığını, kazanın meydana geldiği yerin davalının şirket merkezi ve davacının yerleşim yerinin İstanbul ili olması nedeniyle yetkili mahkemenin İstanbul Ticaret Mahkemesi olduğunu, talep konusunun zaman aşımına uğradığını, davacının usuli yükümlülüğü olan başvuru şartını yerine getirmeksizin dava açtığından, davanın usulen reddi gerektiğini, kaza ile sakatlık arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için sayın mahkemenizce dosyanın istanbul adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesine sevk edilmesi gerektiğini, maluliyet oranının tespiti için dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’ne sevk edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik” tazminatı talepleri de hem 6111 sayılı kanun gereği hem de trafik sigortası genel şartları uyarınca tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında olduğunu, müvekkilinin hiçbir geçici işgöremezlik, bakıcı ve tedavi gideri talebinden poliçe gereği sorumlu olmadığını, kabul anlamına gelmemekle bakıcı giderinden bahsedilebilmesi için bunun hekim bilirkişilerce tespiti ve bakıcı giderlerinin kayıt altına alınmış olması gerektiğini, trafik sigortası genel şartları madde 10 gereğince hesaplamaya ilişkin standartların hazine müsteşarlığı tarafından belirlendiğini, hesap raporu aktüer bilirkişi tarafından hazırlanması gerektiğini, müvekkil şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini istemiştir.
DELİLLER :
Davalı sigorta şirketinden hasar dosyası getirtilmiş, incelenmiştir.
... soruşturma sayılı dosyası getirtilmiş, incelenmiştir.
Güngören İlçe Emniyet Müdürlüğü'nden davacının sosyal, ekonomik ve mali durum araştırmaları getirtilmiş, incelenmiştir.
İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nden davacının yaralanması nedeniyle davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise peşin sermeye değerinin ve rücuya tabi bir alacak olup olmadığı ile ilgili belgeler getirtilmiş, incelenmiştir.
... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden davacıya ait tedavi evrakları getirtilmiş, incelenmiştir.
Davacının maluliyet oranın tespiti için İstanbul ATK Başkanlığından alınan raporda özetle, tüm vücut engellilik oranın %20 olduğu, iş göremezlik süresinin 18 aya kadar uzayabileceği mütala edilmiştir.
DELİL DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava,15.10.2020 tarihinde davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlenen ... plakalı aracın davacının kullanımında olan bisiklete çapması sonucu meydana gelen çift taraflı trafik kazasında bisiklet sürücüsü olarak bulunan davacının yaralanması nedeniyle, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında sigorta teminatı istemine ilişkindir.
Davalı yan yetki ilk itirazında bulunmuş olup, davalının mahkememiz yetki sınırlarında bölge müdürlüğünün bulunduğu görülmekle gelişen yüksek yargı içtihatları dikkate alınarak yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
... soruştursa nolu dosyasının incelenmesinde soruşturma hakkında uzlaşma nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, ekli uzlaştırma evrakının incelenmesinde ise edimsiz uzlaşmanın sağlandığı görülmüştür.
CMK'nın 253/19 maddesinde; "Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır." şeklinde düzenlenmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 88. maddesinde zarar verenlerin birden fazla olması halinde “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi yapılmış, yine TBK 61. maddesinde “Dış ilişkide, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” denilmiş, 62. maddede ise “ Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” düzenlemesi ile birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Türk Borçlar kanunun müteselsil borçluluk ve dış ilişki de borçluların sorumluluğu başlıklı 163. maddesinde “Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder” denilerek zarar verenlerin zarar görenlere karşı sorumluluğunun kapsamını düzenlemiştir.
TBK'nın 166. maddesi gereğince borçlulardan birinin ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmesi halinde, bu oranda diğer borçlularda borçtan kurtulur. Aynı kanunun 168/2 maddesinde ise alacaklının diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirmesi halinde bunun sonuçlarına kendisinin katlanması gerekir.
Davalı şirket kazaya neden olan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup sorumluluğu 2918 sayılı KTK.nın 85 ve 91. maddeleri gereğince araç işleteninin üçüncü kişilere olan hukuki sorumluluğunu, sigortalısının kusuru ve azami poliçe limitine kadar üstleneceğinden ve nihai sorumlu olan haksız fiil faili araç sürücüsü ile yapılan uzlaşmanın dolayısı ile davalı sigorta şirketine sirayet edeceğinin kabulü gerekir.
Açıklanan nedenlerle, dava açılmadan önce soruşturma aşamasında davacı tarafından karşı araç sürücüsünden talep edilen edim olmaksızın uzlaşma sağlandığı, CMK 253/19. maddesine göre artık davacının maddi tazminat davası açma hakkı bulunmadığı gibi açılmış davadan da feragat edilmiş sayılacağı düzenlemesi gereğince bu feragatin müteselsil sorumlu olan davalı sigorta şirketine de sirayet edeceğinin kabulü gerektiğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.(Aynı yönde Yargıtay 4. HD 2022/12108 E ve 2022/13329 K sayılı ilamı, ... BAM 26. HD 2019/861 E ve 2021/1522 K sayılı kararı ve 2020/1983 e ve 2022/2436 K sayılı kararı)
HÜKÜM :
Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara göre;
1-Davanın reddine,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 179,90 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 136,62 TL mahsubu ile noksan olan 43,28 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Arabuluculuk aşamasında harcanan 1.560,00 TL giderin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı yararına hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/05/2023
*Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.