T.C. ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2022/301 Esas - 2022/954
T.C.
...
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/301
KARAR NO: 2022/954
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
HAKİM:...
KATİP....
DAVACI ...
....
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/04/2022
KARAR TARİHİ: 25/11/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/12/2022
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Ülkenin COVID-19 salgını ile mücadelesi kapsamında, başta sağlık çalışanları olmak üzere diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından ihtiyaç duyulan cerrahi maske, FFP3/FFP2/N95 Maske ve Koruyucu Tulum ihtiyaçlarının, Sağlık Bakanlığının ilgili kuruluşu olması sebebiyle müvekkili şirket tarafından tedarik edildiğini, bu kapsamda davalı taraf ile 25/03/2020 tarihinde sağlık çalışanları ve özellikle doktorların kullanacağı "N95 Maske Mal Alım Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme kapsamında N95 maskenin birim fiyatının 9,50-TL + KDV olarak belirlendiğini, sözleşme yürürlük süresi boyunca davalı tarafın müvekkili şirkete teslim etmiş olduğu N95 maske ürünlerine yönelik olarak, sağlık çalışanları tarafından davacı şirkete iletilen ihbar ve şikayetlerin dikkate alınarak, 03/04/2020 tarihinde müvekkili şirket tarafından Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü'ne test amacıyla numune gönderildiğini, Genel Müdürlük tarafından düzenlenen 09/04/2020 tarihli, Solunum Koruyucu Maske Numunesi Test Sonuçları konulu yazı ile, davalı tarafın N95 maske markası olan "EKO" ürünlerine ilişkin olarak; ürünlerin TS EN 149:2001+A1:2009 standardına göre filtre malzemesi nüfuziyeti ile solunum direnci deneylerine tabi tutulduğunun, numunelerin beyan edilen koruma seviyelerini sağlamadığının ve güvenli olmadığının, ürünlerin yapısı dikkate alındığında güvenli hale getirilmesine de imkan bulunmadığının, ürünlerin nihai kullanıcıya ulaşmasının engellenmesi için depolarda bulunan ürünlerin bertaraf edilmesi de dahil olmak üzere uygun koruyucu tedbirlerin ivedilikle alınması gerektiğinin bildirildiğini, Devlet Malzeme Ofisi aracılığıyla Sağlık Bakanlığınca, sağlık çalışanları ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına maske temin edilmesi sürecinin başlaması ve davalının ürünlerinin ayıplı olduğunun tespiti neticesinde 22/04/2020 tarihi itibariyle sözleşmenin feshi bildiriminin müvekkili şirket tarafından gönderildiğini, müvekkili şirket tarafından Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü'ne gönderilen numunelere paralel olarak Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü'ne de numuneler gönderildiğini, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıkları Daire Başkanlığı Muayene Komisyonu tarafından da konuyla ilgili rapor düzenlendiğini, Komisyon Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü raporuna atıf yapılarak; "Ürünlerin başta sağlık çalışanları ve çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarına teslimi halinde son kullanıcılar açısından geri dönülemez sonuçların doğması riskine binaen; FFP3/FFP2/N95 maske koruma seviyelerini sağlamayan ve bu hali ile güvenli olmayan ürünlerin sağlık tesislerinin kullanımına sunulmadığının ve iade edildiğinin bildirildiğini, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Muayene Komisyonu sonuçlarının, müvekkili şirket tarafından 01/09/2020 tarihinde ... 54. Noterliği'nin 30753 yevmiye numaralı işlemi ile davacıya gönderildiğini ve Genel Müdürlük yazısına da yer verilerek müvekkili şirkete teslim edilen ürünlerin N95 vasfını taşımadığının, başta sağlık çalışanlarının hayatı ile genel kamu sağlığının davalı tarafın bu eylemi neticesinde önemli derecede tehlikeye atıldığını ve müvekkiline teslim edilen ve gizli ayıplı olduğu tespit edilen ürünlere ilişkin 1.713.420 TL tutarındaki fiyat farkı faturasının davalı tarafından ticari defterlerine işlenmesinin talep edildiğini, davalı tarafın söz konusu faturayı kabul etmediğini bildirir Yenimahalle 3. Noterliği'nin 04/09/2020 tarihli ve 25631 yevmiye numaralı işleminin müvekkiline tebliğ edilmesinin üzerine, müvekkili tarafından davacıya 10/09/2020 tarihinde ... 54. Noterliği'nin 31631 yevmiye numaralı işlemi ile cevabi ihtarname gönderilerek 1.713.420 TL tutarındaki fiyat farkı faturasının davalı ticari defterlerine işlenmesi talebinin yenilendiğini, bunun üzerine, söz konusu faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi üzerine TTK madde 21/2 uyarınca fatura içeriğinin davalı tarafça geçerli biçimde kabul edildiğinin göz önünde bulundurularak, müvekkili ticari defterlerine kaydedildiğini, diğer taraftan, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü'nün resmi yazısı ve talimatı ile Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Muayene Komisyonu yazısı üzerine ürünlerin nihai kullanıcıya erişimini engellemek üzere önlem alan müvekkili şirketin, N95 maske vasfını haiz olmayan gizli ayıplı ürünleri deposunda muhafaza altına aldığını ve son olarak 15/01/2021 tarihinde davalıya ait 167.000 adet "EKO" marka maskeyi ITC Invest Trading &Consulting AG Türkiye unvanlı firma yetkilileri nezaretinde imha ettirdiğini, imha sürecine ilişkin olarak görüntü kayıtlarının da mevcut olduğunu, yaşanan bu süreçler sonrasında, davalı tarafından ... 11. İcra Müdürlüğü'nün 2021/3050 Esas sayılı dosyası üzerinden 24/02/2021 tarihinde, 1.713.420 TL'nin tahsili için ilamsız takip başlatılması üzerine dosyaya itiraz dilekçesi sunularak takibin durdurulduğunu, davalı tarafından itirazın iptali amacıyla ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/366 Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine dava açıldığını, ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 10/03/2022 tarihli 2021/366 Esas, 2022/203 karar numaralı kararı ile davalı tarafın davasının reddine karar verildiğini, söz konusu kararda; "Somut uyuşmazlıkta yanlar arasındaki sözleşmenin 4.4 ve 9. Maddeleri kapsamında davacının ağır kusuru ile gizli ayıplı olarak teslim edilen ürünlerin güvenli hale getirilmesi imkanı bulunmadığından toplum sağlığı bakımından imhası yoluna gidilmesi karşısında davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği ve davacının ürün bedelinin ödenmesi talebinin yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. " ifadelerine yer verildiğini, ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararından görüleceği üzere; davalı tarafından müvekkili şirkete teslim edilen ürünlerin N95 maske teknik gereklerini sağlamadığını, gerekli koruma seviyelerinde olmadığını, güvenli olmadığı ve güvenli hale getirilmesine de imkan bulunmadığını, ürünlerin gizli ayıplı olduğunu, covid-19 salgın hastalığı döneminde Sağlık Bakanlığı'nın ilgili kuruluşu olarak müvekkili şirket tarafından sağlık çalışanları ve diğer kamu kuruluşlarının ihtiyaçlarının temini için satın alınan ancak N95 maskenin sağlaması gereken koruyuculuğu sağlamayan ve güvenli hale getirilmesi de mümkün olmayan ürünlere ilişkin davalı tarafın ağır kusurlu olduğunu, davalı tarafından müvekkili şirkete sözleşme yürürlük süresince 228.175 adet ayıplı N95 maske teslim edildiğini, bu ürünlerden 167.000 adedinin imha ettirildiğini, müvekkili şirket tarafından, ürünlerin ayıplı olduğunu belgeleyen raporlar öncesinde ürünlerin sağlık çalışanlarının kullanımına sunulduğunu ve gelen şikayetler üzerine Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından ellerinde bulunan davalıya ait maskelerin müvekkili şirkete teslim edildiğini, müvekkili şirkete teslim edilen ürünlerin N95 maske vasfında olduğu düşünülerek davalı tarafa sözleşme hükümlerine göre 61.175 adet gizli ayıplı olduğu müteakip dönemde ilgili Kamu Kuruluşu tarafından tespit edilen ve ayrıca satıcının ağır kusuru mahkeme kararıyla ilan edilen N95 maske vasfını taşımayan mallar için toplamda KDV dahil 627.655,50-TL tutarında ödeme yapıldığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 227 nci maddesi ile alıcının seçimlik haklarından ayıp oranında satış bedelinde indirim haklarının bulunduğunu, 231 inci maddenin ikinci fıkrası ile ağır kusurlu satıcının iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamayacağını, ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı neticesinde, medikal sektöründe faaliyetlerini sürdüren davalının ağır kusurlu olduğunun ve ürünlerinin ayıplı olduğunun somut şekilde ortada olduğunu, müvekkili şirketin N95 maske vasfında olmayan 61.175 adet ayıplı ürünlere karşılık olarak yapmış olduğu 627.655,50-TL ödeme neticesinde açıkça zarara uğradığını ve davalı tarafa fazladan ödeme yapmak durumunda kaldığını, davalı tarafa ait ürünlerin ayıplı olduğunu belgeleyen raporların tanziminden önce, 61.175 adet ayıplı N95 maske için ödenen 627.655,50-TL'lik tutarda ayıp oranında ki, bu ayıp 4703 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendi uyarınca 'güvenli hale getirilmesi imkânsız olan ve taşıdığı risklere göre kısmen ya da tamamen bertaraf edilmesini gerektirir nitelikte, bir indirim yapılması gerektiği ve bu sayede müvekkil tarafından fazladan ödenmek durumunda kalan tutarın müvekkiline iadesinin sağlanacağını ileri sürerek bu kapsamda müvekkili şirket tarafından N95 maske vasfında olmayan ürünler için fazladan ödenenen tutarın; ayıp oranında indirim yapılması suretiyle giderilmesi için davalıya fazladan ödenmiş olan müvekkili şirket alacağının şimdilik 50.000-TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili şirket tarafından teslim edilen ürünlerin hiçbirisinin ayıplı olmadığını, tamamının sağlık çalışanları ve vatandaşlar tarafından kullanılmaya elverişli ürünler olduğunu, davacı yan ile yapılan sözleşme uyarınca 3 adet sevkiyat yapılarak 3 parti mal teslim edildiğini, ilk parti olan 61.175 adet ürün teslim alındığını ve parasının ödendiğini, bundan sonraki iki teslimatın ücretinin ise mallar teslim edilmiş olmasına rağmen ödenmediğini, her ne kadar davacı yanın 09.04.2020 tarihli yazı ile teslim edilen malların ayıplı olduğunu tespit ettiklerini iddia etse de, müvekkiline gönderilen 22.04.2020 tarihli fesih bildiriminde sözleşme geçerlilik süresi içinde müvekkili tarafından sözleşmedeki usul ve esaslara uygun biçimde davacıya teslim edilmiş ve davacı tarafından kabul edilmiş mallar için şirket adına düzenlenecek faturalara karşılık gerekli işlemlerin yapılacağının bildirildiğini, davacı yanın 09.04.2020 tarihinde malların ayıplı olduğunu tespit ettiğini iddia etmesine rağmen ayıp bildirimde bulunmak yerine 22.04.2020 tarihinde bu mallara ilişkin ödemelerin yapılacağını bildirdiğini, davacı yanın yine dilekçesinde 04.05.2020 tarihinde Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan raporla müvekkili şirket tarafından teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğunu tespit ettiklerini beyan etmesine rağmen ayıp bildiriminde bulunmak yerine 20.05.2020 tarihinde gönderilen yazı ile Nisan 2020 tarihinde müvekkili tarafından düzenlenen 950.000 TL'lik faturanın ( KDV dahil 1.026.000 TL'lik fatura) teyidini istediğini, davacı şirket tarafından yaptırılan tespitlerin müvekkili şirkete ait ürünlere ilişkin olduğuna dair hiçbir bilgi yahut belge sunulmadığını, numune olarak gönderildiği iddia edilen ve imha edildiği beyan edilen ürünlerin EKO marka olduğunu, ancak müvekkil şirketçe teslim edilen ürünlerin EKO marka olmadığını, imha işlemini yapan şirketin yeterliliğinin ve vasıflarının öncelikle araştırılarak, imha kayıtlarının bilirkişi marifeti ile incelenmesini talep ettiklerini, müvekkili tarafından teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğu kabul edilmemekle birlikte davacı yanın ürünlerin ayıplı olduğunu ilk kez 09.04.2020 tarihinde tespit ettiklerini beyan ettiğini, buna karşın işbu ayıp bildirimini müvekkili şirkete ilk kez 01.09.2020 tarihinde noter aracılığıyla bildirildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.5.2017 tarih 2017/19-1633 E. ve 2017/1013 K. sayılı kararında '... ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 25/3. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını muhafaza için keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye mecburdur.” Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 25/3. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 198. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 198/3. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacaktır.'' şeklinde hüküm kurulduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/1633 E. , 2017/1013 K. sayılı kararında ' ... Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir.' şeklinde hüküm kurulduğunu, buna karşılık davacı yanın söz konusu ürünlerin ayıplı olduğunu 04.05.2020 tarihinde öğrendiklerini iddia etmesine rağmen ürünlere ilişkin ayıp ihbarını 01.09.2020 tarihinde yaptığını, davacı yan tarafından yapılan işbu ayıp bildirimi Kanunun aradığı ve Hukuk Genel Kurulu kararlarında belirtilen 'derhal bildirim' niteliğini taşımadığından davalının TBK.198.maddesi uyarınca ürünleri ayıbıyla kabul etmiş sayılacağını, dava konusu olaya ilişkin malların ayıp bildiriminin ise hiç yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
H U K U K İ N İ T E L E N D İ R M E - G E R E K Ç E :
Dava, satın alma sözleşmesine dayalı ayıba karşı tekeffül hükümlerinden kaynaklanan ayıp oranında indirim yapılması ve ödenen bedelinin iadesine ilişkindir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki tarafların tacir olması nedeniyle yapılan sözleşme, ticari satış niteliğindedir. 6102 sayılı TTK m. 23 hükmünde yapılan düzenleme uyarınca; bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartı ile tacirler arasında satış ve mal değişimlerinde TBK'nın satış sözleşmesi ile mal değişimi sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. Malın ayıplı olduğu, teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde satıcıya ihbar etmek zorundadır. Açıkça belli değilse, alıcının 8 gün içerisinde malı incelemesi ve ayıp bulunması halinde bunu satıcıya bildirmesi gerekir. Diğer durumlarda, TBK m. 223/2 fıkra hükmü uygulanır.
Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir. Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan istisnalar dışında, satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anına kadar satıcıya aittir. Taşınır satışlarında, alıcının satılanın zilyetliğini devralmada temerrüde düşmesi durumunda, devir yapılmış gibi satılanın yarar ve hasarı alıcıya geçer. Satıcı alıcının isteği üzerine satılanı ifa yerinden başka bir yere gönderirse, yarar ve hasar, satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçer (TBK m.208). Satıcının temerrüdü hâlinde, borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümler uygulanır. Zilyetliğin devri için belirli bir süre konulmuş olan ticari satışlarda, satıcı temerrüde düşerse alıcının, devir isteminden vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini istediği kabul edilir. Alıcı, satılanın devredilmesini isteme niyetinde ise, belirlenen sürenin bitiminde bunu satıcıya hemen bildirmek zorundadır. Satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak dolayısıyla satılanın tamamı veya bir kısmı üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alınırsa, satıcı bundan dolayı alıcıya karşı sorumlu olur. Satılanın elinden alınması tehlikesi ile karşılaşan alıcı, kendisine karşı açılan davayı satıcıya bildirmek zorundadır (TBK m. 215). Satılanın tamamı alıcının elinden alınmışsa satış sözleşmesi kendiliğinden sona ermiş olur ve alıcı bu nedenle uğradığı zararları ve satış bedelini satıcıdan talep edebilir (TBK m.215). Satıcı, sözleşmede taahhüt ettiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.
Satışa sunulan bir ürünün ambalajında etiketinde tanıtma ve kullanma kılavuzunda ürünle ilgili reklam ve ilanlarda veya taraflar arasında kurulan sözleşmede, satıcı tarafından belirtilen hususların ve özelliklerin üründe bulunmaması veya tahsis ya da kullanım amacı bakımından malın değerinin veya müşterinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler ayıp sayılır. Bu eksiklikleri taşıyan mal ve ürünler ise ayıplı mal sayılır (TBK m. 219 ).
Üründe mevcut olan ayıp, açık veya gizli olabilir. Gözle görülebilen, ilk bakışta fark edilebilen ayıplar açık ayıp sayılır. Ticari satışlarda açık ayıpların malın teslim alındığı tarihten itibaren 2 (gün) içinde satıcıya bildirilmesi zorunludur. Dış muayene ile tespit edilemeyen ve malın kullanımı ile birlikte zaman içerisinde ortaya çıkan veya çok detaylı teknik inceleme sonucu anlaşılabilen ayıplar, gizli ayıp sayılır (TBK m.219). Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür (TBK m.221). Sözleşmenin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplar nedeni ile satıcı sorumlu olmaz. Satıcı daha uzun bir süre için sorumluluk üstlenmemiş ise ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, müşteriye teslim tarihinden itibaren 2 (iki) yıllık zaman aşımına tabidir (TBK m.231). Ancak satılan malın ayıbı satıcının ağır kusuru veya hilesi ile gizlenmişse satıcı iki yıllık zaman aşımı süresinden yararlanamaz. (TBK m.231/2). Ürün birden fazla parçadan ibaret ise, ayıplı parçanın yokluğu, diğer parçaların kullanımını etkiliyorsa, ayıbın tüm ürünü kapsadığı kabul edilir. Satıcı veya üretici tarafından ihtiyari veya zorunlu garanti kapsamında ayıp nedeni ile sorumluluk konusunda daha uzun bir süre kararlaştırılabilir.
Taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacıya satılan N95 Maskelerin ayıplı olup olmadığı, varsa ayıbın niteliği, mal ayıplı olduğu takdirde davacının bedel indiriminden yaralanabileceği miktarın belirlenmesi, davacının uğradığı maddi zararın tespiti ve diğer hususlarda uzman bilirkişi kurulu marifeti ile dosya üzerinde ve davacı tarafça imha edilen ürünlere ait video kayıtlarında inceleme yapılmıştır.
Dosya kapsamında bilirkişiler tarafından raporlar alınmıştır.
19/10/2022 tarihli Nitelikli Hesap Uzmanı Dilek Yılmaz Şahin ve Medikal Uzmanı Bilirkişi Musa Mantar'dan aldırılan bilirkişi raporunda özetle; "Dosya kapsamında bulunan bilgi/belgelerin incelenmesi sonucu yapılan değerlendirmede hukuki durum belirlemesi ve delillerin nihai takdir ve değerlendirmesi Mahkemeye ait olmak üzere;
1- Dava konusu ürünlerdeki ayıbın gizli ve ya açık ayıp olup olmadığı; Sayın Mahkemenizin, dava konusu ürünlerin davalı şirkete ait olduğu yönünde karar verirse, davalı şirketin ürünlerinin kusurunun fiziki (beş duyu organı ile) yolla tespit yapılamayıp, laboratuvar testleri ile tespit edilebildiğinden gizli ayıp niteliği taşıdığı,
2- Davacı satıcının ağır kusurundan bahsedilip bahsedilemeyeceği,
Mahkemenizin, dava konusu ürünlerin davalıya ait olduğu yönünde karar verirse, davalının teslim edeceği ürünlere ait TS EN 149+A1 standartlarına göre CE belgesine dava dosyasında rastlanılmadığı, ilgili kalite belgelerinin dava dosyasına eklenip tespiti halinde ise davalıya ait ürünlere yapılan test sonucunun uygun standarlarda olmamasından dolayı, sözleşme yapılarak anlaşmaya varılan ürünlerin yerine aynı türde farklı ürün teslimi (aliud teslim) olarak düşünülebileceği,
3- İmha edilen ürünlerin davacıya ait olup olmadığı, Raporumuzun Değerlendirme ve Tespitler başlığı altında 1. ve 2. Maddesinde belirttiğimiz üzere, dosyaya eklenen evrakların incelenmesi ve yine dava dosyasına sunulan imha videolarının incelenmesi sonucunda imha edilen ürünlerin davalıya ait olup olmadığı anlaşılamadığı,
4- Sayın Mahkemenizce dava konusu ürünlerin davalıya ait olduğu ve davalının ağır kusurundan bahsedilemeyeceği yönünde karar verilmesi halinde, davacının gizli ayıp ihbarını süresinde yapmadığı,
5- Davacının davalıdan teslim aldığı 228.175 adet üründen 61.175 adeti için ödeme yaptığı, kalanı için ödeme yapmadığı,
6- 61.175 adet ürünün de imha edilen 167.000 adet gibi gizli ayıplı olduğu ve davalının bu ürünlerin üretiminde ağır kusurlu olduğu hususunun yukarıda açıklanan nedenlerle hukuken Sayın Mahkemenizce takdir edilmesi halinde, 61.175 adet ürün için davacı tarafından 07.04.2020 tarihinde 627.655,50 TL tutarında yapılan ödemenin taleple bağlılık ilkesi gereği 50.000 TL sini dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte iade isteyebileceği" rapor edilmiştir.
Bilirkişi raporları dosya kapsamı ve delil durumuna uygun olup hükme esas alınmıştır.
Dosya içerisinde toplanan tüm deliller, taraf vekillerinin beyanları, bilirkişi raporu, fatura örneği, icra takip dosyası ve tüm dosya içeriğine göre; taraflar arasındaki 26/03/2020 tarihli "N95 Maske Alım Sözleşmesi" davacı ile davalının davacıya dava konusu maskelerin satımı konusunda anlaştıkları, sözleşme kapsamında davalı tarafından davacıya 3 parti halinde 167.000 adet N95 maskenin 31/03/2020 tarihinde ve 02/04/2020 tarihlerinde teslim edildiği, ilk parti olan 61.175 adet maskenin bedeli olan 627.655,50TL'nın davalıya 07/04/2020 tarihinde ödendiği, davacının ürünleri 03/04/2020 tarihinde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğüne test amacıyla gönderdiği, 09/04/2020 tarihinde Genel Müdürlüğün test sorucunu bildirerek ürünün ayıplı olduğunun bildirildiği, davacının yapması gereken bu tarihten itibaren 8 gün içinde ayıp ihbarında bulunması gerekirken bunu yapmadığı, daha sonra Sağlık Bakanlığının sağlık çalışanlarının maske ihtiyacını Devlet Malzeme Ofisi aracılığı ile gidereceğinin kararlaştırılması üzerine davacının davalıya gönderdiği 22/04/2020 tarihli fesih bildirimi ile taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği, bu fesih beyanında dahi davacının ayıptan söz etmediği, bu arada davacının 04/05/2020 tarihinde Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Muayene Komisyonuna da test için maske gönderdiği ve ordan da ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin rapor alındığı, davacının ürünlerin ayıplı olduğunu 09/04/2020 tarihinde öğrendiği halde davalıya 01/09/2020 tarihinde ayıp ihbarında bulunduğu, 6098 sayılı TBK nun 223/2 maddesi gereği makul süre içinde kullanımla ortaya çıkan gizli ayıbı satıcıya bildirmediği gibi davacı tarafından 15/01/2021 tarihinde imha edilen ürünlerin içinde davalı tarafından davacıya teslim edilen ürünlerin bulunup bulunmadığının da tespit edilemediği, alınan teknik bilirkişi raporuna göre maskelerde tespit edilen ayıpların başından beri mevcut olduğu dikkate alındığında davacı tarafın ayıpla ilgili ihbar yükümlülüğünü süresinde yerine getirmediği, 09/04/20120tarihinde ürünlerin ayıplı olduğu anlaşıldığı halde ayıp iddiasının davalı tarafa 01/09/2021 tarihli noter ihtarnamesi ile bildirildiği, ayıbın süresinde ihbar edilmemesi nedeniyle davacı tarafın malların ayıplı olduğu iddiasına dayanamayacağı gibi davacının davalı dışındaki başka şirketlerden de o dönemde maske alımı yaptığı gözetildiğinde test edilen ve daha sonra imha edilen ürünlerin davalı tarafından davacıya teslim edilen ürünler olup olmadığının da saptanamadığı, davacının dava dilekçesinde sözünü ettiği ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/366 Esas, 2022/203 Karar sayılı dosyada dava konusu edilen kısım ... Medikal tarafından Ushaş Sağlık Hizmetleri ile aralarındaki 26/03/2020 tarihli sözleşme uyarınca henüz teslim edilmeyen ve parası ödenmeyen maskelerin kalan kısmının bedeline ilişkin olup eldeki dava ile bir ilgisinin bulunmadığı, bu nedenle davacının davasını ispat edemediği kanaatine varılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2) Dava açılışında alınan 853,88 TL peşin harcın alınması gereken 80,70 TL harçtan düşülmesi ile bakiye 773,18 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde YATIRANA İADESİNE,
3) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin DAVACIDAN ALINARAK HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4) Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi ÜZERİNE BIRAKILMASINA,
5) Davalının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin DAVACIDAN ALINARAK DAVALIYA VERİLMESİNE,
6) Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak YATIRANLARA İADESİNE,
İlişkin, taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/11/2022
Katip ...
Hakim ...
"Bu Evrak 5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre UYAP Sistemi Üzerinden Elektronik Olarak İmzalanmıştır."