T.C. ... 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/762 Esas - 2023/140
T.C.
... "TÜRK MİLLETİ ADINA "
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2021/762 Esas
KARAR NO: 2023/140
DAVA:Tazminat (Destekten Yoksun Kalma Tazminatı)
DAVA TARİHİ: 24/12/2021
KARAR TARİHİ: 01/03/2023
KARAR YAZMA TARİHİ: 06/03/2023
Mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonucunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Müvekkili ... ın Oğlu , Müvekkili ... ın Babası , müvekkili ... in eşi ve müvekkillerinin desteği ... sürücüsü olduğu ... Plakalı aracı ile 06.12.2008 tarihinde yaptığı taraflı trafik kazasında vefat etmiş olduğunu Müteveffa destek ... ın vefatına sebebiyet veren ... Plakalı araç kaza tarihi olan 06.12.2008 tarihinde Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile davalı sigorta şirketi ... SİGORTA A.Ş ye sigortalı olduğunu, dava şartı olan arabulucuya başvurma şartı yerine getirilmiş ve yapılan görüşmelerde herhangi bir anlaşma Sağlanamamıştır... Karar Sayılı ilamlarında tek taraflı trafik kazasında vefat eden sürücünün-işletenin desteğinden yoksun kalanların -eş-çocuk-anne-babanın esas itibariyle destekten yoksun kalan 3.kişiler olduklar ve bu sıfatla dava ikame ettikleri ,davacıların maruz kaldığı destekten yoksun kalma zararlarının tamamının tazmininden davalı sigorta şirketinin desteğin trafik kazasındaki kusurundan kazada hiç bir dahli bulunmayan davacıları sorumlu tutmadan, kusuru 3.kişiler olan davacılara yansıtmadan, kusurdan bağımsız olarak, hiç bir kusur indirimi yapmadan teminatları dahilinde sorumlu olduğunu hüküm altına almış olduğunu. Tek taraflı trafik kazasında vefat eden sürücünün-işletenin desteğinden yoksun kalanların-eş çocuk-anne-babanın esas itibariyle destekten yoksun kalan 3.kişiler olduklar ve bu sıfatla dava ikame ettikleri , davacıların maruz kaldığı destekten yoksun kalma zararlarının tamamının tazmininden davalı sigorta şirketinin hüküm altına alınmış olduğunu. Destekten yoksun kalan 3.kişiler olan bağlantılı olarak anne, evlat ve eş sıfatı da bulunan müvekkilleri davacılar için ayrı ayrı 3.000,00.er TL (Belirsiz Alacak) destekten yoksun kalma zararının, arabuluculuğa başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt-avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tazmin ve tahsili ile müvekkillerime ödenmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına talep ve dava etmiştir.
DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİ ÖZETLE; Yetki itirazında bulunduklarını, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemesi olduğunu, ayrıca 2-10 yıllık zaman aşımı süreleri geçmiş olduğundan davanın zaman aşımı nedeni ile davanın reddi gerektiğini, trafik kazasındaki sigortalının kusura isabet eden oranda poliçenin limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduklarını ispat külfetinin davacıda olup müteveffanın davacıların destek olduğunu ispatlaması gerektiğini davacıların yaşları ve ekonomik durumlarının gözetilmesi gerektiğini desteğin geri durumunun kesin delillerle ispat edilmesi gerektiğini, davacının SGK'dan rücuya tabi bir yardım alıp almadığının tespit edilmesi gerektiğini kabul anlamında olmamak üzere ancak dava tarihinden yasal faize hükmedilebileceğini aracın özel araç olması nedeniyle avans faizi ödemekle yükümlü olmadığını buna göre haksız davanın reddini savunmuştur.
Her ne kadar davalı sigorta tarafından yetki ve zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de mahkememizin ön inceleme duruşmasının ara kararı ile; davalı sigorta şirketinin ... Bölge Müdürlüğü bulunması nedeniyle Yargıtay İlamları ve KTK 'nun 110. Maddesine göre mahkememiz yetkili olduğundan davalı vekilinin yetki itirazının REDDİNE, ayrıca zamanaşımı itirazı da değerlendirildiğinde davacıların müteveffası desteğinin trafik kazası neticesinde ölmesi nedeniyle yine KTK'nun 109. Maddesine göre uzamış ceza zamanışımı bulunduğundan ölümlü kaza olması neticesi TCK'nun 66/1-d maddesine göre zamanaşımı 15 yıl olduğundan trafik kazasıda 06/12/2008 tarihinde olduğundan davalı tarafın zamanaşımı itirazının reddine, karar verilmiştir.
Yenihisar Cumhuriyet Başsavcılığının 2008/716 Soruşturma sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır. Ayrıca davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmuştur.
Kusur raporu alınması için ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine müzekkere yazılmış olup, düzenlenen 01/06/2022 tarihli raporda; sürücü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce görevlendirilen aktüer bilirkişi Suat Üfelek tarafından düzenlenen 02/12/2022 tarihli raporda; müteveffa ...'ün dava konusu olay sonucu ölmesi nedeniyle, babası Ömer ... için 20,00 TL, annesi ..., eşi ...ve kızı ... için ayrı ayrı 3.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiği, davacıların desteği müteveffa ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu, ancak; dava konusu olayın 06.12.2008 tarihinde meydana geldiği dikkate alınarak ve nihai takdir mahkemeye bırakılarak, Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E, 2011/411 K sayılı ilamı gereğince, kusur durumu dikkate alınmaksızın tarafımızca zarar hesaplaması yapıldığı, TRH-2010 yaşam tablosu kullanılarak bakiye ömür belirlendiği, 1,8 teknik faiz kullanılmadan, bilinmeyen devre gelirleri her yıl %10 arttırılıp %10 iskonto edilmek suretiyle, progresif rant yöntemine göre hesaplama yapıldığı, ...'in dava konusu trafik kazasında hayatını kaybetmesi sonucu; davacılar lehine toplam 375.149,87 TL destekten yoksun kalma zararı hesaplandığı, hesaplanan zarardan kusur indirimi yapılmadan hak sahiplerinin zararlarının poliçe limiti olan 125.000,00 TL'ye garameten dağıtılması sonucunda, davacılar; ... için 75.918,20 TL, ...için 5.234,96 TL ve ... için 43.846,83 TL olmak üzere toplam 125.00,00 TL tazminat hesaplanarak, kaza tarihi itibariyle 125.000,00 TL olan poliçe limitine eşitlendiği, davacı tarafça davalıya yapılan başvurunun 04.01.2022 tarihinde tebliğ edildiğinin, evrakın, internet üzerinden PTT evrak sorgulamasından tespit edildiği, tebliğ tarihinden 8 iş günü sonrasına gelen tarihin 17.01.2022 olarak hesaplandığı, işbu davanın açılış tarihinin ise 24.12.2021 olduğu, temerrüd tarihinin takdirinin mahkemede olduğunu, dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın kullanım amacının hususi-otomobil olduğunun tespit edildiği görüş ve kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili tarafından sunulan 01/02/2023 tarihli talep arttırım ıslah dilekçesinde; müvekkili ...için 5.234,96 TL; müvekkili ... için 43.846,83 TL, müvekkili ... için 75.918,20 TL destekten yoksun kalma zararının zorunlu arabuluculuğa başvuru tarihinden işleyecek ticari temerrüt avans faizi ile birlikte davalıdan tazmin ve tahsili ile müvekkillerine ödenmesini talep etmiştir. Talep arttırım harç makbuzunu dosyaya eklemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/06/2011 tarih 2011/17-142 Esas, 2011/411 Karar sayılı ilamında: " ...Dava, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalanan aracın sürücüsü olan davacıların desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş;davalı şirketin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıya metni aynen alınan gerekçe ile hüküm bozulmuşsa da, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı aracın sürücüsü olan davacıların desteğinin 6/8 oranında asli kusurlu olduğu trafik kazası neticesinde ölümü olayında,kullandığı araç sigortacısından destek tazminatı isteyip isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun(KTK) 85. maddesi işleten ve araç işleticisinin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğunu düzenlemiştir. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş bulunan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu ve araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğu olduğu hususu bilimsel ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (Bkz.Prof.Dr.Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9.Bası, syf.631 vd. Prof.A.Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genişletilmiş 10.Baskı, syf.264 vd).
Değinildiği üzere Yasa’nın 85. maddesinde işletenin nelerden sorumlu olduğu öngörülmüş, 86. maddede ise sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşulları düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemeye göre araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek, sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.
Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere yasa koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hakimin taktirine bırakmıştır. Nitekim doktrinde de bu husus kabul edilmektedir. (Bkz. Prof.Dr. Ergün A. Çetingil ve Prof. Dr. Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı, Prof.Dr.S.Ünan. syf.1180).
2918 sayılı KTK’nun 91. maddesiyle de işletenin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu getirilmiş, aynı Yasa’nın 92. maddesinde ise zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı örnekseme yoluyla değil, tek tek ve tahdidi olarak sayılmış bulunmaktadır. Üzerinde durulması gereken bir husus da sebep sorumluluğunun öngörülme nedenleridir. Özellikle endüstri devrimiyle birlikte ortaya çıkan teknik buluşlar ve makineleşme zarar tehlikesini arttırmış ve artan bu zarar tehlikesini önlemek için kusura dayanan sorumluluğun her zaman yeterli olmayacağı öngörülerek tehlikeli faaliyette bulunanların sebep oldukları zararları gidermesi kabul edilmiştir (Bkz.Prof.Dr.Fikret Eren, a.g.e, syf.449 vd.).
Yukarıda da belirtildiği üzere işletenin ve dolayısıyla işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının sorumluluğu da bu kapsamda bir sorumluluk türünü oluşturan tehlike sorumluluğu olduğundan uyuşmazlıkların buna göre değerlendirilmesi gerekeceği tabiidir. Bu noktada üzerinde durulması gereken en önemli hususlardan birisi de KTK’nun 92. maddesinin (b) fıkrası hükmüdür. Söz konusu hükümle yasa koyucu bir tehlike sorumlusu olan işletenin eşinin,usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararların zorunlu sigortacıdan istenemeyeceği ve dolayısıyla işletenin anılan yakınlarının ölüm ve yaralanmaları halinde bundan kaynaklanan zararlarının zorunlu sigorta kapsamında olduğunu kabul etmekte ve bir tehlike sorumlusunun yakınlarının dahi belirtilen anlamda sigorta kapsamında olduğunu benimsemektedir.
Hem bu olgu ve hem de Yasa’nın kapsam dışılığını düzenleyen 92. maddesinde araç şoförünün desteğinden yoksun kalanların isteyebileceği tazminatların kapsam dışı olduğuna dair bir düzenlemeye yer verilmediğinden,sürücünün desteğinden yoksun kalanların üçüncü kişi olduğunun kabulü gerekir ki, zaten bu hususta yerel mahkeme ile özel daire arasında bir görüş ayrılığı da söz konusu değildir. Doktrinde de sürücünün desteğinden yoksun kalanların üçüncü kişi olduğu kabul edilmektedir. (Bkz. Dr. Ergün A. Çetingil ve Prof. Dr. Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı-2007, syf. 1172 vd. - Dr. S. Arkan, Sigorta Hukuk Dergisi C. 1, Sayı 3-4, S. 260)
Bu halde üzerinde durulması gereken en önemli husus, araç şoförünün kazanın meydana gelmesinde tam veya kısmi kusurlu olmasının, üçüncü kişi durumunda bulunan desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülüp sürülemeyeceğidir. Bilindiği üzere sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar görenin BK md.41'e göre sürücüye,KTK md.85/1 hükmünce de motorlu araç işletenine karşı dava açabilecektir.Sürücü ile araç işletenin sorumluluğu BK md 51 anlamında dayanışmalıdır. Konuyu aydınlatmak açısında öncelikle destekten yoksun kalma tazminatının hukuki niteliğinin ne olduğu hususu üzerinde durulmalıdır. Zira bu hak miras yoluyla geçen bir hak ise doğal olarak bu yöndeki savunmalar ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilecektir. Ancak bu hak miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkı ise ne olacaktır?
Bu husus Hukuk Genel Kurulu görüşmeleri sırasında tartışılmış ve sonuç olarak davacıların ölenin mirasçısı olarak değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı hususunda görüş birliğine varılmıştır. Konuyu açmak gerekirse; bilindiği gibi Borçlar Kanunu’nun 45/III. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir.Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 86. maddesinin 2. fıkrası trafik kazasında zarar görenin kusuru varsa hakimin tazminat miktarını indirebileceğini öngörmekte ve bunu da hakimin taktirine bırakmaktadır.Olayda zarar görenin kusuru olması halinde bunun indirim nedeni yapılmasını zorunlu tutmayıp, hakimin taktirine bırakan ve anılan hususun başkalarına karşı da ileri sürülebileceği hususunda herhangi bir düzenlemeye yer vermeyen yasa koyucunun burada bir unutkanlığının olduğunu ileri sürmek mümkün değildir. Bu yönde bir hükme yer verilmemesinin sebebi işletenin sorumluluğunun tehlike sorumluluğu olarak kabul edilmesinde yatmaktadır. Burada güdülen amaç, araçların yarattığı tehlikeden kusura bakılmaksızın toplumun fertlerini korumaktır. Bizzat kusurlu davranışta bulunarak (ağır kusurlu olmamak kaydıyla) kazaya neden olan araç sürücüsünün cismani zarara uğraması halinde dahi kusura göre indirimi hakimin taktirine bırakan, KTK’nun 92. maddesinin (b) bendi ile tehlike sorumlusu olan işletenin belirtilen yakınlarının cismani zararlarını zorunlu sigorta kapsamına alan yasa koyucu kusur sorumlusu bulunan araç sürücüsünün desteğinden yoksun kalanları da koruma amacıyla bu düzenlemeleri yapmış ve endüstri devriminin ve makineleşmenin tehlikesinden toplumun fertlerini bu yolla koruma altına almıştır.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; desteğin ölümü ile sonuçlanan trafik kazasında destek 6/8 oranında kusurlu olup, ağır kusuru söz konusu değildir. Kazaya karışan diğer aracın şoförü ise olayda 2/8 oranında kusurludur. Hukuk Genel Kurulunca sonuç olarak üçüncü kişi sıfatıyla eldeki davayı açan davacı tarafın, gerçekleşen trafik kazasında kısmi kusurlu olan desteklerinin sürücüsü olduğu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından destek tazminatı isteyebilecekleri çoğunlukla kabul edilmiştir. Açıklanan gerekçelerle yerel mahkemenin bu yöne ilişkin direnme kararı yerindedir." belirtilmiştir.
Yine Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 25/03/2021 tarihli 2020/2063 Esas, 2021/3301 Karar sayılı ilamında: ".. murisin aracı kullanırken tek taraflı ve kendisinin tam kusuru ile meydana gelen eyleminin TCK’nin 179. maddesinin ikinci paragrafında tanımlanan trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu oluşturduğu, bu nedenle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 109. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği, trafik güvenliğini tehlikeye sokma eylemiyle ilgili ceza davasının TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu; olayın 20.09.2006 tarihinde meydana gelmiş ve davanın 09.09.2016'da, olay tarihi üzerinden sekiz yıl geçtikten sonra açılmış olması nedeni ile somut olayda zamanaşımının dolduğu gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Anılan karar hatalı olup bozmayı gerektirmektedir. Şöyle ki;
Somut olayda kaza 09.09.2006 tarihinde gerçekleşmiş, davaya konu trafik kazası sonucunda davacıların desteği vefat etmiştir. Bir kişinin ölümüyle sonuçlanan söz konusu trafik kazası 5237 sayılı TCK'nin 85/1.maddesi kapsamında bir fiil niteliğindedir ve sürücü/davacıların desteğinin vefat etmiş olması ve murisin kusurlu olması sonuca etkili değildir. Yasa koyucunun amacı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca tehlike sorumluluğunu doğuran olaylarda sorumlulara karşı daha uzun zamanaşımı süresi içerisinde yönelmeyi sağlamaktır.
Buna göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 15 yıl olup, bu zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, eldeki davada zamanaşımı süresinin dolmadığı dikkate alınmak suretiyle işin esasına girilip, davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı; dolayısıyla araç sürücüsünün tam kusurlu olması halinde, desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceğine; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan davalı sigorta şirketinin, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığı ve olayda sürücü tam kusurlu olsa bile, destekten yoksun kalan davacıların da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğu, davalı sigorta şirketinin desteğin ölümü ile ortaya çıkan zarardan sorumlu olacağı (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas-411 karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar,HGK.nun 16.1.2013 gün ve 2013/17-1491 Esas 2013/74 Karar sayılı vs. ilamları uyarınca) gözetilerek tarafların delilleri toplanıp, sonucuna göre bir karar vermek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir." diye belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davacıların desteğinin tek taraflı trafik kazası yapması nedeniyle açılan destekten yoksun kalma tazminatına ilişkindir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22/06/2018 tarih 2016/5 Esas, 2018/6 Karar sayılı kararında, anne ve/veya babanın çocuğunun haksız fiil ve veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, destek ilişkisinin varlığının ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumun'dan gelir bağlanması şartının aranmayacağı, destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların anne ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiği kabul edilmiştir.
Destekten yoksun kalma tazminatı; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinin 3. bendinde düzenlenmiş olup, “Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmini gerekmektedir”. Bu maddeye göre, haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır.
İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesine göre; ''Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Destek ilişkisinin varlığında destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer almaktadır. Burada ifade edilmek istenen süreklilik ve düzenlilik hali yardımın belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılması değil, eğer destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine dair bir beklentinin bulunmasıdır. Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de, tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa , bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır".
Türk Borçlar Kanununun ilgili hükümlerinden anlaşıldığı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır. Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş deyişle amaç; destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. (Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 2019/213 Esas, 2019/7417 Kararı)
Burada önemle üzerinde durulması gereken husus, trafik kazasında ölen müteveffanın destek gücünün, anne ve/veya babanın, eşinin ve çocuğunun destek ihtiyacı ile beklenilen destek şeklinin ve miktarının yaşam deneylerine uygun olması gereğidir.
Davacılardan, ... anne, ...eş, ... ise desteğin 2006 D.lu kızı olarak, destekleri müteveffa ... sürücüsü olduğu ... Plakalı aracı ile 06.12.2008 tarihinde yaptığı taraflı trafik kazasında vefat etmiş olduğu sabit olup dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihi olan 06.12.2008 tarihi itibariyle ... poliçe nolu 12/12/2007 -12/12/2008 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında teminat altına alan davalı sigorta şirketinin kazada davacılar açısından meydana gelen zarardan sorumlu bulunduğu anlaşılmıştır.
Davada, davacı anne ..., davacı eş ..., davacı 18 yaşından küçük çocuğu ...'ın açtığı Destekten Yoksun Kalma Maddi Tazminatı yönünden, trafik kazasında ölen müteveffa ...'ın destekten yoksun kalma tazminatı davalarında desteğin, davacı anne, eşi ve 18 yaşından kaçak çocuğuna destek olduğu karine olarak kabulünün gerektiği kabul edilmiştir. Türk Borçlar Kanununun 55. maddesine göre maddi delillerle hesaplanabilir sürekli ve düzenli fiili bir desteğin varlığı da kanıtlanmamış olsa dahi farazi desteğin karine olduğu kabul edilmektedir. Davacıların desteği sürücü ...'ın kaza tarihi itibariyle tek taraflı trafik kazasında %100 oranında kusurlu olmasına dair desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceğini, ölenin kusurunun kaza tarihi itibariyle davacılara yansıtılmayacağı. TBK.nun 53/3.maddesine göre ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler uğradıkları kayıplar için için tazminat davası açabileceğinden ( Yargıtay HGK.nun 2011/17-787 Esas, 2012/92 Kararı, Yargıtay HGK.nun 2011/17-142 Esas, 2011/411 Kararı ve Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 25/03/2021 tarihli 2020/2063 Esas, 2021/3301 Kararı ) davacıların desteği müteveffanın kusuru olsa dahi kusurun davacılara yansıtılmayacağı, davacılar zarar gören 3.kişi konumunda bulunduğundan, müteveffa ile maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardım aldığından destekten yoksun kalma tazminatı talep etme yetkilerinin bulunduğu, müteveffanın, davacıların anne, eş ve 18 yaşından küçük çocuğu olduğundan ailesine destek olacağı varsayımı Yargıtayca kabul edilen bir karine olduğundan, davacıların müteveffası ...'ın davalı sigorta şirketinde ZMMS poliçesi sigortalı olan araçta bulunduğu sırada tek taraflı olarak geçirdiği trafik kazası sonu vefat ettiğinden, kaza tarihi olan 06.12.2008 tarih itibariyle, davalı sigorta şirketinin araç işleteni ve sürücüsünün kusuru ile üçüncü kişilere verdiği bedeni zararlardan azami limitlerle sorumlu olduğundan, desteğinden yoksun kalma tazminatının sigorta teminatı kapsamında kaldığı, aktüer hesap bilirkişi tarafından sunulan denetime elverişli ve Yargıtay uygulamalarına uygun hesap raporuna göre ise, garameten paylaştırma hesabı da dikkate alınarak, kaza nedeniyle, davacıların desteğinden yoksun kalma maddi tazminatının, Davacı Anne ... için 75.918,20.TL ile davacı eş ...için 5.234,96.TL, davacı kızı ... için 43.846,83.TL destekten yoksun kalma tazminatı üzere TOPLAM 150.000,00.TL destekten yoksun kalma tazminatın kabulü ile, dava tarihi olan 24/12/2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilecek şekilde davalı sigorta şirketinden (poliçe limiti 125.000,00.TL kapsamında sorumlu olmak üzere) alınarak, davacılara ödenmesine, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın KABULÜ İLE, Davacı Anne ... için 75.918,20.TL ile davacı eş ...için 5.234,96.TL, davacı kızı ... için 43.846,83.TL destekten yoksun kalma tazminatı üzere TOPLAM 150.000,00.TL destekten yoksun kalma tazminatın dava tarihi olan 24/12/2021 tarihinden itibaren YASAL faiz işletilecek şekilde davalı sigorta şirketinden (poliçe limiti 125.000,00.TL kapsamında sorumlu olmak üzere) alınarak, davacılara ödenmesine,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 10.246,50.TL karar ve ilam harcından davacılardan alınan 59,30.TL peşin harç ve 396,20 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 455,50.TL harcın düşülmesi ile eksik alındığı anlaşılan 9.791,00.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13.maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00.TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davacılar tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 TL peşin harç, 396,20 TL tamamlama harcı, 118,25 TL tebligat ve posta gideri, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 945,00 TL ATK rapor ücreti olmak üzere toplam 3.078,05.TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5-Davacıların yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan davacı ... yararına 12.146,91.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,
6-Davacıların yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2.maddesi uyarınca hesaplanan davacı ...yararına 5.234,96.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine,
7-Davacıların yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2.maddesi uyarınca hesaplanan davacı ... yararına 9.200,00.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine,
Dair, davalı sigorta şirket vekilinin yüzüne karşı davacılar vekilinin yokluğunda olmak üzere, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1. maddesi uyarınca 2 (iki) hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 01/03/2023
¸* Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır*¸