T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2021/361 Esas - 2023/930
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
...
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2021/361 Esas
KARAR NO: 2023/930
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 31/05/2021
KARAR TARİHİ: 08/12/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan tazminat (ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, 24.12.2011 tarihinde, plakası tespit edilemeyen aracın firari sürücüsünün karşıya geçiş için yaya geçidinde bulunan müvekkiline çarpması sonucu oluşan kazada müvekkilinin ağır yaralandığını, davacının kaza tarihinde 11 yaşında olduğunu ve gelirinin asgari ücret düzeyinde bulunduğunu, kazaya sebep olan araç sürücüsünün firari olması nedeni ile davacının zararından davalının sorumlu olduğunu, davacının zararının karşılanması talebi ile 02.12.2019 tarihinde yazılı başvuruda bulunulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin de olumsuz sonuçlanması nedeni ile işbu davanın açılması zaruretinin hasıl olduğunu ileri sürerek,fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6.000,00.-TL sürekli maluliyet tazminatının başvuru tarihi olan 02.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça zararın tazmini talebi ile yapılmış başvuru sonucu yapılan incelemede davacının sürekli işgöremezlik zararının oluşmadığının belirlendiğini ve bu durumun davacıya bildirildiğini, öncelikle tarafların kusur durumlarının tespitinin gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun zorunlu mali mesuliyet sigortası bulunmayan araç sürücüsünün kusuru ve kaza tarihindeki poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, SGK tarafından davacıya gelir bağlanıp bağlanmadığının belirlenmesi gerektiğini, yapılan başvurularda davacının sürekli maluliyet zararının olmadığının belirlendiğini, bu durumda muaccel bir alacak bulunmadığından alacağa faiz işletilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
KANITLAR: Davacı taraf dava dilekçesi ekinde uzman görüş raporu, tedavi evrakları, adli kurul raporu, savcılık dosyası, davalıya yapılan başvuru ilişkin belge suretlerini sunmuştur.
Davacının tıbbi evrakları ve savcılık dosyası celbolunmuştur.
Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 16/06/2021 tarihli cevabından, davacı ...'e ile ilgili rücu dosyası olmadığı ve herhangi bir geçici iş göremezlik ödemesi yapılmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Güvence Hesabının 03/08/2021 tarihli cevabi yazısıyla 112226 sayılı hasar dosyasının gönderildiği tespit edilmiştir.
30/12/2020 tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağının sunulduğu tespit edilmiştir.
Davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliğine uygun olarak Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Başkanlığı Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından rapor alınmış, anılan raporda, organik beyin zedelenmesinden sonra oluşan psikotik olmayan özgül bozukluklar-Post kontüzyon sendromu, Gr1...I(18-B-a ...35)A....%39 olduğu, olay tarihinden yaşına göre (E cetveline göre) %32,3 olduğu, çalışma ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının %32,3 bulunduğu, sekel halini aldığı ve sürekli olduğu, kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyat süresinin 4 ay olduğu, santral sinir sistemini etkileyen travmatik değişiklikler dikkate alındığında tıbbi iyileşme süresinin 18 (altı) aya kadar uzayabileceği hususlar görüş olarak açıklanmıştır.
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi ile Hacettepe Üniversitesinden aldırılan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi bakımından ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalından rapor alınmış, anılan raporda, davacı ...'in vücut çalışma gücünden %32,3 oranında kaybettiği, erişkin olması halinde 18 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, iş göremez kaldığı 3 ay süresince başkasının yardımına muhtaç olduğu, maluliyet tespiti işlemleri yönetmeliğinin 12. maddesine göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığı hususları görüş olarak açıklanmıştır.
Kusur ve aktüer bilirkişisinden oluşturulan bilirkişi kurulundan tazminata ilişkin rapor alınmış, bu raporda; davacı yaya ...'in meydana gelen olayda %50 oranında kusurlu olduğu, plakası tespit edilemeyen aracın firari aracın sürücüsünün olayda %50 oranında kusurlu bulunduğu, 24.12.2011 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle vücut genel çalışma gücünden %32,3 oranında kaybettiği tespit edilen davacının %50 kusur indirimi yapılmak sureti ile sürekli işgöremezlikten doğan toplam zararının 1.285.183,38.-TL olarak hesaplandığı, kaza tarihi itibarı ile geçerli zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin 200.000,00 TL olduğu, davalının sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı bulunduğu, davacı tarafça 02.12.2019 tarihli dilekçe ile zararın giderilmesi talebi ile yapılan başvurunun aynı tarihte davalı kayıtlarına girmiş bulunduğu, 10.12.2019 tarihli yazısı ile davacı talebinin reddedilmiş olduğu hususları görüş olarak açıklanmıştır.
Davacı vekili 20/11/2023 tarihli dilekçesiyle dava değerini 200.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
GEREKÇE: Dava, haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklı maddi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta plakası tespit edilemeyen aracın firari sürücüsünün karşıya geçiş için yaya geçidinde bulunan davacıya çarpması sonucu trafik kazasının meydana geldiği, davacının yaralandığı, kazaya sebep olan araç sürücüsünün firari olması nedeni ile davacının zararından davalı Kurumun sorumlu olduğunun ileri sürüldüğü, davacının dava açılmadan önce davalıya başvurusunun bulunduğu, tazminat ödenmesi yönünde zorunlu arabuluculuğa gidildiği, davalının da davanın reddini savunduğu yönleri dosya kapsamıyla sabittir.
Taraflar arasındaki çekişme, davacının, plakası tespit edilemeyen aracın karıştığı kazada yaralanıp yaralanmadığı, dava dışı firari sürücünün kusurunun olup olmadığı, davacı yaralanmasının sürekli ve geçici iş göremezlik seviyesinde bulunup bulunmadığı, tedavisinin bakıcı gerektirip gerektirmediği, zararı mevcut ise tutarı yönlerinde toplanmaktadır.
Davalı, zarara neden olan aracın plakası tespit edilememesi nedeniyle dava edilmiştir. Trafik sigortası (Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası) motorlu bir aracın, karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortasıdır. Anılan sigorta türü, kamu düzenine ilişkindir. Yaptırılması zorunludur. Trafik sigortasının bu özelliği gereği zarar gören üçüncü kişilerin, bazı durumlarda trafik sigortasından zararını giderememesi nedeniyle yine kamu yararı gözetilerek zararının giderilmesi bakımından tüzel kişiliği bulunan davalı Güvence Hesabı oluşturulmuştur. Anılan Hesap, sigortalının tespit edilememesi halinde üçüncü kişilere gelen bedensel zararlardan sorumlu olacaktır.
Davalı taraf, süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Öncelikle zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut olayda kaza, 24/12/2011 tarihinde gerçekleşmiş, dava ise 31/05/2021 tarihinde açılmıştır. Görüntüler ve diğer kanıtlardan, davacıya plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın çarptığı hususu dosya kapsamıyla sabittir. Kaza, yaralamalı trafik kazası niteliğindedir. 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinde, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu sürenin, maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağı, zamanaşımının, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olacağı, sigortacı bakımından kesilen zamanaşımının, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Zamanaşımının başlaması için, hem zararın hem de tazminat yükümlüsünün öğrenilmesi gerekir. Bu öğrenme de 10 yıl içinde olması zorunludur. Ayrıca, eylem ceza zamanaşımı süresini de tabidir. Her ne kadar yaralamalı trafik kazasında bu süre 8 yıl ise de somut olayda halen zarar veren belli değildir. Kural olarak davalı Güvence Hesabı da 8 yıllık zamanaşımına süresine tabi ise de fail henüz belli olmadığından ve fail bakımından 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından failin belli olmaması nedeniyle sorumlu olan davalı açısından da zamanaşımı süresi dolmamış, davanın 10 yıllık süre içinde açıldığı kabul edilmiştir. Sigortanın kamu yararı niteliği dikkate alınarak bu yönde yorum yapılmalıdır. Öte yandan, davacı, kaza tarihi itibariyle 11 yaşındadır. Gelişim çağındadır. Zararın varlığının ve boyutunun belirlenmesi de tıbbi rapor gerektirmektedir. Zararın öğrenildiği tarih itibariyle de zamanaaşımının dolmadığı kabul edilmiş ve işin esası incelenmiştir.
Haksız fiile dayalı tazminat davalarında haksız fiilin varlığı, kusur, zarar ve illiyet bağı araştırılmalıdır.
İddia, savunma, toplanan kanıtlar, kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata uygun alınan davacıya ait geçici, sürekli iş göremezlik hali ile bakıcı gerekip gerekmediği, gerekmekte ise süresine ilişkin tıbbi rapor ile kusur oranı ve zararın tutarının belirlenmesine ilişkin mahkememizce alınan aktüer ve kusur bilirkişisinden alınan rapor kapsamından, plakası ve sürücüsü bilinmeyen aracın yaya haldeki davacıya 24/12/2011 tarihinde çarparak kaçtığı, anılan kazada yaralandığı, tedavi sürecinin uzun süre devam ettiği, davacının meydana gelen olayda %50 oranında kusurlu olduğu, plakası tespit edilemeyen aracın firari aracın sürücüsünün olayda %50 oranında kusurlu bulunduğu, vücut genel çalışma gücünden %32,3 oranında kaybettiği, sürekli işgöremezlikten doğan toplam zararının 1.285.183,38.-TL olarak hesaplandığı, kaza tarihi itibarı ile geçerli zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin 200.000,00 TL olduğu, davalı Güvence Hesabının sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı bulunduğu denetime elverişli raporla sabit olmuştur. Davacı başvurusu sonrasında KTK'nın 98. maddesi uyarınca 8 iş günü sonu olan 10/12/2019 tarihinde de davalının temerrüdü gerçekleştiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının kabulüne, 200.000,00 TL daimi iş göremezlik tazminatının 10.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal oranda temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli 13.662,00 TL harçtan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan 780,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.881,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 780,30 TL peşin ve ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 4.994,30 TL ( 59,30 TL başvurma harcı, 8,50 TL vekalet harcı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.710,00 TL Adli Tıp Rapor ücreti, 216,50 posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
7-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, bu amaçla karar kesinleştiğinde işbu karar eklenmek suretiyle ilgili vergi dairesine yazı yazılmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/12/2023