T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2022/364 Esas - 2023/374
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
...
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2022/364 Esas
KARAR NO: 2023/374
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/05/2022
KARAR TARİHİ: 17/05/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında yapılan sözleşmeler kapsamında sözleşmenin davalı tarafça açıkça ihlal edilmiş olması kapsamında sözleşme konusu beton bedellerinin güncellenmiş değerinin avans faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine yönelik ihtarnamelere olumlu cevap verilmemiş olması; müvekkilinin kısmi ödemeyi kabule zorlamaya çalışması ve sair kapsamda; tarafınca 22.02.2022 tarihinde arabuluculuk sürecine başvurulduğunu, arabuluculuk son tutanağı 07.03.2022 tarihinde tanzim edildiğini ve mevcut davanın açılması zorunlu olduğunu, müvekkili ile davalı taraf arasında beton alım-satım sözleşmesi yapıldığını, müvekkili ile davalı şirket arasında 10.08.2018 ve 10.01.2019 tarihinde “hazır beton bağlantı sözleşmesi” tanzim edildiğini, bu sözleşmeler kapsamında 10.08.2018 tarihindeki 85 nolu sözleşme kapsamında beton cinsi; c25/30 olan; şantiyesi 61221/2 olan; 360 m3; birim fiyatı 104+kdv ve toplam tutarı 37.648,00 tl+kdv pompalı antlaşma yapıldığını, müvekkili tarafından davalı şirket hesabına 10.08.2018 tarihinde 31.000,00 tl/yapı kredi bankasına ve 17.08.2018 tarihinde ise 13.180,00 tl/visa olarak ödeme gerçekleştirildiğini, yine sözleşmeler kapsamında 10.01.2019 tarihindeki 266 nolu sözleşme kapsamında beton cinsi; c25/30 olan; şantiyesi 61221/2 olan; 85 m3; birim fiyatı 104+kdv ve toplam tutarı 10.965,00 tl+kdv pompalı antlaşma yapıldığını, müvekkili tarafından davalı şirket hesabına 10.01.2019 tarihinde 10.739,00 tl/visa ve 10.01.2019 tarihinde ise 2.200,00 tl/nakit ödemesi gerçekleştirildiğini, belirtildiği üzere müvekkili tarafından sözleşmeler kapsamında gerekli ödemeler zamanında yapıldığını, sözleşmelerde beton teslimi ile ilgili; yani alıcının belli sürede teslim alması hususunda kısıtlı bir süre öngörülmediğini, bu halde müvekkilinin istediği anda betonları davalıdan alabileceğini, yapılan antlaşma kapsamında müvekkilinin betonları talep etmekte; mümkün değil ise güncel bedelini talep etmekte olduğunu, davalı ise kötü niyetli olarak beton fiyatları ile uyuşmayacak şekilde ana parayı teklif ettiğini; sonrasında kısmi faiz işleterek ana para+faiz teklifinde bulunduğunu, müvekkilinin, davalının ödeyeceği ana para+faiz ile 445 m3 beton alabilmesi mümkün olmadığını, bu açıdan denkleştirici adalet ilkesinin uygulanması gerektiğini, davalı tarafa gerekli bilgilendirmeler yapıldığını, davalı şirket beton teslimi konusunda sözleşme şartlarına aykırı hareket ettiğini, müvekkilinin haklı nedenle kısmi ifayı reddettiğini, borcun tamamının 445 m3 beton borcu olduğunu, bunun aynen yada nakdi karşılığının güncel olarak ödenmesi gerektiğini, beton fiyatlarının belli olduğunu, buna rağmen davalı taraf kısmi ifada direnmeye çalışmakta olduğunu, iş bu nedenle, müvekkilinin sözleşmeler kapsamında bedelini ödeyerek satın almış olduğunu ve davalı şirket uhdesinde bulunan betonların güncel değerinin değerleme suretiyle ve avans faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının ile ıslah hakkının saklı kalmak üzere şimdilik 57.119,00 TL değerindeki davasının kabulü ile sözleşmeler kapsamında 445 m3 betonların güncel değerinin değerleme suretiyle ve avans faiziyle birlikte davalı tarafça müvekkile ödenmesine karar verilmesini, sözleşmeler kapsamında bedelini ödeyerek satın almış olduğu ve davalı şirket uhdesinde bulunan betonların güncel değerinin değerleme suretiyle ve avans faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini,
yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında, 10.08.2018 tarihli 85 numaralı ve 10.01.2019 tarihli 266 numaralı hazır beton bağlantı sözleşmeleri imzalandığını, ilgili sözleşmeler gereği, davacı tarafından müvekkili şirket hesabına iddia edildiği gibi 57.119,00 TL değil, toplamda 56.939,00 TL ödendiğini, 10.08.2018 tarihinde 31.000,00 TL eft, 16.08.2018 tarihinde 3.400,00 TL eft, 17.08.2018 tarihinde 9.600,00 TL visa, 10.01.2019 tarihinde 10.739,00 TL bedelli çek ve 11.01.2019 tarihinde 2.200,00 TL eft olmak üzere toplamda 56.939,00 TL ödendiğini, davacının da ikrar ettiği üzere alıcının (yani davacının) bu tip sözleşmelerde 2 yükümlülüğü olduğunu, ilki satış bedelinin ödenmesi, ikincisi ise malın teslim alınması olduğunu, satış bedelinin (56.939,00tl) ödendiği hususunda bir uyuşmazlık olmadığını, sorun alıcı konumundaki davacının satılan ürünü teslim almaması noktasında olduğunu, davaya konu satılan ürün hazır beton olduğunu, hazır beton, müşterinin kalıplarını hazırlaması ve ilgili mercilerden izin almasından sonra inşaat mahalline dökülmekte olduğunu, davacı dilekçesinde de açıkça ikrar ettiği üzere inşaatı başlamadığı için betonu alamadığını belirttiğini, o halde alıcı konumundaki davacı taşınır satış sözleşmesi uyarınca ürünü teslim alma noktasında yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bir başka değişle malı teslim almada temerrüte düştüğünü,
alıcı konumundaki davacı, kendisinin ancak malın teslimini istediği zaman, ki şuanda da inşaat olmadığı için ne zaman almak için niyet ederse müvekkilinin de o zaman malı teslim etmekle yükümlü olduğunu aksi halde, zararını ödemekle mükellef olduğunu iddia ettiğini, davacının beyanına göre aradan ne kadar süre geçerse geçsin, müvekkili davacının malı teslim alma niyetini yahut bir başka değişle keyfini beklemek zorunda olduğunu, bu iddianın dürüstlük kurallarına uygun olmadığını, hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, taraflardan biri malı teslim almaktan imtina etmekte olduğunu, ancak diğer tarafı da, malı teslim almaktan imtina eden tarafın keyfini beklemeye mecbur olduğunu ileri sürmekte olduğunu, davacı ödeme yapmasına ve ödemeden sonra yaklaşık 4 yıl geçmesine rağmen betonunu almaktan imtina ettiğini, bu süreçte müvekkili şirketin, beton tesislerini 05.05.2021 tarihinde Votorantim Çimento A.Ş'ne kiraya verdiğini, kiralama işlemi yapılarken, davacı dahil müvekkili ile bağlantı sözleşmesi imzalayan müşteriler düşünüldüğünü, müşterilerin mağduriyet yaşamamaları için ve Votorantim Çimento A.Ş'den tüm bu müşterilere sabit fiyat üzerinden beton vermesi hususunda 7 ay süre alındığını, 01.01.2022 tarihine kadar bağlantı sözleşmesi imzalandığını ve betonunu halen teslim almamış olan müşterilere sözleşmede belirlenen fiyat üzerinden beton verileceği teminat altına alındığını, söz konusu 7 aylık süre de beton alımı için fazlasıyla makul bir süre olduğunu, tesislerin kiralanmasından sonra, bu durumun davacıya bildirildiğini ve beton tesisinin kiraya verildiğini, hak kaybına uğramaması için ödemesini yaptığı betonunu ivedi şekilde alması gerektiğini, aksi halde 01.01.2022 tarihinden itibaren güncel fiyat üzerinden betonun verileceği hususu gerek mail gerekse telefon mesajları üzerinden defalarca ihtar edildiğini, işbu ihtarlara binaen davalı, 08.10.2021 tarihinde bizzat keşide ettiği yazılı beyanında özetle "sözleşmelerinde süre olmadığını, inşaatının henüz başlamadığını, belediyeden izin alamadığını" belirttiği güncel fiyata itiraz ettiğini, yaklaşık 1,5 ay sonra halen beton alımına dair herhangi bir giriş olmayınca bu kez tarafınca 25.11.2021 tarihinde yeniden yazılı bildirim yapıldığını ve müvekkilin tesisleri devrettiğini, 01.01.2022 tarihine kadar betonunu alması gerektiğini, aksi halde parasının iade edileceği davacıya bildirildiğini, davacı, TBK madde 84'ü gerekçe göstererek kısmi ifayı kabul etmediklerini belirttiğini ve bu nedenle yapılan ödemeleri de iade ettiklerini belirttiklerini, oysa müvekkil kısmi ifada bulunmadığını, tam ifada bulunduğunu, borcun tamamı davacı tarafından ödenen para ve ferisi olduğunu, davacı ise borcun tamamının güncel beton fiyatı ile m2 çarpımı + avans faizi olduğunu iddia ettiğini, ancak ödenen miktarın belli olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin kısmi ifada bulunduğundan bahisle davacının ödemeyi reddetmesi yasal olmadığını, kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu, aksine davacının kötü niyetle hareket ettiğini, zira ürünü almaktan imtina eden, yaklaşık 4 yıldır müvekkilin tüm ihtarlarına rağmen ürünü almayanın davacı olduğunu, halen dahi inşaatının ne zaman başlayacağı belli olmadığı için ürünü de ne zaman alacağı muğlak olduğunu, dolayısıyla ortada müvekkilinden kaynaklanmayan bir belirsiz ve değişen şartlar olduğunu, 4 yılda ülkemizde değişen şartlar göz önüne alındığında sözleşmenin aynı bedel üzerinden devam etmesi, taraflardan birine katlanması mümkün olmayan derece ağır bir yük yüklendiğini, müvekkilinin, davacıya gönderdiği ihtarlar Votorantim Beton ile mayıs 2021 de anlaşma sağlanmış olmasına karşın 01.01.2022'ye kadar aynı sözleşme ile betonunu dökebileceğini ilettiğini, yani müvekkilinin davacının haklarını, tesisi kiralayan yeni firmaya karşı da belli bir süre koruduğunu, bir diğer iddia ise betonun başka şantiyeye dökülmesi yönündeki iddiadır ki öncelikle sözleşmelerde de açıkça yazdığı üzere (4.1. madde) sözleşmede yazan şantiye adreslerinin değiştirilmesi mümkün olmadığını, zira fiyatlandırma beton tesisi ile şantiye adresi arasındaki mesafe de göz önüne alınarak yapıldığını, esasında davacının bu yönde bir başvurusu hiç olmadığını, olsa dahi sözleşmeye açıkça aykırı olan bu talebi kabul edip etmemek müvekkilinin uhdesinde olduğunu, kararının kötü niyet olarak bağdaştırılmasını kabul etmediklerini,
davacı her ne kadar ısrarla kabul etmese de müvekkilinin, daha önce de davacıya ödediği gibi yine ana para (56.939,00 TL) + avans faizi (31.172,33 TL) olmak üzere toplamda 88.111,33 TL ödemeye hazır olduğunu, öncelikle sayın mahkememizin kabul etmesi halinde ana para (56.939,00 TL) + avans faizi (31.172,33 TL) olmak üzere toplamda 88.111,33 TL'nin mahkemeniz veznesine depo edilmesine, yapılacak yargılama sonucu davanın reddedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı yan üzerinde bırakılmasına, mahkememizce davanın ana paranın avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi halinde müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermemesi sebebi ile aleyhine yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
10/08/2018 tarih ve 85 numaralı ve 10/01/2019 tarih ve 266 numaralı Hazır Beton Bağlantı Sözleşmeleri, davacı tarafa ait 21/02/2022 ve 28/02/2022 tarihli ihtarnameler, ödeme belgeleri, ... 1. SHM'nin 2022/394 E. Sayılı dosyası, Yenimahalle Belediyesi kayıtları ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE:
Davanın, hazır beton bağlantı sözleşmeleri kapsamında yapılan mal alımı dolayısıyla malın teslim edilmemesi nedeniyle, alıcı tarafından ödenen mal bedelinin denkleştirici adalet ilkesi hükümleri uyarınca güncel fiyatla ve avans faizi ile birlikte iadesine ilişkin olduğu, davacı tarafça davalı taraftan 445 m3 beton alımı yapıldığı, davacının iddiasına göre toplam 57.119,00-TL davalının iddiasına göre ise 56.939,00-TL ödeme yapıldığının ileri sürüldüğü, aradaki ihtilafın; mal tesliminin yapılmamasında hangi tarafın kusurlu olduğu, sözleşmelerin feshedilip edilmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği, davacı tarafın denkleştirici adalet ilkesi hükümlerine göre güncel bedel üzerinden mal bedelini talep hakkının bulunup bulunmadığı noktasında olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca, 28/02/2023 tarihli celsede; davacı taraf vekiline dava dilekçesinin sonuç ve talep kısmının 1.1. Bölümünde ''Ayrıca, fazlaya ilişkin diğer dava ve talep haklarımız ile ıslah hakkımız saklı kalmak kaydı ile; sözleşmeler kapsamında bedelini ödeyerek satın almış olduğu ve davalı şirket uhdesinde bulunan betonların güncel değerinin değerleme suretiyle ve avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi'' talebi yönünden 6100 sayılı HMK'nın 119. Maddesine göre dava değerini göstermek ve bu kapsamda Harçlar Kanunu ve HMK 150 ve 320. Madde hükümlerine göre buna ilişkin harcı tamamlamak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, belirlenen sürede eksikliğin giderilmemesi halinde davacı tarafın söz konusu talep yönünden dosyanın işlemden kaldırılacağı hususunun ihtarına karar verilerek, bu yönde ihtarat yapılmış olup, davacı vekili tarafından sunulan 13/03/2023 tarihli dilekçede ve 14/03/2023 tarihli celsede ki sözlü beyanı ile; 13/03/2023 tarihli harç tamamlama dilekçelerine göre davanın toplam değerinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 534.000,00 TL olduğunu, bu miktar üzerinden harç ikmal edildiğini ve davanın buna göre değerlendirilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki 10/08/2018 tarih ve 85 numaralı sözleşme incelendiğinde; satıcının Polat Hazır Beton... A.Ş., alıcının Yaşar Ticaret (Yaşar Öztürk), miktarının 360 m3, beton cinsinin C25/30, birim fiyatının 104 + KDV, tutarının 37.648 + KDV, teslim şeklinin pompalı, KDV dahil toplam tutarının 44.180,00-TL olduğu, Sözleşmenin "Betonun siparişi" başlıklı 8.maddesinde; "ALICI talep edeceği beton cins, miktar ve gününü beton alacağı günden en az 10 gün önce SATICI'ya müracaat ederek proğrama aldırması gerekmektedir. Sevk proğramına alınan betonun mücbir sebepler dolayısıyla tamamının veya bir kısımının alınmaması durumunda ALICI, döküm saatinden 24 saat önce SATICI'ya müracaat ederek sevk proğramından çıkarılmasını talep edebilir" hükmü yer almaktadır.
Buna göre, somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında 10/08/2018 tarih ve 85 numaralı ve 10/01/2019 tarih ve 266 numaralı Hazır Beton Bağlantı Sözleşmeleri düzenlendiği ve bu kapsamda davacı tarafça 57.119,00-TL ödeme yapıldığı hususlarının sabit olduğu, davacı tarafça belediyedeki izinler, ruhsatlar vb. işlemlerin tamamlanmamış olması gerekçe gösterilerek davalı tarafın sözleşme kapsamındaki davalı edimini teslim almadığı, davalı tarafça beton tesislerinin 05/05/2021 tarihinde dava dışı 3. kişiye kiraya verildiği, davalı ile 3. kişi arasında yapılan sözleşmeye göre davacı tarafça başvurulması halinde taraflar arasındaki sözleşmedeki fiyatlar üzerinden beton verileceğinin kararlaştırıldığı, ancak davacı tarafın beton tesliminin bu aşamada kabul edilmediği, daha sonra davalı tarafça yapılan ödeme miktarı olarak 56.939,00-TL'nin davacı hesabına iade edildiği, ancak davacı vekili tarafından yapılan ödemenin kısmi ödeme olduğu, denkleştirici adalet ilkesi hükümlerine göre müvekkili tarafından yapılan ödemenin güncel beton fiyatı + faiz olarak iadesinin gerektiğinin ileri sürüldüğü, bu sebeple ödemenin kısmi ödeme olarak kabul edilip iade edildiği, daha sonra davalı tarafça ... 1. SHM'nin 2022/394 E. Sayılı dosyası ile tevdi mahalli için dava açıldığı, tevdi mahalli dosyasında davalı şirketin yapılan ödeme + avans faizi ile birlikte toplam 88.111,33-TL'yi ödemeyi ve mahkemenin göstereceği yere bu bedeli yatırmayı talep ettiği, ayrıca davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde de müvekkilinin asıl alacak ve avans faizini ödemeye hazır olduğunu bildirdiği,... tarihli karar ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın ... Esasına gönderildiği, adı geçen Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, davalı taraf davacının banka hesabına yapılan ödemeyi iade etmiş olması nedeniyle fesih iradesinin bulunduğu, bu sebeple taraflar arasındaki sözleşmeyi feshettiği soncuna varılmıştır. Bu durumda taraflar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre verdiğini geri isteyebileceklerdir. Bu kapsamda davacı taraf, davalıya yapmış olduğu 57.119,00-TL ödemeyi (talebine göre) dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı taraftan talep hakkı bulunmaktadır.
Öte yandan, davacı taraf denkleştirici adalet ilkesi hükümlerine göre; sözleşmelere konu betonun güncel değerinin ve faizinin de verilmesini talep etmiş ise de; davacı tarafın sözleşme konusu betonu davalı dışındaki 3. kişiden aldığına yönelik bir delil sunulmadığı, bu haliyle zararının bulunduğunu ispat edemediği sonuç ve kanaatine varılarak, davanın yalnızca davacının davalıya yapmış olduğu ödeme miktarı yönünden kabulüne, bunun dışındaki zarar talepleri yönünden reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile, 57.119,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
2-Davacının fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,
3-Alınması gerekli 3.901,79 TL harçtan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan 9.119,38 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.217,59 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen (kabul ve red oranına göre) 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen (kabul ve red oranına göre) 69.763,34 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yatırılan 3.901,79 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından yapılan 70,50 TL (ilk yargılama gideri, posta gideri olmak üzere) yargılama giderinden (kabul ve red oranına göre) 7,55 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
Bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde davacıya İADESİNE,
9-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.560,00 TL arabuluculuk giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 166,90 TL'nin davalıdan, 1.393,10 TL'nin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, bu amaçla karar kesinleştiğinde işbu karar eklenmek suretiyle ilgili VERGİ DAİRESİNE YAZI YAZILMASINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/05/2023