T.C. ...2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2021/204
KARAR NO: 2022/134
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVA: Marka YİDK Kararının İptali ile Tescil
DAVA TARİHİ: 30/07/2021
KARAR TARİHİ: 14/04/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/04/2022
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Tescil istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin, “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek için ...numaralı başvuruda bulunduğunu, başvurunun yayımı üzerine davalılardan ... OPTİK SAN. TİC. LTD. ŞTİ. tarafından yapılan itiraz üzerine nihai olarak davalı Kurum bünyesindeki YİDK’nun ... sayılı kararı ile müvekkili başvurusunun reddedildiğini, davalı şirket tarafından dayanak yapılan ...xenon, ..., ...I-port, ...şekil ibareli markaların ise ya kullanımlarının ispat edilemediği ya da karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle davalı Kurum tarafından redde dayanak gösterilmediğini, karşılaştırılacak olan markaların davalı yana ait ... tescil numaralı “...” ve ... tescil numaralı “....” ibareli markalar olduğunu, müvekkili markasının, davalı markalarına benzemediğini ve aralarında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, redde dayanak markalardan... başvuru numaralı “....” ibarei markanın birden fazla unsurdan oluştuğunu, bütün halinde müvekkili şirkete ait markadan tamamen farklı bir marka olduğunu, ortalama tüketici tarafından ayırt edilmesi için yeterli olduğunu, diğer dayanak markanın ise stilize edilmiş harflerle yazıldığını ve içerisinde şekil unsuru bulunduğunu, görsel, işitsel ve bir bütün olarak bıraktığı itiba itibariyle müvekkili markasından farklı olduğunu, markalarda yer alan ... ibaresinin ayırt edici gücü zayıf bir ibare olduğunu, TÜRKPATENT kayıtlarına bakıldığında, ... ibaresinin sektörel anlamda yaygın olarak kullanıldığını, müvekkili başvurusunda yer alan malların oldukça spesifik olarak hazırlandığını ve tamamen müvekkili şirket faaliyetleri ile sınırlı, telekomünikasyon ekipmanları/parçaları olarak nitelendirilebilecek mallar olduğunu, redde dayanak markada ise 09.sınıfta yer alan tüm maların kapsadığını ve dayanak marka sahibinin fiili olarak kendi sektörü ile alakası olmayan mallar için tescil ettirdiğini, müvekkili ve davalı mal ve hizmetlerinin aynı kitleye hitap etmediği, birbirleri yerine ikame edilemeyeceğini ve aynı raf ve reyonlarda satışa sunulması düşünülemeyen emtialar olduğunu, aralarında herhangi bir benzerlik bulunmadığını iddia ederek; Müvekkilinin ...başvuru numaralı ... ibareli marka tescil başvurusu hakkında verilen ... sayılı YİDK kararının iptalini ve ...başvuru numaralı ... ibareli markanın tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı Türk Patent vekili cevap dilekçesine özetle; dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya neden olacak derecede benzerlik bulunduğunu, aralarında yüksek düzeyde işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik olduğunu ve bütünsel olarak bıraktığı izlenim itibariyle markaların karıştırılma olasılıklarının bulunduğunu, başvuru markası ile itiraza dayanak markalar arasında küçük farklılıklar olmasının aralarındaki yüksek düzeyde olan benzerliği ortadan kaldıramadığını, tüketicilerin, markaları doğrudan karıştırabileceğini ve aynı firma tarafından ya da birbirleri ile ilişkili firmalar tarafından üretildikleri izlenimine kapılarak ürünleri aynı ve/veya benzer işletmenin sanılabileceklerini, markaların kapsadığı malların da aynı/aynı tür/benzer nitelikte olduğunu, SMK 6/1 maddesi hükmü çerçevesinde ortalama dikkat sahibi tiketici kitlesi üzerinde markaların aynı ticari kaynaktan geldiği ya da marka sahipleri arasında iktisadi bir bağ bulunduğu izlenimi oluşturabileceğini ve dolayısıyla ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin söz konusu olacağını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait redde dayanak markaların, başvuruya konu markadan yıllar önce tescil edildiğini ve ayırt ediciliği yüksek markalar olduğunu, müvekkiline ait olan “....” ibareli 2014/65835 başvuru numaralı markanın 13.08.2014 tarihinde, “...” markasının ise ... başvuru numarasıyla 29.01.2018 tarihinde başvurusunun yapıldığını ve 05.03.2009 tarihinde tescil edildiğini, 2017 yılında ise yenilendiğini, davalı yanın iddialarının aksine “nova” sözcüğünün herhangi bir mal veya hizmet sektörüne ilişkin bir sözcük olmadığını,başvuru konusu marka ile müvekkiline ait markaların karıştırılma ihtimallerinin oldukça yüksek olduğunu, her ne kadar “...” markasını oluşturan harflerin renklendirilip karakterize olacak şekilde kullanılsa da diğer marka olan “.... ” ile başvuruya konu markanın yazı biçimlerinin aynı olduğunu, her iki işaretin de beyaz fon üzerine siyah renkli harflerle yazıldığını, markaları oluşturan beş harften dördünün aynı olduğunu, yalnızca A-U harflerinin farklı olduğunu, markaların aynı sınıfa ilişkin olduğunu bu nedenle ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğunu, başvuruya konu markanın, müvekkili şirkete ait markalara bu şekilde yaklaştığını ifade ederek davanın reddedilmesini talep etmiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, bilirkişi raporu alınmış, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE:
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, davacı iddiaları karşısında YİDK kararının yerinde olup olmadığı, davacı başvurusunun tescil koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
DEĞERLENDİRME
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1 maddesi uyarınca; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.”
Bu madde ile getirilen düzenleme kapsamında, önceki markanın benzeri olan işaretler, sadece “aynı tür” mal ve hizmetler için değil, farklı sınıf ve alt gruplarda yer almakla beraber “benzer” mal ve hizmetler için de tescil edilemeyecek, tescil edilmişse hükümsüz kılınacaktır.
“Benzerlik” kavramı 6769 sayılı yasada tanımlanmamıştır. Ancak “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlıklı 7/2(b) bendinde; “Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.” yasaklanmış ve benzerlik olduğunun kabulü için gereken kıstas burada açıklanmıştır. İşbu hükümler mülga 556 sayılı KHK’nın 8/1-b ve 9/b maddelerine karşılık gelmekte olup, bu KHK’ya ilişkin Yargıtay kararları ile doktrin görüşleri, SMK m. 6/1 bakımından da geçerlidir.
Karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir.
Nitekim; Yargıtay 11... sayılı kararında “Halk tarafından karıştırılma ihtimalinde ölçü ise bu işin ilgilisi veya uzmanı değil tüketici olan halkın olduğu göz önünde tutulacaktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir” denilerek, halk tarafından karıştırılma ihtimalinden anlaşılması gereken açıklanmış bulunmaktadır.
Dolayısıyla; benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin kabulü için, tüketicilerin iki markayı “aynı” zannetmesi gerekmemekte, aralarında bağlantı kurulması, birinin diğerini çağrıştırması, seri marka olarak algılanabilmesi de karıştırılma ihtimali kapsamında değerlendirilmektedir.
SMK’nun 6/1 hükmünün uygulanabilmesi, eski ve yeni marka arasındaki benzerliğin markaların kapsadıkları mal/hizmetlerin yakınlık derecesi de dikkate alındığında iltibas tehlikesi yaratması koşuluna bağlıdır. Burada iltibasın fiilen gerçekleşmiş olmasına gerek yoktur, sadece iltibas ihtimalinin varlığı yeterlidir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerliğin, alıcıları, satın almayı düşündükleri mal/hizmet yerine bir başka mal/hizmet almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları/hizmetleri üreten/yapan işletmeler arasında idari-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikesi içine alınmalıdır. Zira bu yolla, iltibasa yol açan markayı taşıyan mallar/hizmetler de, marka sahibine atfolunmaktadır.
İltibas ihtimalinin araştırılmasında, markalar arasında benzerlik bulunup bulunmadığı hususunda markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki dikkate alınarak karar verilir. Marka farklı unsurlardan oluşmasına rağmen bütünü itibariyle bıraktığı etki, eski markayı çağrıştırabilir. Tam tersine, unsurlardaki benzerliğe rağmen markalar tamamen farklı etki bırakabilirler. Markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılması ve özellikle markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tasviri işaretlerden oluşan kısımlarının aynı veya benzer olup olmadıkları üzerinde durulmasına da gerek yoktur. Ancak bunlar, markanın genel görünümüne etkileri ölçüsünde incelemede dikkate alınabilirler. Buna karşılık markaların esas unsurlarının aynı veya benzer olması markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir.
Tüm bu açıklamalar ışığında dava konusu markalar aşağıda karşılaştırmalı olarak incelenmiş, 6769 sayılı SMK m.6/1 uyarınca aralarında iltibas ihtimali bulunup bulunmadığı değerlendirilmiştir:
a) Mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür veya benzer olup olmadığı:
İltibas değerlendirmesi bakımından “aynı” mal ve hizmet ile kastedilen, mal/hizmet listeleri arasındaki birebir örtüşmedir. “Aynı tür” mal veya hizmetten kasıt ise aynı sınıfın alt grubunda sayılan mal veya hizmetlerin birbirine göre durumudur.
Farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığı ise; bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle, bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, ikame imkânlarının bulunup bulunmadığı, birbirini tamamlayıcı niteliği bulunup bulunmadığı benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı dikkate alınarak belirlenir.
Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "benzer/ilişkili" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı da incelenmelidir.
“Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir.
“Dairemiz yerleşik kararlarında ... belirtildiği üzere, marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ”in hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez. Tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerin ilişkilendirilebilecek olup olmadıklarının değerlendirilmesinde özellikle her iki grup malların da aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı olup olmadıkları hususlarının, bir bütün olarak ve ortalama tüketici kitlesinin özellikleri ve genel bakış açısı dikkate alınarak belirlenmelidir.”
Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin koşullarının birisinin, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin ... ” kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim EUIPO nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir.
Bu ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; taraf markalarının emtia listelerini dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 09. Sınıftaki malların tamamı bakımından aynı/aynı tür ve benzer/ilişkili mallardan oluştuğu,
b) İlgili tüketici kesimi:
Marka Hukukunda karıştırılma ihtimalinin varlığı “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır” Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İlgili tüketici kitlesi belirlenirken “ortalama tüketicinin dikkat düzeyinin mal veya hizmetlerin kategorisine göre çeşitlilik gösterdiği de akılda tutulmalıdır.” (C -251/95 Sabel / Puma [1997]).
Huzurdaki davada çekişme konusu olan ve benzer olduğu belirlenen 09. Sınıftaki mallar çoğunlukla daha profesyonel kişilere, yani elektrik-elektronik ile iştigal eden iş ve meslek sahiplerine hitap etmekteyse de; günlük hayatta her kesimden kişilerin bu ürünlere ihtiyacı olabilmektedir. Dolayısıyla eğitim, kültür, sosyo ekonomik durum farkı olmaksızın pek çok yetişkin bu malların kullanıcısı/tüketicisi durumundadır. Bu hizmetlerinlerin satın alınma süreçleri uyarınca ilgili tüketicilerin göstereceği özen ve dikkatin ortalama düzeyde olacağı,
c) İşaretlerin aynı veya benzer olup olmadığı:
Yukarıda da açıklandığı üzere; iltibas ihtimalinin araştırılmasında, markalar arasında benzerlik bulunup bulunmadığı hususunda markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki dikkate alınarak karar verilir. Marka farklı unsurlardan oluşmasına rağmen bütünü itibariyle bıraktığı etki, eski markayı çağrıştırabilir. Tam tersine, unsurlardaki benzerliğe rağmen markalar tamamen farklı etki bırakabilirler. Markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılması ve özellikle markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tasviri işaretlerden oluşan kısımlarının aynı veya benzer olup olmadıkları üzerinde durulmasına da gerek yoktur. Ancak bunlar, markanın genel görünümüne etkileri ölçüsünde incelemede dikkate alınabilirler. Buna karşılık markaların esas unsurlarının aynı veya benzer olması markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Bu nedenle, işaretlerin görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alınmalı ve ilgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır.
...sayılı ibareli davacı marka başvurusu, beyaz zemin üstüne siyah düz büyük harflerle yazılmış ... kelimesinden oluşmaktadır. Bu kelimenin bilinen herhangi bir anlamı yoktur.
Redde mesnet alınan davalı markalarının asli ve esas unsuru “...” ibaresidir. Bu kelimenin de bilinen herhangi bir anlamı bulunmamaktadır.
Dava konusu davacı markasını oluşturan ... kelimesi 5 harften ibarettir. Redde mesnet davacı markalarındaki ...kelimesi de 5 harften oluşmaktadır. Markaların ilk üç harfi ile son harfi aynı olup, sadece ortadaki U ve A harfleri itibariyle farklılaştıkları açıktır. Bu kapsamda ... markası ile ...markaları arasında harf dizilimi bakımından görsel benzerlik mevcuttur. Soldan sağa okuma prensibi gereği ortalama tüketici, kelimenin başlangıcına, diğer kısımlarına nazaran daha büyük dikkat vermektedir. Özellikle kelimelerin son heceleri, sözcüğün işitsel karakteri üzerinde daha az etkiye sahiptir. Somut olayda taraf markalarında, sadece son hecedeki U ve A harfi değiştiğinden, ... ve ...markaları arasında yoğun işitsel benzerlik bulunduğu, zira dava konusu marka dilbilgisi kurallarına uygun olarak hecelerine ayrıldığında “...” şeklinde telaffuz edileceği, davalı markalarının ise “...” şeklinde okunduğu, son hecedeki ... farkının kulakta ve zihinde bıraktığı etki oldukça zayıf olduğundan, markalar işitsel açıdan benzerdir. Markaların işitsel benzerliği bertaraf edecek şekilde görsel faklılık içermedikleri de açıktır. Ayrıca her iki markanın da fantezi ibareler olması bütünsel algıda benzerliği arttırmaktadır. Bu durumda tüketiciler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacakları için, markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır.
Tüketicinin önceden bildiği markanın tek harf faklı versiyonunu görmesi ya da duyması halinde; oluşturulan yeni ibarenin, önceki markaya dayanılarak yaratılmış yeni bir marka olduğu, önceki marka ile ilişkisi bulunduğu algısına kapılması kuvvetle muhtemeldir. Bu bağlamda dava konusu marka içerisinde “...” ibaresinin görsel ve işitsel olarak varlığını sürdürdüğü bir durumda, tüketicinin dava konusu markayı, davacı markaları ile ilişkilendirmesinin mümkün olduğu, en basit haliyle de davalının ...markalarını “...” şeklinde günceleyerek yeni bir ticari işaret yarattığı şeklinde yorumlayabileceği değerlendirilmektedir. Bu durumun ise dava konusu marka lehine davalı markalarından bir imaj transferi oluşmasına neden olabileceği açıktır.
Bu minvalde dava konusu davacı markasının, davalı markaları ile ilişkili bir marka izlenimi yaratacağı, en azından iltibas ihtimaline neden olabileceği, markaların aynı/aynı tür veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılmaları halinde halkın bu markalar arasında bağlantı kurabileceği, davacının markasını gören bir tüketicinin, bu markayı, davalının ve markalarının serisi yahut yeni bir versiyonu sanabileceği, davalının “...” kalıbı ile yeni bir marka türettiğini yahut markanın kullanımı konusunda davacıya bir hak ve/veya lisans verildiğini düşünebileceği,
Dolayısıyla taraf markaları arasında tek tek unsurları bakımından yüksek oranda görsel, kavramsal ve fonetik benzerlikler bulunmamakla birlikte, ortalama bir tüketicinin “...-...” şeklindeki markaları yan yana görmesi halinde, ilk anda işaretler arasında bir ilişki kuracağı, dava konusu başvuru ile davalı markalarını gören, işiten, duyan tüketicinin iki marka arasındaki farkları algılayabilse dahi, sonraki markanın önceki markalardan esinlenilerek yaratıldığı düşüncesine kapılma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olacağı, tüketicinin benzer nitelikteki bu işaretleri söz konusu benzer emtialarda gördüğünde işaretler arasındaki iktisadi bir bağ olduğu yanılgısı oluşabileceği, bu durumun ise imaj transferine yol açabileceği, tüketicinin iki farklı marka karşısında olduğunu algılasa dahi markalar arasında bağlantı kurması ve markaların aynı işletmeye ait seri markalar olduğunun ya da işletmeler arasında idari, ekonomik bir bağlantı bulunduğunun düşünülmesinin mümkün olduğu, karıştırılma ihtimalinin temelinde, ortalama tüketicinin, bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurmasının yeterli olduğu,
Yukarıda incelendiği üzere, taraf markalarının emtia listeleri 09. Sınıftaki çekişme konusu mallar bakımından aynı/aynı tür ve benzer emtialardan oluşmaktadır. Karşılaştırma konusu markaların kapsamındaki malların aynı/aynı tür ve benzer olması, iltibası artıran bir husus olarak değerlendirilmelidir. Zira marka işaretlerinin kapsamındaki mal ve hizmetler arasındaki ayniyet veya benzerlik arttıkça, marka işaretleri arasındaki düşük derecedeki benzerliğe rağmen, markalar arasındaki benzerlikler ön plana çıkarak markalar arasında iltibas tehlikesi artmaktadır.
Dava konusu 09. Sınıftaki mallar; bilişim ve internet alt yapısı kullanıcılarının ihtiyaçlarını gideren ve oldukça geniş bir kitleye hitap edip, herkesçe tüketilebilecek türden mallardır. Dolayısıyla ilgili tüketicilerin marka tercihinde her zaman maksimum özen ve dikkati göstermeyecekleri muhakkaktır. Somut olayda markaların aynı ticari kaynağa referans veren bütünsel benzerlikleri dikkate alındığında, ortalama tüketicilerce ilişkilendirilmeleri kuvvetle muhtemeldir. Zira markaların bütünsel olarak tüketici algısında yarattığı etki oldukça yakındır. Açıklanan nedenlerle; ...sayılı ... ibareli davacı marka başvurusu ile ...ibareli davalı markalarının benzer olduğu; davacı başvurusunun kapsadığı tüm mallar (09. Sınıf) bakımından emtia listelerinin aynı/aynı tür ve benzer olduğu ve markalar arasında iltibas ihtimali bulunduğu, kurum kararının yerinde olduğu,
Netice itibariyle,
Yukarıdaki değerlendirmeler neticesinde; ...sayılı ... ibareli davacı marka başvurusu ile ...ibareli davalı markalarının benzer olduğu, çekişmeli tüm mallar (09. Sınıf) bakımından emtia listelerinin aynı/aynı tür ve benzer mallardan oluştuğu ve markalar arasında iltibas ihtimali bulunduğu sonuçlarına ulaşılmış açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 80,70.-TL harçtan peşin alınan 59,30.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 21,40.-TL maktu ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen takdiren 7.375,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davacının yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı Türk Patent'in yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı ve davalı Türk Patent ile diğer davalı şirket vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ...Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.14.04.2022
Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır