T.C. ... 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/341 Esas - 2022/283
T.C.
...
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2021/341
KARAR NO: 2022/283
DAVA: Marka YİDK Kararının İptali
DAVA TARİHİ: 06/12/2021
KARAR TARİHİ: 22/09/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2022
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkiline ait "..." markası ile itiraz edene ait .... kelimesi ile birleşik yazılması ve tüyden oluşan insan figürü ihtiva etmesi karşısında, itiraz edene ait marka farklı font, beyaz renk ile yazılması, itiraz edene ait markanın yanında okey- aqua, ... gibi faaliyet alanına işaret eder asli ibareler bulunması, her iki markanın asli unsurları bakımından bir benzerlik taşımadığı, tali olarak ise yalnızca “...” kelimesinin ortak olduğu ve bunun da her iki markayı birbirlerine karıştırılacak kadar benzer yapmadığını, müvekkiline ait markada yer alan “...” (zinde, formda anlamında) kelimesi müvekkilinin faaliyet gösterdiği hizmet alanını doğrudan işaret etmekte olup, ... markası birleşik olarak yazıldığında müvekkilinin faaliyet alanı olan zayıflama ürünlerine doğrudan işaret ettiğini, nitekim “...” kelimesi özellikle vurgulanmamakta ve öne çıkarılmamakta olup, “...” olarak birleşik, yan yana, aynı font, büyüklük, renk ve görsellikte yazıldığını, bu bağlamda müvekkiline ait “...” markası bir bütün halinde tüketici nezdinde doğrudan (...: sıfır ve ...: formda,zinde) zayıflama ve diyeti çağrıştırmakta olup, bu durumun itiraz edenin faaliyet alanı olan cinsel sağlık ürünleri ile taban tabana zıt olduğunu, her halükarda “...” kelimesi İngilizce sıfır anlamında bir tanımlama olup, bu tanım kelimesinin itiraz edenin tekeline bırakılamayacak kadar yaygın kullanımı olduğunun gözetilmesi gerektğini, her ne kadar, YİDK tarafından müvekkiline ait markanın itiraz edene ait markalar ile benzer olduğundan 03 ve 05 sınıflarda tescilini reddetmiş olsa da, itiraz edene ait marka ile aynı sınıflarda onlarca "..." ibaresi içeren marka tescilinin bulunduğunu ifade ederek, YİDK’nın ...sayılı kararının iptaline, "..." ibareli ...numaralı marka başvurusunun 03 ve 05 sınıflarda da tesciline karar verilmesini
talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı kurum vekili cevap dilekçesi ile özetle; taraf markalarında baskın unsur “...” ibaresi olup reddedilen mallar açısından markalar ile karşı karşıya kalan tüketici kesimi açısından malın ticari kaynağında yanılma oluşacak derecede bir benzerlik ve iltibas ihtimali bulunduğunu, başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunduğundan markaların mal ve hizmet listelerinde aynı/aynı tür ya da benzer olduğu değerlendirilen malların başvuruya konu markanın kapsamından çıkartılmasının gerekmiş olduğunu, ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle ; davacı "..." marka başvurusunun, müvekkili şirket adına tescilli "..." markası ve bu ibareyi havi seri markaları ile sınıfsal yönden iltibas oluşturduğunu, dava konusu "..." markasının, müvekkili şirket adına tescilli "..." markası ve "..." ibaresini havi seri markaları ile esaslı unsur yönünden birebir aynı olup, işbu unsurun iltibasa sebebiyet verebileceğini, davacı şirketin marka başvurusunun esaslı unsurunun "..." kelimesi olduğunu, müvekkili şirketin "..." ibareli markası ile biçimsel, anlamsal ve sesçil yönden birebir aynı olduğunu, her ne kadar davacı tarafından, müvekkili şirketin "..." markasının sadece prezervatif ürünleri üzerinde kullanıldığından bahisle davacı markası ile müvekkili şirket "..." seri markasını havi ürünlerin tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali olmadığı iddia edilmekte olsa da bu iddiaların da hiçbir suretle gerçeği yansıtmadığını, zira, dava konusu markaları barındıran ürünlerin sağlık ürünü grubunda yer almaları, hedef tüketici kitlelerinin nitelikleri ve müvekkili şirketin markası ile davacı markasının birebir aynı sınıflarda tescilinin talep edildiği göz önüne alındığında, davacının başvurusuna konu "..." ibaresini taşıyan bir ürünün müvekkili şirket tarafından piyasaya sürülmüş bir marka olduğu zannı oluşturacağını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, bilirkişi raporu alınmış, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE:
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, davacı iddiaları karşısında Marka Yidk Kararının yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
DEĞERLENDİRMELER
Emtia ve Marka İşaretleri Bakımından Benzerlik Değerlendirmesi
Benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verileceği,
İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlandığı, sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali olduğu, dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği,
Tam bu hususta değinilmesi gereken önemli nokta ise karıştırılma ihtimalinin varlığı “halk” nezdinde olması gerektiği, bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılması gerektiği, dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerektiği, “Halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılması gerektiği, benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesi olduğu,
İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılacağı,
Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı
Dava konusu ...sayılı ve “ ŞEKİL” ibareli markanın dava konusu malları ile davalıya ait redde mesnet markaların kapsamlarındaki mallar :
Dava konusu markanın kapsamında yer alan dava konusu 03. ve 05. sınıflarda yer alan malların davalıya ait markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı,
Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı,
Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaya göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerektiği, global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacağı, bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel olmadığı, dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaya göre değerlendirme yapılması olduğu,
Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemesi gerektiği, markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsur olduğu, markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardan olduğu, markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edileceği,
Dava konusu “ŞEKİL ”ibareli marka, koyu mavi zemin üzerine, beyaz renkte “...” ibaresi, bu ibarenin üstünde mavi renk daire içerisinde beyaz renkte bir insan figürü ile bu insan figüründen dağılan yaprak şeklinde birçok figürün yer aldığı karma bir marka olduğu,
Davalıya ait markalar münhasıran “...” ibaresi veya “...” ibaresi yanında “...” veya “aqua” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir şekil unsuru içermeyen kelime markaları olduğu,
Dava konusu marka ile davalıya ait redde gerekçe markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresi İngilizce’de “sıfır”, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin gündelik hayatta kullanılan sağlıklı, formda olmak anlamına gelen bir kelime olduğu, davalı markalarında yer alan “...” ibaresinin “... anlamına geldiği,
Dava konusu marka ile davalı markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin markalar arasında marka işaretleri bakımından benzerliğe yol açıp açmayacağının değerlendirilmesi gerektiği,
Karşılaştırmaya konu olan markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde; davacının "..." unsurlu marka başvurusuyla davalı firmanın "..." ibaresini içeren markaları arasında görsel ve işitsel olarak ilgili tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, şöyle ki; başvuru görselindeki "..." ibaresinin davalının "..." ibaresini içeren markaları ile çok yakın düzeyde birbirine benzer ve bağlantılı bir marka olduğunun görüleceği, markalardaki başlangıç ibaresinin “...” ibaresi olduğu, markaların özellikle başlangıç kısımlarının tüketiciler üzerinde daha çok etki doğuracağı ve akıllarında daha çok kalacağı dava konusu markada yer alan “...” ibaresi ile davalı markalarında yer alan “...”, “aqua” ibarelerinin varlığının, özellikle görsel, işitsel ve kavramsal olarak bu keyfiyeti değiştirmeyeceği nitekim söz konusu ibarelerin ayırt edici niteliği zayıf ibareler olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu,
Karıştırılma İhtimali Bakımından Ara Değerlendirme
Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorunda olduğu, bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerektiği, halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacağı,
“Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.”
Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulması gerektiği, markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınması gerektiği,
Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabileceği, bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesi olduğu,
İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesi olduğu, bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabileceği, böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacağı, nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih edeceği, dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşüneceği, marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirdiği, bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunduğu, Avrupa Topluluğu Adalet Divanı iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımladığı, Yine ATAD kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişiler olduğu,
Hem dava konusu hizmetlerin tamamının redde gerekçe markanın kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer alması, hem de dava konusu marka ile redde gerekçe söz konusu markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu, dava konusu markanın kapsamındaki dava konusu malların, davalının markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, dava konusu marka başvurusu ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik olduğu,
Dava konusu marka ile davalı markası arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, dava konusu ...sayılı YİDK Kararı’nın yerinde olduğusonuçlarına ulaşılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 80,70.-TL harçtan, peşin alınan 59,30.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 21,40.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen takdiren 15.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davacının yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Davalı Türk Patent'in yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı ve davalı Türk Patent ile diğer davalı şirket vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.22.09.2022
Katip
e-imzalı
Hakim ...
e-imzal