T.C. ... 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/344 Esas - 2022/221
T.C.
...
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2021/344
KARAR NO: 2022/221
DAVA: Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ: 07/12/2021
KARAR TARİHİ: 30/06/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/06/2022
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı ...’in, 08.04.2020 tarihinde "..." ibareli 20. sınıftaki ürünlerini içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, ... kod numarası verilen başvuruya, müvekkili tarafından, tescilli ve tanınmış ibareli markalarıyla karıştırma ihtimali yaratacağı (6769 sayılı SMK m.6/1) ve müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlama, onun itibarını veya ayırt edici karakterini zedeleme riskini taşıması (6769 sayılı SMK m. 6/5), vakıa ve hukuki sebeplerine dayanarak başvurunun reddi istemiyle itirazda bulunduğunu, müvekkilinin haklı itirazının Markalar Dairesi tarafından reddedildiğini, bunun üzerine müvekkilinin aynı gerekçelerle itirazın reddine ilişkin Kurum kararına karşı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığına itirazda bulunduğunu, söz konusu itirazın da reddine karar verildiğini, davalı şahsın ... sayılı başvurusunun, müvekkili şirketin tescilli tanınmış markalarından doğan haklarını ihlal ettiğini, YİDK kararının iptali ve marka tescilinin hükümsüz kılınması şartlarının oluştuğunu, davaya konu "..." markasının, müvekkilinin "..." markaları ile karıştırılacak düzeyde benzer olduğunu, markayı oluşturan "...” ibaresinin anlamsız ve yaratılmış bir sözcük olduğunu, bu sebeple ayırt ediciliğinin fevkalade yüksek olduğunu, uzun yıllara dayanan yaygın ve yoğun kullanım ve tanıtımlarla ayırt ediciliğinin daha da yüksek seviyelere ulaştığını, davalıya ait markanın esas unsurunun "arte" ibaresi olduğunu, bu ibare ile müvekkilinin markaları arasında sadece sondaki “ma” hecesi açısından farklılık bulunduğunu, davaya konu markanın, müvekkillinin "..." markasında son hece olan “ma” kısmının çıkartılması ve ibarenin sonuna da ayırt ediciliği olmayan "form" ibaresinin eklenmesiyle oluşturulduğunu, davaya konu markanın tescil edildiği mal ve hizmetlerin müvekkilinin markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı ve benzer olduğunu davalının ... sayılı markasının kapsamında yer alan 20. sınıf ürünlerin, müvekkilinin "..." markalarının kapsamında birebir olarak yer aldığını, davaya konu markanın tescil edildiği mal ve hizmetlerin müvekkilinin markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetler ile aynı olmasının ve müvekkilinin markaları ile arasında yüksek bir benzerlik olmasının, davalı markası ile müvekkili markası arasında halk nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline yol açtığını, müvekkilinin “...” markasının tanınmış olması sebebiyle dava konusu başvurunun reddi gerekirken YİDK'nın bu hususta bir inceleme yapmamasının yerinde olmadığını, davalı markasının hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı şahsın ... sayılı başvurusunun, kötüniyetli olduğundan hükümsüz kılınması gerektiğini beyan ederek TÜRKPATENT YİDK'nın ... sayılı kararının iptali ile davalı adına tescilli ... sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının markası ile davacının redde mesnet markalarını karşılaştırıldığında ortalama tüketici nezdinde markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, “...” olan davalı markası ile davacı markasının, görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirinden son derece farklı olduğunu, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırabilecek ölçüde benzer markalar olmadıklarını, davalı başvurusu ile davacı markasında yer alan bazı harflerinin ortaklığından hareketle, markaların birbirine benzediği iddia edilse de davalı, “...” ibaresini, bir bütün halinde, bambaşka bir kompozisyon ve içerikte kullandığını, başvuru konusu “...” ibareli markanın itiraz gerekçesi markalar ile iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadıklarının ortada olduğunu, başvuru konusu markanın “...” ibaresinden oluşturulduğunu, ortalama tüketicilerin bu ibareyi yapay parçalara bölerek içinden sadece “arte” ibaresini seçip, ön plana çıkartmasının makul ve beklenebilir olmadığını, başvuru markasında “...” ibaresi ile, kullanılan harfler ile ve oluşturulan şekil kullanılarak tamamen spesifik hale getirildiğini, ayırt ediciliğin tamamen sağlandığını, hedef kitleye mensup tüketicinin bütünsellik ilkesi gözetilerek ortaya çıkacak bakış açısı nazara alındığında, başvuru konusu marka ile davacı adına tescilli markalar arasında görsel, fonetik ya da kavramsal açıdan benzerlik söz konusu olmadığını, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK’nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itirazın haklı görülmediğini, itiraz sahibinin, markaların benzer olduğu iddiasının ötesinde, kötü niyet hususunu ispatlar nitelikte herhangi bir kanıt sunmaması dikkate alındığında ve Kurulda başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından kötü niyet gerekçeli itirazın haklı bulunmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu YİDK kararının son derece hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu, müvekkilinin “...” isimli markası ile davacının “ ...” isimli markası arasında tek bir tane bile, iki markanın kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliğine yönelik bir alakanın mevcut olmadığını, bugün “...” denildiğinde herkesin aklına musluk banyo eşyaları vb. geldiğini, müvekkillinin ise sandalye başlığı ve sandalye üzerine mal ve hizmet üretmekte ve ekmeğini buradan kazandığını, davacının “https://www.....com.tr/” adresinde girip bakıldığında, tek bir tane bile müvekkili ile aynı hizmet ve malı kapsayan bir başlık olmadığını, müvekkilinin markası olan “...” isimli markasına ait “http://arteform.com.tr/” adresindeki tüm ürünlerin sandalye başlığı, sandalye vb. dikkate alındığında hiçbir ürünün davacının sitesinde satmaya çalıştığı ürünler ile alakasının olmadığını, karşı tarafın müvekkilinin kötü niyetli olduğuna ve sözde “...” isimli markadan haksız kazanç sağlamaya çalıştığına dair iddialarının hiçbirinin kabul edilebilir olmadığını, müvekkilinin “ ...” isimli markası ile “...” isimli markanın hiçbir alakası olmadığını, davaya konu müvekkiline ait “...” ile davacıya ait marka olan “...” arasında hiçbir şekilde işitsel benzerlik bulunmadığını, “ARTE” sözcüğünün son derece makul ve kaliteli bir anlamı olduğunu, bu sözcüğün karşı tarafın tekelinde olmadığını, “Arte“ sözcüğünün, İspanyol, Portekiz, İzlanda, Sırp, Slovak, Lüksemburg, Latin, Katalan, İzlanda, Arnavut, Hırvat, Bulgar, Yunan, İsveç, Makedon, Boşnak, Çek, Gürcü, ve İtalyan lisanlarının hepsinde “sanat” anlamına geldiğini, başka dillerde sanat manasına gelen bir sözcükteki bütün hakların kendisinde mevcut olduğuna dair iddianın kötü niyetin ürünü olduğunu, sadece bu husus bile eldeki davanın reddini gerektirdiğini, birden çok dilde sanat anlamına gelen bir sözcüğün nasıl olur da tüm haklarının karşı tarafa ait olduğuna dair bir beyanda bulunabildiğine inanamadıklarını, müvekkilinin sadece “arte” sözcüğünü kullanmadığını, yanına “form” ibaresi ekleyerek, markasındaki manayı ferdileştirdiğini, müvekkilinin “arte” isimli sözcüğün yanına “form” kelimesi ekleyerek markasını tescil ettirdiğini, “form” ise olması gereken anlamına gelen bir sıfat olduğunu, müvekkilinin markasının Türkçe anlamının “olması gereken sanat” veya “sanat budur” anlamında olduğunu, karşı tarafın davayı açmakta kötü niyetli olduğunu, TÜRKPATENT tarafından kendisine verilmiş olan tanınmış marka kararını kötüye kullanarak ayrı bir cüretkârlık ile beraber dava açtığını, mobilya üretiminde, sanat manasının, firmalar tarafından, kendi ürünlerini pazarlarken, marka olarak kullanılmakta tıpkı yüksek mahkeme kararındaki “SMART” sözcüğü gibi mal ve hizmet sınıflarının bilinç düzeyi yüksek olan ortalama tüketici kitlesi tarafından bütün anlamları ve hitap ettiği hizmetin ne olduğu bilindiğini, metal malzeme kullanılarak ülke çapında musluk vb. üretimler yapan karşı tarafın markasının, ağaç malzemeler kullanılarak İnegöl içinde sınırlı çapta sandalye ve mobilyaya yönelik olarak üretimler yapan müvekkilinin markası ile karıştırabileceğine dair iddianın gerçek dışı olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, YİDK Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
DEĞERLENDİRMELER:
6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu Kapsamında, Aynılık veya Benzerlik Kavramları;
Aynılık veya benzerlik incelemesinde;
İlk olarak; ikinci markanın, birinci markanın kullanıldığı ürün ya da hizmet ile aynı ya da aynı tür (türdeş) ürün ya da hizmet için kullanılıyor olup olmadığının tespiti gerekmekte,
İkinci olarak da sonraki markanın, önceki marka ile tamamen aynı veya benzer olup olmadığının tespiti gerekmektedir.
Karıştırılma değerlendirmesinde bütünsellik ilkesi esastır. Markalar arasında benzerliğin olup olmadığına, markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki dikkate alınarak karar verilir. İltibasın / karıştırılmanın fiilen gerçekleşmiş olmasına gerek yoktur. Sadece iltibas ihtimalinin varlığı yeterlidir.
Markalar arasındaki benzerliğin, tüketicileri, satın almayı düşündükleri mal/hizmet yerine bir başka mal/hizmet almak durumunda bırakması kadar, tüketicilerin iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları/hizmetleri üreten/yapan işletmeler arasında idari ekonomik açıdan bir ilişkinin bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas ihtimali kapsamında sayılmalıdır. Markaların esas unsurlarının aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen, iltibasa yol açabilir.
İnceleme Konusu Markaların Mal/Hizmet Listelerinin Karşılaştırılması;
Mal ve hizmetlerin benzerliğinde ortalama alıcı kitlesi, son kullanıcıları, malın satın alınmasına ayrılan zaman, satışa sunulma kanalları ve biçimi, birinin diğerini ikame etmesi gibi faktörler etkili olacağı kabul edilmelidir.
Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, aynı mal ve hizmetin birden fazla isme sahip olması veya piyasada anıldığı isimle teknik, bilimsel, literatüre geçmiş isminin farklı olması veya yabancı dildeki isminin Türkçeye de geçmiş olması durumlarında da mal ve hizmetler farklı şekilde ifade edilmiş olsalar da aynı olarak kabul edilecektir.
Benzer mal ve hizmetler ifadesi, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Bu çerçevede, aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayılabilecek ilişkili mal ve hizmetler de benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriğine girmektedir.
Mal / hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği aşağıdaki durumlarda ortaya çıkabilir:
− Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği,
− Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği,
− Malların fiziksel görünümünün benzerliği,
− Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği,
− Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik,
− Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik,
− Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik.
Somut olayda dava konusu marka ile davacı markalarının kapsadığı mallar ve hizmetler karşılaştırıldığında, dava konusu marka kapsamında aynı/aynı tür ve benzer mallar/hizmetler ile birlikte, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından yapılan değerlendirmede, davaya konu markanın dava konusu edilen 20. sınıfta yer alan mallarının tamamının, davacının, 2003 02522, 2006 49831, 2012 85002, 2018 108385, 2000 24972, 2002 30295, ...sayılı markalarında yer alan mal ve hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğu,
Davacının 2012 85002 ve 2018 108385 sayılı markalarında yer alan perakendecilik hizmetleri ile davalı şahsın başvurusuna konu markasında yer alan malları benzer kabul etmiştir. Genel kural, o malı üreten kişinin aynı zamanda satması olmakla, davalı şahsın mallarının yer aldığı perakendecilik hizmetleri benzer kabul edilmiştir.
Diğer taraftan, davacının bir kısım markasında yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” şeklinde genel nitelikte olan perakendecilik hizmetlerini ise benzer kabul etmemiştir. Başka bir ifade ile söz konusu hizmetin, hangi malların bir araya getirilecek tüketiciye sunulacağı konusunda bir kayıt bulunmadığı kabul edilmiş ve davaya konu markanın 20. sınıfta yer alan malları ile benzer nitelikte görülmemiştir. Diğer taraftan, söz konusu davacı markalarının başvurusunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan Sınıflandırma Tebliğ açısından da böyle bir belirleme yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır. Fakat, genel olarak, Yargıtay’ın çeşitli kararlarına da konu olduğu üzere 35. son sınıftaki genel nitelikteki perakendecilik hizmetlerinin tek başına Mal Hizmet Sınıflandırmasına konu malların tamamı için hak oluşturması mümkün olmayacaktır. Bu konuda ülkemizde 19.10.2011 tarih ve 28089 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Marka Tescil Başvurularına Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (BİK/TPE: 2007/2)’de perakendecilik hizmetleri ile ilgili olarak 35 inci sınıfın 6 ncı paragrafında yer alan hizmet grubu aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için "... " * bir araya getirilerek sunulması hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).
Bu bölümde hizmetin gerçekleştirileceği mal, mal grubu ya da sektör adını belirtiniz. Hizmetin mal ve sektörlerin tamamını kapsaması durumunda "çeşitli malların" ifadesini kullanınız.”⦌ şeklinde de mağazacılık hizmetinin sınırlarının çizilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır. Söz konusu düzenleme kapsamında yukarıda belirtildiği şekilde iki ayrı değerlendirme yapılmıştır.
Somut olayda, çekişmeli olan sınıf, 20. sınıfta yer alan mallar ile 35. sınıfta yer alan hizmetlerdir. Bu mal ve hizmetler içerisinde, mobilyalar, perdeler, ahşap ve plastikten çeşitli ürünler, vb. ile bu ürünlere perakendecilik hizmetlerinin bulunduğu görülmüştür. Bu mallar ile bunların pazarlanması hizmetleri, her yaş ve eğitim seviyesindeki çok çeşitli kesimden alıcıya hitap edebilmektedir. Spesifik özellikte mallar ile dikkat seviyesinin düşük olacağı mallar birlikte tescile konu edilmiştir. Bu sınıf çeşitliliğinin kendine özgü durumu, gene uyuşmazlık kapsamında bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
Bilindiği gibi ortalama tüketicinin seviyesinin tespit edilmesi markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Dolayısıyla bu noktadan hareketle, “ortalama tüketicinin” seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunacaktır. Davalının markasının kapsamına alınmak istenilen 20. sınıftaki emtiaların ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesi incelendiğinde; ilgili emtiaların çoğunluğunun günlük hayatta herkesin her zaman ihtiyaç duyacağı türden emtialar olmaması nedeniyle hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilinç/dikkat/özen/bilgi seviyesinin yüksek olduğu; gündelik (her anının, rutininin) ihtiyaçlarını karşılamadığı, sık satın alınan mall/hizmetler olmadığı, dolayısıyla bu alıcıların, söz konusu mal ve hizmetleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz hizmet alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği düşünüldüğünden ilgili mal ve hizmetler bakımından, dikkat düzeyi ortalama seviyedeki tüketicilere nazaran daha yüksek olan bilinçli tüketiciler oldukları kabul edilmiştir.
Söz konusu mal ve hizmet değerlendirmesinde, 6769 s. SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca, tescile konu edilen mal ve hizmetler ile bu mal ve hizmetlerin sunulduğu “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın ve/veya hizmetin hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır.
Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır”. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir.
Bu yönde genel kabul görmüş ve kararlarda da sıklıkta atıf yapılan değerlendirmeden birisi de; İlgili tüketici belirlenirken “ortalama tüketicinin dikkat düzeyinin mal veya hizmetlerin kategorisine göre çeşitlilik gösterdiği de akılda tutulmalıdır” (C -251/95 Sabel / Puma [1997]). Çekişmeli malın ortalama tüketicisinin zihnindeki marka algısı da bu nedenle değerlendirmede dikkate alınmıştır.
Bütün bu hususlar uyarınca; gerek TÜRKPATENT YİDK kararının iptali, gerek hükümsüzlük istemi açısından iltibas ihtimali varlığının ilk şartı olan malların / hizmetlerin aynılığı/benzerliği kriterinin, somut uyuşmazlık açısından, dava konusu markanın, dava konusu edilen ve yukarıda listelenen 20. sınıftaki bütün malları açısından sağlanmış olduğu görülmektedir.
İkinci şart ise markaların karşılaştırılması ile tespit edilecektir.
İnceleme Konusu Markaların Karşılaştırılması;
Davalının markası ile itiraza mesnet markalar arasında aynı / aynı tür veya benzer nitelikte mal ve hizmet tespit edilmekle, aynı / aynı tür veya benzer nitelikte mal ve hizmet tespit edilen markalar dikkate alınarak işaretler karşılaştırılmıştır.
Taraf markalarının kelime ve şekil unsuru içerdikleri, davaya konu markada “...” ibaresinin, davacı şirket markalarında ortak unsur olarak “...” ibaresinin yer aldığı görülmüştür.
Taraf markalarının anlamlarına bakıldığında, davacı yan markalarında ortak olan “...” ibaresinin türetilmek sureti ile yaratıldığı, davacı yanın bu yönde beyanı olduğu, davaya konu markada yer alan “arte” ibaresinin ise birkaç farklı dilde “sanat” anlamına geldiği, “form” ibaresinin ise biçim, şekil, bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu, istenilen şeylerin yazılması, doldurulması için hazırlanmış basılı belge anlamlarına geldiği, davalı yanın benzer yönde beyanlarının bulunduğu, taraf markalarının anlamsal olarak birbirlerinden farklı olduğu, “...” ibaresinin türetilmek sureti ile yaratıldığı da dikkate alındığında yüksek düzeyde ayırt ediciliğinin olduğu, günlük hayatta veya ticarette herkesin kullanımında olan ibarelerden olmadığı, bu nedenle de zayıf marka olarak kabul edilmeyeceği, davaya konu marka açısından ise markada yer alan “arte” ve “form” ibarelerinin birlikte kullanıldığı, fakat “form” ibaresinin anlamı itibari ile tescile konu edilen sınıf açısından ayırt ediciliğinin olmadığının kabul edilmesi gerektiği, davaya konu markada yer alan “arte” ibaresinin ön plana çıktığı, bu hali ile “arte” ibaresinin esas unsur olduğu, davalı yan tarafından “arte” ibaresinin zayıf ibare olduğu belirtilmişse de kural olarak, ayırt edici gücü zayıf olsa da, minimum tescil edilebilirlik şartını yerine getiren kelime unsurlarının tescil edilmesinin olağan olduğu, buna karşın söz konusu durumun, bu markaların koruma kapsamlarının geniş olduğu anlamına gelmediği, bu tip markaların sınırlı koruma kapsamından yararlanması gerektiği, fonetik açıdan yapılan karşılaştırmada, davaya konu markanın yazıldığı gibi okunması halinde “...” şeklinde okunacağı, davacı yanın markalarında ortak olan ibarenin ise “AR-TE-MA” şeklinde okunacağı, bu hali ile belli düzeyde benzerliğin bulunduğu, bir kısım davacı markasında yer alan “aç kapa” ve “matrix” ibarelerinin ise bu benzerlik derecesini düşürdüğü, bilindiği üzere, sözcüklerde ve sözcük öbeklerinde bazı hecelerin ve bazı sözcüklerin diğerlerine göre daha yüksek tonda seslendirilebildiği, sözcük vurgularının ilk, orta veya son hecede görülebildiği, davacı yan markasında vurgunun “...” şeklinde olduğu, davaya konu markada da “...” ibaresi şekilde kelime vurgusuna sahip olduğu, bu hali ile sesçil açıdan benzer olan öğelerin ön plana çıktığı, görsel olarak yapılan karşılaştırmada, davaya konu markanın belli bir figüratif özellik taşıyan bir kelime markası olduğu, kendine özgü “a” harfi kullanılmak sureti ile siyah zemin üzerine beyaz tonlarda tek satıra gelecek şekilde “arte” ibaresi, bu ibarenin bitiminde satırın sonunda yan dönmüş şekilde “form” ibaresinin yer aldığı, davaya konu markada “arte” ibaresinin görsel olarak da ön plana çıkartıldığı, “form” ibaresinin yan unsur olarak kompozisyon edildiği, davacı yan markalarından... sayılı markanın ise görselinin bulunmadığı, markalarda yer alan “...” ibaresinin, davaya konu “arte” ibaresini de içerdiği, bu hali ile görsel olarak da benzerlik taşıdığı, bir bütün olarak, anlamsal, görsel ve fonetik olarak yapılan incelemede sonucunda, taraf markalarında ön plana çıkan “arte” / “...” ibarelerinin gerek okunuş gerek de görsel olarak belli bir benzerlik içerdiği, taraf markalarında yer alan küçük farklılıkların ise markaları birbirlerinden ayırmaya yetmediği kabul edilmiş, taraf markaları arasında benzerlik bulunduğu kanaatine ulaşılmıştır. Karşılaştırma konusu markalarda yer alan aynı/aynı tür mallar da iltibası artıran bir husus olarak değerlendirilmiştir. Marka işaretlerinin kapsamındaki mal ve hizmetler arasındaki ayniyet veya benzerlik arttıkça, marka işaretleri arasındaki düşük derecedeki benzerliğe rağmen, markalar arasındaki benzerlikler ön plana çıkarak markalar arasında iltibas tehlikesi artmaktadır. Nasıl ki bir mıknatısın iki ayrı kutbu birbirine belli uzaklıkta iken çekim etkisi oluyorsa ve fakat yakınlaştırdığınız zaman çekme eğilimine giriyorsa, markalar arasındaki mal ve hizmetler ile marka işareti benzeşmesi de böyledir.
İşaretler arasındaki benzerlik değerlendirmesi, markanın türüne, yani şekil markası, sözcük markası, ses markası veya bunların karması olup olmamasına göre birçok farklı faktör açısından yapılacak değerlendirmeye bağlı olarak tespit edilebilmektedir. Benzerliğin tespiti, markanın türüne göre farklı unsurları esas almayı da gerektirebilmektedir.
Somut olayda, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, tüketici işlemi ya da tüketiciye yönelik uygulamaların her aşamasında taraf markaları arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal benzerlikler ile bütünsel algıda oluşan benzerlik nedeniyle ortalama tüketici/alıcı kitlesinde taraf markalarını aynı anda ya da ayrı ayrı görmesi halinde bile bu markaların ilişkili markalar olduğunu sanma ve yanılgı yaşama tehlikesinin mümkün olabileceği ifade edilebilir. Öyle ki sıradan tüketicinin değil, yukarıda bentte de izah edildiği üzere daha bilinçli tüketicinin de "..." / "..." ibareleri arasındaki görsel ve işitsel benzerlik nedeniyle ve işaretlerin bütünsel algı itibariyle birbirleriyle ilişkilendirilebilirliği karşısında yanılgı yaşamasının mümkün olabileceği ve taraf markalarının iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer oldukları görüşüne varılmıştır. Diğer bir deyiş ile; Taraf markalarının görsel, işitsel ve/veya anlamsal açıdan benzer olması, markaların bütünsel algısı bakımından ilgili tüketici nezdinde ilişkilendirilme tehlikesini gündeme getirmektedir. Bu bağlamda markaların aynı/aynı tür veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılmaları halinde halkın bu markalar arasında bağlantı kurması mümkündür.
Davalının, dava konusu markasını gören bir tüketici, bu markayı, davacının “...” esas unsurlu/ibareli markasının serisi, alt markası yahut yeni bir versiyonu sanabilecektir. Somut olayda, alıcıların/tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebilecekleri ve davalı markasının, davacı markaları ile bağlantılı bir marka olarak algılanması dolayısıyla tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği ve bunun da iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olarak görüleceği,
Somut olay açısından, ortalama tüketici karşısında ortaya çıkacak karıştırılma olasılığı açısından hitap edilen/hedeflenen tüketici kesimi için yapılacak değerlendirmede, potansiyel alıcı veya kullanıcı kitlesi, bu kimselerin eğitim ve mesleki bilgi düzeyi, malı satın alırken gösterecekleri dikkat ve özenin derecesi ve satın alma kararı verirken harcayacakları süreyi de değerlendirmede dikkate alınmıştır.
Tanınmış Marka Değerlendirmesi;
Somut olayda, her ne kadar davacı şirket markalarının tanınmışlık düzeyine ulaştığını gösterir nitelikte, piyasa araştırması, satış rakamları/faturaları, yurt içi ve yurtdışı satış ağı vb. delillerini sunmamış, sadece katalog görselleri ile şirkete ait haberleri sunmuş olsa da ... tescil numaralı, “...” ibareli tanınmış markasının bulunduğu, markanın armatür-banyo duş sistemleri ile sınırlı olacak şekilde tanınmış olduğunun kabul edilmesi gerektiği,
Davalının başvurusunda yer alan malların, davacı yanın tanınmış olduğu sektör ile aynı - benzer veya bağlantılı mal ve hizmetleri içermediği, bu hali ile davalı şahsın, davacı yanın tanınmış markasından haksız yarar sağladığına, tanınmış olduğu sektör açısından itibarına zarar vereceğine, ayırt edici karakterini zedeleyeceğine dair bir kanaat oluşmadığı, bu nedenle de taraf markalarında yer alan karıştırılma ihtimalinden farklı olarak, somut olay kapsamında davacı yanın tanınmış marka korumasından yararlanamayacağı,
Davacı kötü niyet iddiasında bulunmuş ise de bu iddiasını somut deliller ile ispatlayamadığı,
Tüm dosya kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde yukarıda açıklanan gerekçelerle;
a- Davaya konu ... sayılı davalı şahıs markasının dava konusu edilen 20. sınıfta yer alan mallarının tamamının, davacı şirketin itirazına dayanak yukarıda listelenen...sayılı markalarında yer alan mal ve hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer olduğu,
b- Davaya konu ... sayılı davalı şahıs markası ile davacı şirket markaları arasında benzerlik ve bu benzerlik neticesinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu,
c- Davacı şirketin, somut olay kapsamında tanınmış marka korumasından faydalanamayacağı,
d-TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 18.10.2021 tarih ve ... sayılı kararının yerinde olmadığı, davaya konu ... sayılı markanın tüm mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu,
e- Tarafların kötü niyet iddialarının ispat edilemediği sonuç ve kanaatlerine varılmış aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..
H Ü K Ü M :
Davanın kabulüne,
TÜRKPATENT YİDK NIN 18.10.2021 tarih 2021/M-8685 sayılı kararının tescile konu tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,
Davaya konu ... sayılı markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine,
Alınması gereken 80,70.-TL harçtan, peşin alınan 59,30.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 21,40.-TL maktu ilâm harcının davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 7.375,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 2.585,10.-TL
yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.30.06.2022
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf: 127,10.-TL
Bilirkişi Ücreti:2.300,00.-TL
P.P: 158,00.-TL
TOPLAM:2.585,10.-TL