T.C. ... 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/218 Esas - 2023/120
T.C.
...
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2022/218
KARAR NO: 2023/120
DAVA: Marka YİDK Kararının İptali ile Tescil
DAVA TARİHİ: 01/06/2022
KARAR TARİHİ: 30/03/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/03/2023
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Tescil istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin ... başvuru numarası ile kayıtlı “çokça bahçeden” markasının tescili için başvurduğunu, davalı Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun ...No.lu karar ile reddedildiğini, müvekkilinin “çokça” esas unsuru ile oluşturduğu markalarını 5/16/29/30. sınıfta tescil ettirdiğini, 10.000’i aşkın satış noktasında bu ürünlerin satış ve dağıtımını yaptığını, halen de yapmakta olduğunu, davalı kurumun itiraza mesnet gösterdiği markaların yan yana getirilmesi halinde ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkili şirketin siyah harflerle beyaz arka plan üzerine markasını yerleştirmişken davalı markalarının yeşil arka plan üzerine beyaz harflerle ayırt ediciliği olmayan "bahçeden" unsurundan meydana geldiğini, dava konusu "çokça bahçeden" markasındaki “bahçeden” ibaresinin taraf markaları arasında ayniyet yaratan unsur olarak görünse de “bahçeden” ibaresinin özellikle tescilli olduğu 29. sınıfta ayırt edicilik özelliği bulunmayan bir kelime olup bir kişi lehine tescilinin mümkün olmadığını, TDK sözlüğünde "bahçe" kelimesi için "meyve sebze ekilen yer" tanımının yapıldığını, "bahçeden" kelimesinin ise ürünün sebze kökenli olduğunu vurgulayan bir kelime olduğunu, ayırt ediciliği düşük bir kelimeyi marka olarak seçen marka sahibinin bu kelimeyi içeren markaların kullanılmasına katlanması gerektiğini, müvekkilleri markasının "çokça" esas unsurundan meydana geldiğini, "bahçeden" ibaresinin tali unsur olduğunu, tüketicinin dikkatini çeken ve okunan ilk unsurun da müvekkilerinin uzun yıllardır kullanılarak ayırt edici hale getirilmiş "çokça" ibaresi olduğunu, dolayısıyla markalar arasında işitsel benzerlik koşulunun sağlanmadığını, davalı tarafından markalarının esaslı unsuru olarak değerlendirilen ‘’bahçeden” ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, özellikle markaların tescilli oldukları sınıflara bakıldığında yiyecek ürünleri için ürünün bahçeden ve doğallığıyla alakalı açıklamalarda bahçe ve benzeri kelimelerin sıkça kullanıldığını, müvekkilleri şirketin “çokça” ibareli birden fazla markanın sahibi olduğunu, bu ibareyi kullanarak seri marka oluşturma amacı taşıdığını, müvekkillerinin "çokça" markaları sebebiyle işbu dava konusu marka üzerinde de müktesep hakkının olduğunu, müvekkilleri şirketin “A 101” mağaza adı ile tanınmış marka vasfına haiz olduğunu, yüksek bilinirliğine istinaden 10.000’i aşkın mağazasında satışı/hizmeti yapılan “çokça” markalı ürün/hizmetler hususunda davalı markaları ile iltibas tehlikesi yaratma olanağının bulunmadığını beyan ederek ... başvuru numaralı “çokça bahçeden” markası hususunda yapılan itiraz üzerine haksız ve hukuka aykırı şekilde verilen ...sayılı TÜRKPATENT YİDK kararının iptali ile ... başvuru numaralı “çokça bahçeden” markasının talep edilen tüm tescil sınıfları dahil olmak üzere tescil prosedürünün devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kararın tüm yönleriyle hukuka uygun olduğundan haksız ve hukuka aykırı davanın reddi gerektiğini, somut olayda markaların ortak olarak “bahçeden” ibaresini içerdiğini, davalı markaları ile başvuruya konu markanın bir bütün olarak ele alınıp değerlendirildiğinde markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak belli düzeyde benzerlik arz ettikleri ve bu durumun da başvuru konusu markanın kapsamından çıkartılan mallar yününden iltibasa neden olacağının açık olduğunu, davalı markasının gıda sektörüne dâhil mallarla birlikte perakendecilik hizmetleri için de tescilli olmasının ayırt edicilik niteliğini güçlendirdiğini, davalı markalarının kapsadığı mallarla aynı veya aynı tür olduğu değerlendirilen 29. sınıfa ait malların başvuru kapsamından çıkartıldığını, bu mallar açısından, markalar arasında iltibas oluşma ihtimalinin yüksek olduğunu, markalar ile karşı karşıya kalan hedef tüketici kitlesinin satın alma kararı verirken mal ve hizmetin ticari kaynağında yanılma ihtimali bulunduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçeleri ile kısaca; davacının davaya konu markası ile müvekkilleri şirketin itiraza ve davaya konu markaları arasında karıştırılma tehlikesinin olduğunu, markalar için benzer kelimesinin bile az kaldığını, kendilerine ait "bahçeden" markasını davacı şirketin kendi markası haline getirmeye çalıştığını, "bahçeden" ibaresinin sadece "çokça bahçeden" başvurusu içinde değil, davacının çoğu markası içinde yer edinmek istediğini, bunun yanında, davacının davaya konu markası altında satılan ürünlerin, hâlihazırda müvekkillerinin markalarının tescilli olduğu ve “bahçeden” markasının fiilen de kullanıldığı ürünler ile aynı veya benzer olduğunu, kuru meyveler ve kuru yemişlerin, müvekkillerinin tescilli "bahçeden” markaları kapsamında doğrudan yer aldığı gibi, yine müvekkillerinin markaları kapsamında yer alan ve uzun yıllardır “bahçeden” markasının fiilen kullanıldığı reçel, marmelat, komposto gibi ürünlerle benzer ürünler olduğunu, bu ürünlerin genellikle aynı sektörde yer alan firmalar tarafından üretildiklerini, davacının marka başvuru kapsamındaki ürünlerin, hem müvekkillerinin marka tescilleri kapsamında bulunduğunu, hem de kuru meyvelerin, “bahçeden" markasının temel olarak kullanıldığı reçel ürünleri ile bağlantılı olduğunu, davacı şirketin markalarının oluşumundan çok daha önceki tarihlere gitmekte olduğunu, bu bağlamda "bahçeden” ibaresi üzerindeki üstün ve gerçek hak sahipliğinin müvekkilleri şirkete ait olduğunu, davacının işbu iddiayı ileri sürerek dava açmasının kötü niyetli davrandığını açıkça gösterdiğini, “bahçeden” markasının ilk defa 1999 yılında yaratıldığını, müvekkillerinin ve “bahçeden” markasının önceki sahiplerinin, bu markayı davacı şirketten çok daha önce, yaygın bir şekilde uzun süre kullandığını, “BAHÇEDEN” markasının doğumunun, bu markanın eski sahiplerinden olan Hüseyin Erdoğan ve onun şirketi Erdoğan Ticaret'e dayandığını, davalının müvekkillerinin “bahçeden” markalarından ve sektördeki varlığından haberdar iken bu şekilde markalarında “bahçeden” kelimesini esas unsur olarak kullanmasının kötü niyetinin açık bir göstergesi olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, YİDK Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
İşlem dosyasının tetkikinde, davacı şirketin, 23.07.2020 tarihinde ...sayı ile yapmış olduğu başvuruda, “çokça bahçeden” markası için, 29.(01-11) sınıfta yer alan mallar için başvuruda bulunduğu; Markalar Dairesi Başkanlığınca yayın kararı verildiği, yayın üzerine davalı şirketin ve dava dışı üçüncü kişinin başvuruya itiraz ettiği, davacı şirketin karşı görüş sunduğu, dava dışı itiraz sahibine karşı kullanım ispatı talep ettiği, dava dışı şirket tarafından bir kısım bilgi ve belge sunulmuş olduğu, Markalar Dairesi Başkanlığı, 01.07.2021 tarihli kararı ile dava dışı üçüncü kişi itirazlarını reddettiği, davalı şirket itirazlarını ise KISMEN KABUL ETTİĞİ, “SINIF KODU 29: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.” mallarının başvuru kapsamından çıkartıldığı, itiraz gerekçesi olarak 6769 s. SMK’nun 6/(1). maddesinin ileri sürüldüğü, itiraza esas olarak gösterilen markalar olan, 2015 27590 / "bahçeden", 2017 122497 / "bahçeden sofranıza lezzetler", 2018 06030 / "bahçeden", 2018/105512 / "bahçeden meyvenin iyisi bahçeden", 2019/55882 / "bahçeden fit", 2020/46619 / "ebahçeden" ibareli markalardan, 2015 27590 ve 2018 06030 sayılı markalar açısından “Markanın ve kapsamındaki mal hizmetin benzer olduğu ve karıştırılma ihtimali bulunduğu tespit edilmiştir” ibaresinin yer aldığı, diğer markalar açısından, “Markalar benzer görülmediğinden karıştırılma ihtimali bulunmadığı tespit edilmiştir” kaydının bulunduğu, davacı şirket tarafından ve dava dışı üçüncü kişi tarafından Kurum kararına karşı itiraz edildiği, davalı tarafından karşı görüş sunulduğu, 31.03.2022 tarihinde itiraza karşı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu, yapmış olduğu incelemede, ...sayılı davaya konu kararı reddedildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.
DEĞERLENDİRMELER;
İnceleme Konusu Markaların Mal/Hizmet Listelerinin Karşılaştırılması;
Mal ve hizmetlerin benzerliğinde ortalama alıcı kitlesi, son kullanıcıları, malın satın alınmasına ayrılan zaman, satışa sunulma kanalları ve biçimi, birinin diğerini ikame etmesi gibi faktörler etkili olacağı kabul edilmelidir.
Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmalarından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte, aynı mal ve hizmetin birden fazla isme sahip olması veya piyasada anıldığı isimle teknik, bilimsel, literatüre geçmiş isminin farklı olması veya yabancı dildeki isminin Türkçeye de geçmiş olması durumlarında da mal ve hizmetler farklı şekilde ifade edilmiş olsalar da aynı olarak kabul edilecektir.
Benzer mal ve hizmetler ifadesi, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Bu çerçevede, aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayılabilecek ilişkili mal ve hizmetler de benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriğine girmektedir.
Mal / hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği aşağıdaki durumlarda ortaya çıkabilir:
− Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği,
− Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği,
− Malların fiziksel görünümünün benzerliği,
− Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği,
−Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik,
− Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik,
− Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik.
Bu kapsamda davacı yana ait davaya konu markanın, tescil talebi reddedilen mal ve hizmetleri ile davalı şirketin başvuru ve itiraz tarihinde markalarında yer alan mallar ve hizmetler karşılaştırılmıştır.
Somut olayda dava konusu marka ile davalı markasının kapsadığı mallar karşılaştırıldığında, dava konusu marka kapsamında aynı/aynı tür ve benzer mallar/hizmetler ile birlikte, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından yapılan değerlendirmede, davaya konu markanın dava konusu edilen (reddedilen) 29. sınıfta yer alan mallarının tamamının, davalı şirketin markasındaki mallar/hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğu,
Her iki taraf markasında 29. sınıf mallar bulunmaktadır. Bunun haricinde, aynı veya benzer görülen mal grubu ile söz konusu malların perakendeciliği hizmeti (35. sınıf 05. alt sınıfında yer alan hizmetler) açısından da mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı olmaları, dağıtım kanalı, ilgili tüketici kesimi karşısında benzerlik bulunduğu,
Somut olay kapsamında yapılan incelemede, çekişmeli olan sınıflar içerisinde birbirleri ile aynı/aynı tür ve benzer malların/hizmetlerin yer aldığı, yapılan değerlendirmede de söz konusu malların genel olarak gıda sektörü (son kullanıma konu mallar veya bu malların perakendeciliği hizmetleri) içinde kaldığı, gıda sektörüne ait genelleme yapılması halinde, son kullanıcıya hitap eden, çoğunlukla da paketlenmiş bu tarz malların, her yaş ve eğitim seviyesindeki çok çeşitli kesimden alıcıya hitap ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu ürünlerin, pazardan marketlere kadar raftan veya internet üzerinden alışverişe konu edilebileceği değerlendirilmiştir. Bilindiği gibi ortalama tüketicinin seviyesinin tespit edilmesi markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde de önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Dolayısıyla bu noktadan hareketle, “ortalama tüketicinin” seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunacaktır.
Davaya konu markanın kapsamına alınmak istenilen ve dava konusu edilen 29. sınıfta yer alan mallar ile ilgili olarak yukarıda belirtilen genelleme ile birlikte ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç / dikkat / özen seviyesi incelendiğinde; bu tarz malların günlük hayatta sıklıkla kullanıma konu olabilecek türde mallardan oldukları, hitap ettiği ortalama tüketici / alıcı kitlesinin bilinç / dikkat / özen / bilgi seviyesinin görece daha düşük olduğu, satın alma aşamasında, araştırma ve karar vermede geçen sürenin hızlı tüketime konu ürünler oldukları için fazla olmadığı, söz konusu mallar içerisinde, özel alıcı grubu olan çocuklara hitap eden malların da yer aldığı, bu nedenle ilgili tüketici kesimine çocukların da dahil olduğu, dolayısıyla belirtilen hususlar ışığında somut uyuşmazlık bakımından ilgili tüketici kitlesi açısından düşük/orta seviyedeki dikkate sahip makul düzeydeki tüketicilerin dikkate alınması gerekmektedir.
Yukarıdaki tespit ile birlikte dikkat edilmesi gereken husus ise; marka hukukunda karıştırılma ihtimalinin varlığı, 6769 s. SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca, “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır”. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İlgili tüketici belirlenirken “ortalama tüketicinin dikkat düzeyinin mal veya hizmetlerin kategorisine göre çeşitlilik gösterdiği de akılda tutulmalıdır” (C -251/95 Sabel / Puma [1997]). Çekişmeli malın ortalama tüketicisinin zihnindeki marka algısı da bu nedenle değerlendirmede dikkate alınmıştır.
Bütün bu hususlar uyarınca, iltibas ihtimali varlığının ilk şartı olan malların / hizmetlerin aynılığı/benzerliği kriterinin, somut uyuşmazlık açısından, dava konusu markanın, dava konusu edilen malları açısından sağlanmış olduğu,
İkinci şart ise markaların karşılaştırılması ile tespit edilecektir.
İnceleme Konusu Markaların Karşılaştırılması;
Davaya konu markanın kelime markası olduğu, markada “çokça bahçeden” ibaresinin yer aldığı, davalı şirkete ait markalardan 2015 27590 sayılı markanın figüratif özellikler içerdiği, her iki davalı markasında da “bahçeden” ibaresinin yer aldığı, taraf markalarında ortak olan/olduğu iddia olunan “bahçeden” ibaresinin bulunduğu,
Yapılan karşılaştırmada, davacı yan markasında yer alan "çokça" ve her iki taraf markasında yer alan "bahçeden" ibarelerinin Türkçe olduğu, "çokça" ibaresinin "oldukça fazla, aşırı miktarda, fazlaca" anlamına geldiği, "bahçeden" ibaresinin ise "bahçe" ibaresinden türetilmek sureti ile oluşturulduğu, "-den" eki gelmek sureti ile kaynak belirttiği, "bahçe" ibaresinin ise "sebze, meyve, çiçek veya ağaç yetiştirilen yer" anlamına geldiği, taraf markalarında yer alan "bahçeden" kelimesinin anlamının aynı olduğu, davacı yan markasında yer alan "çokça" ibaresinin zarf olduğu da görülmekle, kendisinden sonra gelen "bahçeden" ismini nitelediği bu hali ile "çokça bahçeden" ibaresinin tek başına da "bahçeden" ibaresinden anlamsal olarak uzaklaşmadığı görülmüştür. Davacı yan beyanlarında “bahçeden” ibaresinin ayırt ediciliğinin olmadığı / zayıf olduğunu belirtmekle, bu noktadan sonra yapmış olduğu incelemede, taraf markalarında ayırt edici olmayan (tanımlayıcı) veya ayırt edici gücü zayıf olan ibare / ibareler olup olmadığını tespit etmiştir.
Sıklıkla, farklı kaynaklarda da vurgulandığı üzere, asıl kural, ayırt edici gücü zayıf olsa da, minimum tescil edilebilirlik şartını yerine getiren kelime unsurlarının tescil edilmesinin olağan olduğu şeklindedir. Buna karşın söz konusu durumun, bu markaların koruma kapsamlarının geniş olduğu anlamına gelmediği, bu tip markaların sınırlı koruma kapsamından yararlanması gerektiği kabul edilmektedir. Uygulamada atıf yapılan EUIPO Temyiz Kurulunun R 1511/2016-4 sayılı kararında, markaların ortak olarak içerdikleri unsurun ayırt edici niteliğinin düşük olması haline ilişkin ilkeler sayılmış, bu kapsamda, eğer markalar ayırt edici niteliği düşük olan bir unsuru ortak olarak içeriyorsa, karıştırılma olasılığı değerlendirmesi, ortak olmayan unsurların markanın bütünsel olarak oluşturduğu izlenime etkisi hususuna odaklanacağı, değerlendirmede ortak olmayan unsurların benzerlikleri – farklılıkları ve ayırt edici niteliklerinin dikkate alınacağı kabul edilmiştir.
Bu kapsamda, taraf markalarında yer alan ortak “bahçeden” ibaresinin, uyuşmazlık konusu sınıflar ve hitap edilen tüketici kesimi, ortalama alıcı kitlesi ve nihayetinde halk nezdinde, davalı şirketin tescilli markasında yer alan malları ve davaya konu markanın tescile konu edilen mal ve hizmetleri açısından tanımlayıcı hale ulaşmadığı, kullanım şekli itibari cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirtmediği, malların zamanı göstermediği değerlendirilmiş, diğer bir deyiş ile ayırt edici özelliğe sahip olduğu kabul edilmiş fakat toplumun belli bir kesimi tarafından günlük hayatta kullandığı veya karşısına çıkan bir ibare olması karşısında ayırt ediciliğinin düşük düzeyde kaldığı, zayıf nitelikte olduğu kabul edilmiştir.
Fonetik olarak yapılan karşılaştırmada, taraf markalarının Türkçe olduğu, buna göre, “ÇOK-ÇA-BAH-ÇE-DEN” ve “BAH-ÇE-DEN” şeklinde okunacağı, taraf markalarında okunuş olarak benzer ibarelerin bulunduğu görülmekle birlikte, davaya konu markada söz konusu benzerliği düşüren farklı unsurun da yer aldığı,
Görsel olarak yapılan karşılaştırmada, davaya konu markanın kelime markası olduğu, beyaz zemin üzerine siyah tonlarda, tek satıra gelecek şekilde, “çokça bahçeden” ibarelerini içerdiği, davalı şirkete ait 2015 27590 sayılı markanın ise kendine özgü yazı karakteri ile yeşil zemin üzerine beyaz tonlarda kompozisyon edildiği, buna göre “bahçeden” ibaresini içerdiği, figüratif özelliğinin ayırt edicilik seviyesine ulaşmadığı, 2018 06030 sayılı markanın ise davacı yan markası gibi kelime markası olduğu, beyaz zemin üzerine siyah tonlarda, tek satıra gelecek şekilde, “bahçeden” ibaresini içerdiği, bu hali ile görsel olarak da taraf markalarının “bahçeden” ibaresini ortak olarak içerdiği, markaların incelenmesinde bütünsel karşılaştırmanın esas olması hususu dikkate alındığında; Davaya konu markanın kelime markası olduğu, markada yer alan ibareler dışında ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davalı yan markaları ile ortak olan “bahçeden” ibaresinin ön plana çıktığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 19.10.2011 tarih E.2011/11–566 ve K.2011/647 sayılı “Roman/Romano Botta” kararında da “Her iki markada da vurgunun ‘Roman’ ibaresinde toplandığı, orta düzeyde bir tüketicinin hafızasında bıraktığı imajın ve fonetik etkinin bu kelimede odaklanacağı, davacı şirketin ürünlerini almak isteyen orta seviyedeki alıcıların aynı ya da benzer raflarda sunulan aynı tür ürünleri gördüğünde davacı markasının hafızada ve gözde bıraktığı iz ve etki nedeniyle davacı ürünlerini aldığını zannetmesi, gerçekte davalının ürünlerini satın alması olasılığının yüksek olacağı” benimsenmekle, somut olayda da söz konusu durumun mevcut olduğu, davacı yanın “çokça” ibareli bir çok markası olduğu, “bahçeden” ibaresi ile seri marka yaratma gayreti içinde olduğu beyan edilmekle, davacı yanın “çokça” ibaresini / markasını bir üst kimlik olarak konumlandırdığı, her ne kadar somut olay kapsamında her hangi bir ürün üretilip üretilmediği noktasında bir bilgi sunulmamışsa da amacın “çokça” ibaresi ile üretilen ürünün davacıya aidiyetini vurgulayan işaret olarak planlandığı kabul edildiğinde dahi somut olayda “çokça bahçeden” marka işaretinde ayırt ediciliği üzerinde toplayan unsurun “çokça” ibaresi değil, bu markanın yanında kullanılan ve asıl olarak ürünü başka ürünlerden ayırma fonksiyonunu yerine getiren kelimeler/işaretler olması gerektiği, buna göre de ortak olan “bahçeden” ibaresinin ön plana çıktığı, ne kadar dosya kapsamında tescilli farklı “bahçeden” ibareli markalar bulunduğu görülmüşse de “bahçeden” ibaresinin uyuşmazlığa konu sınıflar açısından ayırt edici özelliği olmadığı anlamına gelmeyeceği, somut olay itibari ile “bahçeden” ibaresinin marka kompozisyonu içindeki yeri ve markada yer alan diğer ibareler kapsamında inceleme yapıldığı, bu hali ile taraf markalarında yer alan işaretlerin karıştırılma ihtimali yaratacağı ,
Somut olayda, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, tüketici işlemi ya da tüketiciye yönelik uygulamaların her aşamasında makul düzeyde bilgiye sahip olan gerçek veya tüzel kişi olan ortalama tüketici açısından taraf markalarını aynı anda ya da ayrı ayrı görmesi halinde, bu markaların ilişkili markalar olduğunu sanma tehlikesi bulunmaktadır. Hitap edilen/hedeflenen tüketici kesimi için yapılan değerlendirmede, potansiyel alıcı veya kullanıcı kitlesi, bu kimselerin eğitim ve mesleki bilgi düzeyi, malı satın alırken gösterecekleri dikkat ve özenin derecesi ve satın alma kararı verirken harcayacakları süre kapsamında taraf markalarının bağlantılı olarak kabul edilme ihtimali olabileceği kanaatine ulaşılmıştır. Diğer bir deyiş ile; Taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzer olması, markaların bütünsel algısı bakımından ilgili tüketici nezdinde ilişkilendirilme tehlikesini gündeme getirmektedir. Bu bağlamda markaların aynı/aynı tür veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılmaları halinde halkın bu markalar arasında bağlantı kurması mümkündür.
Kaldı ki; Karşılaştırma konusu markaların kapsamındaki hizmetlerin aynı/aynı tür olması, iltibası artıran bir husus olarak değerlendirilmektedir. Marka işaretlerinin kapsamındaki mal ve hizmetler arasındaki ayniyet veya benzerlik arttıkça, marka işaretleri arasındaki düşük derecedeki benzerliğe rağmen, markalar arasındaki benzerlikler ön plana çıkarak markalar arasında iltibas tehlikesi artmaktadır. Nasıl ki bir mıknatısın iki ayrı kutbu birbirine belli uzaklıkta iken çekim etkisi oluyorsa ve fakat yakınlaştırdığınız zaman çekme eğilimine giriyorsa, markalar arasındaki mal ve hizmetler ile marka işareti benzeşmesi de böyledir.
Seri Marka - Kazanılmış Hak Açısından;
Davacı şirket, “çokça” ibareli seri markaları olduğunu beyan etmiş olmakla, yapılan kontrollerde, ... sayılı “çokça bahçeden” markasından önce, ...sayılı “çokça tarladan”, 2017 65027 sayılı “çokça” ve 2008/61325 sayılı “çokça” markasının sahibi olduğu,
Davacıya ait ...ve 2017 65027 sayılı markaların başvuru tescil tarihlerinin 2017 ve sonrası olduğu, bu hali ile markaların tescil tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçmediği, söz konusu marka kullanımlarının uyuşmazlık konusu olmaktan çıktığının ve uzun süredir kullanıldığının kabul edilmeyeceği, 2008 61325 sayılı marka açısından ise dava konusu marka ile ortak sınıfın bulunduğu, markanın “çokça” ibaresinden oluştuğu, dosya içeriğinde ise söz konu markanın kullanıldığına dair bir ibareye rastlanmadığı, her ne kadar önceki tarihli markada “çokça” ibaresi yer alıyorsa da somut olayda tescili istenen markanın “çokça bahçeden” ibaresini içerdiği, bu hali ile eski tarihli markadan ayırıldığı, asli unsurunu koruduğunun söylenemeyeceği, diğer taraftan davacı yanın “çokça bahçeden” ibaresini uzun süredir kullandığına dair bir bilgi ve belgeye de rastlanmadığı, “çokça bahçeden” ibaresinin geçmişten gelen bir şekilde markasal kullanımı ve tescilinin taraflar arasında çekişmeli olmadığına dair bir kanaat oluşmadığı, diğer taraftan davalı yanın “bahçeden” ibaresini 2000 yılından itibaren tescil ettirdiği görülmekle davacı yanın, eski tarihli markasının seri markasını oluşturma konusunda kazanılmış (müktesep) hak sahibi olarak kabul edilemeyeceği,
Netice itibariyle,
Davaya konu 2020 84560 sayılı davacı şirket markasının, tescil talebi reddedilen 29. sınıfta yer alan bütün malların, davalı şirketin itirazına dayanak markalarında yer alan mallar/ hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer olduğu,
Davaya konu davacı şirket markası ile davalı şirketin itirazlarına dayanak markaları arasında benzerlik ve bu benzerlik neticesinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu,
Davacı yanın müktesep hakkının bulunmadığı,
TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 31.03.2022 tarih ve ...sayılı kararının yerinde olduğu sonuç ve kanaatlerine ulaşılmış olup açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur
H Ü K Ü M :
Davanın reddine,
Alınması gereken 179,90.-TL harçtan, peşin alınan 80,70.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 99,20.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 15.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.30.03.2022
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır