T.C. ... 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/199 Esas - 2023/73
T.C.
...
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No: 2022/199
Karar No: 2023/73
Dava: Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali
Dava Tarihi: 23/05/2022
Karar Tarihi: 09/03/2023
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 09/03/2023
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkilinin ...sayısı ve “...” ibaresi ile 29, 30, 35, 43. Sınıf mal ve hizmetleri kapsar şekilde gerçekleştirdiği marka başvurusunun Kurum tarafından verilen nihai karar ile reddolunduğunu, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkili markasının bir sözcük markası olmadığını, şekil ve sözcüklerin bir araya getirilmesi ile oluşturulduğunu, müvekkilinin “közde” ibaresini içerir şekilde yarattığı birçok markasının mevcut olduğunu, anılan markaların halihazırda tescilli olduğunu, Kurum tarafından verilen işbu kararın, Kurumun önceki kararları ile çeliştiğini, müvekkili markalarının ayırt edicilik kazanmış markalar olduğunu, müvekkili markalarında kullanılan kırmızı rengin ayırt ediciliğe katkısı bulunduğunu, müvekkili markasında tek başına sözcük unsurunun değil, şekille birlikte sözcük unsurunun akılda kalacağını, hatta şeklin ön planda olduğu müvekkil şirket markalarının tüketiciler nezdinde sektörü tarif eden bir şekil olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmayacağını, “közde” ibaresinin aynı zamanda müvekkili şirketin ticaret unvanının da ayırt edici unsuru olduğunu, müvekkilinin “közde” markasının yayılması için çok ciddi çaba ve emek harcadığını ifade ederek, TÜRKPATENT YİDK’nın 06/04/2022 tarih ve 2022/M-4381 sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı TÜRKPATENT vekili cevabında özetle; verilen kurum kararının yerinde olduğunu, davanın reddinin gerektiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE:
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık, başvuru markasının 65769 sayılı kanunun 5/1-b,c maddeleri gereğince reddininin yerinde olup olmadığı, davacının müktesep hak iddialarının yerinde olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının ...sayılı; "..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Dava konusu davacının ...sayılı "..." ibareli marka için 04/10/2021 tarihinde 29,30,35,43.sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde başvuruda bulunduğu, yapılan ilk incelemeler sonrasında; 30.sınıf: Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül.
35.sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)
43.sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. yönünden 6769 s. Kanunun 5/1-b ve 5/1-c maddeleri uyarınca kısmen reddine karar verildiği, kalan mal ve hizmetler bakımından ise 12.11.2021 tarih ve 384 sayılı bültende ilan edildiği, söz konusu kısmi ret kararına karşı davacı yanca itiraz edildiği, davacı itirazlarının TÜRKPATENT YİDK’nın 06/04/2022 tarih ve 2022/M-4381 sayılı kararı neticesinde özetle; “...başvuru numaralı ‘...’ ibareli başvurunun 6769 s. SMK'nın 5/1- (b, c) bentleri gereğince verilen kısmi ret kararına karşı yapılan itiraz incelenmiştir.
... Bu çerçevede yapılan değerlendirme neticesinde, başvurunun esas unsurunu oluşturan ‘...’ ibaresinde yer alan ‘közde’ ibaresinin bir pişirme usulü olarak ‘Et, sebze, meyve, hamur vb.ni köz üzerinde pişirmek. Odun kömüründe pişirme usulü.’ anlamında ‘bu usulle pişirilmiş ürünler’ üzerinde ilgili sektörde kullanılan oldukça genel ve tanımlayıcı bir ibare olduğu tespit edilmiştir. Bu çerçevede, başvuru konusu ibarenin ilgili mal ve hizmetler üzerinde belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağı, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceği ve tanımlayıcı nitelikte bir ibare olduğu kanaatine varıldığından, başvurunun 6769 sayılı SMK'nın 5/1-(b) ve (c) bentleri uyarınca kısmen reddi kararı ve gerekçeleri isabetli bulunmuştur. Başvuruya konu markadaki figüratif çizgi ve kırmızı renk fonuna ilişkin olarak, Kurul'un görüşüne göre etkileri sınırlı niteliktedir. Figüratif unsurlar, tüketicilerin onları akılda tutmasına yardım edecek ya da işaretler arasında ayrım yapmasına katkıda bulunacak spesifik veya orijinal bir nitelikte değildir. Ayrıca, bir ticari markanın sözlü ve figüratif unsurlardan oluşması durumunda, ilke olarak sözlü unsurun figüratif unsurdan daha ayırt edici olduğu hatırda tutulmalıdır, zira ortalama tüketici söz konusu mallardan ticari markanın figüratif unsurunu tarif etmek yerine isimlerini söyleyerek daha kolay bahsedecektir (15.12.2009, T-412/08, `Trubion, EU:T:2009:70, § 45 ve orada zikredilen içtihat). Mevcut durumda bu ilkeden sapmak için herhangi bir sebep bulunmamaktadır. İlgili halk, başvuruya konu markadaki figüratif unsurları hizmetlerin ticari kökenini belirten unsurlar olarak değil, dekoratif bileşenler olarak algılayacaktır. Öte yandan her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonucunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede işbu başvurudan farklı marka örneğini haiz ve farklı aşamalarda incelenmiş olan başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak teşkil etmesi mümkün olmamıştır. Başvuruya konu olan işaret, başvuru sahibi adına kayıtlı 2016 106921 sayılı ‘...’ markadan farklılaşmış olduğundan ve söz konusu markanın tescili üzerinden 5 yıl geçmemiş olması nedeniyle hükümsüzlük tehdidi altında olması nedeniyle öncelikli hak kapsamına değerlendirilmemiştir... ” şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mevzuatımızda “Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler”in marka olarak tescil edilemeyecekleri düzenlenmektedir. Madde gerekçesinde, sicilde gösterilebilir olmasına rağmen, kapsamında yer alan mal ve hizmetler bakımından herhangi bir şekilde ayırt ediciliği bulunmayan, kaynak gösterme fonksiyonuna sahip olmayan dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretlerin tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir.
Avrupa Adalet Divanı ve EUIPO ve üye ülkelerin ulusal mevzuatlarına göre bu maddenin yorumunda hareket noktası markanın esaslı fonksiyonu kavramıdır. Bir markanın reklam, garanti vs fonksiyonları da bulunmakla birlikte esaslı/asıl fonksiyonu, mal ve hizmetleri bir başkasının mal ve hizmetlerinden ayırt etmekten ibarettir. Dolayısıyla ürünün bir kişi veya firmaya ait olduğunu tanıtmaya imkan vermesi, yani ayırt edici gücünün olması gereklidir. Eğer ki işaret, ürünün aidiyeti hakkında tüketiciye bir bilgi veremiyor ise marka olarak tescil edilemez. Dolayısıyla ayırt edicilik fonksiyonu, işaretlerin genel ve temel bir özelliğidir.
“Bir markanın ayırt edici karaktere sahip olması için o markanın, tescili istenen ürünün belirli bir işletmeden kaynaklandığını belirler hale gelmiş ve böylece o ürünü diğer işletmelerin mallarından ayırır hale getirmiş olması gerekir.
Yargıtay kararlarında da, ayırt ediciliğin, markanın temel fonksiyonu olan kaynak gösterme fonksiyonunun sağlanıp sağlanmadığına bağlı olduğu ifade edilmektedir. Yargıtay 11. H.D.'nin 2005/1359 E., 2006/3136 K. sayılı kararında "556 sayılı KHK ile hüküm altına alınan tanım ve ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, ayırt edicilik fonksiyonu markanın en temel unsurudur. Çünkü, ayırt edicilik markanın üzerinde kullanıldığı bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan en önemli tescil şartıdır." denilerek ayırt ediciliğin markanın en temel unsuru olduğuna dikkat çekilmiştir.
Marka, ayırt edicilik fonksiyonunun gereği olarak, mal ve hizmetleri ferdileştirmekte ve bunları tüketiciler için piyasada teşhis edilebilir hale getirmektedir. Tüketiciler bu sayede, almak istedikleri mal ve hizmetleri başka teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırt edebilir hale gelmektedir. Ancak bu fonksiyonu sağlayamayan yani sicilde gösterilebilir olmasına rağmen, kapsamında yer alan mal ve hizmetler bakımından herhangi bir şekilde ayırt ediciliği bulunmayan, kaynak gösterme fonksiyonuna sahip olmayan işaretlerin tescili mümkün değildir.
Dolayısıyla kabul edilen bu görüşler çerçevesinde dava konusu ibarenin de tescili talep olunan ve fakat reddine karar verilen emtialar yönünden “kaynak gösterme” fonksiyonunun var olup olmadığına bakılması gerekir. Bu anlamda yapılan ayırt edicilik niteliği değerlendirmesi, tescili talep edilen mallardan ve hizmetlerden bağımsız ve soyut olarak değerlendirilmez. İşaretin ayırt edici niteliği tescili talep edilen mal ve hizmetlerin tamamı için ayrı ayrı değerlendirilir.
Ayrıca işaretin ayırt edici niteliğe haiz olup olmadığı değerlendirmesi, o işaretin hitap edeceği ilgili tüketici grubu gözetilerek incelenmelidir. Nitekim doktrinde de belirtildiği üzere soyut ayırt edicilik incelenirken ilk olarak kamu, idari merciler ve bilhassa diğer iktisadi aktörler (rakipler, sağlayıcılar, dağıtıcılar) nezdinde ürünün ticari kökenine yönelik net bilgi verebilme yeteneğine bakılır. Aynı sektörde faaliyet gösteren birbirlerine rakip aktörler bakımından, ticaret hayatının devamlılığının sekteye uğramaması adına sektör kullanımına açık kalması gereken bazı kavramlar vardır. Zira bu tarz ibareleri eş oranlı kullanım hakkına sahip olan sektör kullanıcılarının menfaatlerinin, ortalama tüketici menfaatinden daha üstün tutulmaması gerektiği ticaret hayatının ve rekabet ortamının devamlılığı bakımından tartışmasızdır.
Dava konusu "..." ibaresi mat kırmızı bir fon üzerine beyaz renkte “K” ve “A” harfleri diğer harflerden daha büyük olacak şekilde yazılarak logonun merkezinde konumlandırılmış “...” ibarelerinden ve yine “K” ve “A” harfleri arasında kalacak şekilde bir ev çatısını/köprü illustrasyonunu andırır iç içe geçmiş üçgen ve kavisli yapılı iki ayrı figüratif unsurun bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş olduğu; “közde” kelimesinin kökünü oluşturan “köz” ibaresi “küçük kor parçası” anlamına gelen bir kelime olup bu ibareye eklenen “-de” çekim eki, “köz üzerinde, köz ateşi ile” anlamını kelimeye katmaktadır. “pizza” ise “genellikle domates, zeytin, peynir, mantar, çeşitli et ve sebze türlerinin üzerine konulmasıyla hazırlanıp fırında pişirilen pide” anlamı ile sözlükte yer edinmiş bir gıda ürününün adı olup “...” şeklindeki bütünün tüketiciye vereceği anlamın “közde/köz ateşinde pişmiş pizza” gibi bir algı yaratması mümkün olabilecektir. Zira tüketicinin söz gelimi “közde döner”, “közde kebap”, “közde mangal”, “közde çay” gibi aslında köz ateşinde yapılması/pişirilmesine aşina olduğu ürünler gibi “...” tamlaması ile de bu yönde bir algı edinebileceği anlaşılmıştır.
Dolayısıyla somut uyuşmazlık konusu gibi bir kavram (közde) ile gıda ürünleri (pizza ve türevi ürünler) ya da “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” alanında karşı karşıya kalan tüketicinin, özellikle fırıncılık ürünlerinin (pizza, pide, lahmacun, ekmek vs) odun közünde pişirilmesinin son derece yaygın ve yerleşik bir uygulama olduğu gözetildiğinde, bu kavrama yükleyeceği öncelikli algının da bu yönde olacağı aşikardır.
Bu noktada bir diğer husus ise, başvuruda kullanılan görsel unsurlarının, tek başına iktisadi kaynak göstermeye elverişli olmayan sözcük unsurlarına rağmen, dava konusu başvurunun markanın kaynak gösterme fonksiyonunu yerine getirmesini sağlayacak düzeyde davacı taraf ile ilişkilendirilmesine yol açıp açmayacağıdır.
Zira şekil ve sözcük unsurundan oluşturulan markalarda, sözcük unsurunun tanımlayıcı, jenerik veyahut herkesin kullanımına açık bir kavram olması halinde, ayırt ediciliğin şekil unsuru ile birlikte değerlendirilmesi gerekeceği, böyle bir kombinasyonda marka tescilinin hak sahibine yalnızca şekil unsuru açısından bir koruma sağlayacağı kabul edilmektedir. Nasıl ki ayırt edici bir sözcük unsuru ile birlikte ayırt ediciliği bulunmayan/sektöre ait bir kavrama işaret eden şekil unsurundan oluşan bir bileşke markanın tescilinde, hak sahibine, şekil unsuru açısından münhasır bir hak sağlanmamakta ve ayırt edicilik sözcük üzerinde kalmakta ise benzer bir yorum bu durumun tam tersi için de geçerli olacaktır. Böyle bir durumda sözgelimi marka görselinde kullanılan şeklin ilgili pazarda ortaklaşa kullanılan şekillerin aynısı veyahut basitçe değiştirilmiş bir varyasyonu olması halinde tüketiciler nezdinde bir ayırt ediciliği bulunmayacak ise de şeklin ilgili pazardaki kullanımlardan farklılaştığı veyahut doğrudan tanımlayıcı olarak nitelendirilemeyeceği bir durumda ise artık şekil unsuru açısından ayırt ediciliğin değerlendirilebilir olduğuna kanaat edilmesi gerektiği; bununla birlikte tanımlayıcı, jenerik veyahut herkesin kullanımına açık bir kelime ve şekilden oluşan bir markanın ayırt ediciliğe sahip olabilmesi için kelime unsurunun geri planda kalması ve şekil unsurunun ön plana çıkması, ortalama tüketici bakımından markaya ayırt edici bir karakter kazandırması da gereklidir. Bu durumda şekil unsuru tali nitelikte ise, markaya ayırt edici nitelik katmaktan uzak, basit grafik tasarım unsurlarından veya halkın sık sık tanıtım amaçlı kullanım yoluyla alıştığı yazı karakterinin süslenmesinden oluşmakta ise ayırt edici olmayan bir kelime unsuruyla birleştirildiğinde işaretin geneli üzerinde ayırt edici bir karakter kazandıramamaktadır.
Nitekim Adalet Divanı Genel Mahkemesi nezdinde görülen bir uyuşmazlıkta “intelligent voltage guard” ibareli bir başvurunun sözcük unsurları açısından tasviri nitelikte olduğu, başvuruda yer alan voltaj baremini gösterir şeklin ise ürünün voltaj ölçme özelliğini yansıttığına karar verilmiş ve markanın bütün olarak ayırt edicilik sağlamaya elverişli olmadığı değerlendirilmiştir.
Başka bir kararda ise Adalet Divanı Genel Mahkemesi T‑767/16 sayılı kararında "metals+şekil" şeklindeki başvuruda, yer alan kırmızı yay şeklinin kolaylıkla hatırlanabilir detaylar veya aykırılık içermediği tespitini yapmış ve bu şeklin sadece bir dekoratif unsur olarak algılanacağı ve şekil unsurunun bu haliyle, başvuruya konu markanın kelime unsurundan kaynaklanan tanımlayıcı halini ortadan kaldırmadığına kanaat etmiştir.
EUIPO’nun“Ayırt Edici Olmayan/Tanımlayıcı Kelimeler İçeren Şekil Markalarının Ayırt Ediciliğine İlişkin Ortak Uygulama” başlığını taşıyan bildirgesinde de belirtildiği üzere tescili talep edilen mallara ve/veya hizmetlere ilişkin olarak ticarette yaygın biçimde kullanılan veya gelenekselleşmiş şekil unsurları, ilke olarak markaya ayırt edici nitelik katmamaktadırlar.
Bu bağlamda tek tek değerlendirildiklerinde ayırt edici niteliğe sahip olmayan kelime ve şekil unsurlarının kombinasyon halinde sunulması da markayı ayırt edici hale getirmez. Bununla birlikte, bu tür unsurların kombinasyonu, işaretin sunumu ve kompozisyonuna bağlı olarak kaynak gösterir biçimde de algılanabilir. Böyle bir durum, kombinasyonun oluşturduğu bütünsel izlenimin, ayırt edici olmayan veya tanımlayıcı kelime unsurunun verdiği mesajdan yeteri derecede uzaklaşmış olduğu hallerde ortaya çıkacaktır.
Somut olayda ise dava konusu "..." şeklindeki başvuruda kullanılan şekil unsurunun, zihinde kalıcı, ayırt ediciliği yüksek, doğrudan tüketicinin kavramsal bir karşılık yükleyebileceği türden bir işaret olmadığı, markanın hakim unsuru olarak ön planda algılanan ve akılda kalıcı tek unsurun “...” tamlaması olduğu, bütünde kırmızı renk ile birlikte bu şekil unsurlarının kullanılmasının, normal şartlarda ayırt edici niteliğe haiz olmayan bir işarete, kaynak gösterme fonksiyonun yüklenmesi için yeterli görülemeyeceği anlaşılmıştır.
“…davacı başvurusunun konusu olan işaretin "şekil+Çifte Kaymaklı" ve başvuru kapsamındaki dava konusu kalan emtiaların da "Hayvansal kaynaklı sütler; Süt ürünleri (tereyağı dahil). Katmer, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, bisküviler" olduğu, davacının "Çifte Kaymaklı+Şekil" unsurlarından oluşan marka tescil başvurusunda yer alan "Kaymak" kelimesinin sütün yüzünde toplanan açık sarı renkli koyu yağlı katman olduğunun bilindiği, bu kelimenin önüne eklenen "ÇİFTE" kelimesinin de kaymağın fazlalığının nitelenmesi için yazıldığı, "KAYMAKLI" ibaresine göre daha düşük ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu nedenle "Hayvansal kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil), katmer, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, bisküviler" yönünden doğrudan bir vasıf, nitelik göstereceği, ürünün alıcısı konumundaki ortalama tüketicinin "Çifte Kaymaklı" sözcüğünü gördüğünde yahut duyduğunda hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan bu emtiaları algılayıp düşünebileceği, özellikle, "dondurmalar", "yenilebilir buzlar" ve "bisküvi" emtiası yönünden, "kaymaklı" sözcüğünün halk arasında yaygın bir biçimde cins ve çeşit belirtmek için kullanıldığı, "kremalı dondurma", "kremalı bisküvinin" de aynı şekilde "kaymaklı dondurma", "kaymaklı bisküvi" olarak tanımlandığı, buna göre davacının "ÇİFTE KAYMAKLI" markasının "Hayvansal kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil), katmer, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, bisküviler" yönünden 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesine göre tescil edilmesinde engel bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının esastan reddine”
Dava konusu "..." şeklindeki başvurunun, sözcük ve şekil unsurunun bütün olarak yarattığı algı itibariyle, kaynak gösterme fonksiyonuna haiz olup olmadığı tartışılabilir ise de bu tartışmanın reddine karar verilen mal ve hizmetlerin tamamı için ayrı ayrı yapılması gerektiği, zira “közde” ibaresinin gıda ürünlerinin tamamı açısından aynı doğrultuda bir algıyı tüketiciye vermeyeceği, tüketicinin “közde” pişirilmesine/yapılmasına aşina olduğu mahiyetteki ürünler açısından bu algının oluşması mümkün ise de sair gıda ürünlerinde “közde” ibaresinin doğrudan tanımlayıcı vasfından nispeten sıyrılacak olduğu, bu halde dava konusu marka başvurusu kapsamında reddine karar verilen mallardan 30.sınıftaki “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül.” mallarının tamamı bakımından “...” ibaresinin aynı algıyı yaratmayacağı, özellikle fırıncılık mamulü olmayan, “pizza” ürünü ile doğrudan ikame edilebilirliği bulunmayan, pizza ürünü türevi olmayan gıda ürünleri açısından “pizza” kelimesinin ve hatta “közde” ibaresinin dahi (özellikle tatlı ürünleri açısından) farklı bir kavramsal ayırt ediciliğe bürünebilecek olduğu, bu halde 30. Sınıfta yalnızca “fırıncılık mamulleri: pide” malları bakımından ve 35. Sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için fırıncılık mamulleri: pide mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” bakımından anılan ibarenin bu anlamı ile algılanacağı, keza yine 43.sınıftaki “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” bakımından da dava konusu markanın bütün olarak “közde pişirme yöntemi ile pizza servis eden bir konsept” algısını tüketiciye vereceği, tüketicinin de ilk anda böylesi bir algıyla bu markayı yorumlayabileceği, dolayısıyla bahsi geçen mal ve hizmetler bakımından başvurunun yarattığı algı itibariyle 6769 s. SMK 5/1-b maddesi anlamında kaynak gösterme fonksiyonunun mevcut olmadığı; ancak aynısı 30.sınıftaki “Pastacılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül.” malları ve 35.sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ekmek, simit, poğaça, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” açısından yapılmasının mümkün olmayacağı kanaatine varılmıştır.
DAVA KONUSU BAŞVURUNUN 5/1-C MADDESİ BAKIMINDAN REDDİ KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ:
Mevzuatımızda yer alan bir diğer mutlak ret nedeni olan 5/1-c maddesi uyarınca “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler” in marka olarak tescili mümkün değildir.
Bir işaretin bu kapsamda değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini, vasfını, amacını hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, mal veya hizmet ile olan sıkı ilişkisi sebebiyle derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir. Bu bağlamda bir işaret, marka olarak kullanılacağı kavramın adına veya tanımına yakın olduğu oranda ayırt etmeyi sağlamaktan uzaklaşır. Kavramdan veya kavramın tanımından uzaklaştığı oranda ayırt edici nitelik kazanır. Örnek olarak; kapı kilidi için “kapı kilidi” veya “kilit” resminin ayırt edici niteliği bulunmamaktadır.
Nitekim doktrinde de kabul gördüğü üzere “Mal ile sadece uzaktan ilişkisi olan basit hatırlatmalar ve telmihler markaya tasviri bir karakter vermez. Eğer marka bir şeyin adını ihtiva ediyorsa, onun herkes tarafından kullanılabileceğinin kabulü için mal ile öyle bir fikri yakınlığı olmalıdır ki markanın tasviri karakteri özel bir zihni çaba harcanmaksızın anlaşılabilsin.”
Yüksek Mahkemece benimsenen görüş de doktrindeki görüş ile paralel doğrultuda olup bu husus, muhtelif kararlarda aşağıdaki şekilde vurgulanmıştır.
“Bir işaretin 556 sayılı KHK'nın 7/1-c bendinde belirtilen münhasıran veya esas unsur olarak karakteristik özellik belirten tasviri nitelikteki işaretlerden olduğunun kabulü için, başvuruya konu markanın kapsadığı emtia bakımından cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer coğrafi, kaynak vb hususlarda doğrudan karakteristik özellik belirten, tanımlayıcı nitelikteki ibareler vasfında olması gereklidir. Başvuru konusu mal veya hizmet için doğrudan karakteristik özellik belirtmeyen, ancak ifade ettiği anlamlar ya da tanımlayıcı ibareler bakımından birden çok seçenek içerisinden yapılacak değerlendirme sonucunda dolaylı olarak bu ibarenin başvurusu konusu mal ve hizmetler bakımından da (telmih yoluyla) karakteristik özellik ifade edeceği sonucuna yol açan işaretlerin, 556 sayılı KHK'nın 7/1-c bendi anlamında mutlak red sebebi olan tasviri işaretlerden kabulü mümkün değildir....“TITAN” ibaresinin titanyum elementinin kısaltılmış hali olduğunu ve saat emtiası için üstün özellik katan bir metal olduğunu beyan etmiş ise de bu açıklamaya dayalı olarak anılan ibarenin özel bir zihni çabaya gerek olmaksızın, sıkı ilişkisi nedeniyle doğrudan ve münhasıran saat emtiası için karakteristik özellik belirten bir işaret olduğu sonucuna da varılamaz. (Yargıtay 11 HD. 2014/4470E, 2014/10387K)”
Görüleceği üzere işaretin, söz konusu mutlak ret nedeni kapsamında kalıp kalmadığının, başvuru kapsamındaki emtialar ile işaret arasındaki ilişki gözetilerek değerlendirilmesi gereken bir husus olduğu aşikardır. Zira işaretin, ilgili mal ya da hizmetin bir özelliğini ifade edip etmediği değerlendirilirken, başvuru kapsamındaki mallar / hizmetler esas alınmak durumundadır. Çünkü bir mal / hizmet için tanımlayıcı nitelikte olan bir kelime, başka bir mal / hizmet için tanımlayıcı olmayabilir. Örneğin; meyveler için nitelik belirten “taze” kelimesi elektronik cihazlar için; akaryakıt ürünleri için cins belirten “diesel” ibaresi pantolonlar için herhangi bir özellik belirtmemektedir.
Dolayısıyla bir işaretin ayırt edici olup olmadığı ya da cins, çeşit, vasıf bildirici mahiyet taşıyıp taşımadığı hususunun başvuru kapsamındaki emtialar bakımından topyekün bir şekilde ele alınarak incelenmesi doğru olmayıp her bir emtia bakımından ayrı ayrı değerlendirmede bulunulması gerekmektedir.
“İlk derece mahkemesince, “SanTTral” ibaresinin 556 sayılı KHK’nın 7/1-a ve 5. maddeleri anlamında ayırt edici nitelikte olduğu, “SanTTral” ibaresinin başvurusu kapsamında yer alan “telefon santralleri” dışında 09 ve 16. sınıf malların tamamı bakımından ayırt edici nitelikte olduğu, ancak 09. sınıfta yer alan telefon santralleri bakımından 7/1-c ve d bentleri kapsamında marka olamayacak işaretlerden kabul edilebileceği…”
Yukarıda dava konusu ibarenin bir bütün olarak yarattığı algı ayrıntıları ile açıklanmış olup işaretin redde konu mal ve hizmetler bakımından ayırt edicilikten yoksun/kaynak gösterme kabiliyetine haiz olmadığı yönünde varılan kanaat, kendiliğinden 5/1-c maddesinde aranılan kriterleri meydana getirmemekte ise de somut olay özelinde aynı zamanda 5/1-c maddesi uyarınca da aynı şekilde değerlendirilebilir olup “...” ibaresinin 30.Sınıfta yalnızca “fırıncılık mamulleri: pide” malları bakımından, 35. Sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için fırıncılık mamulleri: pide mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları bakımından ve ayrıca 43.sınıftaki “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” bakımından ilgili mal veya hizmetleri açısından cins, çeşit, vasıf belirten işaretlerden olduğu;
Her ne kadar davacı yanca, önceki tarihli birtakım başvurulara dayalı olarak müktesep hak iddiası ileri sürülmüş ise de davacı yanın 30, 35 ve 43.sınıf mal ve hizmetleri kapsayan ve içerisinde “közde” ibaresi geçen en eski markasının 2015/102442 sayılı ve "... Türkiye'de tek ..." ibareli markası olduğu, anılan markanın hakim unsurunun “...” kelimesi olduğu, “közde” ibaresinin burada tali nitelikte kullanılan bir slogan içerisinde geçtiği, bu markadaki şekil unsurunun da dava konusu markadakinden farklı olarak belirgin bir köprü görselini (“...” kelimesi ile birlikte yaratılan kavram gözetildiğinde Mostar köprüsünü) temsil eden bir görsel olduğu, bu halde anılan markanın işbu dava konusu markaya müktesep hak teşkil etmesinin mümkün olmayacağı, keza yine 2016/106921 sayılı "..." şeklindeki markasının da yine belirgin bir köprü görseli ile birlikte “...” ibarelerini ihtiva ettiği, anılan markanın da bütünsel imajı dava konusu markadan farklı olduğu gibi yine 01.08.2017 tarihinde tescil süreci tamamlanan markanın, tescil tarihi üzerinden, dava konusu markanın başvuru tarihi olan 04.10.2021 tarihi itibariyle 5 yıldan fazla bir sürenin zaten geçmediği;
Dolayısıyla davacı yanın önceki tarihli markalarının, işbu dava konusu marka açısından müktesep hak oluşturmasının mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu davacının ...sayı ve "..." ibareli marka başvurusunun, 06.04.2022 tarih ve 2022-M-4381 sayılı YİDK kararı sonucunda reddine karar verilen mal ve hizmetlerden yalnızca 30. Sınıfta “fırıncılık mamulleri: pide” malları, 35. Sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için fırıncılık mamulleri: pide mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri ve 43.sınıftaki “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” hizmetleri bakımından 5/1-b ve 5/1-c maddesi kapsamında değerlendirilebilecek işaretlerden olduğu,
Başvuruda reddine karar verilen mal ve hizmetlerden 30.sınıftaki “Pastacılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül.” malları ve 35.sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ekmek, simit, poğaça, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri açısından ise aynı doğrultuda bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmayacağı, bu mallar bakımından YİDK kararının iptali gerekeceği, davacı yanın önceki tarihli ve müktesep hakka esas teşkil edebilecek bir tescili bulunmadığı, YİDK kararının iptali şartlarının kısmen oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Kısmen Kabulüne,
TÜRKPATENT YİDK'nın 2022/M-4382 sayılı kararının 30. Sınıf "Pastacılık mamülleri, tatlılar: ekmek, simit, pohoça, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül" malları ve 35. Sınıf "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ekmek, simit, pohoça, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri: (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katolog vb. Diğer yöntemler) ile sağlanabilir" hizmetleri bakımından iptaline,
Alınması gereken 179,90.-TL harçtan, peşin alınan 80,70.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 99,20.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 15.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın kısmen reddedilmesi ve davalı kurum kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 15.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,
Davanın kabul red oranının takdiren %50 olarak belirlenmesine,
Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 80,70.-TL ilâm harcının tamamının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 3.322,70.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalının yapmış olduğu bir gider bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.09/03/2023
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf: 92,20.-TL
Bilirkişi Ücreti: 3.100,00.-TL
P.P: 130,50.-TL
TOPLAM: 3.322,70.-TL