T.C. ... 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/249 Esas - 2023/98
T.C.
...
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No: 2022/249
Karar No: 2023/98
Dava: Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi: 22/06/2022
Karar Tarihi: 23/03/2023
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 23/03/2023
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilinin 1961 yılından bu yana faaliyet gösterdiği alanda birçok ürünün tanıtımını ve geliştirilmesini sağlayarak bir kalite sembolü olduğunu, davalı şahsın ... başvuru numaralı “... ... ...&...” ibareli başvurusuna karşı müvekkili adına “.../...” ibareli markalara ve bu markaları içeren tasarımlarla iltibas oluşturacağı, bu markaların tanınmışlığından haksız menfaat elde edileceği, marka imajına zarar vereceği iddialarıyla yapılan itirazların reddedildiğini, müvekkilinin “...” ibaresini ilk kez 1990 yılında “...” ibaresini ise ilk kez 2000 yılında tescil ettirerek markalar üzerinde büyük yatırımlar yaparak marka sayısını artırdığını, muhtelif sayılarla tescilli “...” ve “...” markalarının müvekkili adına tescilli olduğunu, bu markaların bir kısmının uluslararası marka olarak ve başka ülkelerde de tescilli olduğunu, müvekkilinin bu markaları geliştirdiği, yaygınlaştırdığı ve yaptığı çeşitli marka başvurularıyla seri marka oluşturma amacıyla hareket ettiğini, bu markaların zayıf ve tanımlayıcı marka olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bu konuda birçok mahkeme kararı bulunduğunu, “...” ve “...” markalarının tanınmış markalar olduğunu, bu markaların reklam ve tanıtımı için müvekkilinin uzun yıllar boyunca büyük harcamalar yaptığını, bu markaları taşıyan ürünleri Türkiye’nin yanı sıra dünya çapında şok sayıda ülkede satışa sunduğunu, müvekkili şirket markalarının hâlihazırda tescilli olması sebebiyle kanunun kendisine sağladığı korumadan yararlanması gerektiğini, dava konusu başvuru ile müvekkiline ait markalar arasındaki sınıfsal benzerliğin ayniyet derecesinde olduğunu, ... sayılı “... ... ...&...” ibareli marka ile müvekkiline ait “...” ve “...” markalarının benzer olduğunu, markaların da ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve markalar arasında iltibas ihtimali bulunduğunu, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, markanın tescili halinde müvekkiline ait markaların ayırt edici niteliğini zedeleyeceğini ve bu markaların imajına zarar vereceğini ifade ederek, TÜRKPATENT YİDK’nın 22/04/2022 tarih ve 2022/M-1579 sayılı kararının iptaline, ... sayılı "... ... ...&fit" ibareli marka başvurusunun; Sınıf 5: Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; Sınıf 30’daki malların tamamı; Sınıf 35’in ilgili alt sınıfında bulunan 5. Sınıfın “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları” Sınıf 35’in ilgili alt sınıfında bulunan 29 ve 30. Sınıf emtiaların tamamı yönünden tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı TÜRKPATENT vekili cevaplarında özetle; YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu “... ... ...&...” markası ile davacıya ait “...”, “...” ve “Fit” ibareli markaların karıştırılacak derecede benzer olmadığını, ayrıca “Fit” ve “...” sözcüklerinin gıda ve spor sektöründe herkesin kullanabileceği türden ve ayrım gücü zayıf ibareler olduğunu, özellikle ayırt edici ek sözcüklerle kullanıldığında karıştırılma ihtimalinin ortadan kalkacağını, “Fit” ve “...” günlük hayatta ve ticari hayatta sıklıkla kullanılan zayıf markalar olduğunu, bu yönde mahkeme kararlarının da bulunduğunu, somut olayda da markaların bir bütün olarak farklı olduğunu, “Fit” ve “...” ibareli markaların tüketici grubunun da diyet ürünleri tercih eden bilinçli tüketici olduğunu, davacı markaları için tanınmışlık koşullarının da oluşmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şahısa usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, yargılamaya bir katılımı olmadığından cevabına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE:
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararlarının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının ... sayılı "... ... ...&fit" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Dava konusu davalının ... sayılı ve "... ... ...&fit" ibareli markalar için ... ... ... sayılı kararıları ile itirazın reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Karıştırılma ihtimaline ilişkin düzenlemeye göre; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.”.
Dava konusu marka başvurusu 05, 30, 31 ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetler için yapılmış olmasına rağmen dava dilekçesinde YİDK kararının iptali ile markanın “Sınıf 5: Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; 30. Sınıftaki malların tamamı; ve Sınıf 35’in ilgili alt sınıfında bulunan 5. Sınıfın “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları” Sınıf 35’in ilgili alt sınıfında bulunan 29 ve 30. Sınıf emtiaların tamamı” yönünden iptaline, bahse konu markanın tescil edilmesi halinde ilgili sınıflar yönünden hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ettiği, bu nedenle bilirkişi heyetince ilgili tüketici kesimi incelemesinin bu mal ve hizmetler yönünden yapıldığı anlaşılmıştır.
Söz konusu mallar özet olarak diyetetik maddeler, diyet takviyeleri, bebek mamaları, çeşitli gıda ürünleri ile bu ürünlerin müşterilerin elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için bu ürünlerin bir araya getirilmesi hizmetlerini ihtiva etmektedir.
Bu mal ve hizmetlerden diyetetik maddeler, diyet takviyeleri, bebek mamaları gibi mallar özel bir ihtiyacı karşılayan mallar olması nedeniyle, bu mallar için kişilerin doğrudan tüketimi söz konusu olsa dahi yüksek dikkat gösterilerek tercih konusu yapıldığından bilinçli tüketici kitlesine hitap eden mallardır. 30. Sınıfta yer alan mallar ise genellikle herhangi bir uzmanlığı bulunmayan, özel bir ihtiyacı ve hassasiyeti gerektirmeden sıradan ve orta düzeydeki tüketici grubuna hitap eden mallardandır. Bu nedenle bu tür malların tüketici grubunun makul düzeyde dikkat, özen ve bilgi seviyesine sahip tüketicilerden olduğu;
Dolayısıyla, hem ortalama seviyedeki tüketicilerin hem dikkat seviyesi görece yüksek olan bilinçli tüketicilerin dikkate alınması gerektiği anlaşılmıştır.
Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır.
İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür.
Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.
Kapsam karşılaştırması bakımından;
Davacı tarafından dava konusu marka için YİDK kararının iptali ve hükümsüzlüğü başvuru/tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin tamamı yönünden değil fakat sadece aşağıda belirtilen mallar/hizmetler yönünden talep edilmektedir.
Sınıf 5: Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları;
30. Sınıftaki malların tamamı;
Sınıf 35’in ilgili alt sınıfında bulunan 5. Sınıfın “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları;
Sınıf 35’in ilgili alt sınıfında bulunan 29 ve 30. Sınıf emtiaların tamamı;
Başvuru kapsamında bulunan ve yukarıda belirtilen 5 ve 30. sınıflardaki mallar davacının itirazlarına dayanak yaptığı markaların tescili kapsamında bulunan ve bilirkişi raporunda karşılaştırma tablosunda koyu renk ile belirtilen mallar davacının 5 ve 30. sınıflardaki mallarla aynı/aynı türden mallardandır. Başvuru kapsamında bulunan ve yukarıda belirtilen 35. Sınıftaki hizmetler ise davacının itirazlarına dayanak yaptığı markaların tescili kapsamında bulunan ve bilirkişi raporunda koyu renk ve italik olarak belirtilen 5, 29 ve 30. sınıflardaki mallarla benzerliğe sahiptir.
İşaret karşılaştırması bakımından;
Dava konusu marka başvurusu “... ibarelerinden oluşan kelime ve şekil markasıdır. Başvuru markasında yer alan “...” harfleri turuncu ve mavi renklerde ve diğer ibarelere göre son derece büyük boyutlarda ve baskın markasal unsur olarak kullanılmıştır. “...” harflerinin altında yer verilen “...” ibaresi İngilizcede “bitkisel, bitki özlü” gibi anlamlara gelen ve bitkisel içerikli gıda ürünlerinde yaygın olarak kullanılan bir ibaredir. Ayrıca, “...” harflerine göre son derece küçük boyutlarda ve geri planda konumlandırıldığı dikkate alındığında, “... ibaresinin tanımlayıcı nitelikteki bir tali unsur olarak kullanıldığı ve ortalama tüketici nezdinde markasal bir algı yaratmadığı kanaatine varılmıştır.
Marka örneğinde kullanılan ve ihtilafın konusunu oluşturan “... ibareleri de markanın alt kenarında, “...” harflerine oranla son derece küçük boyutlarda ve geri planda konumlandırılmıştır.
Bunlardan “...” ibaresi diğer birçok anlamının yanı sıra İngilizcede “biçim, şekil, tarz, vücut, kalıp, görünüş” gibi anlamları bulunan, Türkçeye de geçmiş ve yaygın olarak kullanılan bir ibaredir. “...” ibaresi bu anlamlarının yanı sıra özellikle diyet gıdaları için ticari hayatta yaygın olarak kullanılan ve bu tür gıda ürünleri için ayırt edici niteliği bulunmayan ya da ayırt edici niteliği son derece zayıf ibarelerdendir. “...” ibaresinin çeşitli diyet gıdalarında tanımlayıcı nitelikte kullanımını gösteren bazı örneklere aşağıdaki internet sitelerinde yer verilmiştir.
Marka örneğinde yer verilen “Fit” ibaresi ise İngilizcede “uygun, uyma” gibi anlamlarının yanı sıra “bedenen formda olan, sağlıklı, sıhhatli” anlamları da bulunan, Türkçeye de geçmiş ve yaygın olarak kullanılan bir ibaredir. “Fit” ibaresi de bu anlamlarının yanı sıra özellikle diyet gıdaları için ticari hayatta yaygın olarak kullanılan ve bu tür gıda ürünleri için ayırt edici niteliği bulunmayan ya da ayırt edici niteliği son derece zayıf ibarelerdendir.
Taraf Markaları Arasında Halk Tarafından İlişkilendirilme İhtimali de Dâhil Karıştırılma İhtimali Bulunup Bulunmadığı;
Karıştırılma ihtimaline ilişkin düzenlemeye göre halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa marka başvurusu tescil edilemez.
İki marka arasında benzerliğin bulunması, bu markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu anlamına gelmez. Nitekim gerek marka hukuku, gerek haksız rekabet hukuku, benzerliğe hukuki sonuç bağlamamakta, benzerliğin karıştırma ihtimaline yol açmasına hukuki sonuç bağlamakta ve markaya tecavüze veya hükümsüzlüğe yol açtığı kabul edilmektedir. Markalar arasındaki benzerliğin hukuki sonuç doğurabilmesi için, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunması gerekmektedir. Her benzerlik otomatik olarak karıştırılma sonucunu doğurmaz, bu nedenle ancak ilgili tüketici nezdinde karışıklığa yol açan markalar söz konusu ise, bu benzerliğe hukuki sonuç bağlanır. Bir markanın “benzer” olarak nitelendirilebilmesi için, onun tescilli bir marka ile aralarında bağlantı olduğu ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin söz konusu olması gerekmektedir.
Somut olayda, dava konusu marka başvurusu ile davacının davaya dayanak gösterilen markaları arasında kapsam (mal/hizmet) benzerliği bulunmaktadır.
Markaların benzerliği yönünden, dava konusu marka başvurusunda, marka örneğinde diğer tüm unsurlara göre büyük boyutlarda, ön planda ve baskın unsur olarak konumlandırılan, özgün bir renk ve tasarıma sahip olan “...” harfleri asli ayırt edici unsur olarak yer almaktadır. “...” ve “...” ibareleri ise gerek marka örneğinde küçük boyutlarda ve geri planda konumlandırılmaları gerekse anlamları ve ticari hayattaki kullanımları nedeniyle marka örneğinde tanımlayıcı nitelikteki tali unsurlar olarak kullanılmaktadır. Bu çerçevede, orta düzeydeki tüketiciler tarafından “...” ibareleri ayırt edici nitelikteki markasal unsur olarak algılanırken dava konusu “...” ibarelerinin markasal bir fonksiyon icra etmeyeceği, marka altında sunulan mal ve hizmetlerin fonksiyon ve niteliğine işaret eden tanımlayıcı unsurlar olarak işlev göreceği anlaşılmıştır.
Davacı adına tescilli olup davaya dayanak olarak gösterilen... ... ... ibarelerinin de alt marka olarak markasal fonksiyon icra ettiği anlaşılmıştır.
Dava konusu marka ile davaya dayanak gösterilen davacı markaları ihtiva ettikleri unsurların tamamıyla birlikte ve bir bütün olarak bakıldığında, “...” ve “Fit” ibareleri davacı markalarında markasal nitelikte kullanılmasına rağmen davalı markasında markasal bir fonksiyon icra etmediği, davalı markasının asli ayırt edici unsurunun “...” harfleri olduğu dikkate alındığında markaların karıştırılacak kadar benzer olmadığı kanaatine varılmıştır.
Markalar arasında karıştırılma ihtimalinin oluşması için sadece mal/hizmet benzerliği ya da sadece marka benzerliği yeterli olmayıp iki benzerliğin bir arada bulunması gerekir.
Somut olayda, dava konusu markanın başvuru/tescil kapsamında bulunan ve dava konusu edilen mal ve hizmetlerle davacı markalarının tescili kapsamında bulunan mal ve hizmetler aynı/benzer olmakla birlikte markaların karıştırılacak düzeyde benzer olmadığı;
Neticede, davacının dayanak yaptığı markaları ile başvuru markasının işaret ve kapsam benzerliğini aynı anda barındırmamaları karşısında ilişkilendirilmeleri dahil karıştırılma ihtimallerinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Paris Sözleşmesi Anlamında Tanınmışlık Bakımından;
Değerlendirme konusu tescil engeli ile ilgili olarak; “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Söz konusu düzenlemenin gerekçesinde isabetli olarak söz konusu düzenlemenin bir nispi ret sebebi olacağı üzerinde durularak şu ifadelere yer verilmiştir: “Maddenin dördüncü fıkrasında, niteliği gereği nispi bir hak içeren Paris Sözleşmesinin 1'inci mükerrer 6'ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markaların aynısı veya benzeri niteliğindeki marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği hükmü düzenlenmiştir. Buna göre Türkiye’de Paris Sözleşmesinden yararlanacağı kabul olunan bir şahsa ait olduğu ve aynı veya benzeri ürünlerde kullanıldığı herkesçe bilindiği mütalaa edilen bir markanın karışıklığa meydan verebilecek surette örneğini, taklidini veya tercümesini yapan bir marka başvurusu tescili itiraz üzerine reddedilecektir. Bu düzenleme ile daha önce mutlak ret nedenleri arasında yer alan bu husus, AB ve uluslararası uygulamalarla uyumlu olacak şekilde nispi ret nedenleri arasına eklenmiştir.”.
Paris Sözleşmesi’nin 1’inci mükerrer 6’ncı maddesi ise 1’inci paragrafında “Birlik ülkeleri, tescilin yapıldığı ülkenin yetkili makamınca söz konusu ülkede bu sözleşmeden yararlanacağı kabul olunan bir kişiye ait olduğu, aynı veya benzeri mallar için kullanıldığı iyi bilinen tanınmış bir markanın herhangi bir karışıklığa yol açabilecek bir şekilde yeniden reprodüksiyonunu, taklit edilmesini veya aslına yakın bir şekilde değiştirilmesini içeren bir markanın kullanılmasını gerek mevzuat izin verdiği takdirde re'sen gerekse ilgilinin isteği üzerine yasaklamayı ve tescilini reddetmeyi veya iptal etmeyi taahhüt ederler. Markanın elzem bir bölümünün tanınmış bir markanın reprodüksiyonundan oluşması veya bu tanınmış markayla karıştırılabilecek bir taklitten ibaret olması durumunda da, bu hükümler geçerli olacaktır.” hükmünü içermektedir.
Düzenlemenin açık ifadesinden de anlaşılacağı üzere; markanın yabancı bir ülkede kullanılmış olması ve bu durumun tescil istenen ülkede biliniyor olması aranır. Tescil istenen ülkede markanın kullanılıyor olması şart değildir.
Değerlendirme konusuna ilişkin bir tescil engelinden söz edilebilmesi için Türkiye’de tescilli olmayan ancak Paris Sözleşmesi’nden yararlanabilecek bir kişinin markasıyla aynı veya benzer markanın varlığı gerekmektedir. Davacı, Türkiye’de tescilli markalarına dayanarak başvuruya itiraz etmiştir. Ayrıca davacı, Türkiye Cumhuriyeti kanunları çerçevesinde kurulmuş bir tüzel kişiliktir. Belirtilen hususlar karşısında somut uyuşmazlığa Paris Sözleşmesi anlamında tanınmışlıktan kaynaklı tescil engelinin uygulanma imkânı bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Türkiye’deki Tanınmışlık Düzeyi Bakımından;
Bu tescil engeline ilişkin düzenlemeye göre; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.”.
Belirtilen düzenlemede “tanınmışlık düzeyine ulaşmış marka” kavramına yer verilmiştir. Ancak, bu kavram hakkında herhangi bir açıklama yapılmamıştır. “Tanınmışlık düzeyine ulaşmış marka” olmak, “tanınmış marka”ya nazaran daha düşük tanınmışlık derecesinde olacaktır. Bu nedenle WIPO’nun 1999 yılında aldığı “WIPO Ortak Tavsiye Kararı” ile belirlenmiş olan tanınmışlığın tespitinde dikkate alınabilecek kriterlerden hareketle bu kriterlerin küçük bir kısmını içeren markaların tanınmışlık düzeyine ulaştığını kabul etmek mümkün olabilecektir.
Hem Tanınmış markalar açısından, hemde tanınmışlık düzeyine ulaşmış markalar açısından uygulanabilecek WIPO Ortak Tavsiye Kararı’nda belirtilen kriterler şunlardır:
Toplumun ilgili kesiminde markanın bilinme veya tanınma derecesi,
Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım derecesi ve kullanım süresi,
Markanın kullanıldığı mal veya hizmetlerle ilgili olmak üzere markanın reklam ve tanıtımlarını ya da fuar veya sergilerde sunumlarını içeren promosyon faaliyetlerinin kapsadığı coğrafi alan, promosyon süresi ve derecesi,
Markanın kullanım ve tanınmışlığının göstergesi niteliğinde olacak şekildeki marka tescillerinin veya marka tescil başvurularının süresi ve kapsadığı coğrafi alanı,
Özellikle yetkili mercilerce markanın tanınmışlığına ilişkin verilen kararlar olmak üzere, marka haklarının başarılı bir şekilde uygulandığını gösterir kayıtlar,
Markaya atfedilen değer.
Bu kriterler tavsiye kararı altında yer almaları nedeniyle bağlayıcılıkları olmadığı gibi belirtilenlerle sınırlı olmaları da mümkün değildir.
Markanın ulaştığı tanınmışlık düzeyi tespit edilirken her somut olayın özellikleri ve tanınmışlık düzeyine ulaşıldığı iddiasında bulunan marka veya başvuru sahibinin iddiasını ispat için sunduğu deliller göz önünde tutularak, markanın veya başvurunun kapsamındaki mal veya hizmet çeşidinin mevcut ve gelecekteki tüketici kitlesi esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir.
Belirtilenler ışığında tescile engel olduğu ileri sürülen markanın “tanınmışlık düzeyine ulaşmış” olmasının yanı sıra başvuru ile aynı/benzer olması ve tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya ayırt edici karakterinin zedelenmesi sonuçlarının doğabileceği hallerin bulunması gerekmektedir. Davacı iddialarında dava konusu başvurunun müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağı iddia edilmiştir. Bir markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlanabilmesi için tanınmış markanın sahip olduğu imajın sonraki tarihli markaya transfer olması gerekmektedir ki; sonraki marka herhangi bir yatırım yapmaksızın bu imaj transferi sayesinde haksız bir yarar elde etmiş olsun.
Davacının marka işlem dosyası kapsamında dayanak yaptığı markalarının kullanımı ve tanınmışlığı ile ilgili sunulan delilerde, davacıya ait “FİT” markalarının tek başına tanınmışlık niteliğini haiz olmadığı kanaatine varılmıştır. Sunulan delillerde “...” markasının ise “bisküvi, kraker” türü ürünlerdeki kullanımı, reklam ve tanıtımları sonucunda piyasada tanınır hale geldiği, bu hususun TÜRKPATENT tarafından da tespit edilerek T/03542 sayı ile tanınmış marka olduğu anlaşılmakla birlikte, davalı şahıs markası ile davacı markaları karıştırılacak düzeyde benzer olmadığından, davalı markasının davacıya ait markaların ününden haksız kazanç elde etme ya da bu markaların ün ve itibarına zarar verme ihtimallerinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Kötü Niyet İddiaları Bakımından;
Somut uyuşmazlıkta davacı yanın kötü niyet iddialarını temel olarak iltibas ihtimali değerlendirmesine ve tanınmışlık iddialarına dayandırdığı, açıklanan nedenlerle davacının kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede; dosya incelendiğinde, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu davalının ... sayılı markanın başvurusu başvuru/tescili kapsamında bulunan ve dava konusu edilen mal ve hizmetlerle davacı markalarının tescili kapsamında bulunan mal ve hizmetler aynı/benzer olmakla birlikte markaların karıştırılacak düzeyde benzer olmadığı, markaların işaret ve kapsam benzerliğini aynı anda barındırmamaları karşısında halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, somut olayda Paris Sözleşmesi anlamında tanınmışlıktan kaynaklı bir tescil engelinin bulunmadığı, davacının “...” markasının “bisküvi, kraker” türü ürünlerdeki kullanımı, reklam ve tanıtımları sonucunda Türkiye’de tanınır hale geldiği anlaşılmakla birlikte, davalı şahıs markası ile davacı markaları karıştırılacak düzeyde benzer olmadığından, davalı markasının davacıya ait markaların ününden haksız kazanç elde etme ya da bu markaların ün ve itibarına zarar verme ihtimallerinin bulunmadığı, davacının kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, YİDK kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 179,90.-TL harçtan, peşin alınan 80,70.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 99,20.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 15.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı ve davalı kurum taraf vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şahsın yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.23.03.2023
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır