T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
...
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2023/490 Esas
KARAR NO: 2023/858
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ: 23/10/2014
KARAR TARİHİ: 28/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalının müvekkiline ihtarname göndererek müvekkili tarafından işletilen .... 01/08/2011-30/06/2012 tarihleri arasında net 2.500 TL /ay ücretle çalıştığını, haftanın 6 günü fazla mesai yaptığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile SGK kaydının yaptırılmaması sebebiyle alamadığı işsizlik maaşları toplamı olan 66.262,08 Tlyi talep ettiğini, ancak davalının lokantada işçi olarak çalışmadığını, davalının ... adlı lokantanın %50 ortağı olduğunu, lokantanın açık kaldığı Ağustos 2011- Haziran 2012 tarihleri arasındaki 12 ay boyunca tarafların şifahi anlaşmasına göre lokantanın finansmanını müvekkilinin sağladığını, davalının 01/09/2011 başlangıç tarihli kira kontratından da anlaşılacağı üzere davalının bu sözleşmeye ve 60.000 TL lik teminat senedine kefil olarak imza attığını, davalının işçi değil işletmenin %50 ortağı olduğunu ileri sürerek davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin İş mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin şirket ortağı olmadığını, ilgili lokantada işçi olarak işletme müdürü olarak çalıştığını, işçilik alacaklarının tazmini için ... 2. iş Mahkemesinde 2013/1359 Esas sayılı dosya üzerinden dava açtıklarını ve dosyanın halen derdest olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunduğu iddiasıyla davalı tarafından davacıya gönderilen işçilik alacaklarının ödenmesi konulu ihtarnamede belirtilen miktar nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir.
Mahkememizce, yapılan yargılama sonunda, Tüm dosya kapsamı, tarafların dayandığı deliller, tanık beyanları ve göreve dair yol gösterici Yargıtay bozma ilamları dikkate alındığında, dava konusu olayda ispat yükünün davacıda bulunduğu, davacının dinletmiş olduğu tanık ifadeleri ve diğer yazılı deliller ile taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu ispatladığı, eş anlatımla işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını ispatladığı, bu sebeple davalının davacıya gönderdiği 01.04.2013 tarihli ihtarnameye istinaden davacının davalıya borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 01/04/2013 tarihli noter ihtarnamesinde belirtilen 66.262,08 TL miktar bakımından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 24.09.2020 tarih 2020/2761 E. 2020/4795 K. Sayılı kararı ile "...Temyize konu uyuşmazlık; taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesinin kurulup kurulmadığı noktasında toplanmaktadır.
Kural olarak, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. (TMK m.6) Gerek doktrinde, gerek Yargıtay İçtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri bir sözleşme olup, adi ortaklık ilişkisi mutlaka sözleşme temeline dayanır. Adi ortaklık sözleşmesi yazılı yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilir.
Her ne kadar adi ortaklık ilişkisi her hangi bir şekle bağlı değilse de, bu kural geçerlilik şekli bakımından söz konusu olup, ihtilaf çıktığında adi ortaklık sözleşmesinin varlığını ispat yükü, adi ortaklık ilişkisinin varlığını iddia edene düşer.
Adi ortaklıkta yazılı sözleşme, geçerlilik koşulu değil, bir ispat aracıdır.
HMK'nın 200/1 maddesi gereğince; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri 2.500,00 TL'yi geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Sözü geçen maddenin 2.fıkrası gereğince, senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir.
Davacı, davalı ile adi ortaklık kurduklarına ilişkin tanık dinletmiş ve mahkemece tanık beyanları esas alınarak taraflar arasında sözlü bir adi ortaklık ilişkisi olduğu kabul edilmiş ise de; yukarıda belirtilen husular dikkate alındığında davacı iddiasını usulüne uygun yasal delillerle kanıtlayamamıştır. Uyuşmazlığın miktarı itibari ile, davalı tarafın açık muvaffakatı bulunmaması nedeni ile tanık dinlenilmesi ve dinlenilen bu tanık beyanlarının hükme esas alınması mümkün değildir.
Bu durumda davacı tarafın iddiasını ispat zımnında, "yemin" delili kalmaktadır, dosyanın incelenmesinden davacının dava dilekçesinde "yemin" deliline dayandığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece; davacının davalı ile aralarında adi ortaklık bulunduğu iddiasını HMK'nın 200.maddesi kapsamında yazılı delille ispat edemediği kabul edilerek, davacıya, iddiasını ispat zımnında, adi ortaklığın varlığı hususunda davalıya yemin teklif etme hakkının kullandırılması ve yaptırılacak yeminin sonucuna göre ortaya çıkacak uygun hukuksal sonuç çerçevesinde hüküm kurulması gerekirken, bu yön gözardı edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce 24/02/2021 tarih, 2021/17 Esas, 2021/120 K. Sayılı dosya üzerinden bozma ilamına direnilmesine karar verilmiş ve dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel kurulunun 28/12/2022 tarih, 2021/3-981 Esas, 2022/1945 K. Sayılı ilamıyla direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Direnme kararının bozulması üzerine Özel Dairece verilen bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılmış ve davacıya, iddiasını ispat etmesi için adi ortaklığın varlığı hususunda davalıya yemin teklif etme hakkı kullandırılmış, davacı davalıya yemin teklif etmiş ve davalı da 28/11/2023 tarihli celsede yemin etmiştir.
Uyulan bozma ilamında da ifade edildiği üzere; davacıya yemin deliline dayandığı hatırlatılmış, davacı vekili de yemin metnini sunmuş ve davalı da yeminini eda etmiş olup, tüm dosya kapsamı ve bozma ilamı doğrultusunda, davacının davasını ispatlayamadığı görüldüğünden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre;
Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 269,85 TL harcın peşin alınan 1131,60 TL harçtan düşümü ile fazla alınan 861,75 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana iadesine,
3-Davalı, kendisini vekille temsil ettirdiğinden ...Ü.T'ye göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
4-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde verilecek dilekçe ile Yargıtay Temyiz Yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/11/2023
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.