T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
...TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2023/482 Esas
KARAR NO: 2023/758
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVA: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 08/06/2023
KARAR TARİHİ: 21/11/2023
KARAR YAZIM TARİHİ: 04/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibine başlandığını, takip dosyasında en son 29/06/2015 tarihinde araç haczi talep edildiğini, 02/11/2016 tarihinde dosyanın takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırılıp huzurdaki davaya kadar da herhangi bir işlem yapılmadığını bu tarihler arasında dosyada zamanaşımını kesmeye matuf herhangi bir işlem yapılmamış olup takibe konu bononun zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı nedeniyle taraflarınca icranın geri bırakılması taleplerinin... Sayılı dosyası ile kabul edilerek icranın geri bırakılmasına karar verildiğini, kararın huzurdaki dava tarihi itibariyle kesinleşmediğini, icra mahkemesi hükümleri maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden huzurdaki davanın açıldığını beyanla müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Menfi tespit davasına konu ... 3.İcra Müdürlüğü’nün 2013/5736 E. sayılı icra dosyası Beşiktaş 12.Noterliği’nin 27.10.2015 tarih ve 08486 E. sayılı Alacak Temliki Sözleşmesi ile...A.Ş. firmasına temlik edildiğini, takip dosyasının temlik edilmiş olması ve müvekkili bankanın taraf sıfatının kalmamış olması nedeniyle husumet itirazlarının olduğunu, arabuluculuk dava şartının bulunmadığını, icra mahkemesinde zamanaşımı nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verildiğini, haliyle işbu menfi tespit davasının konusuz kaldığını, takip tarihi itibariyle müvekkili bankanın yetkili hamil sıfatıyla söz konusu takibi açmakta haklı olup, davacı tarafın borçlu olmadığı yönündeki iddianın yerinde olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/412 Esasına kayden açıldığı, anılı mahkemenin 06/07/2023 tarihli gönderme kararı üzerine dosyanın ihtisas mahkemesi olarak mahkememize tevzi olmakla işbu 2023/482 Esas kaydını aldığı görülmüştür.
Dava; kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan takibe dayanak kambiyo evrakının zamanaşımına uğramış olması nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine dair menfi tespit istemine ilişkindir.
Öncelikle davalı yanın arabuluculuk dava şartı ve husumet itirazları yönünden; dava tarihi itibariyle menfi tespit davaları bakımından dava şartı arabuluculuk henüz yürürlükte olmadığından davalı yanın bu yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir. Yine davaya konu takip dosyasına (dava dışı) Final Varlık Yönetim A.Ş. Tarafından sunulan temliknamede işbu davaya konu takibin temlik alınmadığı anlaşıldığından davacı yanın husumet itirazı da yerinde görülmemiştir.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72 nci maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Bu bağlamda borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Dolayısıyla borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır.
Menfi tespit davalarında özetle; bir kimsenin, gerçekte var olmayan bir borç nedeniyle hâlihazırda icra tehdidi altında olması veya icra takibine maruz kalması, hukuki durumunun bu sebeple zararına yol açacak düzeyde belirsizlik içinde olması hâlinin, böyle bir borcunun bulunmadığına dair bir hüküm ile ortadan kaldırılabileceği durumlarda menfi davası açmakta hukuki yararın mevcut olduğu kabul edilebilir. (Menfi tespit davasına ilişkin yukarıdaki açıklamalar için Y. HGK. 2021/11-479 E., 2023/492 K., 17/05/2023 T., ilamı incelenebilir.)
İcranın geri bırakılması kararı bulunması halinde, menfi tespit istemi için hukuki yararın bulunup bulunmadığı konusunda; kural olarak icra mahkemesince icra takibinin geri bırakılmasına karar verilmesi, genel yetkili mahkemelerde borçlu olunmadığının tespiti talebinde bulunulmasına engel teşkil etmez.(Aynı yönde bkz. Y. 19 HD 2014/7645E., 2014/12117 K., 01/07/2014 T.)
Anlatılanlar doğrultusunda somut olayda mahkememizce de; davaya konu takip hakkında icranın geri bırakılması kararının bulunması eldeki menfi tespit davasının açılmasına hukuki yarar anlamında engel olarak görülmemiştir.
Bununla birlikte somut olayda menfi tespit isteminin salt zamanaşımına dayalı olarak istenildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümlenmesi için “zamanaşımı” kavramı üzerinde durulmalıdır.
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)'nun 125-140. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 146-161.) maddelerinde düzenlenmiş bulunan zamanaşımı, alacak hakkının, belli bir süre kullanılmaması yüzünden “dava edilebilme” niteliğinden yoksun kalmasını ifade etmektedir.
Borcun zamanaşımına uğramasıyla, borç (alacak) sona ermez, sadece alacaklının dava yoluyla alacağını elde etme olanağı, "alacağın dava edilebilme niteliği" ortadan kalkar. Zamanaşımına uğramış bir borç, ifa edilebilen, fakat dava edilemeyen eksik bir borçtur.
Zamanaşımına uğramış borç ifa edilirse, ifa geçerlidir, bir bağışlama veya alacaklı yönünden bir "sebepsiz zenginleşme" söz konusu değildir. Borçlu, borcun zamanaşımına uğradığını bilmediğini, bu nedenle hataen (yanılarak) ödemede bulunduğunu ileri sürerek verdiğini geri isteyemez(BK m. 62; TBK m. 78/2).
Zamanaşımı hukuki açıdan "def'i" (kişisel savunma nedeni) niteliğindedir. Borçlu borcunu ifadan kaçınmak istiyorsa, zamanaşımı def’inde bulunup, alacağın zamanaşımına uğradığını, dava edilebilme niteliğini kaybettiğini ileri sürebilir(BK m. 140; TBK m. 161). BK m. 140’da açıkça belirtildiği üzere, "zamanaşımı ileri sürülmezse, hakim bunu kendiliğinden gözönüne alamaz". (Zamanaşımı kavramına ilişkin yukarıdaki açıklamalar için Y. HGK. 2013/15-169 E., 2013/1365 K., 18.09.2013 T. ilamı incelenebilir.)
Yapılan açıklamalar kapsamında, somut olay ele alındığında; takibe dayanak senedin zamanaşımına uğradığı ihtilafsız olup bu yönde icra mahkemesince icranın geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, kesinleşme şerhlerinin ise (dava tarihi itibariyle) henüz tebliğ edilmediği sabittir. Davaya konu takibe ilişkin icranın geri bırakılmasına karar verilmesi kural olarak tek başına hukuki yararı ortadan kaldırmaz ise de; takipten/senetten temel ilişki nedeniyle sorumlu olunmadığı veya kambiyo taahhüdünün hükümsüzlüğü veya borcun hiç doğmadığı ya da borcun sona erdiği gibi nedenlerle değil salt kambiyo senedinin zamanaşımına uğramasına dayalı olarak menfi tespit davası açılamaz.(Aynı yönde bkz. Y. 11 HD. 2020/2929 E., 2021/1141 K., 11/02/2021 T.) Bu itibarla davanın reddine ve yine koşulları bulunmadığından davalı yanın tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1- Davanın REDDİNE,
2- Davalı vekilinin inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Alınması gereken 269,85-TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 89,95-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca ve 13/2. Maddesi de nazara alınarak 5.919,51-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
7-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nın 341/2. Maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/11/2023
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza