T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
... TÜRK MİLLETİ ADINA
6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/13 Esas
KARAR NO: 2025/151
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVA: İtirazın İptali (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/01/2025
KARAR TARİHİ: 25/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 26/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı ...'ın birden çok dosyasının davacı avukat ... ve yanında çalışan bağlı avukatlar tarafından takip edildiğini, dava konusu vekalet ücreti kaynağının; menfi tespit davasının .... .... ... ... ile davalı arasında olan icra takibi nedeni ile davalının hacizle parka çekilen aracının kıymet takdirine itiraz edilerek satışının durdurulması için Çubuk İcra Hukuk Mahkemesinde açılan dava olduğunu, diğer bir dosyasının ise taşınmaz satışından kaynaklı gene taraflarınca itirazı yapılan ve akabinde itirazın iptali davası açılan... Ticaret Mahkemesinde alacaklı Serkan Duran ile karşılıklı görülen menfi tespit davası olduğunu, davalı tarafından 15.11.2024 Tarihli azilname ile azledildiklerini, vekalet ücretinin icra yoluyla tahsili amacıyla başlatılan takibe haksız ve kötüniyetle itiraz edildiğini beyanla.... .... .... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 1 yıllık hakdüşürücü sürede ıslah edilmek üzere şimdilik 1000 TL'sinin iptaline, takibin devamına, borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekillilik ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: öncelikle işbu davanın görevsiz mahkemede ikame edilmiş olup Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkilinin tacir sıfatına haiz olmaması nedeniyle tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin racir olduğunun kabulü halinde dahi görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olacağını, uzun yıllar boyunca avukata herhangi bir ödeme yapılmadığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının müvekkili tarafından haklı olarak azledildiğini, bizzat davacının kusur ve ihmaline dayandığını beyanla öncelikle görev yönünden davanın usulden reddine karar verilmesini, aksi kanaatte davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava; haksız azilden kaynaklanan (akdi) vekalet ücretine ilişkin alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasından önce dava şartları ve görev hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
6100 sayılı HMK'nın "dava şartları" başlıklı 114. Maddesinin 1-c bendinde " mahkemenin görevli olması " hususu dava şartı olarak düzenlenmiştir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler, görev itirazı yapılmamış olsa bile mahkemenin resen görevli olup olmadığını inceleyerek karara bağlaması gerekir.
Davacı vekilinin özetle; dava konusu vekalet ücretinin davalının ticari faaliyetleri kaynaklı takip edilen davadan kaynaklandığından görevli mahkemenin tüketici değil ticaret mahkemesi olduğunu ileri sürdüğü görülmüştür.
Bu noktada öncelikle genel mahkemeler ile özel nitelikteki tüketici ve ticaret mahkemelerinin görev alanlarına değinmek gerekmiştir.
6100 Sayılı HMK'nın 2. Maddesi uyarınca: Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
Yasal düzenlemeden görüleceği üzere genel mahkemeden maksat Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Diğer yandan 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.
Ticaret mahkemelerinin görev alanı bakımından ise eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarih olan 01/07/2012 tarihinden sonra açılmış olup, davanın ticari niteliğinin ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 6102 Sayılı TTK ile getirilen düzenlemelerin değerlendirilmesi gerekir.
6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK 'nın 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından, temyiz aşamasında Yargıtay tarafından re'sen incelenir.
Anlatılanlar ışığında vekalet ücretinden kaynaklanan uyuşmazlıklar ele alındığında; hangi mahkemelerin görevli olacağı konusunda Yüksek Mahkeme tarafından; Vekil-Müvekkil arasında vekalete dayalı sözleşmesel bir ilişki kurulduğu gözetilerek, sözleşmesel ilişkinin temelindeki işlemin tüketici işlemi olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre mahkemelerin görevli olup olmadıklarının belirlenmesi gerektiği açıklanmıştır.(Bkz. Y. 13. HD 2018/3546 E. 2018/7886 K.)
Somut olayda; davaya konu vekalet(avukatlık) ücreti alacağının, Çubuk İcra Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan 2024/37 Esas sayılı kıymet takdirine itiraz davasından(icra memur muamelesini şikayet isteminden) kaynaklandığı, kıymet takdirine konu esas takibin ise aynı zamanda ... 1. ATM'nin 2024/212 esas sayılı menfi tespit istemine de konu fatura alacağından kaynaklandığı görülmüştür. Dosya kapsamına göre davalı yanın bilanço esasına tabi tacir konumunda olduğu ve anılı fatura alacağının davalı yanın mesleki/ticari faaliyetinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Bu itibarla eldeki davaya konu avukatlık ücreti yönünden sözleşmesel ilişkinin temelindeki işlemin tüketici işlemi olmadığı, davalının eldeki uyuşmazlıkta tüketici sıfatını haiz olmadığı anlaşılmıştır.
Bununla birlikte taraflardan birinin tacir sıfatını haiz olması yukarıda açıklandığı üzere davanın ticaret mahkemelerinde görülmesini gerektirmez. Bir davanın ticaret mahkemelerinde görülmesi için davanın ticari dava niteliğinde bulunması gerekir. Bir davanın ticari dava sayılması için ise her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Somut olayda davacı avukat yönünden uyuşmazlık mesleki faaliyeti ile ilgili ise de davacının(avukatın) tacir sıfatı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca eldeki davanın mutlak ticari dava niteliği söz konusu olmayıp, davacı(avukat) tacir olarak kabul edilemeyeceğinden eldeki davanın nispi ticari dava niteliği de bulunmamaktadır. Bu itibarla her iki tarafın mesleki faaliyetinden kaynaklanan eldeki uyuşmazlığın çözümünde genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi görevlidir.(Aynı yönde bkz. ... BAM 36. HD. 2023/578 E., 2023/655 K., 30/11/2023 T.; yine İstanbul BAM 19. HD. 2024/839 E., 2024/1654 K., 09/07/2024 T.)
Yapılan açıklamalar kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin(Asliye Hukuk Mahkemeleri) görevli olduğu tespit edildiğinden, mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-Davanın GÖREVSİZLİK nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,
2-HMK'nın 20. Maddesi gereğince, kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... (NÖBETÇİ) ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, (ihtar edildi)
3-HMK'nın 331/2. maddesi uyarınca harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
Dair, davacı vekilinin (e-duruşma) ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı
. 25/02/2025
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza