T.C. ... 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2023/110 Esas - 2023/815
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
T.C.
...
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR
ESAS NO: 2023/110 Esas
KARAR NO: 2023/815
DAVA: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/02/2023
KARAR TARİHİ: 26/12/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin "... adresindeki "Desni Su Şişeleme Tesisleri"ni sigortalamak amacıyla davalı ile görüşme sağladığını, teklif ve poliçeye esas olmak üzere davalı tarafından yapılan keşif sonucu taraflar arasında mutabık kalınan prim karşılığında 127512021 numaralı poliçe ile 31.03.2021-31.03.2022 tarihleri arasında davacı şirket varlıklarının kapsamlı şekilde sigortalandığını, riziko adresinde faaliyet devam ederken 21.03.2022 tarihinde çatının "kar ağırlığı" nedeniyle çökmesi sonucu yapıda ve yapı içerisinde bulunan hazır sularda maddi hasar meydana geldiğini, hasarı davalı şirkete bildirdiklerini, açılan hasar dosyasında görevlendirilen eksperin 26.03.2022 tarihinde inceleme yaptığını, incelemenin ardından şirket faaliyetinin devamı için enkazın kaldırılarak tadilata başladığını, tadilat tamamlandıktan sonra sigorta şirketinin talebi ve talimatları ile zararın bir kısmı için proforma faturası düzenlenerek davalıya gönderildiğini, davalı tarafından ödeme yapılması beklenirken aksi yönde dönüş ile; "hasarın yapısal bozukluk ve zafiyet olması" sebebiyle oluştuğu, bu sebeple ödeme yapılmayacağının sözlü olarak bildirildiğini, redde dayanak somut delil ve evraklar talep edilmiş ise de talebin yerine getirilmediğini, yapının hatalı olduğu bu sebeple zararın meydana geldiğinin haricen belirtildiğini, zararın meydana geldiği yapının poliçe tanzim tarihinden çok önce imal edildiğini, teklife ve poliçeye esas olmak üzere yapılan keşifte davalı tarafından incelenerek kayda alındığını, bu eklentiler nedeniyle davalı tarafından primin yüksek tutulduğunu ve taraflarca bu haliyle kabul edildiğini, poliçede 29.350.000,00 TL bedelli "kar ağırlığı" klozunun mevcut olduğunu, sigorta tarihinde yapının mevcut haliyle davalı tarafından incelenerek kabul edildiğini, TTK'nun 1409/2. Maddesinin "Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir." şeklinde düzenlendiğini, basiretli tacir olan davalının sigorta öncesi yaptığı keşifte inceleyerek teminat altına aldığı yapıyı, zarar meydana geldiğinde eksikliğini ileri sürerek teminat dışı kaldığını ispat etmesinin mümkün olmadığını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak zararı karşılamaktan kaçınmak istediğini, zararın giderilmesi için davalıya yapılan başvurunun cevapsız bırakılmak suretiyle reddedilmiş olduğunu, dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusundan da bir sonuç alınamadığından işbu dava ile zararın giderilmesini talep etme gereğinin hasıl olduğunu ileri sürerek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile HMK 107. Maddesi uyarınca şimdilik KDV dahil; yapıda meydana gelen hasarın giderilmesi ve enkaz kaldırma bedeline karşılık 5.000,00-TL, yapı altında kalan hazır sularda meydana gelen zarar için 5.000,00-TL olmak üzere toplam 10.000,00-TL'nin davalıdan ihbar tarihi olan 22.03.2022 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıdan tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava ehliyetinin bulunmadığını, sigortalı iş yeri üzerinde.... Şubesi lehine rehin hakkının bulunduğunu, rehin alacaklısının yazılı muvafakati olmadan davacının bu davayı açamayacağını, bu nedenle öncelikle bu konuda alınacak muvafakatin dosyaya sunulması gerektiğini, aksi takdirde davanın esasa girilmeksizin usulden reddinin gerektiğini, davacının talebinin sigorta teminatının dışında olduğunu, yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda mevcut hadisenin, tesisin eklentisi olan depo bölümü çatısında meydana geldiği, olay sırasında olağan dışı bir kar yağışının söz konusu olmadığı, hadiseye, eklenti deponun önüne 2018 yılında 2 metre yüksekliğinde set oluşturacak şekilde ikinci bir yapı yapılması, bunun da karın tahliyesini engellemesinin sebebiyet verdiği, bu yapı yapılmadan önce 2013-2014 yıllarında benzer yağış gerçekleştiği, ancak sorun yaşanmadığı, eklenti yapıların, ruhsatsız ve projesiz yapıldığı, hasarlı depo için imar barışından yararlanıldığı, eklenti yapıda tasarım hatası bulunduğu, bahse konu kar yağışı sonucunda civarda hiçbir binada hasar meydana gelmediği hususlarının tespiti ile hadisenin oluşumunda beklenmedik, ani veya bir anda gelişen harici bir dış etken bulunmadığı gibi çökme hadisesinin tamamen tesis yerleşkesinin plan projelendirilmesinde gerçekleştirilen tasarımsal hatalar sonucu yapının kendi içsel kusurları neticesinde vuku bulduğunu, bu nedenle söz konusu çökme hadisesinin teminat kapsamında değerlendirilmeyeceği sonucuna varıldığını savunarak, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı şirkete ait tesislerde 21.03.2022 tarihinde meydana gelen kar ağırlığı nedeniyle çökme sonucu yapıda ve yapı içerisinde bulunan hazır sularda oluşan hasarın, iş yerini sigortalayan davalı sigorta şirketinden poliçe kapsamında tazmini istemine ilişkindir.
İncelenen tüm dosya ve evrak kapsamı itibari ile; Davacı şirkete ait "Su Şişeleme Fabrikası"nın davalı şirket nezdinde sigortalı olduğu dönemde meydana gelen "kar ağırlığı" nedeniyle davacı şirkete ait sigortalı yapıda ve yapı altında kalan hazır sularda meydana gelen hasarın sigorta poliçesi kapsamında tazmini amacıyla işbu davada, davaya dayanak poliçede dava dışı... Şubesi'nin rehinli alacaklı olduğuna ilişkin kayıt bulunduğundan öncelikle anılan banka şubesine yazı yazılarak, açılan davaya muvafakat verilip verilmediğinin bildirilmesi istenilmiş olup, yazının yazıldığı Yakutiye Erzurum Şubesi tarafından mahkememize verilen 03.05.2023 tarihli cevabi yazıda, davaya muvafakat verildiğinin açıkça bildirilmiş olması karşısında davacının aktif taraf sıfatının (husumet) mevcut olduğu belirlenmekle, uyuşmazlığın esasına geçilerek, davacının taleplerinin yerinde olup olmadığı ile davalının savunmasının değerlendirilmesi ve davacının talebe hakkının bulunduğu bir tazminat bulunup bulunmadığı ile miktar ve kapsamının tayin ve tespiti amacıyla dosyanın oluşturulan bilirkişi heyetine tevdi ile rapor alınmasına karar verilmiş, bu kapsamda verilen ara karar uyarınca dosyanın tevdi edildiği bilirkişi heyetince 30.08.2023 tarihli, gerekli inceleme ve açıklamaları içeren bilirkişi raporunun sunulduğu görülmekle, taraf vekillerinin beyanları da alınmak suretiyle tahkikata son verilmiştir.
Bu durumda; yapılan yargılamaya, toplanan delillere, alınan bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu sigortalı yapıda meydana gelen hasarın kar yükü nedeniyle oluştuğu, davalı sigorta şirketince hasarın meydana geldiği yapının geçmişi, ruhsatsız bir eklenti olarak 2018 yılında yapıldığı, imar barışından yararlandığı, ana binadan tahliye olan karların eklenti bina üzerine yüklenmesi sonucu hasarın meydana geldiği, hasarın meydana geldiği binanın yanındaki ana binanın 2013-2014 benzer kar yüklerine maruz kaldığı halde hasar meydana gelmediği, hasarın meydana gelmesinin nedeninin eklenti binasının tasarımsal hatası sonucu olduğunun ifade edildiği, davacı sigorta ettiren şirket ise davalı sigorta şirketinin, bu haliyle binayı görüp yüksek bir primle sigorta yaptığı, dolayısıyla hasarı ödemesi gerektiğini iddia ettiği, davalı sigorta şirketinin ise hasarın bir tasarım hatası sonucu olması nedeniyle sigorta kapsamı dışında olduğunu savunduğu, bu nedenle hasarı ödemeyi kabul etmediği somut olayda, Meteoroloji Müdürlüğünden temin edilen verilere göre, bölgede, eklentilerin inşasından yıllar önce 2004 yılında 110 cm kar yağdığının görüldüğü, bu durumda yapının statik hesaplarında asgari bu yük nazara alınarak, emniyet faktörü ile değerlendirilip, tasarım yükünün saptanması, profil kesitlerinin, açıklıklarının tasarlanması gerektiği, yine depo eklentisinin, ana fabrika binasına bitişik yapıldığı, çatı yüksekliğinin de ana bina çatısının 40 cm aşağısında kaldığı, bu sebeple de ana binanın çatısında biriken karın da önce eklenti niteliğindeki depo binasının çatısında biriktiği, sonrada depo çatısı kar yüküyle beraber tahliye oldukları, 2018 yılında yapılan ikinci eklenti binasının çatı yüksekliğinin depo çatısından fazla olduğu ve karın tahliyesine engel şekilde set oluşturmasına rağmen, 2004 yılında yağan azami kar miktarının tekrar etmemesi sebebiyle olay tarihine kadar sorun yaşanmadığı, meteorolojik raporlara göre olay günü kar kalınlığının 45 cm olduğu, başka bir ifade ile 2004 yılı yağış miktarının yarısından bile az olduğunun belirlendiği, buna göre, meydana gelen hasarın beklenmeyen aşırı bir yağış sonucu oluşmadığı, çatı çökmesinin tamamen yapısal sorunlardan kaynaklandığı, yük hesaplamalarında ve dolayısıyla seçilen yapı elemanlarının tip ve/veya adedinde yapılan hata sonucu oluştuğu, hasara uğrayan yapının ve olaya neden olan ikinci eklentinin, ruhsatsız ve projesiz yapıldığını, davacı sigortalının bildiği veya bilmesi gerektiği, meydana gelen zararın davacı tarafça inşaat tekniğine ve bilimsel esaslara aykırı olarak yapılan yapıdaki sorunlardan kaynaklandığı, zararın beklenmeyen aşırı bir yağış sonucu oluşmayıp, inşa edilen yapıdaki sorunlardan kaynaklandığı, davalı sigorta şirketinin yapıyı görerek sigorta poliçesi tanzim etmesinin sigorta teminatı kapsamında olmayan bir rizikonun teminat altına alınması sonucunu doğurmayacağı, sigorta sözleşmelerinin sigorta dönemi içinde meydana gelebilecek zararları teminat altına almak için yapıldığı, sigorta edilen değerleri zarara uğratan rizikoların beklenmedik olması ve dış etkiler sonucu oluşması gerektiği, somut olayda ise hasara sebebiyet veren 45 cm'lik kar ağırlığının beklenmeyen, aşırı bir yağış sonucu oluşmayıp, söz konusu kar ağırlığının sigortalı yapıya zarar vermesinin, yapının uygun şekilde inşa edilmemesi sonucu ortaya çıktığı, bu durumda; dava konusu zararın beklenmeyen bir dış etki sonucu oluşmayıp, sigortalı yapının kendi kusurundan kaynaklanmış olması nedeniyle dava konusu hasarın, sigorta teminatı kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna varılarak, davacının yerinde görülmeyen davasının reddine karar vermek gerekmekle, açıklanan esaslara ve varılan hukuki sonuca uygun olarak aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının yerinde görülmeyen davasının REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafça peşin harç olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsup edilmesi sonucu kalan ve alınması gereken 89,95-TL eksik harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf davada kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Davalı tarafça yapılan toplam 25,60-TL vekalet harç giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 2.000,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde ... BAM'da İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/12/2023