AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞÜRÜLME KARARI
Başvuru No. 42708/07
Ali ABİ / Türkiye
Başkan
Robert Spano,
Hâkimler
Marko Bošnjak, Valeriu Griţco, Egidijus Kūris, Arnfinn Bårdsen, Saadet Yüksel,
Peeter Roosma,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla 15 Nisan 2020 tarihinde daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”), 15 Eylül 2007 tarihinde yapılan başvuruyu göz önünde bulundurarak gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
1. Başvuran Ali Abi, 1967 doğumlu Türk vatandaşı olup Van’da ikamet etmektedir. Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde, Hakkâri Barosuna kayıtlı Avukat M. Demiroğlu tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
Başvuran hakkında yürütülen ceza yargılaması
1. Başvuran hakkında toplu kaçakçılık suçundan açılan ceza soruşturması kapsamında, jandarma 10 Haziran 1999 tarihinde, ilgilinin 745 adet koyun ve keçisine el koymuştur. Karakolda yer olmaması nedeniyle, hayvanlar 19 Ağustos 2000 tarihinde Ş.E.ye emanet edilmiştir.Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesi, 6 Mayıs 2005 tarihinde başvuranın beraatine karar vermiştir. Ağır Ceza Mahkemesi ayrıca, hayvanların başvurana iade edilmesine karar vermiştir. Temyiz başvurusunda bulunulmaması nedeniyle, bu karar 5 Temmuz 2005 tarihinde kesinleşmiştir.
Muhafaza göreviyle ilgili olarak Ş.E. hakkında yürütülen ceza yargılaması
Ağır Ceza Mahkemesinin kararının ardından, başvuran 5 Ağustos 2005 tarihinde, Esendere Gümrük Müdürlüğünden hayvanların iade edilmesi talebinde bulunmuştur. Aynı gün, Ş.E. hayvanların öldüklerini açıklamıştır. Bunun üzerine Ş.E. hakkında, muhafaza görevini kötüye kullanma ve hayvanları iade etmemesi nedeniyle soruşturma açılmıştır. Soruşturma kapsamında 9 Şubat 2006 tarihinde, Ş.E.ye önödeme çağrısı tebliğ edilmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 289. maddesinde öngörülen ceza, para cezası olmasına rağmen, 100 Türk lirası (TRY) (yaklaşık olarak 60 avroya (EUR) tekabül etmektedir) tutarında ödeme yapması halinde hakkında hiçbir ceza yargılaması açılmayacağını belirtilmiştir. Ş.E. 6 Mart 2006 tarihinde, söz konusu para cezasını ödemiştir. Yüksekova Savcılığı aynı gün, Ş.E.nin önödeme yapmayı kabul ettiği ve para cezasını ödediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.Tazminat davası
2. Başvuran 3 Ekim 2005 tarihinde Hakkâri Asliye Hukuk Mahkemesinde, Esendere Gümrük Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı ve Hazineye karşı tazminat davası açmıştır. Ş.E.ye emanet edilen hayvanların iade edilmemesi nedeniyle 12.000 TRY (yaklaşık olarak 7.400 EUR) talep etmiştir.
3. Hakkâri Asliye Hukuk Mahkemesi 6 Nisan 2006 tarihinde, suçlanan idarelerin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığı ve kendisine hiçbir kusur isnat edileceğini ispat etmedikçe, başvurana tazminat ödemekle yükümlü olanın Ş.E. olduğu kanaatiyle, başvuranın talebinin reddine karar vermiştir.
4. Yargıtay 6 Ekim 2006 tarihinde, başvuranın 1 Temmuz 2006 tarihinde yapmış olduğu temyiz başvurusunu reddetmiş ve itiraz edilen kararı onamıştır.
5. Yargıtay 26 Aralık 2006 tarihinde, başvuranın 5 Aralık 2006 tarihinde yapmış olduğu karar düzeltme talebini reddetmiştir. Başvuran, Yargıtayın bu kararının kendisine tebliğ edilmediğini ve bu karardan, kendi imkânlarıyla 13 Eylül 2007 tarihinde haberdar olduğunu ifade etmiştir. Hükümet, bu hususa karşı çıkmamıştır.
6. 15 Eylül 2007 tarihinde başvuranMahkemeye başvuru yapmıştır.
Başvuru yapıldıktan sonraki gelişmeler
7. Başvuran 2 Mart 2012 tarihinde, Esendere Gümrük Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı ve Hazineye karşı, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 6 Mayıs 2005 tarihinde verilen kararın infazı için takip başlatmıştır (yukarıda 5. paragraf).
8. İlgili idareler 31 Mayıs 2012 tarihinde, Hakkâri İcra Mahkemesinden takibin iptalini talep etmiştir.
9. Hakkâri İcra Hukuk Mahkemesi, 29 Ağustos 2012 tarihinde idarelerin talebini reddetmiştir.
10. Yargıtay 8. Dairesi 30 Mayıs 2013 tarihinde, ilgili idareler tarafından yapılan temyiz başvurusunun reddine karar vermiştir.
11. Yargıtay aynı Dairesi 7 Nisan 2014 tarihinde, ilgili idareler tarafından yapılan karar düzeltme talebini reddetmiştir Bu nedenle, Hakkâri İcra Hukuk Mahkemesinin, 29 Ağustos 2012 tarihli kararı kesinleşmiştir.
12. Bu arada, belirtilmeyen bir tarihte, icra dairesi, iade edilmeyen hayvanların değerinin belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermiştir. Bilirkişi (ziraat mühendisi) 15 Ekim 2012 tarihinde düzenlenen raporunda, 2005 senesinde, 745 hayvanın toplam değerinin 134.859,90 TRY (yaklaşık olarak 66.180 EUR) olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur.
13. Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesinin, başvuranın beraatine karar verdiği kararın kesinleştiği 5 Temmuz 2005 tarihinden itibaren gecikme faizi eklemek suretiyle, bilirkişi tarafından yıl için belirlenen hayvanların toplam değerini kapsayan 258.487,50 TRY (yaklaşık olarak 90.600 EUR) tutarındaki ödeme emri, 5 Haziran 2014 tarihinde Esendere Gümrük Müdürlüğüne gönderilmiştir.
14. Başvuran 18 Haziran 2014 ve 26 Aralık 2014 tarihlerinde, sırasıyla 240.629,61 TRY ve 13.398,61 TRY (yasal faizler, avukat ücretleri ve yargılama masrafları, vergiden indirilebilir meblağlar) yani 254.028,22 TRY (yaklaşık olarak 89.130 EUR) almıştır.
15. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı belirtilmeyen bir tarihte, Şemdinli Asliye Hukuk Mahkemesinde, Ş.E.ye karşı 242.865 TRY (yaklaşık olarak 85.215 EUR) tutarında tazminat davası açmıştır. Hükümet, yargılamanın halen derdest olduğunu belirtmiştir.
Şikâyet
16. Başvuran, ulusal mahkemelerin sonunda beraatine karar verdiği ceza yargılaması kapsamında el konulan hayvanların ölmesi nedeniyle yaşadığı zarar bağlamında kendisine hak ettiği tazminatın ödenmediğinden yakınmaktadır. Başvuran, 1. No.lu Protokolün 1. maddesi anlamında, mülkiyetine saygı hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
17. Başvuran, ceza yargılaması sonunda beraat etmesine rağmen el konulan hayvanların ölmesi nedeniyle herhangi bir tazminat almadığını ifade ederek, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1.maddesine aykırı olarak mülkiyetine saygı hakkının ihlaline maruz kaldığını ileri sürmektedir.
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”
18. Hükümet 28 Ağustos 2018 tarihli görüşlerinde, el konulan hayvanların değeri bağlamında, ki bu değer bilirkişi tarafından belirlenmiştir; yasal faizler, yargılama masrafları ve temsilci giderleri eklenmek suretiyle toplamda 89.130 EUR’nun 18 Haziran ve 26 Aralık 2014 tarihlerinde ilgiliye tazminat olarak ödendiğini belirtmektedir. Hükümet, Sözleşme’nin 34. maddesi anlamında başvuranın artık mağdur sıfatı bulunmadığı sonucuna varmaktadır.
19. Mahkemenin içtihadına atıfta bulunarak, Hükümet, davanın sonucu üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olabilecek yakın zaman önceki gelişmelerin Mahkemenin bilgisine sunulmadığını eklemekte ve başvuranın açtığı icra takibi akabinde kendisine tazminat ödenmesi sonrasında başvurusundan vazgeçmemesinin,başvuru hakkının kötüye kullanımı olarak değerlendirilmesi gerektiği kanısındadır.
20. Hükümet tarafından görüşlerinde ileri sürülen hususlar hakkında görüş bildirmeden, başvuran, aldığı meblağın yetersiz olduğu kanaatindedir; başvurusunu takip etmeye devam etmekte ve aldığı meblağlara ek olarak maddi tazminat için 1.284.040,10 EUR talep etmektedir; bu meblağ başvurana göre, hayvanların gerçek değerinin geri kalanına, faizlere, el konulma tarihinden görüşlerini gönderdiği tarihe kadar (11 Ekim 2018) yavrulayan hayvanların, yün ve süt ürünlerinin bir kısmının satışı konusunda maruz kaldığı kazanç kaybına karşılık gelmektedir.
Aynı zamanda, manevi tazminat olarak 71.930 EUR (yaklaşık olarak 500.000 TRY) talep etmektedir.
21. Başvuran, masraf ve giderler bağlamında herhangi bir talep sunmamaktadır.
22. Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca, koşullar, bu hükmün 1. fıkrasının a), b) veya c) bentlerinde belirtilen sonuçlardan birine yöneltebilmesi halinde, yargılamanın herhangi bir aşamasında başvurunun kayıttan düşürülmesine karar verebileceğini hatırlatmaktadır.
“Yargılamanın her aşamasında, Mahkeme aşağıdaki koşulların oluştuğu kanısına varırsa bir başvurunun kayıttan düşürülmesine karar verebilir:
a) başvuru sahibi davasını takip etme niyetinde değilse, veya
b) ihtilaf çözümlenmişse, veya
c) Mahkeme’nin saptadığı herhangi bir başka nedenden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse.
Ancak, bu Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına saygının gerekli kıldığı hallerde, Mahkeme başvuruyu incelemeye devam eder.”
23. Başvuranın, davasını takip etmeyi isteğini açıkça belirtmesi nedeniyle, bu maddenin a) bendi uygulanabilir değildir. Ancak, bu husus, onayı olmadan b) veya c) bentlerinin uygulanmasına engel olmamaktadır; başvuranın rızası bu bağlamda bir koşul değildir (Pisano/İtalya (kayıttan düşürülme kararı), No. 36732/97, § 41, 24 Ekim 2002). Anlaşmazlığın Sözleşme’nin 37. maddenin 1. fıkrasının b) bendi anlamında çözüldüğü ve başvurunun, başvuran tarafından takip edilmesinin artık objektif olarak gerekçelendirilmediği sonucuna varmak için, Mahkeme, bir yandan, başvuran tarafından şikâyet edilen olayların devam edip etmediğinin; diğer yandan, bu olaylar nedeniyle Sözleşme’nin ihlali ile sonuçlanabilecek neticelerin ortadan kaldırılıp kaldırılmadığın tespitine ilişkin meseleleri incelemenin gerekli olduğu kanaatindedir (yukarıda anılan Pisano kararı, § 42 ve Konstantin Markin/Rusya [BD], No. 30078/06, § 87, AİHM 2012).
24. Mahkeme öncelikle, başvuranın, Mahkeme önünde başvuruda bulunarak istediğini; yani hayvanlara el konulması ve beraat etmesi sonrasında bunların kendisine iade edilmemesi nedeniyle yaşadığı maddi zararın tazminini elde ettiğini tespit etmektedir. Başvuranın aldığı meblağın, Asliye Hukuk Mahkemesi önündeki tazminat davasında talep ettiği meblağın çok üzerinde olduğu belirtilmelidir (yukarıda 9 ve 22. paragraflar). Başvuran, Mahkemeye başvuruda bulunduktan sonra, Esendere Gümrük Müdürlüğüne, İçişleri Bakanlığına ve Hazineye karşı 2 Mayıs 2012 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararın icrası davası açmıştır. Bu yargılama sonunda, başvuran, bilirkişi tarafından tespit edildiği üzere, faizi, yargılama masrafları ve avukat çalışma ücreti eklenmek suretiyle, hayvanlarının değerine uygun düşen bir tazminat almıştır. Öte yandan, başvuran tarafından dosyaya konulan belgelerden, ilgilinin bilirkişi raporuna itiraz ettiği anlaşılmamaktadır. Bu nedenle, anlaşmazlığın konusu artık ortadan kalkmıştır. Mahkeme önünde, başvuran, bilirkişi raporu ile görüş ayrılığı olduğunu ifade etmiş; hayvanlarının tahmini değeri ve gelir kaybı ile ilgili tahmini hesaplamalar yapmıştır. Mahkeme, maruz kalınan zararı değerlendirme konusunda ulusal makamların daha iyi bir konumda olduklarını ve Sözleşme’nin ihlaline son vermek ve bunun sonuçlarını ortadan kaldırmak için uygun hukuki ve teknik araçlara sahip olduklarını hatırlatmaktadır. Mevcut durumda, -başvuranın mahkemeler önünde yapılan tahmini değere bizzat itiraz etmediği- hayvanların değerini belirlemek amacıyla ulusal mahkemelerin yerine geçmek için hiçbir neden bulunmamaktadır; Dahası, bu tür değerlendirmelerin ulusal, hatta yerel bağlamla yakından ilintili olması nedeniyle, bilirkişilerin ve ulusal mahkemelerin bunları hayata geçirmek için daha iyi konumda olması göz önüne alındığında, bu, Mahkeme için objektif olarak neredeyse imkânsız bir görev olacaktır.
25. Yukarıda belirtilen hususlar ışığında, Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesinin 1. fıkrasının b) bendi kapsamında iki koşulun somut olayda oluştuğu sonucuna varmaktadır. Dolayısıyla mevcut şikâyetin kökenindeki anlaşmazlık 37. maddenin 1. fıkrasının b) bendi anlamında artık “çözülmüş” olarak değerlendirilebilir. Son olarak, Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına saygıya zarar veren özel herhangi bir durum, 37. maddenin 1. fıkrasının son cümlesi (in fine) gereğince başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini gerektirmemektedir.
26. Dolayısıyla başvurunun kayıttan düşürülmesi uygundur.
27. Yukarıda belirtilen hususlar ışığında, Mahkeme, tazminat ödendikten sonra başvuranın davasını takip etmesinin başvuru hakkının kötüye kullanımı olarak değerlendirilmesi gerekip gerekmediği meselesi ile ilgili olarak Hükümet tarafından ileri sürülen kabul edilemezlik itirazını incelemenin gerekli olduğunu düşünmemektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilerek, 28 Mayıs 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Stanley NaismithRobert Spano
Yazı İşleri MüdürüBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy