Abramyan ve Yakubovskiye / Rusya – 38951/13 ve 59611/13 - 12.5.2015 tarihli Karar [I. Bölüm]
Olaylar – Bir tekne kullanıcıları kooperatifinin üyeleri olan başvuranlar hakkında, kayıkhane inşa ettikleri araziyi yasadışı yollarla aldıkları iddiasıyla 2012 yılında bir belediye tarafından dava açılmıştır. İlk derece mahkemesi başvuranlar aleyhine karar vermiştir; ancak bu karar temyiz sürecinde bozulmuştur. Bununla birlikte, başvuranların lehine verilen karar yasal açıdan bağlayıcı olmasına rağmen, ulusal kanun uyarınca belediyenin Bölge Mahkemesi Başkanlığına temyiz başvurusunda bulunma hakkı bulunmaktaydı. Başvuranlar 2013 yılında iç hukukta gerçekleştirilen temyiz yargılamalarında davayı kaybetmişlerdir ve kayıkhaneleri davadan sonra yıkılmıştır. Başvuranlar, Avrupa Mahkemesine yaptıkları başvurularında, kendi lehlerine yönelik verilen kesinleşmiş mahkeme kararının bozulmasının, yasal belirlilik ilkesini ve Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ile 1. No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamındaki haklarını ihlal ettiğini belirterek şikâyetçi olmuşlardır.
Hukuki değerlendirme – Madde 35 § 1: Hükümet, başvuruların kabul edilemez olarak beyan edilmesini, zira altı aylık süre geçtikten sonra başvuru yapıldığını ve başvuranların etkin bütün iç hukuk yollarını tüketmediklerini ileri sürmüştür. Mahkeme, başvuranların şikâyetlerinin kabul edilebilirliğine ilişkin değerlendirme yaparak, 2012 yılında iç hukuka getirilen yeni bir temyiz sürecini ilk defa inceleme fırsatı bulmuştur.
(a) Temyiz Mahkemesi Başkanlığı nezdinde gerçekleştirilen denetleyici inceleme usulünün tüketilmesi gereken bir hukuk yolu olup olmadığı – Mahkeme, başvuranlar tarafından Temyiz Mahkemesi Başkanlığına denetleyici inceleme başvurusu yapılmadığı iddiasıyla ilgili olarak, sadece temyiz başvurusu daha önce Temyiz Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından esas bakımından incelenen bir tarafın bu tür bir inceleme başvurusunda bulunabileceğini kaydetmiştir. Ancak, bu tür bir incelemenin gerçekleştirilmediği başvuranların davasına ilişkin koşullarda, denetleyici inceleme başvurusu, başvuranlara açık bir hukuk yolu olarak kabul edilemez. Hükümetin, başvuranların iç hukuk yollarını tüketmedikleri yönündeki iddiası bu nedenle reddedilmiştir.
(b) 353-FZ sayılı Kanunla getirilen yeni usulün, tüketilmesi gereken ve altı aylık süre sınırının hesaplanmasıyla ilgisi bulunan bir hukuk yolu olup olmadığı – Başvuranlar başvurularını, temyiz başvurularının Temyiz Mahkemesinin tek hâkimi tarafından reddedilmesinin ardından altı aydan daha uzun bir süre sonra, ret kararının Temyiz Mahkemesi Başkan Yardımcısı tarafından onanmasının ardından altı aydan daha az bir süre sonra yapmışlardır. Bu nedenle Mahkeme, altı aylık süre kuralı çerçevesinde, davada kesinleşmiş kararın ne zaman verildiğini tespit etmelidir.
Mahkeme, Rusya ile ilgili içtihadında, bölgesel düzeyde ikinci derece mahkemesi tarafından mülga ulusal kanun uyarınca verilen bir kararın, Sözleşme’nin 35. maddesi çerçevesinde kesinleşmiş ulusal bir karar olduğunu ve altı aylık süre sınırı hesaplamasının başlangıç noktası olduğunu tutarlı bir şekilde kaydetmiştir. Üst derece mahkemelere yapılan denetleyici inceleme başvurularının (diğer bir ifadeyle, bölge mahkemeleri başkanlıkları, Temyiz Mahkemesi Hukuk Dairesi ve Temyiz Mahkemesi Başkanlığına yapılan başvurular ve bu mahkemelerce denetleyici inceleme kapsamında alınan kararlar) söz konusu süre sınırının hesaplanmasıyla ilgisi bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, başvuranların davasındaki temyiz başvurusu, 2012 yılında getirilen yeni bir usul kapsamında incelenmiştir. Mahkeme, başvuranların şikâyetlerinin vaktinde sunulup sunulmadığının tespit edilmesi amacıyla, yeni usulün, Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi uyarınca başvuranlarca tüketilmesi gereken ve bu nedenle altı aylık süre sınırının hesaplanmasıyla ilgisi bulunan bir hukuk yolu olup olmadığını değerlendirmelidir.
Mahkeme, yeni temyiz usulünü çeşitli açılardan incelemiş ve söz konusu usulün artık olağanüstü bir hukuk yolu olmadığını belirtmiştir. İlgili düzenlemeyle özellikle, temyiz usulü sadece iki dereceli yargılama sistemiyle sınırlanmış ve davaya yönelik incelemenin her bir aşaması için belirli bir süre sınırı öngörülerek önceki denetleyici inceleme sisteminin neden olduğu belirsizlik ortadan kaldırılmıştır. Ayrıca, yeni temyiz usulü, taraflara, Sözleşme şikayetlerinin esasını Temyiz Mahkemesi de dahil olmak üzere ulusal yetkililere sunma ve mağduriyetin giderilmesini sağlama imkanı sağlamıştır. Yeni usul bu nedenle olağan bir temyiz usulü olarak kabul edilmelidir. Dolayısıyla, Sözleşme haklarının ihlal edildiği iddiasıyla ilgili bir başvuru yapmayı düşünen kişilerin, ilk olarak yeni usul kapsamında bulunan her iki temyiz başvurusunu da kullanmaları gerektiği noktası haklı bulunmuştur. İkincillik ilkesi doğrultusunda, söz konusu temyiz usulünün tüketilmesi gereken bir hukuk yolu olarak kabul edilmesi, artık potansiyel başvuranlara şikâyetlerini ilk olarak, Sözleşme’nin ihlal edildiği yönündeki iddiaya ilişkin bir şikayeti hukuk davalarında değerlendirme ve Mahkeme tarafından inceleme gerçekleştirilmeden önce tazmin etme açısından yeterli imkanı bulunan en üst ulusal yargı organına sunma imkanı tanımıştır. Ancak, temyiz sisteminin bağlayıcı ve icra edilebilir kararların incelenmesi bakımından etkili bir şekilde işleyişi, yerel hukukta öngörülen süre sınırlarına mutlak bir şekilde riayet edilmesine ve –sadece teoride değil pratikte de mevcut olması gereken- Temyiz Mahkemesine etkili bir şekilde erişime bağlıdır.
Başvuranların Temyiz Mahkemesi Başkan Yardımcısına yönelttikleri şikâyetle ilgili olarak, söz konusu hukuk yolu, bir yetkilinin takdir yetkisine bağlı olan ve herhangi bir süre sınırına tabi olmayan bir hukuk yolu olduğundan, başvuranların Sözleşme’nin 35. maddesi açısından tüketmeleri gerekmeyen olağanüstü bir hukuk yolu olarak kabul edilmelidir.
Dolayısıyla, başvuranların davasında ulusal düzeyde verilen nihai karar, -başvuranların Mahkemeye başvurularını sunmasından altı aydan daha uzun bir süre önce verilen- Temyiz Mahkemesi hâkiminin verdiği karardır. Bu nedenle, başvurular altı aylık süre sınırı dışında yapılmıştır ve 35. madde uyarınca reddedilmelidir.
Sonuç: Kabul edilemez (altı aylık süre sınırı dışında yapılan başvuru)
(Ayrıca bk. Tumilovich / Rusya (k.k.), 47033/99, 22 Haziran 1999, 7 Sayılı Bilgi Notu; Denisov / Rusya (k.k.), 33408/03, 6 Mayıs 2004, 64 Sayılı Bilgi Notu; Martynets / Rusya (k.k.), 29612/09, 5 Kasım 2009, 124 Sayılı Bilgi Notu)
Full & Egal Universal Law Academy