AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 43437/09
Haydar ACER / Türkiye
ve diğer 2 başvuru
(ekteki listeye bakınız)
Başkan,
Ledi Bianku,
Hâkimler,
Jon Fridrik Kjølbro,
Ivana Jelić,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 18 Aralık 2018 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Ekteki listede gösterilen çeşitli tarihlerde yapılan yukarıdaki başvuruları göz önüne alarak,
Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuranlar tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuranlarla ilgili bilgiler aşağıdaki ekte verilmiştir. Başvuranlar Mahkeme nezdinde, Ankara Barosuna bağlı Avukat Cavit Çalış tarafından temsil edilmişlerdir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davanın konusu, taraflarca ifade edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
Başvuru no. 43437/09 (1986 doğumlu ve Ankara’da ikamet eden Haydar Acer tarafından 30 Temmuz 2009 tarihinde sunulmuştur).
4. Başvuran, sağ ayak bileğindeki bağ dokusundaki akut yaralanma sonucu tıbbi sebeplerden dolayı bazı spor aktivitelerini gerçekleştirememesi nedeniyle askeri okuldan atılmış bir askeri öğrencidir. Okuldan atılmasının ardından, başvuran, atılmasına sebep olan akut ayak bileği yaralanmasının, doktorların bu tür fiziksel aktiviteleri yasaklamasına rağmen, askeri akademide yapmak zorunda kaldığı yorucu faaliyetlerden kaynaklandığını iddia ederek, Sosyal Güvenlik Kurumundan (“SGK”) kendisine vazife maluliyet aylığı verilmesini talep etmiştir.
5. SGK’nın altmış gün içerisinde cevap vermemesi sebebiyle, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesi (6 Ocak 1982 tarihli 2577 sayılı Kanun) uyarınca bu durum başvurunun zımni reddi sayılmıştır ve başvuran, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi nezdinde dava açmıştır. Başvuran, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinden SGK’nın, kendisine vazife maluliyet aylığı vermemesiyle ilgili kararının bozulmasını talep etmiştir.
6. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 8 Ocak 2009 tarihinde başvuranın talebini reddetmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesine göre, başvuranın maluliyetinin askeri okulda gerçekleştirdiği aktivitelerden ötürü olduğuyla ilgili kesin bir tespit yapılamaz. Cumhuriyet Başsavcısının ve Tetkik Hâkiminin kararın verilmesinden önce, Askeri Yüksek İdare Mahkemesine sunmuş oldukları yazılı mütalaaları başvurana tebliğ edilmemiştir.
7. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 5 Mart 2009 tarihinde başvuranın karar düzeltme talebini reddetmiştir.
Başvuru no. 54920/09 (1975 doğumlu ve Ankara’da ikamet eden Yüksel Kuyucu tarafından 5 Ekim 2009 tarihinde sunulmuştur)
8. Başvuran, Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup eski bir çavuştu. Görev dışındayken başka bir çavuş tarafından yanlışlıkla bacağından vurulduktan sonra, başvuranın tıbbi bakımdan silahlı kuvvetlerde görev almaya elverişli olmadığına karar verilmiş ve ilişiği kesilmiştir.
9. Başvuran daha sonra vazife maluliyet aylığı alabilmek için SGK’ya başvurmuştur. SGK’nın talebi zımni olarak reddetmesinin ardından, başvuran, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde SGK’nın kendisine vazife maluliyet aylığı vermemesiyle ilgili kararının bozulması için dava açmıştır.
10. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 29 Ocak 2009 tarihinde başvuranın davasını reddetmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, sabah, mesaisine başlamadan önce soyunma odasında üstlerini değiştirdikleri sırada başvuranın diğer bir çavuş tarafından yanlışlıkla vurulduğuna karar vermiştir. Bu nedenle, başvuranın sakatlığı ile silahlı kuvvetlerdeki işlevleri arasında nedensel bir bağlantı kurulamamıştır. Cumhuriyet Başsavcısının ve Tetkik Hâkiminin kararın verilmesinden önce, Askeri Yüksek İdare Mahkemesine sunmuş oldukları yazılı mütalaaları başvurana tebliğ edilmemiştir.
11. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 21 Nisan 2009 tarihinde başvuranın karar düzeltme talebini reddetmiştir.
Başvuru no. 58376/09 (1978 doğumlu ve Malatya’da ikamet eden Mahire Eryılmaz tarafından 21 Ekim 2009 tarihinde sunulmuştur)
12. Başvuranın kocası, Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup bir çavuş olarak görev yapmaktaydı ve üstünün emriyle yaptığı fiziksel egzersiz sırasında kalp krizi geçirerek vefat etmiştir. Başvuran, silahlı kuvvetlerin mensubu olarak gerçekleştirdiği faaliyetler nedeniyle kocasının vefat ettiğini savunarak, kendisine ve çocuğuna vazife maluliyet aylığı verilmesini talep etmiştir.
13. SGK başvuranın davasını 2 Mayıs 2008 tarihinde reddetmiştir.
14. Başvuran daha sonra, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi nezdinde, SGK’nın vermiş olduğu kararın bozulmasını talep eden bir dava açmıştır.
15. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 12 Mart 2009 tarihinde başvuranın talebini reddetmiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, başvuranın kocasının koroner arter hastalığı sebebiyle öldüğünü ve bu yüzden ölümünün çavuşluk görevleriyle bir bağlantısının olmadığına karar vermiştir. Cumhuriyet Başsavcısının ve Tetkik Hâkiminin kararın verilmesinden önce, Askeri Yüksek İdare Mahkemesine sunmuş oldukları yazılı mütalaaları başvurana tebliğ edilmemiştir.
16. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 11 Haziran 2009 tarihinde başvuranın karar düzeltme talebini reddetmiştir.
B. İlgili iç hukuk ve uygulama
17. Söz konusu zamana ait iç hukuka ilişkin açıklamalar Tanışma/Türkiye (no. 32219/05, §§ 29-47, 17 Kasım 2015) ve Yavuz/Türkiye ((k.k.), no. 29870/96, 25 Mayıs 2000) davalarında bulunmaktadır.
18. 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandumun ardından 6771 sayılı Kanun kabul edilmiştir. Bu yeni kanuna göre, Anayasa’nın 145. ve 157. maddeleri ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmıştır. Ek olarak Anayasa’nın 142. maddesine aşağıdaki paragraf eklenmiştir.
“...Disiplin mahkemeleri dışında askerî mahkemeler kurulamaz. Ancak savaş halinde, asker kişilerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli askerî mahkemeler kurulabilir.”
19. 7103 sayılı Kanun 21 Mart 2018 tarihinde çıkarılmış ve 27 Mart 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. 7103 sayılı Kanun’un 23. maddesi, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda (2577 sayılı Kanun) değişiklik yapmıştır. Bu değişikliğe göre, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin iddialara yönelik başvuruları an itibariyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde derdest olan bütün başvuranlar, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Mahkemenin kabul edilemezlik kararının bildirilmesinin ardından üç ay içerisinde Ankara İdare Mahkemesi önünde tekrar yargılanmayı talep edebilirler.
ŞİKÂYETLER
20. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında, Cumhuriyet Başsavcısının ve Tetkik Hâkiminin, Askeri Yüksek İdare Mahkemesine sunmuş oldukları yazılı mütalaalarının kendilerine tebliğ edilmemesinden, Yüksek Askeri İdare Mahkemesinin askeri hâkimler ve subaylardan oluştuğundan, bu mahkemenin ilk ve tek derece mahkemesi olarak hareket etmesinden dolayı bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanmadıklarından, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin hangi dairesinin davalarını inceleyeceğini önceden bilmelerinin mümkün olmadığından, idare tarafından Askeri Yüksek İdare Mahkemesine sunulan gizli belgelere erişemediklerinden ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin vermiş olduğu kararların hatalı ve yeterince gerekçeli olmamasından şikâyetçi olmuşlardır. Başvuranlar ek olarak daha farklı dayanak sunmadan, yukarıdaki gerekçelere dayanarak, Sözleşme’nin 8 § 2, 13, 17 ve 18. maddelerinin ihlal edildiği iddia etmişlerdir.
21. Birinci ve ikinci başvuran, (başvuru no. 43437/09 ve 54920/09) Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kararlarında yerleşik içtihadını dikkate almamasından şikâyetçi olmuşlardır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
22. Mahkeme, başvuruların konuları bakımından benzer olduklarını göz önünde bulundurarak, bunları tek bir kararda müştereken incelemeyi uygun görmektedir.
23. Başvuranlar çoğunlukla, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi nezdindeki yargılamaların adilliğinden şikâyet etmektedirler.
24. Hükümet, 21 Mart 2018 tarihinde çıkartılan ve 27 Mart 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 7103 sayılı Kanun hakkında Mahkemeyi bilgilendirmiştir. Hükümet; 7103 sayılı Kanun’un 23. maddesi, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda (2577 sayılı Kanun) değişiklik yaptığına ve bu değişikliğe göre Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığına yönelik başvuruları an itibariyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde derdest olan bütün başvuranların, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Mahkemenin kabul edilemezlik kararının bildirilmesinin ardından üç ay içerisinde Ankara İdare Mahkemesi önünde tekrar yargılanmayı talep edebileceklerine dikkat çekmiştir. Bu doğrultuda Hükümet, somut başvurunun iç hukuk yollarının tüketilmemesi sebebiyle reddedilmesi gerektiği görüşündedir.
25. Mahkeme Sözleşme’nin 35 § 1 maddesi kapsamındaki iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının amacının, Sözleşme’ye Taraf Devletlere, gerçekleştirdikleri ileri sürülen ihlalleri, bu hususta Mahkemeye başvuruda bulunulmadan önce önleme veya düzeltme fırsatı vermek olduğunu yinelemektedir. Dolayısıyla, bu kural, başvuranların öncelikle ulusal hukuk sisteminin sağladığı hukuk yollarından faydalanmalarını gerektirmekte, böylece Devletleri gerçekleştirmiş oldukları eylemlerle ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde hesap vermenin önüne geçmektedir. Ancak, söz konusu kural, ileri sürülen ihlal ile ilgili olarak başvurulabilecek etkin bir iç hukuk yolunun mevcut olduğu varsayımına dayanmaktadır (bk. Radomilja ve Diğerleri/Hırvatistan [BD], no. 37685/10, § 117, 20 Mart 2018; Latak/Polonya (k.k.), no. 52070/08, § 75, 12 Ekim 2010 ve İçyer/Türkiye (k.k.), no. 18888/02, 12 Ocak 2006).
26. İç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğine ilişkin değerlendirme, normal şartlarda, Mahkemeye başvurunun yapıldığı tarih esas alınarak gerçekleştirilmektedir. Ancak, Mahkemenin birçok kararında belirtildiği üzere bu kural, her davanın kendine özgü koşullarıyla haklı kılınabilecek istisnalara tabidir (bk., Baumann/Fransa, no. 33592/96, § 47, 22 Mayıs 2001 ve yukarıda anılan, İçyer).
27. Mahkeme, Tanışma/Türkiye kararında, (no. 32219/05, 17 Kasım 2015) söz konusu yasal problemi incelediğini ve bu davada Sözleşme’nin 6 § 1. maddesi kapsamında Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olarak değerlendirilemeyeceğine karar verdiğini yineler. Sonuç olarak, yerel düzeyde benzer şikâyetlere ilişkin telafi sağlamak ve Mahkeme önünde bekleyen başvuru sayısını azaltmak amacıyla, 16 Nisan 2017 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmıştır. Bunun ardından, 21 Mart 2018 tarihinde, 7103 sayılı Kanun ile Mahkeme önünde derdest olan bütün başvurular için sivil bir idare mahkeme önünde tekrar yargılanma hakkı sunulmuştur.
28. Mahkeme Baysal/Türkiye ((k.k.), no. 29698/11, 22 Mayıs 2018) davasındaki kararında, başvuranın yeni açılan iç hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle yeni yapılan bir başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Bu kararı verirken Mahkeme özellikle, bu yeni hukuk yolunun muhtemel surette (a priori) erişilebilir olduğunu ve yargılamanın adilliğine ilişkin şikâyetler için makul bir tazmin imkânı sunabildiğini değerlendirmiştir.
29. Somut davada, Mahkeme Baysal (yukarıda anılan) davasında verdiği kararı yinelemektedir ve başvuranların Mahkeme önünde derdest olan başvurularının iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemezlik kararının bildirilmesinin ardından üç ay içerisinde Ankara İdare Mahkemesi önünde tekrar yargılanmayı talep edebilme imkânı olduğunu gözlemlemektedir. Sonuç olarak, Ankara İdare Mahkemesi davalara ilişkin yeni bir değerlendirme yapacaktır ve başvuranlar, Ankara İdare Mahkemesinin kararına karşı Danıştaya temyiz başvurusunda bulunabileceklerdir. Başvuranlar, sonrasında Danıştayın kararına karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmektedirler. Eğer başvuranlar hala kendilerini iddia edilen ihlalin mağduru olarak görürlerse Sözleşme’nin 34. maddesi uyarınca Mahkemeye yeni bir başvuru yolu başvuranlar için açık olacaktır.
30. Ek olarak Mahkeme, yeniden yapılacak bu değerlendirmelerin başvuranların diğer şikâyetlerine ilişkin de bir telafi sağlayacağını belirtmektedir (bk., yukarıda anılan, Baysal, § 17).
31. Dolayısıyla, Mahkeme somut başvuruların, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi kapsamında, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduklarına karar verilmesi gerektiğini belirtir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvuruların birleştirilmesine;
Başvuruların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 24 Ocak 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
EK
1.43437/09 Acer/Türkiye
2.54920/09 Kuyucu/Türkiye
3.58376/09 Eryılmaz/Türkiye
Full & Egal Universal Law Academy