T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2018/890 Esas - 2022/57
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
T.C.
ADANA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/890 Esas
KARAR NO: 2022/57 Karar
HAKİM: ...
KATİP: ...
DAVACI: ... A.Ş. - ...
VEKİLİ: ... - ...
DAVALI: ... ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ: ... - ...
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/09/2018
KARAR TARİHİ: 20/01/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA:
Davacının mahkememize sunmuş olduğu 18/09/2018 tarihli dava dilekçesi ile; Müvekkilinin ''... ... Sitesi ... Bulvarı No:... .../ ... adresinde sahibi olduğu taşınmaz üzerinde madeni yağ satışı kanusunda ticari faaliyet gösterirken 26.02.2016 tarihli yönetim kurulu toplantısında bu şubenin kapatılması kararı alındığını, buradaki faaliyetlerini durdurduğunu ve 16.06.2016 tarihinde işyerini sicilden terkin ettirdiğini, buna ilişkin yönetim kurulu kararının da 21.06.2016 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiğini, müvekkili şirketin buradaki şubesini resmi olarak kapattıktan sonra bu adresteki elektrik aboneliğini sonlandırdığını, davacının 26.02.2016 tarihinden itibaren adı geçen adresteki iş yerinde hiçbir faaliyetinin bulunmadığını, müvekkili şirketin buradaki faaliyetini sonlandırdıktan sonra sahibi olduğu taşınmazı 1.05.2016-01.05.2018 tarihleri arası için ... adlı şahsa işyeri olarak kiraladığını ve buna ilişkin kira sözleşmesi yapıldığını, kira borçlarının son dönemde ödenmemesi sebebiyle kiracı ...'ın 30.09.2017 tarihinde bu adresten tahliye edildiğini, müvekkilinin bu adreste yeniden madeni yağ satışı yapmak üzere 11.10.2017 tarihli yönetim kurulu kararı ile bu adreste şube açılmasına karar verdiğini, bu kararın 06.11.2017 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlandığını, Şubenin ticaret sicile kaydının yapılmasının ardından elektrik aboneliği için davalı ...'a başvuru yapıldığı, abonelik açma sürecinde işyerinde kaçak elektrik kullanıldığından bahisle işlem yapılamayacağını bildirdiği, kaçak elektrik kullanıldığı iddia edilen dönemin tamamı, iş yerinin ... isimli kiracının kullanımında olduğu 01.05.2016-30.09.2017 tarihleri arasını kapsadığı, müvekkil şirket aboneliğini kapatırken tüm borcunu ödediği, ... tarafından tutanakların tutulduğu, müvekkilinin faaliyette olmadığı, taşınmazın kiracı tarafından kullanıldığı dönem için müvekkiline toplam (9.699,87 TL + 2.653,99 TL + 884,88 TL + 1.432,91 TL) = 14.671,65 TL borç fatura edildiği, bu bedelin ödenmediği sürece elektrik aboneliğinin açılmayacağını bildirdiği, ödeme yapılmaz ise icra takibine geçileceği tehdidinde bulunulduğu, müvekkilinin ticari faaliyetine başlaması ve sürdürebilmesi için elektrik kullanımı şart olduğu ve ayrıca ileride icra ve haciz tehdidi altında kalmamak için borcu 4 taksitte ödemeyi ihtirazi kayıtlı olarak kabul ettiği, müvekkili tarafından 12.07.2018 tarihli dilekçe ile borcun kendilerine ait olmadığı ve tehdit altında ödemek zorunda kaldıkları bedellerin iadesi talep ettiğini, yazıya verilen cevapta ise sadece tahakkuk ettirilen bedellerin gösterildiği, bugüne kadar bir ödeme yapılmadığı, müvekkili tarafından davalının haksız talepleri nedeniyle işbu dava tarihine kadar ödenen toplam tutar 4.989,99 TL olduğu, davalı ..., kendi üzerine düşen yükümü yerine getirmeyerek 01.05.2016-30.09.2017 tarihleri arasında, davaya konu adreste faaliyet gösteren ...'a ait iş yerini denetlemediği, aboneliği olup olmadığının kontrol edilmediği, kaçak elektrik kullanıldığını ortaya çıkarmadığı, her ay düzenli olarak elektrik faturası okumaya giden ... işçilerinin bu adreste ... tarafından kaçak elektrik kullandığının tespit edilememiş olmasının akla ayrı olduğunu, kiralanan işyeri, ... tarafından sürekli açık bir işyeri olarak kullanıldığı, elektrik faturası okumaya giden ... işçisinin, işyerine girip abonelik olup olmadığını rahatlıkla görebilecek durumda olduğu, bir ay tespit edilemedi ise en kötü ertesi ay tespit edilebilecekken iken bu yönde hiçbir denetleme ve araştırıma yapılmadığı, kiracı ortadan yok olup gittiğinde ise borcun müvekkilden tahsili yoluna gidilmeye çalışıldığı, elektriği hiçbir şekilde kullanmayan müvekkilin, kaçak elektrik kullanmış gibi borçtan sorumlu tutulmak istenmesinin hiçbir yasal dayanağı bulunmadığı, davalı tarafça, haksız olarak tahakkuk ettirilen bedelin ödenmemesi durumunda iş yerinin elektriklerinin kesileceği bildirilmiş ve ödeme yapılmadığı takdirde elektrik kesme işlemlerinin yapılması tehdidinde bulunulduğu, açıkça haksız bedelin tahsili için şantaj yapılmakta olduğu, müvekkili, kendi kullandığı döneme ait faturaları eksiksiz ve gününde ödemesine rağmen elektrik kesilmesi tehdidi altında olduğu, tüm bu nedenlerden dolayı dava konusu olan14.671,65 TL için belirlenen taksitlerin ödemesinin durdurulmasına, bu taksitlerin ödenmemesi halinde dava sonuçlanıncaya kadar elektriğin kesilmesinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilerek davanın kabulünü talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından açılan haksız ve yersiz davayı kabul etmediklerini, mevzuata aykırı şekilde elektrik enerjisi kullanmış olan davacı hakkında, müvekkili şirket tarafından uygulanan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu, teminat tutarları, ilerde meydana gelecek olan müvekkili şirket zararlarını ve kamu zararlarını karşılayacak ölçüde de olmadığı, verilen bu karar ile kaçak elektrik kullanıma karşı verilen mücadeleye sekte vurulmakta olduğu, kamu hizmeti veren müvekkili şirket tarafından, kaçak elektrik kullanımına ilişkin önleyici faaliyetlerin engellendiği, davacı şirketin borçlarını ödemesi yönünde girişimde bulunmak yerine dava açma ve tedbir yoluyla elektriğin açılmasını talep etmeleri hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, tedbir kararını kabul etmediklerini, tedbir kararı ile birlikte hem yüksek miktarda borcu bulunan davacı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmeden muvazaalı olarak elektrik kullanımının önü açılmış olacağını ve hem de sözleşmesi feshedilen bir abonelikte tedbir sonrası kullanılan elektrik dolayısıyla ki abonelik mevcut olmadığından kullanılan elektrik ile ilgili fatura düzenlenemeyecek olması, kullanılan elektriğin bedeli alınamaycak ve şirketlerinin büyük zarara uğrayacağı, bu tedbir kararı ile davacı şirketin hiçbir denetime tabii olmadan, faturalandırma yapılamadan elektrik enerjisi kullanabilecek olması,dava dilekçesinde de kabul edilmiş olduğu üzere; davacının kullanımında olan zaman diliminde, yani; kullanıcı tarafından abonesiz kullanım yapıldığında tutanakların tutulmuş olduğu, tutanaklara bakıldığında da davacının, tutanaklarda ki kaşelerinden de anlaşılacağı üzere; bilgisi dahilinde kaçak kullanıma devam edildiği, davacının, ileri sürmüş olduğu kiralama döneminin dışında ki bir dönemde, davacının kullanımı döneminde, mevzuata aykırı şekilde kullanımın söz konusu olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA ve GEREKÇE:
Mahkememizce 19/09/2018 tarihli tensip ile ihtiyati tedbir konulduğu, davalı tarafından ihtiyati tedbir kararına itiraz edildiği, 19/10/2018 tarihli ara karar ile itirazın reddedildiği, Adana BAM 5. HD'nin 15/05/2019 tarih, 2019/... Esas ve 2019/... sayılı kararı ile ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.
... A.Ş.'dan kayıtlar ve tüm bilgi belgeler celp edilmiş, davalı tanıkları ..., ..., ... ve ... talimat mahkemesince dinlenilmiş ve dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Mahkememizin 02/05/2019 tarihli duruşmasında dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesine karar verildiği, elektrik bilirkişisinin mahkememize sunmuş olduğu 13/01/2020 tarihli bilirkişi raporunun; Davacı .... A.Ş. ... ... Sitesi ... Bulvarı No:... .../... adresinde bulunan aboneliğini davalı idare nezdinde 30.04.2016 tarihinde sonlandırdıktan sonra davalı ile davacı arasında tekrardan bir abonelik ilişkisinin bulunmadığı, Yönetmeliğin 26. maddesi gereği kaçak elektrik kullanımının bulunduğu, idarenin düzenlemiş olduğu Kaçak Elektrik Tüketimi Tespit Tutanağının yönetmeliğin 27. Maddesi hükümlerine uygun olduğu, yönetmeliğin 28. Maddesi gereği tüketimi doğru olarak kaydetmiş olan yasal şekilde tesis edilmiş sayaç değerine göre ve geriye dönük olarak tahakkuk oluşturulması gerekeceği kanaati oluşturduğu, 17.10.2017 tarih ve ... numaralı “Kaçak Elektrik Tüketimi Tespit Tutanağı” için oluşacak tahakkukun 06.12.2017 tarih ve 21.12.2017 son ödeme tarihli olacak şekilde 5.635,623 TL tutarında, 22.02.2018 tarih ve ... numaralı “Kaçak Elektrik Tüketimi Tespit Tutanağı” için oluşacak tahakkukun 26.02.2018 tarih ve 13.03.2018 son ödeme tarihli olacak şekilde 3.032,883 TL tutarında, 11.04.2018 tarih ve ... numaralı “Kaçak Elektrik Tüketimi Tespit Tutanağı” için oluşacak tahakkukun 11.04.2018 tarih ve 21.04.2018 son ödeme tarihli 987,589 TL tutarında, 07.07.2018 tarih ve ... numaralı “Kaçak Elektrik Tüketimi Tespit Tutanağı” için oluşacak tahakkukun 09.07.2018 tarih ve 24.07.2018 son ödeme tarihli ve 1.200,524 TL tutarında olacağı, toplam alacağın ise 10.963,34 TL tutarında olacağı ve davacının davalıya olan toplam borcu göz önünde bulundurulduğunda davacı tarafından davalıya ödendiği iddia edilen 4.989,99 TL nin davacıya iade edilemeyeceği şeklinde düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememizin 26/11/2020 tarihli duruşmasında dosyanın iki elektrik mühendisi ve bir hesap bilirkişisinden oluşun bilirkişi heyetine tevdi edilmesine karar verildiği, bilirkişilerin mahkememize sunmuş olduğu 25/01/2021 tarihli bilirkişi raporunun ; ... tarafından düzenlenen ve dava konusu olan 4 adet kaçak elektrik kullanma tutanaklarında belirlenen duruma göre, tanzim tarihinde Yürürlükte olan “Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği”nin ilgili maddelerine göre, dava konusu olan işyerinde abonesiz olarak ve mühür fek edilerek kaçak elektrik kullanıldığı, bu tutanaklara ait Kaçak elektrik bedellerinin, yönetmelik hükümlerine göre hesap edilmiş olup asıl alacak bedeli toplamı 15.812.,39 TL olduğu; Davacı şirketin, kaçak kullanım yapılan işyerindeki elektrik aboneliğini 30.04.2016 tarihinde tahliye nedeni ile sonlandırmış olduğu ve hemen 1 gün sonrasında 01.05.2016 ile 30.09.2017 tarihleri arasında işyerinin kiracısı dava dışı ... tarafından kullanılmış olduğu, 17.10.2017 tarihli kaçak tutanağının ve 9.699,87 TL bedelli faturasının da 01.05.2016 — 17.10.2017 tarihleri arasındaki 535 günlük süredeki tüketimleri kapsadığı dikkate alındığında, davacının şorumlu olduğu dönemin 01.10.2017 — 17.10.2017 tarihleri arasındaki 17 günde yapılan tüketim miktarından sorumlu olduğunun kabulü ile; bu döneme ait tüketim bedelinin tespitinde enterpolasyon yöntemi ile yapılan oranlama sonucu ( 17 gün x 535 gün) / 9.699,87 TL= 308,22 TL tutardan davacının sorumlu olduğu, kalan 9.391,65 TL bedelden ise, dava dışı ...'ın sorumlu olduğunun kabul edildiği, toplam 15.812,39 TL tutarlı 4 adet kaçak elektrik faturasından davacının sorumlu olduğu tutar toplamının 6.420,74 TL olarak tespit edildiği şeklinde düzenlendiği görülmüştür.
Mahkememizin 17/06/2021 tarihli duruşmasında dosyanın önceki bilirkişi heyetine tevdi edilerek; dosya arasına alınan müzekkere cevabının ve davacı vekilinin itirazlarının birlikte değerlendirilerek ek rapor aldırılmasına karar verildiği, bilirkişilerin mahkememize sunmuş olduğu 18/10/2021 tarihli bilirkişi ek raporunun; ... tarafından düzenlenen ve dava konusu olan 4 adet kaçak elektrik kullanma tutanaklarında belirlenen duruma göre, tanzim tarihinde Yürürlükte olan “Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin ilgili maddelerine göre, dava konusu olan işyerinde abonesiz olarak ve mühür fek edilerek kaçak elektrik kullanıldığı; bu tutanaklara ait Kaçak elektrik bedelleri, yönetmelik hükümlerine göre hesap edilmiş olup asıl alacak bedeli toplamının 15.812,39 TL olduğu, davacı şirketin, kaçak kullanım yapılan işyerindeki elektrik aboneliğini 30.04.2016 tarihinde tahliye nedeni ile sonlandırmış olduğu ve hemen 1 gün sonrasında 01.05.2016 ile 30.09.2017 tarihleri arasında işyerinin kiracısı dava dışı ... tarafından kullanılmış olduğu, 17.10.2017 tarihli kaçak tutanağının ve 9.699,87 TL bedelli faturasının da 01.05.2016 —17.10.2017 tarihleri arasındaki 535 günlük süredeki tüketimleri kapsadığı dikkate alındığında, davacının sorumlu olduğu dönemin 01.10.2017 — 17.10.2017 tarihleri arasındaki 17 günde yapılan tüketim miktarından sorumlu olduğunun kabulü ile; bu döneme ait tüketim bedelinin tespitinde enterpolasyon yöntemi ile yapılan oranlama sonucu (17 gün x 535 gün) / 9.699,87 TL = 308,22 TL tutardan davacının sorumlu olduğu, kalan 9.391,65 TL bedelden ise, dava dışı ...'ın sorumlu olduğunun kabul edildiği, toplam 15.812,39 TL tutarlı 4 adet kaçak elektrik faturasından davacının sorumlu olduğu tutarın 6.420,74 TL olduğu şeklinde düzenlendiği görülmüştür.
Dava, İİK'nun 67. Maddesi gereğince açılmış elektrik tüketimi faturasından kaynaklı alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılmış icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.
Davacı .... A.Ş. ... ... sitesi ... Bulvarı No:... .../... adresinde ... tesisat numaralı davalı ... A.Ş.'nin elektrik abonesi iken, 26.02.2016 tarihli yönetim kurulu kararıyla belirtilen adresteki ticari faaliyetini sonlandırma kararı aldığı, sonrasında da davalı idarece 30.04.2016 tarihinde aboneliğin sonlandırıldığı, davacının 11.10.2017 tarihli yönetim kurulu kararıyla aynı adreste ticari faaliyetine tekrar başladığı, davalı kurumun 17/10/2017 tarihinde, 22/02/2018 tarihinde, 11/04/2018 tarihinde ve 07/07/2018 tarihinde davacı adresinde kaçak elektrik tahakkuku çıkardığı, davacı şirketin, kaçak kullanım yapılan işyerindeki elektrik aboneliğini 30.04.2016 tarihinde tahliye nedeni ile sonlandırmış olduğu ve hemen 1 gün sonrasında 01.05.2016 ile 30.09.2017 tarihleri arasında işyerinin kiracısı dava dışı ... tarafından kullanılmış olduğu, bu sebeple 17.10.2017 tarihli kaçak tutanağının ve 9.699,87 TL bedelli faturasının da 01.05.2016 — 17.10.2017 tarihleri arasındaki 535 günlük süredeki tüketimleri kapsadığı dikkate alındığında, davacının şorumlu olduğu dönemin 01.10.2017 — 17.10.2017 tarihleri arasındaki 17 günde yapılan tüketim miktarından sorumlu olduğu, hükme esas alınan 25/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya göre davacının 17.10.2017 tespit tarihli fatura nedeniyle 308,22 TL, 22.02.2018 tespit tarihli faturadan 3.509,73 TL, 11.04.2018 tespit tarihli faturadan 1.169,88 TL, 07/07/2018 tespit tarihli faturadan 1.432,91 TL olmak üzere toplam 6.420,74 TL sorumlu olduğu, 17/10/2017 tespit tarihli, 22/02/2018 tespit tarihli, 11/04/2018 tespit tarihli ve 07/07/2018 tespit tarihli faturalar sebebiyle davalıya toplamda 9.391,65.TL borçlu olmadığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, dava tarihinden sonra yapılan 1.112,18.TL ödemenin infazda dikkate alınmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE,
-Davacının 17/10/2017 tespit tarihli, 22/02/2018 tespit tarihli, 11/04/2018 tespit tarihli ve 07/07/2018 tespit tarihli faturalar sebebiyle davalıya toplamda 9.391,65.TL borçlu olmadığının tespitine,
-Davacının istirdat davasının reddine,
-Dava tarihinden sonra yapılan 1.112,18.TL ödemenin infazda dikkate alınmasına,
2-Alınması gereken 641,54.TL harçtan, peşin alınan 250,56 TL harcın mahsubu ile bakiye 390,98 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan 250,56 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 3.260,55 TL bilirkişi, müzekkere, başvuru harcı ve tebligat gideri olmak üzere yargılama giderinden kabul red oranına karşılık gelen 2.087,15TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT'ne göre hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalılar kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT'ne göre hesaplanan 5.100,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Hüküm kesinleştiğinde varsa kullanılmayan gider avansının ilgilisine İADESİNE,
Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize veya eşdeğer başka bir mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF YOLU açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/01/2022
Katip ...
Hakim ...