T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
T.C.
ADANA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/1054
KARAR NO: 2022/440
BAŞKAN: ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI: .... - ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVALI: .... - ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 30/12/2021
KARAR TARİHİ: 27/04/2022
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından müvekkili ... hakkında Adana 3.İcra müdürlüğünün 2020/... E. Sayılı dosyası üzerinden, keşidecisi ... olan, lehtarı müvekkili ... olan 25/10/2019 düzenleme tarihli, 03/07/2020 ödeme tarihli 550.000,00 USD bedelli bonoya dayanarak icra takibine girişildiğini, icra takibine konu edilen bono hareketleri incelendiğinde bononun dava dışı ... tarafından keşide edilerek müvekkili ...'ya teslim edildiğini, lehtar müvekkili ... tarafından ciro yoluyla ...'e devredildiğini ve ... tarafından yine ciro yoluyla davalı alacaklı ...ye devredildiğini, müvekkilinin söz konusu bonodan habersiz olduğunu, zira bonoda her ne kadar lehtar müvekkilinin ismi yazdığını ve müvekkili tarafından ciro edilmiş gibi gösterilerek tedavüle girmişse de müvekkilinin takip konusu senedin varlığından kendisine tebliğ edilen ödeme emri ile haberdar olduğunu, müvekkilinin takip konusu bono ile bilgi ve ilgisi bulunmaması nedeniyle takibe karşı itirazda bulunulduğunu, Adana 3.İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/... E. 2021/... K. Sayılı dosyası üzerinden yapılan inceleme neticesinde imzanın müvekkiline ait olduğu belirtilerek 02/12/2021 tarihinde davanın reddine karar verildiğini, ayrıca ödeme emrinin tebliği ile birlikte bono keşidecisi, cirantası ve davalı alacaklı hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığına resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçları nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu, söz konusu senette müvekkilinin her ne kadar ciro yoluyla borçlu konumuna getirilmeye çalışılmışsa da ciro imzalarının müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin 550.000,00 USD değerindeki bir dolandırıcılığın mağduru konumunda olduğunu, icra takibi incelendiğinde davalı ...'nin yalnızca müvekkili üzerinden işlem yapmaya çalıştığı, diğer borçlulara ödeme emri gönderme zahmetinde dahi bulunmadığı, müvekkilinin üzerine oynandığını, mahkemece tedbir kararı verilmesi durumunda müvekkilinin diğer malvarlıkları üzerinden de haciz ve satış işlemlerine devam edileceğini, bonoda adı geçen diğer kimselerin ekonomik durumları ve iştirak halleri göz önüne alındığında menfi tespit davası kazanılsa dahi icra takibinin devam ettiği süreçte davalının elde edeceği haksız kazançların geri alınmasının mümkün olmayacağından bahisle öncelikle tedbir talebinin kabulüne, davacı müvekkilinin Adana 3.İcra Müdürlüğünün 2020/... E. Sayılı takip dosyası ile takibe dayanak bono nedeniyle borçlu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip alacağının %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata ve ayrıca para cezasına hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davacı taraftan 550.000,00 USD bedelli bono alacağı için Adana 3.İcra Dairesinin 2020/... e. Sayılı dosyası ile davacıya karşı icra takibi başlatılmış olup, davacı tarafından işbu takibe itiraz edildiğini, itiraz üzerine açmış oldukları Adana 3.İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/... E. 2021/... K. Sayılı dosyası üzerinden yapılan inceleme neticesinde imzanin davacı tarafa ait olduğunu, müvekkilinin inşaat sektörü, araç kiralama ve galericilik gibi ticari alanlarda faaliyet gösteren saygın bir insan olup çevresi tarafından oldukça güvenilen biri olduğunu, yapmış olduğu ticari faaliyetler nedeni ile söz konusu bedel ve daha fazlası için bono düzenleyecek ekonomik güce sahip olduğunu, müvekkilinin ekonomik durumunun bu derecede olmasının aksine, davacı taraf hakkında yapılan takipler sonucunda mallarının hepsini kaçırdığını ve şuan hiçbir malının olmadığını, yapılan itirazın kötü niyetli olduğunu, davacının dava dilekçesinde bonoda yer alan kişilerin ikametgah bilgilerinin Adana olarak belirtildiğini iddia etse de müvekkilinin Niğde ilinde ikamet ettiğinden bahisle davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Adana 3. İcra Müd.nün 2020/... E., Adana 3.İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/... E., Adana CBS nın 2020/... Soruşturma, Ereğli 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/... E. ve Ereğli CBS nın 2021/... Soruşturma sayılı dosyaları celp edilmiştir.
Dava, İİK 72. Maddesine dayanan menfi tespit davasıdır.
Davalı asil 04/04/2022 havale tarihli dilekçesi ile; davacı tarafın davasından feragat etmesi halinde davacıdan vekalet ücreti, herhangi bir tazminat ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını beyan etmiştir.
Davacı asil 08/04/2022 havale tarihli dilekçesi ile; davadan kesin olarak feragat ettiğini, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı taraf ön inceleme aşamasında davadan feragat ettiğinden, davanın feragat nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın feragat nedeniyle reddine,
2-Davadan feragat, yargılamanın ön inceleme aşamasında vuku bulduğundan, Harçlar Kanunu’nun 22.maddesi gereğince alınması gereken 26,90TL harcın, peşin olarak alınan 170,78 TL ile 118.826,26 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 118.997,04 TL harçtan mahsubu ile bakiye 118.970,14 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı her ne kadar yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil etmiş ise de yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda 6100 sayılı HMK.nun 341/1 ve 345 maddeleri gereğince, kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize veya eşdeğer başka bir mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF YOLU açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, alenen ve usulen tefhim kılındı. 27/04/2022
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...