T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
T.C.
ADANA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/151
KARAR NO: 2022/301
BAŞKAN: ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : .... LTD. ŞTİ. - ...
VEKİLİ: Av. ... - ....
DAVALI: .... LTD. ŞTİ. - ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 16/02/2016
KARAR TARİHİ: 23/03/2022
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili İzmir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında mal alım satımından kaynaklı cari hesap ilişkisi bulunduğunu, ayrıca 17/06/2010 tarihli protokol ile davalıya 500.000,00-TL bedelli teminat senedi verildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin uzun bir süredir devam ettiğini, davacının davalıdan aldığı malların karşılığında ödemelerini düzenli olarak yaptığını, ödeme periyodunun 8 aylık vadeye denk geldiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin TL üzerinden olduğunu, yabacı para ile düzenlenen bir alışveriş veya fatura bulunmadığını, ancak davalının anlaşılmaz bir şekilde 30/10/2014 tarihli 59.000,00-TL bedelli kur farkı faturası gönderdiğini, bu faturanın noter ihtarıyla iade edildiğini, bu kez davalının 18/12/2014 tarihli ihtarname ile cari hesap alacağının ödenmesini, aksi takdirde temerrüde düşülmüş sayılacağını ihtar ettiğini, bu ihtara da 25/12/2014 tarihli cevabi ihtarname ile cevap verildiğini, davalının temerrüt iddiasını 14/01/2015 tarihli ihtarname ile yinelediğini, bu ihtara da cevap verildiğini, en son olarak 06/01/2016 tarihli 47.090,70-TL bedelli, 06/01/2016 tarihli 47.405,58-TL bedelli kur farkı faturalarının gönderildiğini, bu faturaların da reddedildiğini, sonuç olarak davacının davalıya bir borcunun bulunmadığını, ancak davalının bu arada kendisine verilen 500.000,00-TL tutarlı teminat senedini takibe konu etme ihtimali nedeniyle bu davanın açılmak zorunda kalındığını, davacının gerek cari hesap ve gerekse teminat senedi, gerekse kur farkı veya başka bir ad altında davalıya 329.534,54 TL borçlu olmadığının tespitini, söz konusu senetlerin iadesine, senedin iadesi talebi kabul edilmemesi halinde senedin bedelsizliğinin tespitine ve ihtiyati tedbire karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesinde; HMK 6.maddesi uyarınca davayı görmeye müvekkili şirketin yerleşim yeri mahkemesi olan Adana Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını belirterek, yetkisizlik kararı verilmesini talep etmiş, ayrıca müvekkili ile davacı arasında yıllardır süregelen ticari ilişki içerisinde galvanizli saç alışverişi yapıldığını, söz konusu malzemenin müvekkili şirket tarafından gerek yurtdışından ithal edildiğini ya da yurt içindeki imalatçılardan USD bazında satın alındığını, söz konusu malzemeyi üreticilerin USD üzerinden satması sebebiyle yurtiçindeki ticaretin de döviz üzerinden yapıldığını, davacı ile müvekkili şirket arasındaki anlaşma konusu 8 aylık vade süresinin bulunmadığını, davacının dönem dönem piyasada yaşadığı sıkıntılar nedeniyle davacının müvekkili şirketten ricası üzerine özel durumlarda vade kolaylığı tanındığını belirterek, davanın reddi ile davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, İİK'nın 72.maddesine dayanan menfi tespit davası olup, mahkememizce yapılan yargılama sonucunda 10/10/2018 tarih 2016/... E. 2018/... K. Sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Adana BAM 9.Hukuk Dairesinin 08/12/2020 tarih 2019/... E. 2020/... K. Sayılı ilamı ile "Taraflar arasındaki demir alışverişi nedeniyle kur farkı alındığına dair örf ve adet olup olmadığının ..., ..., Türkiye Çelik Üreticileri Derneği ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile mahkememiz kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiş ve mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır.
Mahkememizce, BAM 9.H.D.'nin karar ilamı uyarınca belirtilen yerlere müzekkere yazılmış, özellikle 5174 sayılı yasanın 17. ve 34. Maddeleri uyarınca ticari örflerin tespiti ile görevli olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin 16/03/2021 tarihli cevabi yazısında, kur farkı alacağına ilişkin sorulan örfün kaydının birlik listesinde bulunmadığının bildirildiği, ...'e yazılan müzekkereye verilen cevapta söz konusu uygulamanın ticari örf ve adet haline gelmediği, ancak şirketleri tarafından vadeli satışlarda kur farkının hesaplandığının bildirildiği, ...'e yazılan müzekkereye verilen cevapta ise kur farkı uygulanmasının ticari örf ve adet haline gelip gelmediği hususunda bilgilerinin bulunmadığı belirtilmiştir.
Davacının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere dosya İzmir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiş ve İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/... Talimat sayılı dosyası ile aldırılan 23/10/2017 tarihli bilirkişi raporunda;
Davacı firmanın 2012,2013,2014 ve 2015 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış kayıtlarının süresinde yapıldığı ve HMK'nun ilgili maddeleri gereği davada delil olma sıfatını taşıdığı,
Taraflar arasında satış, cari hesap ve döviz ile teslim ve faize ilişkin sözleşme akdedilmediği,
Davacı taraf defterlerinde gerek davalı, gerekse dava dışı piyasa satıcıları ile cari hesap çalışmasına ilişkin Türk Lirasının dövize çevrilmesi suretiyle yapılmış bir muhasebe kaydı bulunmadığı, bu hususta teammülün tespit edilemediği,
Ticari defterlerde ödeme veya tahsilata ilişkin kasa hesabı, bankalar hesabı, alınan ve verilen çekler hesabı hesaplarına döviz ile çalışmaya ilişkin bir kaydın bulunmadığı, Türk Lirasının USD'ye çevrilmesi ile ilgili işlemin kayıtlı olmadığı,
Davalı tarafın keşide ettiği 30/10/2014 tarihli 59.000 TL bedelli, 06/01/2016 tarihli 47.090,70 TL bedelli, 06/01/2016 tarihli 47.405,58 TL bedelli faturaların davacı taraf defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı tarafın davaya cevap dilekçesinde belirttiği tutarlarda işleme konu teslimlerin, döviz kuruna yönelik olarak yapıldığı şekilde ticari defterlerde kaydının bulunmadığı,
Ticari defterlerde gerek davacı, gerekse piyasa firmaları ile ilgili ödemelerin vadesinin 60 gün içerisinde gerçekleştirildiğine ilişkin ödemelerin varlığının tespit edilemediği, cari hesap içeriğine yönelik ödemelerin teammüller gereği yapıldığı,
Davacı tarafın tüm alış ve satış faturaları üzerinde yapılan tespitte, davalı taraftan ve piyasadan alınan malların bedellerinin döviz olarak düzenlendiğine ilişkin bir kaydın bulunmadığı, faturaların altında döviz kuru açıklamasının bulunduğu, alınan malların Türk Lirası olarak işlem gördüğü, USD tutarlar altında TL karşılık gösterilerek fatura kesilmediği ve alınmadığı, alınan faturaların TL şeklinde düzenlenerek, USD kurunun kayıt altına alındığı,
Davacı tarafın 2015 yılı itibariyle karşı tarafın alacağı olan borçlu cari hesabını ödeyerek kapattığı, ticari defterlerinde herhangi bir alacak borç bakiyesinin kayıtlı olmadığı, davalı firmanın davacı firmadan kur farkı alacağına ilişkin ticari defterlerinde ve belgelerinde kayıtlı bir işlemi tespit edilmediğinden, davalı şirkete borçlu olmadığı yönünde kanaatin oluştuğu belirtilmiştir.
Bu kez davalıya ait ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak üzere dosya mali müşavir bilirkişiye tevdii edilmiş ve bilirkişi ... tarafından düzenlenen 15/12/2017 tarihli raporda;
1-Davalı şirket yasal defterlerinin incelenmesinden, davalı şirket yasal defterlerinin 213 sayılı VUK'nun 221,222,223,224,225 sayılı maddelerinde belirlenen süre ve şekillere uygun olarak açılış tasdiklerinin yaptırıldığı, ayrıca yasal defterlerin TTK'nun 64. Ve 222. Maddesine uygun olarak kapanış tasdiki işlemlerinin de yaptırılmış olduğu, davalı şirketin 2015 yılında e-defter uygulamasına dahil olmuş olup ilgili döneme ilişkin e-defter ve berat dosyasının oluşturulma ve berat dosyalarının GİB sistemine yüklenme süresinde yüklendiği, VUK'nun 215. Ve 219. Maddelerinde belirtilen kayıt nizamına göre ve genel kabul görmüş muhasebe standartları, muhasebe sistemi uygulama genel tebliğ hükümlerine uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı,
2-Taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2010 yılı ve öncesinden bu yana devam ettiği, aralarında cari hesap kaydı tutulduğu, ancak taraflar arasında yazılı herhangi bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığı,
3-Dava dosyasındaki faturaların ve davalı cari hesap ekstrelerinin incelenmesinden; davalı tarafça davacıya düzenlenen faturaların TL olarak düzenlendiği, davacıya düzenlenen faturalarda sadece kur yazılmasının yeterli olmadığı, döviz karşılığı olan tutarın açıkça yazılması gerektiği, bu nedenle davalının dövizli fatura düzenlenmesine ilişkin yasal düzenlemelere uymadığı,
4-Davalı tarafça davacıya düzenlenen faturaların TL kesilmekle beraber, tarafların bu faturadan doğan borca döviz gözüyle bakabileceklerini ve mutabık kaldıkları cari kur üzerinden yahut resmi kura göre bu faturaları dövizli fatura gibi kayıtlarına alabileceklerini, ancak taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmamasının yanısıra cari hesap ilişkisinin yabancı para cinsinden olduğuna dair herhangi bir cari ekstre ya da cari doğrulama mutabakatı olmadığı,
5-Davalının davacıya 2016 yılında düzenlediği kur farkı faturalarını davacı tarafın noter aracılığı ile davalıya iade edildiği, bu faturaların davalı şirketin yasal defter kayıtlarında yer aldığı, ancak 2014 yılında davacıya düzenlenen 59.000 TL'lik kur farkı faturası taraflarca kabul edilmediğinden, 2016 yılında düzenlenen iki adet kur farkı faturasının teammüller gereği yapıldığının düşünülemeyeceği,
6-Dava dosyası ve davalı şirket kayıtlarının incelenmesinden; tarafların 2013 yıl sonu itibariyle cari bakiye rakamlarının birbirini doğruladığı, ancak dava tarihi itibariyle taraflar arasında 131.540,67 TL farkın olduğu, farkın 37.044,39 TL'sinin 2014 yılında davacı şirketten alınan çek/senetlerin cari iadesi olduğu, 94.496,28 TL bakiyenin ise 2016 yılında düzenlenen ihtilaf konusu iki adet kur farkı faturası toplamı olduğu, davalının yasal defterlerinde davacıdan takip tarihi itibariyle 131.540,67 TL alacağı göründüğü,
7-Mahkemece davalı tarafından davacıya düzenlenen 94.496,28 TL'lik kur farkı faturasından dolayı davalının alacaklı olduğuna hükmedilmesi halinde davalının dava tarihi itibariyle 131.540,67 TL alacağı olması gerektiği, aksi takdirde davalının cari hesap bakiyesinden dolayı toplam alacağının 37.044,39 TL olacağı belirtilmiştir.
Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna itirazları ve ... Genel Müdürlüğü ve ... Bankası Genel Müdürlüğünden celp edilen belgeler doğrultusunda mali müşavir bilirkişiden ek rapor tanzimi istenmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenen 07/08/2018 tarihli ek raporda;
1-Davalı şirketin, davacı tarafa faturaları sadece TL cinsinden düzenlenmiş, faturalar üzerine döviz cinsi belirtilmeksizin el yazısı ile yazılmış bir kur olduğu, davacıya düzenlenen faturalarda sadece kur yazılmasının yeterli olmadığı, döviz karşılığı olan tutarın açıkça yazılması gerektiği,
2-Davacı şirket vekilinin itiraz dilekçesi ekinde sunmuş olduğu, ödenmeyen çek/senetler karşılığında davalı şirkete gönderilmiş olan havalelerin taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, bu kayıtların tespitinden sonra banka dekontlarının tamamının her iki tarafın defterlerine kaydedilerek düzenlenen cari hesap ekstresi sonucunda, taraflar arasındaki ihtilaf konusu faturalar dışında davacı şirketin davalı şirkete dava tarihi itibariyle 37.044,39 TL borcunun devam ettiği,
3-Dava dosyasına gönderilen Adana Ticaret Odasının yazısında "metal sanayi işinde yapılan ticari alışverişlerde kur farkı uygulamasının ticari örf ve adet haline gelmesi ile ilgili bir kararın olmadığı" nın belirtildiği,
4-Davalı tarafça davacıya düzenlenen faturalar TL kesilmekle beraber, tarafların bu faturadan doğan borca döviz gözüyle bakabilecekleri ve mutabık kaldıkları cari kur üzerinden yahut resmi kura göre bu faturaları dövizli fatura gibi kayıtlarına alabilecekleri, ancak taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmamasının yanı sıra dövizli satışların döviz kuru, döviz tutarı, yapılan bu faturalarının ve tahsilatlarının döviz olarak karşılığını gösterir, dövizli cari hesap ekstresi ya da cari doğrulama mutabakatı belgesinin olmadığı,
5-Dava dosyası ve davalı şirket kayıtlarının incelenmesinden dava tarihi itibariyle taraflar arasındaki cari hesaplarında 131.540,67 TL'lik fark olduğu, bu farkın 37.044,39 TL'sinin 2014 yılında taraflar arasında yapılan çek/senet iadelerinden oluştuğu, bakiye 94.496,28 TL'nin ise ihtilaf konusu kur farkı faturası olduğu, davalının yasal defterlerinde davacıdan takip tarihi itibariyle 131.540,67 TL alacağı göründüğü,
6-Mahkemece davalı tarafından davacıya düzenlenen 94.496,28 TL'lik kur farkı faturasından dolayı davalının alacaklı olduğuna hükmedilmesi halinde davalının dava tarihi itibariyle 131.540,67 TL alacağı olması gerektiği, aksi takdirde davalının cari hesap bakiyesinden dolayı toplam alacağının 37.044,39 TL olacağı belirtilmiştir.
Dava, İİK'nın 72.maddesine dayanan menfi tespit davasıdır.
Taraflar arasında, davaya konu 500.000,00TL'lik senedin teminat olarak davalı şirkete verildiğine ilişkin bir uyuşmazlık yoktur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, cari hesap ilişkisi nedeni ile özellikle fark faturaları nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı hususudur. Taraf defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davalı tarafından düzenlenen 30/10/2014 tarihli 59.000,00TL, 06/01/2016 tarihli 47.090,70TL, 06/01/2016 tarihli 47.405,58TL'lik kur farkı faturalarının davacının defterlerinde kaydının bulunmadığı, davacı defterlerine göre, dava tarihi itibariyle davalıya hiçbir borcu olmadığı tespit edilmiş ise de, davalı defterlerinin incelenmesinde dövizli satışların, döviz kuru, döviz tutarı, düzenlenen faturaların ve tahsilatların döviz olarak karşılığını gösterir, dövizli cari hesap ekstresi ya da cari doğrulama mutabakatı bulunmamaktadır. Bu nedenle taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunmaması, kur farkı uygulamasına ilişkin kesilen faturanın davacı defterlerine kaydedilmemiş olması, karşılıklı ticari faaliyetlerde daha önce kur farkına yönelik herhangi bir uygulamanın bulunmaması da gözetilerek kur farkı faturaları nedeniyle davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davacı defterlerinin incelenmesinde, her ne kadar davacının davalıya borcunun bulunmadığı tespit edilmiş ise de davalı defterleri ve tüm makbuz ve havale dekontlarının incelenmesinde, davalı şirkete gönderilmiş olan tüm havalelerin tarafların defterlerine kayıtlı olduğu, banka dekontlarının her iki tarafın defterlerine kaydedildiği anlaşılmıştır. Tüm bu tespitlerden sonra ödenmeyen çek ve senetler karşılığında davacı tarafından davalıya gönderilen ve her iki tarafın ticari defterlerine kaydedilen havaleler düşüldükten sonra dava tarihi itibariyle davalı şirketin davacıdan 37.044,39TL alacaklı olduğu ve sadece bu miktar yönünden teminat olarak verilen davaya konu 17/06/2010 düzenleme tarihli, 500.000,00TL bedelli senet nedeniyle alacaklı bulunduğu yani davacının davaya konu 17/06/2010 düzenleme tarihli, 500.000,00TL bedelli senet nedeniyle davalıya 462.955,61TL borçlu bulunmadığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalının alacaklı olduğu tutarı, İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15/03/2016 tarihli tedbir kararı nedeniyle, geç almasından dolayı İİK'nın 72/4.maddesi uyarınca alacaklı olduğu miktarın %20'si olan 7.408,88TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davacının davaya konu 17/06/2010 düzenleme tarihli lehtarı davalı olan 500.000,00 TL bedelli senet nedeni ile davalıya 462.955,61 TL borçlu olmadığının tespitine,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,
Davalının alacaklı olduğu tutarın %20 si olan 7.408,88 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
2-Alınması gereken 19.980,01 TL karar harcından, peşin alınan 5.627,62 TL ve 2.915,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 8.542,62 TL harçtan mahusubu ile bakiye 11.437,39 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
(İstinaf kaldırma kararı öncesinde mahkememizce verilen 10/10/2018 tarih 2016/... E. 2018/... K. Sayılı kararında 11.437,39 TL harcın davalıdan tahsiline karar verildiği, iş bu harcın tahsili için Çukurova Vergi Dairesi Müdürlüğüne 09/05/2019 tarihinde 2019/... nolu harç tahsil müzekkeresi yazıldığı anlaşılmakla; 09/08/2019 tarih ve 2019/... nolu Harç Tahsil Müzekkeresine istinaden 11.437,39 TL tahsil edilmiş ise davalıya iadesine, edilmemiş ise Harç Tahsil Müzekkeresinin işlemsiz olarak mahkememize iadesine)
3-Davacı tarafından yapılan 8.542,62 TL peşin harcın tamamının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 28.924,31 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 5.556,66 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 1.461,20 TL yargılama gideri ile istinaf sonrası yapılan 29,80 TL tebligat/posta gideri olmak üzere toplam 1.491,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre takdiren 1.323,39 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından İstinaf sonrası yapılan 150 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre takdiren 16,86 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
8-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK.nun 341/1 ve 345 maddeleri gereğince, kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize veya eşdeğer başka bir mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF YOLU açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, alenen ve usulen tefhim kılındı. 23/03/2022
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...