T.C. ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/945 Esas - 2022/284
TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
T.C.
ADANA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/945 Esas
KARAR NO: 2022/284 Karar
HAKİM: ...
KATİP: ...
DAVACILAR: 1- ... - ...
2- ... - ...
3- ... - ...
4- ... - ...
5- ... - ...
VEKİLİ: ... - ...
DAVALI: 1- ... LTD.ŞTİ. -
VEKİLİ: ... - ...
DAVALI: 2- ... - ...
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/11/2021
KARAR TARİHİ: 17/03/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ...
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin meslek edindiği inşaat sektöründe sürekli olarak, müşterilerinin talepleri doğrultusunda temelden konutlar inşa edip teslim etmek suretiyle geçimini sağladığını, inşaat aşamasında tüm malzemeleri müvekkilinin kendi anlaştığı firmalardan tedarik ettiği, bu doğrultu da müvekkili, davalı ...' den düzenli olarak inşaat malzemeleri satın aldığını, ... ise siparişlerinin talep edilen bir kısmını diğer davalı taşeron firma .... Ltd. Şti. 'den satın aldığı, müvekkile satılan malzemeler ...'in direktifleriyle .... Ltd. Şti. aracı ile şirket çalışanları tarafından müvekkilinin belirttiği adreslere teslim edildiğini, müvekkili yeni aldığı iş nedeniyle ev inşası için 12/09/2020 tarihinde 980 KG demirin satışı konusunda birim fiyatı 305 TL'den olmak üzere 3.238,90 TL karşılığında ... ile anlaştıklarını, tarafların aralarındaki sürekli satış sözleşmesi gereği malların yüklenmesi ve davacının iş gördüğü yere getirilerek indirilmesi hususu davalı ... sorumluluğunda olduğu, davalı ... malın tedarikini taşeron diğer tacir firmadan sağlayarak malı yükleme, alıcının adresine taşıma ve indirme işini mevcut olayda .... Ltd. Şti. davalıya fiilen devrettiğini, sözleşme gereği malın kusursuz olarak ifa yerinde teslimini sağlama sorumluluğu ise her iki davalı ... ve .... Ltd. Şti. müteselsilen devam etmekte olduğunu, bu sipariş içinde tacir davalı ..., malın tedarikini diğer davalı şirketten sağladığını, ancak ...'in taşeron şirketten diğer müşterilerinin siparişlerininin de aynı araçla dağıtıma çıkması konusunda talimat verdiği, taşeron diğer davalı da demir taşınması için raylı özel nitelikli araç yerine sıradan yük kamyonu ile üstelik toplamda aracın 1 tonluk kapasitesini aşarak 3 ton demir ile dağıtıma çıkmış olduğu, çevreye tehlike arz eden demirlerin güvenliğini bir tek halat sağladığı, siparişlerin ev inşaatı için belirlenen yere getirildiğinde müvekkili kamyonda talep ettiğinden çok fazla demir olduğunu görünce davalıları arayıp durumu belirttiği, davalılar bu seferlik tüm malların aynı araca yüklendiğini fazlasının diğer müşterilerin olduğunu belirttiği, demirler aracın ağırlık kapasitesini aştığı için indirilemediği ve davalılar araca destek sağlamak için ikinci bir kamyoneti gönderdikleri, demirlerin indirilmesi içinde davalılar yalnızca tek işçi olarak şoförü göndermiş olduğu, şoför 3 TON demiri tutan tek halatı serbest bırakırken demirlerin fazla olması nedeniyle halata oluşturduğu baskı neticesinde güvenliği sağlayan halatın hızlıca çıkması sonucu demirlerin kontrolsüz şekilde kaydığı, kayan demirlerden biri de geride bekleyen müvekkilinin sol gözüne girdiği, şirket çalışanının kaza yerinden kaçtığı, müvekkilinin ailesi ve çevredekiler tarafından hastaneye kaldırıldığı, müvekkilin kaldırıldığı Adana Şehir Hastanesinde 2 gün tedavi görmesinin ardından yüzünde oluşan yara izleri ve kırıklarla taburcu olup düzenli olarak ilaç tedavisine devam ettiği, tedavi süreci sonunda 28.09.2020 tarihli Adana Şehir Hastanesi Sağlık Raporu ile sol gözünün kalıcı olarak % 90 işlev kaybı yaşadığı tespit edildiği, müvekkili kazadan sonra iyileşme süresince işine devam edemediği, meslek edindiği inşaat işini tek gözü ile yüksek güvenlik gerektirdiği için ve müşterilerinin müvekkilinin mevcut durumuyla işi gereği gibi ve zamanında yerine getireceğine güvenin kalmaması nedeniyle müşteri çevresinin azalması neticesinde kazadan sonra işine son vermek zorunda kaldığı, müvekkilin halihazırda kendi işini devam ettirememekte üstelik hiçbir işte de çalışamamakta olduğu, müvekkilinin tazminat talepleri doğrultusunda davalılar ile yapılan arabuluculuk görüşmeleri sırasında davalı .... Ltd. Şti vekili söz alarak demirlerin ... plakalı müvekkilinin şirketinin aracıyla demirlerin taşındığını beyan ettiğini, arabuluculuk tutanağında bu hususun yer almakta olduğu, görüşmeler sonucu anlaşamadıkları, taraflar arasındaki taşınır sözleşmesinin davalılar tarafından ifası sırasında haksız fiilleri ile verdikleri zarar neticesinde doğan şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 1.000,TL maddi tazminat ve 70.000,00TL manevi tazminatına hükmedilmesine arz ve talep etmiştir.
Davalı .... Ltd. Şti. vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle, Müvekkili şirketin uzun yıllardır ticari hayatını devam ettiren bu zamana kadar mal teslimlerinde hiçbir sıkıntı yaşamadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu " sözleşme gereği malın kusursuz olarak ifa yerinde teslimini sağlama sorumluluğu ise her iki davalıya müteselsilen devam etmektedir." ibaresinin tamamen gerçeğe aykırı olduğu, müvekkili şirket ile davacı arsında herhangi bir sözleşme, alt-üst işveren ilişkiliği gibi bir durum bulunmadığını, bu denli bir sözleşme bulunmadan malın teslimi konusunda müvekkiline sorumluluk yüklenmesini kabul etmediklerini, sipariş üzerine malı diğer davalı olan ...'e teslim etmekle yükümlü olduğu, malın teslimi sırasında ...'in nakliye ücreti vermek istememesi üzerine, müvekkil şirket çalışanı şoförden ricada bulunarak davacının şantiyesine malı teslim etmesini istediği, müvekkili şirket çalışanı da şirket yetkililerinin haberi olmadan rica üzerine malı davacının şantiyesine götürdüğü, müvekkili şirket çalışanı ifa yükümlülüğü kapsamı içerisinde değil, tamamen iyi niyetli bir şekilde sipariş edilen malı davacının şantiyesine götürmüş olduğu, siparişin teslimi sırasında kullanılan aracın "1 tonluk kapasitesini aşarak 3 ton demir ile dağıtıma çıkması" iddiası ise tamamen müvekkiline kusur isnat etmeye yönelik bir ibare olduğu, müvekkili şirkete ait aracın toplamda yük taşıma kapasitesi 20 tona kadar ulaştığı, 3 tonluk bir yükleme durumunun kusur isnat edilmesi bakımından önemli olmadığı, müvekkili şirkete ait araçlarda halatla indirme diye bir uygulama bulunmadığı, demirler damperli kamyonların demiri zemine dökmesi sonucunda ifa edildiği, daha sonradan demirlerin nerelere nasıl taşınacağı sipariş verenin kendi takdirinde olduğu, olayda da müvekkili şirket çalışanının ısrarla damperi kaldırıp zemine dökmek suretiyle teslimini kabul etmeyen davacı kendisine ait olan halat ile araç içerisinde bulunan demiri kendisi çekmek istemiş olduğu, kendisine ait olan halatı demirlere bağlayıp çekmek suretiyle ve halatın da kopması neticesinde davacının gözünde yaralanma meydana geldiği, adam çalıştıranın sorumluluğu bakımından, çalıştırılan kişinin eylemi ile doğan zarar arasında illiyet bağını kesen sebeplerin bulunması gerektiği, illiyet bağının ispat edilmesi durumunda adam çalıştıran zarardan sorumlu olmadığı, adam çalıştıranın sorumluluğunu düzenlenirken her ne kadar kusursuz sorumluluk olarak düzenlese de bu durum sınırsız bir sorumluluk olduğu anlamına gelmediğini beyan ederek tüm bu nedenlerden dolayı davanım reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Davanın, TBK.nun 54,55 ve 56. Maddesi gereğince açılmış, haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası olduğu, TTK. nun 4. Maddesine göre, bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığını, her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan kaynaklanması veya anılan yasa maddelerinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gerektiği, dosya arasına celb edilen müzekkere cevaplarına göre davacı ...'nin ve davalı ...'in tacir olmadığı, talep edilen tazminatın diğer davalı şirketin ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanmadığı, davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı, haksız fiilden kaynaklanan bu davaya bakmakla görevli mahkemelerin ise Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu HMK. 114/1-c maddesi gereğince görev hususunun dava şartı olup, HMK.'nun 115/1 maddelerine göre, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerektiği sonucuna varıldığından, davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nın 115/2 maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2- 6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmediği takdirde, mahkememizce DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına (tebliğ ile beraber),
4- 6100 sayılı HMK.nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerinin (suç üstü ödeneğinden karşılanan arabuluculuk ücreti dahil) görevli mahkemece değerlendirilmesine,
5-6100 sayılı HMK.nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce verilecek ek kararla dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacıların yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmesine,
Dair, tarafların yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize veya eşdeğer başka bir mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF YOLU açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.17/03/2022
Katip ...
Hakim ...