T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2019/546 Esas - 2022/557
T.C.
ADANA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2019/546
KARAR NO: 2022/557
HAKİM: ...
KATİP: ...
DAVACI: ... - ...
VEKİLLERİ: ... - ...
DAVALI: ... ŞİRKETİ
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 09/08/2019
KARAR TARİHİ: 25/05/2022
YAZIM TARİHİ: ...
Mahkememizde görülen Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davası yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05/05/2011 tarihinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken sanayi sitesi yakınlarında yolun kenarındaki ağaçlardan birisinin aracın üzerine düşmesi sonucu meydana gelen kazada araçta yolcu konumunda bulunan müvekkilinin yaralandığını, ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olduğunu, sigorta şirketine başvuruda bulunduklarını ancak sigorta şirketinin yapılan başvuruyu reddettiğini belirterek fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 200.000,00 TL maddi tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ;Davalı herhangi bir savunmada bulunmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Kazaya karışan aracın tescil kayıtları, sigorta poliçesi ve hasar dosyası, davacıya ait tedavi evrakları, kaza nedeniyle başlatılan soruşturmaya ilişkin dosya getirtilmiş, davacının ekonomik ve sosyal durumu araştırılmıştır.
Davacı tarafından aynı taleplerle mahkememize 17/04/2015 tarihinde dava açıldığı 2015/... E. 2019/... K. Sayılı dosyası üzerinden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görüldü.
Davanın, 6102 sayılı TTK' nın 5/A maddesi gereğince; dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu ticari davalardan olduğu, 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesi gereğince arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın ibraz edildiği, dava şartının yerine getirildiği görülmüştür.
05/05/2011 tarihinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken sanayi sitesi yakınlarında yolun kenarındaki ağaçlardan birisinin aracın üzerine düşmesi sonucu meydana gelen kazada araçta yolcu konumunda bulunan davacı yaralanmıştır.
... plakalı araç 28/01/2011-28/01/2012 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmıştır.
SGK tarafından davacıya rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılmamıştır.
Muş CBS' nın 2011/... soruşturma sayılı dosyasında yürütülen soruşturma sonunda 01/06/2011 tarih, 2011/... K. Sayılı karar ile; şikayet yokluğundan dolayı kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına kararı verilmiştir.
İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesinin 04/02/2020 tarihli raporunda; sürücü ...'un kusursuz olduğu, ağacın kamyonetin üzerine devrilmesi olayının %100 oranında etken olduğu belirtilmiştir.
ATK 2.Üst Kurulun 21/10/2021 tarih, ... sayılı raporunda, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacıda %55 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş olacağı belirtilmiştir.
818 sayılı B.K. Nun 46. Maddesi (6098 sayılı TBK nın 54. Maddesi ) gereğince cismani zarara uğrayan kişi çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan zararlarını talep edebilir.
2918 Sayılı KTK'nun 85 /1 maddesinde; " (Değişik birinci fıkra: 17/10/1996 - 4199/28 md.) Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adıaltında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsünsahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmü yer almaktadır.
Aynı maddenin 5. fıkrasında ise; "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." denilmektedir.
2918 Sayılı KTK'nun 91 /1 maddesinde; "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." hükmü bulunmaktadır. Devam eden maddelerde ise zorunlu trafik sigortasının kapsamı düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında,bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).
2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim,durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır.
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nın 91.maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Öyle ise, hem işleten hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibariyle tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınıp çözümlenmesi gerekmektedir.
Karayolları Trafik Kanunu’nda zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar” başlıklı 92. maddesinde:
“Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.
a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,
b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,
c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,
d) Bu Kanun’un 105. maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,
e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,
f) Manevi tazminata ilişkin talepler” hükmü ile zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış, burada örnekseme yoluna gidilmeyip tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır.
Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. (bknz Yargıtay 17. HD'nin 2015/8222 Esas sayılı dosyası )
Tüm bu açıklanan nedenler ile somut olayda, davalı ... A.Ş'ye sigortalı davacının yolcu olduğu araçta gerçekleşen kazaya ilişkin olarak, Adana Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/... E. Sayılı açılmamış sayılmasına karar verilen dosyasında aldırılan bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 kusuru bulunduğu tespit edilmiş ise de, bu raporda kazanın oluş şekline ilişkin olarak, kazanın sigortalı araç sürücüsünün olay günü hava koşulları nedeniyle kaza öncesinde devrilmiş olan bir ağaca çapmasıyla meydana geldiği gözetilerek değerlendirme yapılarak rapor düzenlendiği, mahkememizce 05/05/2011 tarihinde meydana gelen kazadaki kusur durumu ve rüzgarlı havada ağacın devrilerek aracın üzerine düşmesinin sonuca etkisi ve mücbir sebep olarak illiyet bağını kesip kesmediği konusunda rapor alınmak üzere dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi' ne gönderildiği kurul tarafından düzenlenen 04/02/2020 tarihli raporunda; sürücü ...'un rüzgarın etkisi ile aracın üzerine ağaç devrilmesi sonucu meydana gelen olayda alabilecek bir önlemi olmadığından kusursuz olduğu, ağacın kamyonetin üzerine devrilmesi olayının %100 oranında etken olduğunun tespit edildiği, davacının soruşturma aşamasında alınan 17.05.2011 tarihli ifadesinde: "...Abim olan ... ile birlikte abimin kullandığı ... plakalı tüp aracı ile birlikte ...'ye geldik. ...'de tüp siparişinin verdikten Cezaevine doğru yola çıktık. Cezaevi yolunda seyir halinde iken yol kenarındaki ağaç bir anda içinde bulunduğumuz aracın üzerine düştü.." beyanda bulunduğu, yine araç sürücüsü ...'un 05.05.2011 tarihli ifadesinde; ".... plaka sayılı tüp aracı ile ...'ye tüp verdim ve oradan cezaevine doğru yola çıktım. Yanımda kardeşim ... bulunuyordu ve bana yardım ediyordu. Tam yeni sanayi geçtim. Cezaevine yaklaştığımda sol tarafta yanda bulunan ağaç rüzgarın etkisisiyle benim kullandığım tüp aracının üstüne düştü ve kardeşim yaralandı…" şeklinde beyanda bulunulduğu, görgü tespit tutanağı ile beyanlar dikkate alındığında kazanın rüzgarın etkisi ile ağacın araç üzerine devrilmesi şeklinde meydana geldiğinin sabit olduğu, kusura ilişkin mahkememizce alınan raporun bu şekilde düzenlendiği usule, oluşa ve denetime uygun bulunarak hükme esas alındığı, bu bakımdan yeniden rapor alınması cihetine gidilmediği söz konusu kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurunun olmadığı, kazanın doğa olayı yani mücbir sebep kapsamında rüzgarın etkisi ile ağacın araç üzerine düşmesi şeklinde meydana geldiği, dolayısıyla kusur ile zarar arasındaki illiyet bağını kesen bu doğa olayı nedeniyle KTK 86. maddesi uyarınca işleten/sürücü sorumluluğunun ortadan kalktığı, bu nedenle işletenin/sürücünün sorumluluğunu üstlenen davalı sigorta şirketinin de sorumluluğuna gidilemeyeceği değerlendirilerek davanın esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Benzer Erzurum BAM 2019/426 E. 2021/ 1159 K. Sayılı ilamı)
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 80,70 TL harcın peşin ödenen 683,10 TL' harçtan mahsubu ile fazla alınan 602,40 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
5-Arabuluculuk Bürosu tarafından T.C. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesine karar verilen 1320TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343.maddesi gereğince mahkememize yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/05/2022
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza