T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2019/737 Esas - 2022/389
T.C.
ADANA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2019/737
KARAR NO: 2022/389
HAKİM:
KATİP:
DAVACI:
VEKİLLERİ:
DAVALI: 1-
VEKİLİ: Av...
DAVALILAR: 2- ...
3-...
4- ...
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ: 09/10/2019
KARAR TARİHİ: 06/04/2022
YAZIM TARİHİ: ...
Mahkememizde görülen Tazminat (Rücuen Tazminat) davası yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirketler arasında Hizmet Alımı ile ilgili olarak imzalanan sözleşmeler gereğince, davalı şirketlerin müvekkili şirket adına kendi çalışanları ile Hizmet Alım işini yürüttüğünü, davalı şirkete bağlı olarak çalışan işçilerden ... tarafından müvekkiline karşı Adana 4. İş Mahkemesinin 2017/... Esas sayılı dosyası ile alacak davası açıldığını, mahkemenin 18/10/2018 tarih ve 2018/... kararı ile; davanın kabulüne karar verildiğini, kararın Adana 2. İcra Müdürlüğünün 2018/ esas sayılı dosyasında takibe konulduğunu, müvekkili kurum tarafından İcra dosyasına 04/03/2019 tarihinde 14.903,21 TL ödeme yapıldığını, dava ve icra takibine konu işçilik alacaklarından davalı yüklenicilerin sorumlu olduğundan bahisle 14.903,21 TL 'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ;Davalı .... Vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı kurum arasında düzenlenen hizmet sözleşmesinde işçilere üst işveren tarafından ödenecek tazminatlardan dolayı alt işverene rücu edileceğine ilişkin bir madde bulunmadığını, sözleşme içeriklerinde sadece işçilerin ücretlerinin ödenmesine yönelik hükümler olduğunu, başkaca sorumluluktan bahsedilmediğini, sözleşme hükümlerinde açıklık bulunmadığından sorumluluk yoluna gidilecek ise de bunun yarı nispette kabul edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalılar herhangi bir savunmada bulunmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava dışı işçiye ait hizmet sözleşmesi, işçiye yapılan ödemelere ait belgeler, belediyenin hizmet alımlarına ilişkin ihale evrakı, şartnameler ve sözleşmeler ibraz edilmiş, gösterilen diğer deliller toplanmıştır.
Davacı tarafından bazı birimlerde personel çalıştırılması amacıyla değişik tarihlerde açılan ihaleler davalılar tarafından alınmış ve ihaleyi alan firma ile davacı arasında hizmet alımına ilişkin sözleşme imzalanmıştır.
Bu hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalışan dava dışı işçi ... tarafından bu sözleşme kapsamında çalıştığı sırada işçilik alacakları nedeniyle ... aleyhine alacak talebi ile açılan davada Adana 2017/... Esas 2018/... Karar sayılı kararı ile; davanın kabulüne, 7.291,24 TL kıdem tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Adana 2. İcra Müdürlüğünün 2018/... esas sayılı dosyasında icra takibine konu edilmiştir. Bu dosyaya 04/03/2019 tarihinde 14.903,21TL ödeme yapılmıştır.
Adana 4. İş Mahkemesinin 2017/... Esas 2018/... Karar sayılı kararı istinaf edilmiş Adana BAM 8. Hukuk Dairesinin 2019/... Esas 2020/... K sayılı ilamı ile davalıların yapmış olduğu istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf, hizmet alım sözleşmeleri gereğince çalıştırılan dava dışı işçiye yapılan ve yukarıda açıklanan işçilik alacakları ile yargılama giderlerinden hangi tarafın ne oranda sorumlu olacağı noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, aynı sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınmalıdır.
Gerek 4857 sayılı İK'nun 2/6 maddesinde gerekse 1475 Sayılı İK'nun 1/son maddesinde, asıl işveren- alt işveren tanımlanmış olup yasa işçilik haklarının korunması amacıyla asıl ve alt işvereni birlikte sorumlu tutmuştur. Ancak bu sorumluluğun işçiye karşı düzenlenmiş bir sorumluluk olduğu, işcilik haklarını güvenceye almayı amaçladığı, rücu ilişkisini etkilemeyeceği açıktır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. maddesine, 6552 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile eklenen fıkralarda, 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 62. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatları bakımından idarenin sorumluluğu düzenlenmiş isede kamu asıl işvereninin alt işverenlere rücu işlemine dair herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu kanunun 120. md. gereğince halen yürürlükte olan 1475 sayılı yasanın 14'üncü maddesine göre; işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 4857 sayılı Kanun’un 2. maddesi hükmüne göre; kıdem tazminatından asıl işveren ve alt işverenin birlikte sorumluluğunun söz konusu olduğu ve sözü edilen hükümde bir değişiklik yapılmadığı halde, Kamu İhale Mevzuatına tabi alt işverenlik sözleşmeleri kapsamında çalışanların kıdem tazminatının salt son kamu kurumunda ödeneceğinin öngörülmesi, işçi açısından seçimlik hakkı bertaraf etmeyeceği gibi davalı asıl işverenin rücu hakkını da ortadan kaldırmayacaktır. Diğer taraftan değişiklik işçiyi güvence altına almak amacıyla konulmuş bir hüküm olup, emredici nitelikte değildir. (Yargıtay 22. HD 2017/582 E. 2020/7597 K. , 9. HD 2017/24649 E. 2020/19067 K., Yargıtay 13. HD. 2016/7178 E. 2016/11227 K., 2016/15019 E. 2018/7581 K. , 23. HD. 2016/4603 E. 2019/394 K. , 2019/2366 E. 2021/227 K.)
7166 sayılı Yasanın 11.maddesi ile, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. Maddesine eklenen 6. fıkrasında; " 4134 sayılı Kanunun 62.maddesinin 1.fıkrasının (e) bendi uyarınca alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere 11/09/2014 tarihinden sonra imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde 11/09/2014 tarihinden sonra geçen süreye ilişkin olarak kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri için sözleşmesinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hükme yer verilmemişse alt işverene rücu edilemez." hükmü bulunmaktadır. 7166 sy. Kanunun 12. Maddesi ile 4857 sayılı Kanuna eklenen geçici 9. Maddede ise; 112/6. fıkranın yürüyen davalara etkisi düzenlenmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesinin E: 2019/42, K: 2019/73 Sayılı Kararı ile, 4857 sy. Kanunun 112/6. Fıkrası ve geçici 9. Maddesinin 1. cümlesi iptal edilmiştir.
Hizmet alım sözleşmelerinden kaynaklanan rücu davalarının temyiz inceleme merci olan Yargıtay 23. Hukuk Dairesi; Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğunun olmadığı, işveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması gerektiği, işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden, ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğu, hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabildiği, bu halde işyeri devri suretiyle işçilerin yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam ettiği ve işçilik alacaklarının da bu doğrultuda hesaplandığı, işçiye ödenen kıdem tazminatının iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplandığı ve tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yüklenicilerin işverene karşı sorumlu oldukları, yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüştüğü, sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenicinin sorumlu olacağı, ihbar tazminatından da son işverenin sorumlu olduğu, bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yüklenicilerin işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu oldukları, işveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemelerin de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebileceği (Yargıtay 23 HD 2016/9323 E. 2020/543 K. ,2019/1267 E.2020/1418 K.) İşçinin hizmet aktini yüklenici ile imzalamasına rağmen, işyerinin işverene ait olması nedeniyle işçinin işe iadesinin işveren ve yüklenici birlikte gerçekleştirmek zorunda olduğu, işverinin kabulü olmadan yüklenicinin işçiyi iade etmesinin mümkün olmadığı, ayrıca iş mahkemesince işveren ve yüklenici müteselsilen sorumlu tutulduğundan ve hizmet alım sözleşmesinde bu hususu düzenleyen bir hüküm de yoksa işçinin işe iade edilmemesi nedeniyle işçiye ödenen bedelden (işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti) tarafların yarı yarıya sorumlu tutulmaları gerektiği(Yargıtay 23 HD 2019/1088 E. 2020/2054 K , 2019/523 E. 2020/526 K.) esasları benimsenmiştir.
Mahkememizce görevlendirilen bilirkişi ... 29/07/2021 tarihli raporunda ve 10/01/2022 tarihli ek raporda; işçi ...'nın .... 'nde 01/07/2014-30/09/2014 arası gerçekleşen çalışmasından dolayı 1.438,17 TL, tam nispette sorumluluk bulunduğunu, ....'nde 01/10/2014-31/12/2014 arası gerçekleşen çalışmasından dolayı 1.438,17 TL tam nispette sorumluluk bulunduğunu, dava dışı .... 'nde 01/01/2015-30/04/2015 arasında gerçekleşen çalışmasından dolayı 1.928,10 TL tam nispette sorumluluk bulunduğunu, ... Ltd. Şti.'nde 01/05/2016-31/01/2016 arası gerçekleşen çalışmasından dolayı 10.098,78 TL tam nispette sorumluluk bulunduğunu, Trankwalder firmasıyla SSB firması arasında yüklenici alt yüklenici sözleşmesi kurulu bulunup bulunmadığının tespit edilmediğini belirtmiştir.
Davacı vekili tarafından yapılan itirazlar ve mahkememizce bilirkişi raporunda belirtilen SSB firmasına ilişkin tespitin neye ilişkin olarak yapıldığı, davalı ... ile davalı ... arasındaki hukuki ilişkinin dosya kapsamında sunulan teknik şartnameler ile ilgili sözleşmeler gözetilerek değerlendirilerek davalı ... bünyesinde dava dışı işçinin çalışmasının bulunup bulunmadığının tespiti ile yeniden rapor düzenlenmesi için dosyanın aynı bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 10/01/2022 tarihli bilirkişi raporunda: Davalı ... ile davacı arasında 01/05/2015-31/01/2017 tarihleri arasında iki adet ihale sözleşmesinin bulunduğu, ... ile ... arasında alt yüklenici sözleşmelerinin imzalandığı, bu sözleşmelerin dosya içerisinde mevcut olduğu, 2015-2016 dönemi imzalanan ihaleler kapsamında asıl sorumlu firmanın ... olduğu, ... firmasının da alt yüklenici sıfatı ile sorumlu olduğu, bu bakımdan davacı firmaya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, kök raporun resmi SGK hizmet cetveli ile kesinleşmiş mahkeme ilamına dayanarak düzenlendiği bu bakımdan kök raporda değiştirilmesi gereken bir hususun bulunmadığı belirtilmiştir. Raporda işçinin hangi işveren yanında ne kadar süre ile çalıştığı ve dönemleri detaylı olarak gösterilmiştir. Rapor kesinleşmiş mahkeme kararları dikkate alınarak düzenlenmiş olup usule ve denetime uygun olduğu gözetilerek hükme esas alınmıştır.
Asıl işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır. Davalının “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Yıllık izinler de kullanılmadığı takdirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son işveren olduğu ve yıllık izinlerin de bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son işveren sorumlu olacaktır. Başka bir ifade ile davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ve yıllık izin ücretini ancak son işverenden talep edebilir. Bunun dışındaki hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu alt işverenler, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Yine, asıl işveren, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlardan, her bir davalı alt işverenin toplam ana para tutarı içinde sorumlu olduğu tutarına oranı kadarını ilgili alt işverenlere rücu edebilir. Uyuşmazlığın İş Hukuku değil, Borçlar Hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, mahkemece “iş hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yapılan değerlendirmeler'' rücu davalarında hükme esas alınamaz.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakılmalı, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir. Hizmet Alım Sözleşmesinin 22. maddesinde "Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları ilgili mevzuatın ve bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve genel şartnamenin altıncı bölümünde belirtilmiş olup, yüklenici bunlara aynen uymakla yükümlüdür." denilmektedir. Davalılar ile davacı arasında yapılan her bir teknik şartnamelerde muhatabın davalı platform dışında açıkça yükleniciler olduğu belirtilmiştir.
Şu halde, asıl işveren olan davacının, sorumluluk alanındaki işin bir kısmını, değişik zamanlarda açtığı ihaleler sonucu imzaladığı hizmet alım sözleşmeleri ile farklı alt işverenlere verdiği, dava dışı işçinin bu sözlemelere konu iş kapsamında alt işverenler yanında çalıştığı, iş akdinin feshi nedeniyle işçinin asıl işverene karşı açtığı davada hüküm altına alınan işçilik alacaklarının, icra takip dosyasına davacı tarafından ödendiği, asıl ve alt işverenlerin yasa gereğince işçiye karşı birlikte sorumlu oldukları, işverenler arasındaki rücu ilişkisinde İK'nun 2/6.maddesinin uygulanamayacağı, öncelikle sözleşme hükümlerine bakılması gerektiği, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması halinde işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğu, hizmet alım sözleşmelerinde dava dışı işçiye yapılan ödemelerden yüklenicilerin sorumlu olduğunun açıkça düzenlendiği yıllık izin ücreti ile ihbar tazminatlarından son alt işverenin, kıdem tazminatı, hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yüklenicilerin işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu oldukları anlaşıldığından, yukarıda açıklandığı üzere davanın kısmen kabulüne, 10.098,78 TL asıl alacağın davalılar ... Ltd. Şti. İle ... .... Ve .... Tur. Gıda Pey. Taş. Ortaklığından müteselsilen, 1.438,17 TL asıl alacağın davalı ... Ltd. Şti.'nden, 1.438,17 TL asıl alacağın ...Ltd. ŞTi'nden, davalıların dava tarihinden önce temerrüte düşürülmediği anlaşıldığından, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, her ne kadar davacı vekili tarafından dava dışı işçinin davalı ... bünyesinde davalı ... ortaklığı dışında da çalışması bulunduğu ve bu çalışmasından dolayı davalı ...ayrıca sorumlu olduğu iddia edilmiş ise de resmi SGK kayıtlarında dava dışı işçinin böyle bir çalışmasına rastlanılmadığı, raporun SGK kayıtları ile Adana 4. İş mahkemesinin 2017/... E. 2018/... K. Sayılı ilamının istinaf edilmesi üzerine Adana BAM 8.H.D.nin 2019/...E. 2020/...K. Sayılı ilamı ile kesin olarak karar verilen mahkeme ilamına dayanılarak düzenlendiği anlaşılmakla davacı vekilinin itirazının reddine karar verilerek yukarıda açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulü ile;
10.098,78 TL asıl alacağın davalılar ... Ltd. Şti. İle ... .... Ve .... Tur. Gıda Pey. Taş. Ortaklığından müteselsilen, 1.438,17 TL asıl alacağın davalı ... Ltd. Şti.'nden, 1.438,17 TL asıl alacağın ...Ltd. ŞTi'nden dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
2-Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 886,33TL harçtan peşin alınan 254,51 TL harcın mahsubu ile bakiye 631,82 TL harcın kabul oranlarına göre 491,74 TL 'sinin davalılar ... Ltd. Şti. İle ... .... Ve .... Tur. Gıda Pey. Taş. Ortaklığından müteselsilen, 70 TL 'sinin davalı ... Ltd. Şti.'nden, 70 TL 'nin davalı ...Ltd. ŞTi'nden tahsil edilerek hazineye irat kaydına, peşin alınan 254,51 TL harcın tüm davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
3-AAÜT gereğince hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin 3.969,84 TL 'sinin davalılar ... Ltd. Şti. İle ... .... Ve .... Tur. Gıda Pey. Taş. Ortaklığından müteselsilen, 566,10 TL 'sinin davalı ... Ltd. Şti.'nden, 566,10 TL 'nin davalı ...Ltd. ŞTi'nden tahsil edilerek davacıya ödenmesine, davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 1.928,09 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ... Ltd. Şti.'ne ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 1.317,90 TL yargılama giderinden davanın kabul edilen kısmına göre hesaplanan 1.147,40 TL'nin, 893,02 TL'sinin davalılar ... Ltd. Şti. İle ... .... Ve .... Tur. Gıda Pey. Taş. Ortaklığından müteselsilen, 127,13 TL 'sinin davalı ... Ltd. Şti.'nden, 127,13 TL 'nin davalı ...Ltd. ŞTi'nden tahsil edilerek davacıya ödenmesine, kalan masrafın davacının üzerinde bırakılmasına,
5-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine,
6-Arabuluculuk Bürosu tarafından T.C. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesine karar verilen 1320 TL arabuluculuk ücretinin, 6325 sayılı HUAK ' nın 18/A ve HUAK Yönetmeliğinin 25-26. Maddeleri gereğince ve davanın kabul-red oranı gözetilerek 1.149,23 TL'nin, 894,44 TL'sinin davalılar ... Ltd. Şti. İle ... .... Ve .... Tur. Gıda Pey. Taş. Ortaklığından müteselsilen, 127,33 TL 'sinin davalı ... Ltd. Şti.'nden, 127,33 TL 'nin davalı ...Ltd. ŞTi'nden, kalan 170,77TL 'sinin davacıdan 6183 sayılı kanuna göre tahsil edilerek hazineye irat kaydına,
Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343.maddesi gereğince mahkememize yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/04/2022
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza