T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ADANA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2021/223
KARAR NO: 2022/553
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI: ... - ...
...
VEKİLİ: Av. .... - ...
DAVALI: .... - ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/03/2021
KARAR TARİHİ: 25/05/2022
YAZIM TARİHİ: ...
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davası yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin hafriyat işi yaptığını, borçluyla yıllardan beri süre gelen ticari ilişkisinin bulunduğunu, süre gelen zaman içerisinde borçlunun müvekkiline birçok ödeme yaptığını, yapılan ödemelerin müvekkili ile borçlu arasında ticari ilişkinin ispatı niteliğinde olduğunu, son zamanlarda borçlunun borcunu ödememeye başladığını, şifahi görüşmeler sonunda borçlunun borcunu ödeyeceğini bildirdiğini, ancak herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı şirketin sözleşmeden ve faturadan doğan borcunu ödememesi üzerine davalı borçlu aleyhine Adana 8.İcra Müdürlüğü'nün 2020/... esas sayılı icra dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini, itiraz üzerine icra takibinin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir
SAVUNMANIN ÖZETİ;Davalı vekili 08/04/2021 havale tarihli dilekçesinde; müvekkilinin takibe dayalı faturalardan dolayı borcunun bulunmadığını, bu faturalara istinaden müvekkili tarafından davacıya belirli tarihlerde belirli ödemeler yapıldığını, ödeme emrinde bildirilen borç tutarının alacaklı tarafın tek taraflı olarak tespit etmiş olduğu meblağlar olduğundan anapara ve diğer tüm ferilere itiraz ettiklerini belirterek belirterek davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava İİK'nun 67.maddesi gereğince açılan itirazın iptali davası olup deliller bu çerçevede toplanarak değerlendirilmiştir.
Davanın, 6102 sayılı TTK' nın 5/A maddesi gereğince; dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu ticari davalardan olduğu, 6325 sayılı HUAK ' nın 18/A maddesi gereğince arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın ibraz edildiği, dava şartının yerine getirildiği görülmüştür.
Adana 8.İcra Müdürlüğünün 2020/... esas sayılı icra dosyasında, alacaklı davacı borçlu davalı hakkında 14/02/2020 tarihinde 26/07/2019, 28/08/2019 ve 15/09/2019 tarihli faturalar dayanak gösterilmek sureti ile 286.410,00 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış, süresinde yapılan itiraz üzerine takip durmuştur.
Tarafların mal ve hizmet alım ve satışlarına ilişkin BA ve BS formaları getirtilmiş, ticari defter ve belgelerin incelenmesine karar verilmiştir. Mali müşavir bilirkişi ... 15/11/2021 tarihli raporunda: davacının defterlerinin VUK'un 221-222-223-224-225 sayılı maddelerinde belirlenen süre ve şekillere uygun olarak açılış tasdiklerinin yaptırıldığını, ayrıca TTK'nın 64.maddesine uygun olarak kapanış tasdiki işleminin de yaptırılmış olduğunu, bu defterlerin VUK'un 215.ve müteakip maddelerinde belirtilen kayıt nizamına göre ve genel kabul görmüş muhasebe standartları, muhasebe sistemi uygulama genel tebliğ hükümlerine uygun olarak tutulmadığını ve sahibi lehine delil olarak kullanma niteliğine sahip olmadığını, davalının defterlerinin VUK'un 221-222-223-224-225 sayılı maddelerinde belirlenen süre ve şekillere uygun olarak açılış tasdiklerinin yaptırıldığını, ayrıca TTK'nın 64.maddesine uygun olarak kapanış tasdiki işleminin de yaptırılmış olduğunu, bu defterlerin VUK'un 215.ve müteakip maddelerinde belirtilen kayıt nizamına göre ve genel kabul görmüş muhasebe standartları, muhasebe sistemi uygulama genel tebliğ hükümlerine uygun olarak tutulduğunu ve sahibi lehine delil olarak kullanma niteliği taşıdığının tespit edildiğini, taraflar arasında ticari ilişkinin söz konusu olduğunu, davacının davalıdan herhangi bir alacağının olmadığını, aksine davalıya 60.000 TL borcunun gözüktüğünü, davacının defterlerine göre davacının davalıdan 31/12/2019 tarihi itibariyle 468.410,00 TL alacaklı gözükse de davalıdan tahsil ettiği 528.410,00 TL 'yi yasal defterlerine intikal ettirmediğini bu nedenle davacının yasal defterlerinin gerçeği yansıtmadığını, tahsil ettiği paraları defterlerine kaydetmesi sonucunda davacının davalıdan alacağı olmayacağını, aksine 60.000,00 TL borcunun bulunacağını, davalı şirketin kayıtlarına göre davalının davacıya 31/12/2019 tarihi itibariyle borcunun bulunmadığını, aksine 60.000,00 TL alacağının olduğunu, bu alacağını dönem sonu yevmiye defterine kapanış fişinde 259 verilen sipariş avansları hesabında alacak bakiyesi olarak gösterildiğini beyan etmiştir.
Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. ( 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.(Yargıtay 23 HD 2015/2467 E 2015/7975 K ve 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. İBK )
Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle;Davanın, İİK.'nun 67.maddesi gereğince açılmış faturadan kaynaklı alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılmış icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu, davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine Adana 8. İcra Müdürlüğü'ne ait 2020/... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine girişildiği, takibin dayanağının, 26/07/2019,28/08/2019 ve 15/09/2019 tarihli fatura dekontlarından kaynaklı 286.410,00 TL olduğunun belirtildiği, başlatılan söz konusu takibe davalı borçlunun borca itiraz etmesiyle durdurulmasına karar verildiği, itirazın iptali davasının 1 yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı, taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, ancak taraflarca mal alım satımından kaynaklanan ticari ilişkinin inkar edilmediği, somut uyuşmazlıkta davacı ticari ilişkiye konu mal veya hizmeti verdiğini davalı ise buna istinaden ödeme yaptığını ispatla yükümlü olduğu, hizmetin verilmediğine ilişkin bir iddianın bulunmadığı, uyuşmazlığın davalı tarafça ödeme yapılmadığına yönelik iddiadan kaynaklandığı, ödeme yapıldığına ilişkin ispat yükünün ise davalıda bulunduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı borcun tespiti için taraf defterlerinin mali müşavir bilirkişi tarafından incelenmesi için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği ayrıca tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden BA-BS formlarının istenildiği, davacının defterlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen 15/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda: davacının defterlerinin VUK'un 215.ve müteakip maddelerinde belirtilen kayıt nizamına göre ve genel kabul görmüş muhasebe standartları, muhasebe sistemi uygulama genel tebliğ hükümlerine uygun olarak tutulmadığını ve sahibi lehine delil olarak kullanma niteliğine sahip olmadığını, davalının defterlerinin ise VUK'un 215.ve müteakip maddelerinde belirtilen kayıt nizamına göre ve genel kabul görmüş muhasebe standartları, muhasebe sistemi uygulama genel tebliğ hükümlerine uygun olarak tutulduğunu ve sahibi lehine delil olarak kullanma niteliği taşıdığının tespit edildiği, taraflar arasında ticari ilişkinin söz konusu olduğunu, davacının davalıdan herhangi bir alacağının olmadığını, aksine davalıya 60.000 TL borcunun gözüktüğünü, davacının defterlerine göre davacının davalıdan 31/12/2019 tarihi itibariyle 468.410,00 TL alacaklı gözükse de davalıdan tahsil ettiği 528.410,00 TL 'yi yasal defterlerine intikal ettirmediğini bu nedenle davacının yasal defterlerinin gerçeği yansıtmadığını, tahsil ettiği paraları defterlerine kaydetmesi sonucunda davacının davalıdan alacağı olmayacağını, aksine 60.000,00 TL borcunun bulunacağını, davalı şirketin kayıtlarına göre davalının davacıya 31/12/2019 tarihi itibariyle borcunun bulunmadığını, aksine 60.000,00 TL alacağının olduğunun bildirildiği, bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu oluşa ve usule uygun olduğu gözetilerek hükme esas alındığı yukarıda açıklanan nedenlerle hizmet ilişkisinin varlığının tarafların kabulünde olduğu, takibe konu faturaların BA/BS bildirimlerinin ilgili vergi dairesine yapılmış olduğu, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davalı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil teşkil ettiği, 2019 yılına ait BA/BS bildirimlerinin birbirini doğruladığı, takibe konu 3 faturanın toplamı olan 468.410,0 TL'nin her iki tarafın defterlerinde bulunduğu, dosya içerisine davalı tarafından sunulan davacının banka hesabına yapılan 06.08.2019 tarihli 80.000 TL, 07.10.2019 tarihli 23.000 TL, 25.10.2019 tarihli 18.910,0 TL, 30.12.2019 60.000 TL'ye ilişkin havale dekontları ile ayrıca altında davacıya ait imza bulunan ve mahkememizin 01/10/2021 tarihli celsesinde üzerindeki imzaya itirazın bulunmadığı bildirilen 30.10.2019 tarihli 346.000 TL tutarlı ödeme makbuzu dikkate alındığında davalının 528.410,0 TL davacıya ödeme yaptığının ve bu ödemelerin davalı defterine kaydedildiğinin görüldüğü, ödeme dekontlarına davacının itirazının bulunmadığı, her ne kadar makbuz üzerindeki imza yönünden inceleme yapılması talep edilmiş ise de, imzanın mahkememizin ilk celsesinde kabul edildiği, ayrıca davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu iddia ve savunmanın değiştirilip /genişletilemeyeceği anlaşılmakla talebin reddedildiği, icra dosyasına konu 3 fatura alacağının davalı tarafından yapılan ödemeler kapsamında ödendiği aksini gösterir belgenin bulunmadığı değerlendirilerek davanın reddi ile davacı icra takibinde haksız olmakla birlikte aynı zamanda davacının makbuz üzerindeki imzayı önce ikrar ettiği, sonrasında bu ikrardan dönmeye çalıştığı, makbuz üzerindeki imzanın kendisine ait olduğunu ve yapılan ödemelerle davalının taraflarına borcunun bulunmadığını bildiği halde takip başlattığı bu nedenle kötü niyetli olduğu değerlendirilerek davalının tazminat taleplerinin reddedilen kısım üzerinden %20 oranında olmak üzere kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Reddedilen kısım yönünden %20 oranında olan 57.282,00 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 80,70 TL harcın peşin alınan 3.458,04TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 3.377,34TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-AAÜT gereğince hesaplanan 28.498,70TLvekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
6-Fazla yatan avans var ise Adalet Bakanlığı HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesine göre, karar kesinleştikten sonra talep sahibine elektronik ortamda hesap numarası var ise bu numara üzerinden, yok ise PTT aracılığı ile adreste ödemeli gönderilmesine, (gönderme masrafının avanstan karşılanmasına )
7-Arabuluculuk Bürosu tarafından T.C. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesine karar verilen 1.320TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343.maddesi gereğince mahkememize yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek taraf vekillerin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/05/2022
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza