T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ADANA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2021/32
KARAR NO: 2022/341
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI:...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI:...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/01/2021
KARAR TARİHİ: 25/03/2022
YAZIM TARİHİ: ...
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davası yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketten alacağının sağlanması için Adana 12. İcra Müdürlüğü'nün 2019/... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalı borçlu tarafından takibe itiraz edildiğinden takibin durduğunu, takibe konu edilen 27/06/2019 tarih ... nolu 20.060,00 TL olan faturanın içeriğindeki malların siparişe göre yapılarak borçlu şirkete teslim edildiğini, bu mallara ilişkin sipariş formlarının mevcut olduğunu, faturaların E fatura olduğunu, her iki şirketin BA BS mali verilerinde mevcut olduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen % 19,50 ticari temerrüt faiziyle ödenmesine, davalının itiraz ettiği takip tutarının % 20'sinden az olmamak üzere tazminat ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ;Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu 23/02/2021 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkili aleyhine Adana 12. İcra Müdürlüğü'nün 2019/... esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi yapıldığını, usule ilişkin itirazlarında borcu kabul etmemekle birlikte yetki yönünden Mersin Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle yetki yönünden davanın reddini talep ettiğini, davacı tarafa müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu nedenle de borcun tamamına ve talep edilen faiz oranına tüm ferileri ile birlikte itiraz ettiklerini, ticari defterlerin incelendiğinde müvekkilinin borcunun olmadığının anlaşılacağını, icra takibindeki faiz miktar ve oranlarını kabul etmediklerini, alacağa ilişkin bu hususta sözleşmede bulunan temerrüt faiz oranlarının uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca taraflarca belirlenen bir sözleşme oranı varken daha sonradan davacı tarafın tek taraflı olarak faiz oranında bir değişiklik yapılmasını ve bu hususta davacı şirketin dava dilekçesinde belirtilen oranlara kadar istedikleri gibi faiz oranı talep edebilecekleri Yargıtayın yerleşik içtihat ve uygulamalarına ve de yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddine ayrıca takip tutarının %20'si üzerinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava İİK'nun 67.maddesi gereğince açılan itirazın iptali davası olup deliller bu çerçevede toplanarak değerlendirilmiştir.
Davanın, 6102 sayılı TTK' nın 5/A maddesi gereğince; dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu ticari davalardan olduğu, 6325 sayılı HUAK ' nın 18/A maddesi gereğince arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın ibraz edildiği, dava şartının yerine getirildiği görülmüştür.
Adana 12. İcra Müdürlüğünün 2019/... esas sayılı icra dosyasında, alacaklı davacı borçlu davalı hakkında 10/12/2019 tarihinde faturalar dayanak gösterilmek sureti ile 30.090,00 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış, süresinde yapılan itiraz üzerine takip durmuştur.
Tarafların mal ve hizmet alım ve satışlarına ilişkin BA ve BS formaları getirtilmiş, ticari defter ve belgelerin incelenmesine karar verilmiştir.
Mali müşavir bilirkişi ...'nun 26/07/2021 tarihli raporunda: davalı ve davacı firmanın arasında hizmet alım sözleşmesine dayalı ticari ilişkinin olduğunu, öngörülen düzenlemeler çerçevesinde ibraz edilen ve davacı şirketin incelenen yasal ticari defterlerinin HMK'nın 222/2. Maddesinde yer alan şartları sağladığını, delil olarak değerlendirilebileceğini, dava konusu faturanın ticari defterlere 213 sayılı Vergi Usul Kanununun hükümlerine usulüne uygun olarak kaydedildiğini, davacının defter ve kayıtlarına göre tespit edilen dava dilekçe tarihi (12/01/2021) itibariyle cari hesap ilişkisinden kaynaklı davacının davalıdan 30.090,00 TL asıl 4.627,06 TL faizi olmak üzere toplam 34.717,06 TL alacağının bulunduğunu belirtmiştir.
Davalı tarafın ticari defter ve belgelerinin incelenmesi için Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat sonucunda bilirkişi ... tarafından hazırlanan 18/10/2021 tarihli raporda; davalı şirketin 2019 ve 2020 yılına ait ticari defterlerinin e defter kapsamında tutulduğunu, noter tasdikine tabi olan envanter defterlerinin açılış tasdiklerinin TTK ve HMK 222.md uygun olarak yasal süresinde yaptırılmış olduğunu, e defter kapsamında tutulan defterlere ait aylık berat dosyalarının yasal sürelerinde ilgili vergi dairesine bildirim yapılarak onaylanmış olduğunu, muhasebe kayıtlarının tek düzen hesap planına uygun olarak tutulmuş olduğunu, dolayısıyla defter tasdiki ile muhasebe kayıtlarının düzeni ile ilgili tenkit edilecek bir hususun bulunmadığını, davalıya ait ticari defterin incelenmesi neticesinde davacı tarafından icra takibine konu edilen faturaların davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olduğunu, 26/12/2019 icra takibi ve 12/01/2021 dava tarihi itibariyle davalı şirketin davacıya 30.090,00 TL borcunun bulunduğunu belirtmiştir.
Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. ( 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.(Yargıtay 23 HD 2015/2467 E 2015/7975 K ve 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. İBK )
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; Davanın, İİK.'nun 67.maddesi gereğince açılmış faturadan kaynaklı alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılmış icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu, davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine Adana 12. İcra Müdürlüğü'ne ait 2019/... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine girişildiği, takibin dayanağının, 01/06/2019 tarihli 20.060,00 TL fatura ile 27/06/2019 düzenleme tarihli 10.030,00 TL bedelli fatura olduğunun belirtildiği, başlatılan söz konusu takibe davalı borçlunun borca itiraz etmesiyle durdurulmasına karar verildiği, itirazın iptali davasının 1 yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı, davalının icra dairesinin yetkisine de itiraz ettiği, mahkememizce taraflarca akdi ilişkinin varlığına dair bir itirazın bulunmadığı, alacak ilişkisinin bulunduğu, alacaklının yerleşim yeri mahkemesi ile icra dairelerininde yetkili olduğu kanaatine varılarak icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazın reddine karar verilerek mahkememizce yargılamaya devam edildiği, taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, ancak taraflar arasındaki ticari ilişkinin taraflarca inkar edilmediği, davalı tarafça davacıya her hangi bir borcunun bulunmadığının iddia edildiği, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı borcun tespiti için taraf defterlerinin mali müşavir bilirkişi tarafından incelenmesi için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği ayrıca tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden BA-BS formlarının istenildiği, davacının defterlerinin incelenmesi sonucunda düzenlenen 26/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda: davalı ve davacı firmanın arasında hizmet alım sözleşmesine dayalı ticari ilişkinin olduğunu, öngörülen düzenlemeler çerçevesinde ibraz edilen ve davacı şirketin incelenen yasal ticari defterlerinin HMK'nın 222/2. Maddesinde yer alan şartları sağladığını, delil olarak değerlendirilebileceğini, dava konusu faturanın ticari defterlere 213 sayılı Vergi Usul Kanununun hükümlerine usulüne uygun olarak kaydedildiğini, davacının defter ve kayıtlarına göre tespit edilen dava dilekçe tarihi (12/01/2021) itibariyle cari hesap ilişkisinden kaynaklı davacının davalıdan 30.090,00 TL asıl 4.627,06 TL faizi olmak üzere toplam 34.717,06 TL alacağının bulunduğunun tespit edildiği, davalı tarafın defterlerinin incelenmesi için talimat yazıldığı talimat neticesinde düzenlenen 18/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davalı şirketin 2019 ve 2020 yılına ait ticari defterlerinin e defter kapsamında tutulduğunu, noter tasdikine tabi olan envanter defterlerinin açılış tasdiklerinin TTK ve HMK 222.md uygun olarak yasal süresinde yaptırılmış olduğunu, e defter kapsamında tutulan defterlere ait aylık berat dosyalarının yasal sürelerinde ilgili vergi dairesine bildirim yapılarak onaylanmış olduğunu, muhasebe kayıtlarının tek düzen hesap planına uygun olarak tutulmuş olduğunu, dolayısıyla defter tasdiki ile muhasebe kayıtlarının düzeni ile ilgili tenkit edilecek bir hususun bulunmadığını, davalıya ait ticari defterin incelenmesi neticesinde davacı tarafından icra takibine konu edilen faturaların davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olduğunu, 26/12/2019 icra takibi ve 12/01/2021 dava tarihi itibariyle davalı şirketin davacıya 30.090,00 TL borcunun bulunduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporlarının birbirini doğruladığı, usule, denetime uygun olduğu değerlendirilerek hükme esas alındığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde taraflarca aradaki ticari ilişkinin varlığının kabul edildiği, taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda davalının davacıya borcunun bulunduğunun tespit edildiği, davalı tarafından ilgili faturaların vergi dairesine bildiriminin yapıldığı, takibe konu faturalardan haberdar olduğu, bu faturalara yönelik itirazda bulunduğuna yönelik iddia ve delilin bulunmadığı gibi bu fatura bedellerinin ödendiğine dair bir delilinde mevcut olmadığı, davacının talebinin faturadaki asıl alacağa ilişkin olduğu, davacının davalıdan 30.090,00 TL asıl alacağının bulunduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulüne;
Davalının Adana 12. İcra Dairesi'nin 2019/... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takipteki şartlarla asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 19,50 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına,
Hükmolunun alacağın %20'si oranında olan 6.018,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 2.055,44 TL'den peşin ödenen 363,42 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.692,02 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacının yapmış olduğu 1.269,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının peşin olarak ödediği 363,42 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-T.C. Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenmesine karar verilen 1.320,00 TL Arabuluculuk Ücretinin 6325 sayılı HUAK ' nın 18/A ve HUAK Yönetmeliğinin 25-26. Maddeleri gereğince, 6183 sayılı kanuna göre davalıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına,
Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343.maddesi gereğince mahkememize yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza