T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ADANA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2021/556 Esas
KARAR NO: 2022/460
HAKİM: ... ...
KATİP: ...
DAVACI: ... (T.C....) -
VEKİLİ: Av. ... - ....
DAVALI: ... (T.C....)- ...
VEKİLİ: Av. ... -....
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/08/2021
KARAR TARİHİ: 22/04/2022
YAZIM TARİHİ: ....
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinden özetle; davacının, davalının ortaklarından biri olduğu ... ortaokulunda, 02.09.2015 tarihinde işe başladığı. davacının, ... Ortaokulunda işe başlarken ... Ortaokulunun yetkilileri olan ...Öztürk ve davalı/... davacıya 11.09.2015 tarihli eğitim personeline ait iş sözleşmesi ve ödeme tarihi ve miktarı boş olan tanzim tarihi de 10.09.2015 olan bir bono imzalattıklarını, daha sonra yine her eğitim öğretim dönemi başlangıcında yani 11.09.2016 tarihinde, eğitim personeline ait iş sözleşmesi ve ödeme tarihi, alacaklısı ve miktarı boş olan tanzim tarihi de 10.09.2016 olan bir bono imzalatmış. 11.09.2017 tarihinde eğitim personeline ait iş sözleşmesi ve ödeme tarihi, alacaklısı ve miktarı boş olan tanzim tarihi de 11.09.2016 olan bir bono imzalatmış. 11.09.2018 tarihinde de eğitim personeline ait iş sözleşmesi ve ödeme tarihi, alacaklısı ve miktarı boş olan tanzim tarihi de 10.09.2018 olan bir bono imzalattığı, dava konusu bononun bu bono olduğu. Davacının borcu olmadığı halde işine devam etmesi için alınmış bir bono olduğu, davacı ...'ın alacaklı/...'a herhangi bir borcu olmadığından dolayı BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİYLE davacı hakkında açılan Adana Genel İcra Müd.’nün 2021/... E. Sayılı icra takibinin İPTALİNE, dava konusu Adana Genel İcra Müd.’nün 2021/... E. saylı icra takibinin dava sonuna kadar TEMİNATSIZ OLARAK TEDBİREN DURDURULMASINA, haksız ve kötüniyetli olarak açılan işbu icra takibi nedeniyle davalının % 20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
GEREKÇE:
Tarafların uyuşmazlık noktaları, davacının icra takibi dayanağı kambiyo senedi nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı, senedin teminat amacıyla verilip verilmediği, senedin iptalinin gerekip gerekmediği, tarafların menfi tespit davasında İİK'nun 72. Maddesi uyarınca tazminat talep edip edemeyecekleri hususlarına ilişkindir.
Bazen iş ilişkisi kurulurken işveren tarafından işçiden teminat amacı ile senet alındığı uygulamada karşılaşışan bir durumdur. Özellikle işe girerken geçimini sağlayabilmek için kurulacak olan iş ilişkisine ihtiyaç duyan, işveren karşısında zayıf durumda bulunan ve zorunluluk altında olan işçi, işverenin istekleri doğrultusunda senet düzenlemekte, hatta bazen sadece senede imza atarak senedin diğer zorunlu unsurlarını tamamlamadan senedi işverene teslim etmektedir. Çoğu zaman ise senedin teminat için verildiği senet metninden anlaşılamamaktadır.
İş Hukuku; işçi ve işveren ilişkisinde, işverenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri dikkate alınarak, sözleşme hukuku alanında ayrılmış ve farklı kurallar getirerek gelişmiştir. İşveren tarafından iş ilişkisi neticesinde alınan ve senet üzerinden teminat amacıyla verildiği anlaşılamayan senetler yönünden de yazılı delil ile kanıtlanmasının beklenilmesi iş hukukunun doğuş ve gelişmesinin temel nedeni olan güçsüz durumda bulunan işçinin korunması ve kuralların yorumlanmasında işçi lehine yorum yöntemine başvurulması kaygısına uygun olmayacağı açıktır.
Bu nedenle senedin işçi ve işveren arasındaki iş ilişkisinden kaynaklı teminat senedi olduğu iddiası halinde, diğer sözleşmeler gibi TBK'nın 27'nci ve devamı maddeleri uyarınca geçerlilik ve irade fesadı incelemesine tabi tutulmalıdır. İşçinin irade fesadı hallerinde imzaladığı belge ve sözleşmeler geçersizdir. Bu nedenle iş hukukunda düzenlenen belgelere karşı işçi lehine tanık dinletilmesi yoluna gidilmektedir (Kar, B.: İş Yargılaması Usulü, Ankara 2018, s.229).
Diğer taraftan iş ilişkisi nedeniyle verildiği iddia olunan teminat senetlerine yönelik uyuşmazlıkların hangi mahkemenin görev alanına gireceği hususu da ayrıca değerlendirilmelidir.
Belirtilmelidir ki genel anlamda bir mahkemenin görevi; belirli bir davaya, dava konusunun niteliği veya değerine göre o yerdeki aynı yargı koluna ait ilk derece (hüküm) mahkemelerinden, hangisi tarafından bakılabileceğini belirtir. Bir yerdeki ilk derece (hüküm) mahkemeleri; genel mahkemeler ve özel mahkemeler olmak üzere ikiye ayrılır. Genel mahkemeler ise asliye ve sulh hukuk mahkemesi olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Hangi davalara özel mahkemelerde, hangi davalara genel mahkemelerde bakılacağı ve genel mahkemelerde bakılacak davalardan hangilerine asliye hukuk mahkemesinde, hangilerine sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı hususuna görev, bunu düzenleyen kurallara da görev kuralları denir.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Buna göre iş mahkemelerinin görev hususu da 25.10.2017 tarih 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile düzenlenmiştir. 7036 sayılı Kanun'un görevi düzenleyen 5’nci maddesine göre iş mahkemeleri; “…5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına...” ilişkin dava ve işlere bakar.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 1’inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4’üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün iş yerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
Bu durumda iş sözleşmesi kurulurken işçi tarafında teminat amacıyla işverene senet verildiği, senedin teminat senedi olduğu iddiası işçi ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle doğan bir uyuşmazlık olduğundan uyuşmazlığın çözümünde iş mahkemelerinin görevli olacağı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Ancak bazı durumlarda işveren tarafından alınan teminat senedinde sadece işçinin imzası bulunmakta, daha sonra işveren tarafından ilgili senedin boş kısımları doldurularak şekli unsurları tamamlanmakta ve işçiden tahsili amacıyla uyuşmazlık konusu yapılmaktadır. Bu durumda senet metni üzerinde yazılı olan hususların gerçeği yansıtmaması, örneğin senedin tanzim tarihinin iş ilişkisi bittikten sonra ki ileri bir tarih olarak belirtilmesi, senedin iş ilişkisinden kaynaklandığı gerçeğini değiştirmeyecek yine iş mahkemeleri görevli olacaktır.
Öte yandan iş ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü bir kişinin lehtar olduğu bir senede karşı senedin iş ilişkisinden kaynaklı teminat senedi olduğu savunması var ise bu durumda da uyuşmazlığın temelinin iş ilişkisinden kaynaklandığı iddia olunduğunda görevli mahkeme yine iş mahkemeleri olacaktır.
Ancak senedin iş ilişkisinden kaynaklanan teminat senedi mi yoksa iş ilişkisi haricinde taraflar arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağa ilişkin mi olduğu hususu tartışmalı ise bu durumda iş ilişkisinden kaynaklı bir alacaktan bahsetmek imkanı da bulunmamaktadır.
Somut olayda, davacı tarafından davalı ile iş ilişkisi kapsamında çalıştığı dönemde davaya konu senedin iş ilişkisi kurulurken teminat amaçlı olarak verildiği iddia edilmektedir. Bu haliyle davanın işçi ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle doğan bir uyuşmazlık iddiasına yönelik olduğu açıktır. Bu haliyle taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğu iddiası karşısında tanık beyanları ve sigorta hizmet dökümü dikkate alınarak iş mahkemesinin görevli olduğu kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nın 115/2 maddesi gereğince davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili ADANA NÖBETÇİ İŞ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmediği takdirde, mahkememizce DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına (tebliğ ile beraber),
4-6100 sayılı HMK.nın 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
İlişkin taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar usulen açıkça okunup anlatıldı.
Katip ...
✍e-imzalı
Hakim ...
✍e-imzalı