T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ADANA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2018/666 Esas
KARAR NO: 2022/299
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACILAR: 1- ... - ...
2- ... - ...
VEKİLİ: Av. ... -
DAVALI: ... ANONİM ŞİRKETİ - ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 16/08/2018
KARAR TARİHİ: 24/03/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILMA TARİHİ: ...
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesiyle özetle; müvekkilleri ... ve ...'in 12.06.2015 tarihinde yolcu konumunda bulunduğu aracın ... bölgesinde tek taraflı kaza yaptığını,müvekkillerinin malul kaldığını, müvekkili ...'in %12lik, ...'in %8lik 07.03.2018 tarihli Viranşehir Devlet Hastanesinnden alınan malulliyet raporunun bulunduğunu, bu nedenle her iki müvekkili için 1.500,00 TL'den toplam 3.000,00 TL geçici ve sürekli iş gücü tazminatının ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı tarafça cevap dilekçesinde özetle ;davacıların maluliyetinin bu kaza ile ilgili olmadığını, kazadan ufak tefek yaralarla kurtulduklarını kendilerinin ifade ettiğini, asli kusur iddialarını kabul etmediklerini, güvenlik tedbiri alınıp alınmadığı yönünden müterafik kusur değerlendirilmesinin yapılmasının gerektiğini, araçta hatır için taşındıklarını bu nedenle hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, temerrüde düşmediklerinden dava tarihinden itibaren ancak yasal faiz istenebileceğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA USULÜ:
15.03.2018 tarihinde 7101 sayılı yasa ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, "Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır" hükmü getirilmiştir .Kanun hükmünce her ne kadar 100.000 TL altındaki ticari davaların basit yargılama hükümlerine göre yürütüleceği kuralı getirilmiş ise de işbu sınır miktarının yargılama aşamasında geçebilecek nitelikte olması, dava bedeli yönünden geleceği tartışmalı bulunan bir davada daha kısıtlı iddia ve savunma yapmasına olanak kılan basit yargılama yöntemini uygulamanın, “hukuki dinlenilme hakkının” ve “eşit yargılanma hakkının” ihlali niteliğinde görülmesi sebebiyle dava her ne kadar yazılı yargılama usulüne göre başlatılmış olsa da; 22/07/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak "Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır" hükmü getirilmesi sebebiyle, dava miktarının poliçe üst limiti gereğince 500.000,00 TL'yi aşmayacağına kanaat getirilerek mahkememizde açılan dava basit yargılama usulüne göre karara çıkartılmıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflar arasındaki ihtilafın; trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İhtilaf kazada kusurun kimde olduğu, oranının ne olduğu, meydana gelen zarar, cismani zararın kapsamı, maluliyet oranı, iş göremezlik durumu, iş göremezliğin geçici ve/veya kalıcı olup olmadığı ve oranı, maddi tazminat gerekip gerekmediği, gerekiyorsa miktarı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Mahkememiz, dava açılışından sonra tensip kararı ile birlikte, gerekli gördüğü bilgi ve evrakları dosya arasına celp edilmesi için ilgili mercilere müzekkereler yazmış, dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa tebliğe çıkarılarak, her iki taraf içinde yargılama usul ve esaslarına dair gerekli ihtaratlar yapılmıştır.
Kazaya karışan aracın tescil kayıtları, sigorta hasar dosyası, kaza nedeniyle başlatılan soruşturmaya ilişkin dosya getirtilmiştir.
12/06/2015 tarihinde sürücü ... idaresindeki davacıların yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın hakimiyetinin kaybedilmesi sebebiyle tek taraflı trafik kazası meydana geldiği, davacıların yaralandığı anlaşılmaktadır. Söz konusu kaza nedeniyle araç sürücüsü hakkında Ceylanpınar Cumhuriyet Başsavcılığı 2015/... sayılı soruşturmada şikayet yokluğu nedeniyle KYOK kararı verildiği anlaşılmıştır.
Davalı ... şirketinden hasar dosyası celp edilmiştir. Yapılan başvuru üzerine davacılara yapılan bir ödemenin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Davacılar vekili ön inceleme duruşmasında tazminat taleplerini açıklayarak; her bir müvekkili için 750,00 TL geçici 750,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı talep ettiklerini beyan etmiştir.
Mahkememizce kusur bilirkişisi olarak atanan ... 31.05.2019 tarihli raporunda; direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu takla atılması neticesinde gerçekleşen tek taraflı trafik kazasında tüm kusurun araç sürücüsünde olduğunu rapor etmiştir.
Dosya kusur bilirkişisinden sonra maluliyet incelemesi için ATK'ya gönderilmiştir.
İstanbul ATK 2. İhtisas Dairesinin 15.05.2020 tarihli raporuna göre; davacı ...'in Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporu Yönetmeliğine göre %0 sürekli, 3 hafta geçici iş göremezlik süresinin bulunduğunu rapor edilmiştir.
İstanbul ATK 2. İhtisas Dairesinin 15.05.2020 tarihli raporuna göre; davacı ...'in Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporu Yönetmeliğine göre %0 sürekli, 3 hafta geçici iş göremezlik süresinin bulunduğunu rapor edilmiştir.
Davacılar vekili maluliyet raporuna karşı itiraz dilekçesi sunmuş, davalı vekili beyan dilekçesi sunmuştur.
Maluliyet raporlarının mahkeme ara kararı hilafında yanlış yönetmeliğe göre hazırlandığı anlaşıldığından, davacıların maluliyet tespitinin ön inceleme duruşması 5 nolu ara kararı gereği MALULİYET TESPİTİ İŞLEMLERİ YÖNETMELİĞİ'NE göre yapılması için ATK'dan ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
İstanbul ATK 2. İhtisas Dairesinin 02.06.2021 tarihli raporuna göre; davacı ...'in mevcut belgelere göre ... ve ... kızı 1981 doğumlu ...'in 12.06.2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası 03/08/2013 tarih, 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından; sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, 3 hafta geçici iş göremezlik süresinin bulunduğunu rapor edilmiştir.
İstanbul ATK 2. İhtisas Dairesinin 02.06.2021 tarihli raporuna göre; mevcut belgelere göre ... ve kızı ... 1981 doğumlu ...'in 12.06.2015 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası 03/08/2013 tarih, 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığından; sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, 3 hafta geçici iş göremezlik süresinin bulunduğunu rapor edilmiştir, 3 hafta geçici iş göremezlik süresinin bulunduğunu rapor edilmiştir.
Davacılar vekili maluliyet raporuna itiraz dilekçesi sunarak; maluliyet tespitinin uygun yönetmeliğe göre düzenlenmediğini, raporun gerçek durumlarını yansıtmadığını beyan etmiştir.
ATK maluliyet raporlarının hükme ve denetime elverişli görülmesi davacılar vekilinin itirazlarını somutlaştırmaması sebebiyle rapora karşı itirazların reddine karar verilmiştir.
Dosya maluliyet incelemesinden sonra ise hesaplama yapılması açısından aktüer bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi ... raporunda özetle; asgari ücret verileri ve kusur oranına göre davacı ... ile ...'in kalıcı maluliyeti bulunmadığından kalıcı iş göremezlik zararının bulunmadığını, 3 haftalık geçici iş göremezlik zararının ise 700,89'şer TL olduğunu, bu bedele %20 takdiri indirim yapıldığında 560,71 TL olacağını, sigorta temerrüt tarihinin 30.03.2018 olduğunu, aracın hususi olduğunu rapor etmiştir.
Aktüer hesap raporu hazırlanarak taraflara tebliğ edilmiştir. Davacılar vekili rapora karşı itiraz dilekçesi sunmuş; aktüer bilirkişi raporu davacının gelir durumuna, kaza tarihindeki yaşlarına, bakiye yaşam sürelerine ve tüm dosya kapsamına uygun bulunarak itirazların reddine karar verilerek hükme esas alınmıştır.
Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinin 1.fıkrasına göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil ile başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, anılan kanunun 51.maddesinin 1.fıkrasında, hakimin, tazminatın kapsamını ve ödeme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği, 54.maddesinde ise, bedensel zararların özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından yada yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen kanunun 85.maddesinin 1.fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut birşeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5.fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91.maddesinin 1.fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85.maddesinin 1.fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür.
Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu, poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere trafik kazasına karışan aracın işleteni olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden kusuru ve maluliyeti oranında olduğu anlaşılmakta olup; aşağıda belirtildiği üzere değerlendirme yapılmıştır.
Taraflar arasındaki mahkememiz önüne getirilen kaza nedeni ile geçici iş göremezlik tazminat talebinin ise, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMMS genel şartlarından sonra düzenlenen poliçeler kapsamında sigortalı araç tarafından trafik kazaları neticesi 3.kişilerin uğradığı geçici iş göremezlik tazminatından sigortacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, 2918 sayılı KTK'nın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar başlıklı 92. Maddesinin "... Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar i) (Ek bent: 14/04/2016-6704 S.K. 4. mad.) Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler. ..." hükmünü yine 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartlarının Kapsama Giren Teminat Türleri başlıklı A.5 maddesinin "... Bu genel şart kapsamındaki teminat türleri aşağıda yer almaktadır. A) (Değişik: RG-2/8/2016- 29789) Maddi Zararlar Teminatı: Hak sahibinin kaza tarihi itibariyle bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır. Sigortalının sorumlu olduğu araç kazalarında değer kaybı, talep edilmesi halinde ilgili branşta ruhsat sahibi sigorta eksperleri tarafından tespit edilir. Değer kaybının tespiti bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre yapılır. b) Sağlık Giderleri Teminatı: Üçüncü kişinin trafik kazası dolayısıyla bedenen eski haline dönmesini teminen protez organ bedelleri de dahil olmak üzere yapılan tüm tedavi giderlerini içeren teminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir. ..." hükmünü içermektedir.
Ancak; Anayasa Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.
Anayasa Mahkemesinin Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir. Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Nitekim; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; izah edilen kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümlerine göre uygulama yapılması gerekecek olup; davalı sigortacı tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan aracın sürücüsünün asli kusuru ile sebebiyet verdiği kazada davacının yaralandığı, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporuna göre maluliyet bulunmadığından davacıların kalıcı iş göremezlik zararı yönünden davaların reddi gerektiği ancak geçici iş göremezlik zararının ise 700,89 TL olarak hesaplandığını, davacıların emniyet kemeri takıp takmadığı belirlenemediğinden müterafik kusur indirimi talebinin reddi gerektiği, davacılar her ne kadar akraba olduklarını iddia etseler de davacılar ile sürücünün farklı uyruklarda olduğu, akraba olduklarının dosya kapsamında ispatlanamadığı, kaldı ki hatır taşıması indiriminin yapılamaması için Yargıtay kararları gereğince yakın akraba olunduğunun ispat edilmesi gerektiği, dosya kapsamına göre yakın akrabalık hususunun gerçekleşmediği, bu sebeplerle davacıların hatır için taşındığı kabul edilmesi gerektiği ve Yargıtay uygulamaları gereğince %20 hatır taşıması indirimi yapılması halinde ( 700,89 TLx80/100) tazminat bedelinin 560,71 TL olduğu, meydana gelen geçici iş göremezlik zararlarından davalı ... şirketinin Anayasa Mahkemesinin 2019/40 E. 2019/40 K. Sayılı kararı ile 2918 sayılı KTK' nun 85 ve 91. Maddeleri ve Borçlar Kanunu genel hükümleri gereğince sorumlu olduğu, davacı zararından yapılan takdiri indirim sebebiyle reddedilen miktar yönünden davalı lehine vekalet ücretine takdir edilmemesi gerektiği ( Yargıtay 17. HD 2017/2928 E. 2019/10692 K.), tümden reddedilen kalıcı iş göremezlik talebi yönünden ise davalı tarafın vekalet ücreti alacağının oluştuğu, aynı hususun yargılama giderinin paylaştırılması hususunda da dikkate alınması gerektiği, hesaplanan tazminat bedeli üzerinden sigorta temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR:
1-Davanın ... yönünden;
a)Geçici iş göremezlik tazminatı talebi yönünden kısmen kabulü ile 560,71 TL tazminatın 30/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b)Kalıcı iş göremezlik talebi tazminatı yönünden reddine,
2-Davanın ... yönünden;
a)Geçici iş göremezlik tazminatı talebi yönünden kısmen kabulü ile 560,71 TL tazminatın 30/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b)Kalıcı iş göremezlik talebi tazminatı yönünden reddine,
3-Alınması gereken 80,70 TL karar ve ilam harcından, 35,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 44,80 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacılar tarafından yatırılan 35,90 TL başvuru harcı, 35,90 TL peşin harç olmak üzere toplam 71,80 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
5-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan kabul ve red oranlarına göre hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 560,71 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan kabul ve red oranlarına göre hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 560,71 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı lehine kabul ve red oranlarına göre hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 1.121,42 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacılar tarafından yapılan 23 tebligat gideri 214,40 TL, 8 müzekkere gideri 52,00 TL, bilirkişi ücreti 1.050,00 TL, posta ücreti 84,75 TL, ATK fatura ücreti 3.844,00 TL olmak üzere toplam 5.245,15 TL yargılama giderinin red ve kabul oranına göre hesaplanan 1.960,67 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, geri kalanın davacılar üzerinde bırakılmasına,
9-HMK'nun 297/ç bendi uyarınca artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ nezdinde İSTİNAF YOLU açık olmak üzere karar verildi.
Katip ...
¸
Hakim ...
¸