T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2018/908 Esas - 2021/1011
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ADANA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2018/908 Esas
KARAR NO: 2021/1011
HAKİM: ...
KATİP: ...
DAVACILAR: 1- ... -TC Kimlik No: ...
2- ... -TC Kimlik No: ...
3- ... -TC Kimlik No: ...
4- ... -TC Kimlik No: ...
5- ... -TC Kimlik No: ...
6- ... -TC Kimlik No: ...
7- ... -TC Kimlik No: ...
8- ... -TC Kimlik No: ...
VEKİLİ: ... - ...
DAVALI: ... A.Ş - ...
VEKİLLERİ: ... - ...
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 01/11/2018
KARAR TARİHİ: 09/12/2021
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILMA TARİHİ: ...
Mahkememizde görülmekte olan ölüm ve cismani zarar nedeniyle tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; 18/11/2017 tarihinde ... istikametinden ... istikametine seyreden sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile ... istikametinden tali yol kullanarak ... mevkiine seyreden davalı sigorta şirketi sigortalısı araç sürücüsü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın D100 karayolunda çarpışması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, davacı müvekkili ... kaza esnasında yolcu konumunda olduğunu, müvekkilinin yaralanarak malul kalması sebebiyle, 3.200,00-TL daimi maluliyet (sakatlık) tazminatının ve 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatının toplamda 3.300,00-TL tazminatın davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Koru Sigortadan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduğunu, kazanın Kastamonu'da gerçekleştiğini sigortanın merkezinin İstanbul olduğunu bu nedenle KAstamonu yada İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, kusura yönelik kaza tespit tutanağındaki tespitleri kabul etmediklerini, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, maluliyetin kazaya ilişkin olduğunun ispatının davacıda olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluklarının bulunmadığını, dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
YARGILAMA USULÜ :
15.03.2018 tarihinde 7101 sayılı yasa ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak, "Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır" hükmü getirilmiştir .Kanun hükmünce her ne kadar 100.000 TL altındaki ticari davaların basit yargılama hükümlerine göre yürütüleceği kuralı getirilmiş ise de işbu sınır miktarının yargılama aşamasında geçebilecek nitelikte olması, dava bedeli yönünden geleceği tartışmalı bulunan bir davada daha kısıtlı iddia ve savunma yapmasına olanak kılan basit yargılama yöntemini uygulamanın, “hukuki dinlenilme hakkının” ve “eşit yargılanma hakkının” ihlali niteliğinde görülmesi sebebiyle dava her ne kadar yazılı yargılama usulüne göre başlatılmış olsa da; 22/07/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak "Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır" hükmü getirilmesi sebebiyle, dava miktarının poliçe üst limiti gereğince 500.000,00 TL'yi aşmayacağına kanaat getirilerek mahkememizde açılan dava basit yargılama usulüne göre karara çıkartılmıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Taraflar arasındaki ihtilafın; trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İhtilaf kazada kusurun kimde olduğu, oranının ne olduğu, meydana gelen zarar, cismani zararın kapsamı, maluliyet oranı, iş göremezlik durumu, iş göremezliğin geçici ve/veya kalıcı olup olmadığı ve oranı, tazminat gerekiyorsa miktarı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Mahkememiz, dava açılışından sonra tensip kararı ile birlikte, gerekli gördüğü bilgi ve evrakları dosya arasına celp edilmesi için ilgili mercilere müzekkereler yazmış, dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa tebliğe çıkarılarak, her iki taraf içinde yargılama usul ve esaslarına dair gerekli ihtaratlar yapılmıştır.
Kazaya karışan aracın tescil kayıtları, sigorta poliçesi ve hasar dosyası, kaza nedeniyle başlatılan soruşturmaya ilişkin dosya getirtilmiştir.
18.11.2017 tarihinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile ... idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması neticesinde ... plakalı araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacı ...'ın yaralandığı anlaşılmaktadır.
Araç sürücüleri hakkında taksirle yaralama suçundan ötürü Tosya Cumhuriyet Başsavcılığı 2018/... Soruşturma sayılı soruşturma işlemleri başlatılmıştır.
Davalı sigorta şirketinin bölge müdürlüğünün Adana ilinde olması karşısında davalı vekilinin yetki itirazının esas hükümle birlikte istinaf yasa yolu açık olmak üzere reddine karar verilmiştir.
Olaya ilişkin kusur oranlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Kusur bilirkişisi ... 11.09.2019 tarihli raporunda özetle; ... plakalı otomobilde yolcu (davacı) ...'ın ... plakalı araçta arka koltukta yolcu konumunda iken kazanın oluşumuna etken kural ihlalilinin olmadığını, yolculuk ettiği aracın 1992 model ... otomobil olup, 2918 sayılı kanuna bağlı yönetmeliğin 105. maddesinde 1995 yılı itibariyle ülkemizde imali yapılan veya yurt dışından ithaline izin verilen M1 sınıfı araçların (otomobillerin) arka koltuklarında emniyet kemeri bulundurulması ve kullanılmasının mecburi olduğunu, hükmü gereği seyahat ettiği aracın 1992 model olması nedeni ile arka koltukta emniyet kemeri bulundurma mecburiyeti bulunmadığından müterafik kusurdan bahsedilmediğini, ... pkalı otomobil sürücüsü ...'nun kavşağa girerken hızını azaltmaması, trafik levhalarına uymaması nedeniyle %75 oranında asli kusurlu olduğunu, ... plakalı otomobil sürücüsü ...'ın ise kavşağa girerken hızını azaltmaması nedeniyle %25 oranında tali kusurlu olduğunu rapor etmiştir.
Taraf vekilleri kusur raporuna itiraz dilekçesi sunmuşlar; ilgili rapor hükme ve denetime elverişli görüldüğünden itirazlar kabul görmemiştir.
Davacı asil dava görülürken vefat etmiş; davacı vekili davacı murisin veraset ilamı ile mirasçıların vekaletini dosyaya sunarak, mirasçıları davaya dahil etmiştir.
Kusur raporunun alınmasından sonra dosya maluliyet incelemesi için ATK'ya gönderilmiştir. İstanbul ATK 2. İhtisas Dairesinin 12.02.2020 tarihli raporuna göre; davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri yönetmelik ölçütlerine göre %23 kalıcı iş göremezliğinin bulunduğunu, 9 ay ise geçici iş göremezliğinin bulunduğunu rapor etmiştir.
Davalı vekili maluliyet raporuna itiraz etmiş; kaza tarihi itibariyle uygun yönetmelik hükümlerine göre rapor alınmış olması sebebiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Dosya aktüer hesabı için hesap bilirkişisine tevdii edilmiştir.Nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi ... 30/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı murisin 18/11/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasında yaralanması neticesinde ... plakalı araç sürücüsünün %25 kusuruna isabet eden, TRH 2010 prograsif rant sistemi dikkate alınarak hesaplanan %23 meslekte kazanma gücü kaybı zararının rapor tarihi itibariyle 1.965,43 TL olarak tespit edildiğini, 9 aylık tedavi süresine isabet eden geçici iş göremezlik zararının ise 9.681,77 TL olarak hesaplandığını rapor etmiştir.
Davacı vekili aktüer hesap raporuna karşı itiraz dilekçesi sunmuş, ilgili rapor hükme ve denetime elverişli görüldüğünden itirazların reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili talep arttırım dilekçesi sunmuş ve kalıcı iş göremezlik zararı taleplerini 1.965,43 TL olarak arttırdıklarını, geçici iş göremezlik zararı taleplerini ise 9.681,77 TL olarak arttırdıklarını beyan etmiştir.
Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinin 1.fıkrasına göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil ile başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, anılan kanunun 51.maddesinin 1.fıkrasında, hakimin, tazminatın kapsamını ve ödeme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği, 54.maddesinde ise, bedensel zararların özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından yada yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen kanunun 85.maddesinin 1.fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut birşeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5.fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91.maddesinin 1.fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85.maddesinin 1.fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür.
Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumluluğu, poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere trafik kazasına karışan aracın işleteni olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden kusuru ve maluliyeti oranında olduğu anlaşılmakta olup; aşağıda belirtildiği üzere değerlendirme yapılmıştır.
A) Geçici İş Göremezlik Talebi Yönünden;
Taraflar arasındaki mahkememiz önüne getirilen kaza nedeni ile geçici iş göremezlik tazminat talebinin ise, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMMS genel şartlarından sonra düzenlenen poliçeler kapsamında sigortalı araç tarafından trafik kazaları neticesi 3.kişilerin uğradığı geçici iş göremezlik tazminatından sigortacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, 2918 sayılı KTK'nın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar başlıklı 92. Maddesinin "... Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar i) (Ek bent: 14/04/2016-6704 S.K. 4. mad.) Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler. ..." hükmünü yine 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası genel şartlarının Kapsama Giren Teminat Türleri başlıklı A.5 maddesinin "... Bu genel şart kapsamındaki teminat türleri aşağıda yer almaktadır. A) (Değişik: RG-2/8/2016- 29789) Maddi Zararlar Teminatı: Hak sahibinin kaza tarihi itibariyle bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır. Sigortalının sorumlu olduğu araç kazalarında değer kaybı, talep edilmesi halinde ilgili branşta ruhsat sahibi sigorta eksperleri tarafından tespit edilir. Değer kaybının tespiti bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre yapılır. b) Sağlık Giderleri Teminatı: Üçüncü kişinin trafik kazası dolayısıyla bedenen eski haline dönmesini teminen protez organ bedelleri de dahil olmak üzere yapılan tüm tedavi giderlerini içeren teminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir. ..." hükmünü içermektedir.
Ancak; Anayasa Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmektedir.
Anayasa Mahkemesinin Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir. Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir.Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları,idari makamlar,gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır.Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Nitekim; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.
Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri,KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümlerine göre uygulama yapılması gerekecek olup; davacı tarafın genel hükümlere göre talep ettiği geçici iş göremezlik zararının talep arttırım dilekçesi üzerinden talep miktarı üzerinden kabulü gerekmiştir.
B) Kalıcı İş Göremezlik Talebi Yönünden;
Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesinin 1.fıkrasına göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil ile başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, anılan kanunun 51.maddesinin 1.fıkrasında, hakimin, tazminatın kapsamını ve ödeme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği, 54.maddesinde ise, bedensel zararların özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından yada yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olduğu hükmüne yer verilmiştir. Davacı murisin kalıcı iş göremezlik zararı aktüer raporla tespit edilmiş olup, sigorta teminatında olduğu anlaşılmıştır.
C)Müterafik Kusur ve Hatır Taşıması İndirimi Talebi Yönünden;
TBK 52.maddesinde; zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır.
Müterafik kusur iddiası davalının emniyet kemeri takıp takmadığının belirlenememesi; kaldı ki davaya konu aracın model tarihi itibariyle emniyet kemeri bulundurması zorunluluğunun bulunmaması halinin kusur raporuyla tespit edilmesi sebepleriyle red edilmiştir.
Hatır taşıması iddiası ise; dosya üzerinde yapılan incelemede ücreti gerektirir taşıma işi bulunduğuna dair bir duruma rastlanılmaması sebebiyle davalı tarafın hatır taşıması nedeniyle indirim istemi yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle; davalı sigortacı tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan aracın sürücüsünün asli kusuru ile sebebiyet verdiği kazada davacının yaralandığı, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporuna göre toplam zararın kalıcı iş göremezlik yönünden 1.965,43 TL olarak geçici iş göremezlik zararının ise 9.681,77 TL olarak belirlendiği, meydana gelen kalıcı iş göremezlik zararı ile geçici iş göremezlik zararından davalı sigorta şirketinin Anayasa Mahkemesinin 2019/40 E. 2019/40 K. Sayılı kararı ile 2918 sayılı KTK' nun 85 ve 91. Maddeleri ve Borçlar Kanunu genel hükümleri gereğince sorumlu olduğu nazara alınarak arttırılan miktar üzerinden sigorta temerrüt tarihini gösterir belge bulunmadığından dava itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilerek, davacı murisin veraset ilamındaki pay oranına göre hisse edilerek davacı mirasçılara ödenmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR:
1-Davanın kabulü ile; 1.965,43 TL kalıcı iş göremezlik zararı tazminatı ile 9.681,77 TL geçici iş göremezlik zararı tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak Bakırköy 37. Noterliği 02/04/2019 tarih ... sayılı veraset ilamındaki pay oranına göre mirasçı dahili davacılara verilmesine,
2-Alınması gereken 795,62 TL karar ve ilam harcından, 35,90 TL peşin harç ve 150,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 185,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 609,72 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan AAÜT uyarınca hesap olunan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,
4-Davacılar tarafından yatırılan 35,90 TL başvuru harcı, 35,90 TL peşin harç, 150,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 221,80 TL'nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5-Davacılar tarafından harcaması yapılan 18 tebligat gideri 168,10 TL, 7 müzekkere gideri 45,50 TL, bilirkişi ücreti 1.050,00 TL, 41,85 TL posta masrafı, 820,00 TL ATK masrafı olmak üzere toplam 2.125,45 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
6-HMK'nun 297/ç bendi uyarınca artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinden mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ nezdinde İSTİNAF YOLU açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
**Bu Evrak 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunun Kapsamında DYS üzerinden E-İmza ile İmzalanmıştır. **