T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ADANA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2021/710 Esas
KARAR NO: 2022/106
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI: ... - ...
...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVALI: ... - ...
...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 29/09/2021
KARAR TARİHİ: 08/02/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILMA TARİHİ: ...
Mahkememizde görülmekte olan ayıplı mal nedeniyle alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... 04.11.2020 tarihinde Adana 17. Noterliğinin ... yevmiyeli nolu satış sözleşmesi ile davalı ...'dan ... plakalı, ... marka ... motor nolu, ... şasi nolu 2015 model bir otomobil satın aldığını, aracın ayıplı olduğu satış sırasında anlaşıldığını, araç teslim edilirken gerekli olağan incelemeler yapıldığını, ancak gözle görünür ayıba rastlanılmadığını, araç, müvekkilin idaresinde iken 24.11.2020 tarihinde şanzıman arızası vermesi üzerine yetkili servis olan ... isimli servise çekici ile götürüldüğünü, servis tarafından şanzımanın değişmesi gerektiğinin bildirilmesi üzerine komple şanzıman değişikliği yapıldığını ve müvekkil tarafından 132.000,00 TL ödendiğini, bilirkişilerce yapılan inceleme sonucu aracın ayıplı olduğunun anlaşıldığını, söz konusu arıza nedeniyle uzman eksper tarafından inceleme yapıldığında aracın önceki kullanımlarında hatalı ve bakımsız kullanılmasından kaynaklı olarak arızanın meydana geldiği tespit edildiğini, davalı tarafından zarar karşılanmadığını, aracı satın almadan önceki kusurlardan kaynaklı arızanın meydana gelmesinden dolayı yetkili serviste onarılan aracın onarım bedeli olan 132.000,00 TL bedelden satıcı ...'ın sorumluluğu bulunduğundan zararın tarafımıza ödenmesi talepli olarak Adana 4. Noterliği aracılığıyla 03.02.2021 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarname keşide edildiğini, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, davanın kabulüne, davalı tarafından müvekkile ayıplı olarak satılan ... plakalı araçtaki ayıp nedeniyle müvekkilin uğradığı zararın bilirkişilerce tespitiyle harç tamamlanmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin satış tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan alınarak davacı müvekkile ödenmesine, arabuluculuk görüşmelerinde müvekkilin vekil ile temsil edilmiş olması nedeniyle arabuluculuk vekalet ücreti, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilin tacir sıfatı olmadığından görevli mahkeme tüketici mahkemesi olduğundan görevsizlik kararı verilmesini, her ne kadar davacı araçta ayıp olduğundan bahsetmiş ise de davacının tacir sıfatı olduğundan aracı alırken muayene yükümlülüğü olduğu halde iş bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, tacir sıfatı olduğundan gizli ayıp dahi olsa muayene etme yükümlülüğü olduğunu, davacı tacir olarak ayıp olup olmadığını incelemekle mükellef olduğunu, ayrıca davacı söz konusu araçta hasarı öğrenmiş ancak müvekkiline bildirmediklerini, dava dosyasına konulan ihtarnamenin müvekkile ulaşmadığı iade döndüğünü, davacı ile yapılan arabuluculuk görüşmeleri sırasında müvekkil arızadan haberdar olduğunu, bunun üzerine aracı satın aldığı ... ile yapmış olduğu görüşmeler neticesinde hasarın garanti kapsamında olduğunu öğrendiğini, arızanın aynı sebepten kaynaklandığını kabul etmemekle ayrıca sorumluluğu kabul etmemek üzere mahkeme aksi kanaatte ise müvekkil iş bu aracı .... Ltd. Şti. 'den 12.09.2019 tarihinde satın almış olup 19.07.2019 tarihli fatura ve garanti belgesi ile işlem yapıldığından davanın .... Ltd. Şti'ne ihbar edilmesini, davanın reddine, lehimize vekalet ücretine karar verilmesine ve yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Taraflar arasındaki ihtilafın; alım satım yapılan aracın ayıplı olduğu iddiasıyla açılan tazminat davası istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememiz, dava açılışından sonra tensip kararı ile birlikte, gerekli gördüğü bilgi ve evrakları dosya arasına celp edilmesi için ilgili mercilere müzekkereler yazmış, dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa tebliğe çıkarılarak, her iki taraf içinde yargılama usul ve esaslarına dair gerekli ihtaratlar yapılmıştır.
Dava konusu edilen ... plakalı aracın tescil kaydının incelenmesinde; davacı adına kayıtlı olduğu hususi nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
HMK114/1-c maddesine göre görev dava şartı olup HMK 115. maddeye göre dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılması ve bulunmaması halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği hükmüne yer verilmiş olup; görevin dava şartı olması sebebi ile görevli mahkeme olup olmadığımız hususunda irdeleme yapılmıştır.
Davalının esnaf tacir araştırması için Adana Vergi Dairesi Başkanlığı, Adana Ticaret Odası, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılmış, gelen yazı cevabına göre davalının tacir sıfatı kazanmadığı, esnaf kabiliyetinde olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilaf ayıplı araç satımı iddiasına ilişkin tazminat istemine dair olup, 6102 sayılı TTK. 4.maddesine göre bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir. 26/06/2012 tarihinde kabul edilen ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 6335 sayılı yasanın 2.maddesinde, "6102 sayılı Kanun'un 5.maddesinin başlığı" 2. ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler" şeklinde, 1. fıkrasında yer alan "davalara" ibaresi ise davalar ve ticari nitelikteki "çekişmesiz yargı işlerine" şeklinde 3.ve 4. fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır". şeklinde düzenlenmiştir. TTK'nun 19.maddesinde "Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır" hükmü bulunmaktadır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Buna göre; dava konusunun her iki tarafın ticari işletmesine ilişkin olmadığı, mahkememizce ilgili kurumlarla yapılan yazışmalarda davalının Ticaret Sicil Müdürlüğünde ve Ticaret Odasında kayıtlarının bulunmadığı, davalı adına vergi kaydı incelemesinde davalının tacir sıfatını kazanmadığı, dava konusu aracın hususi nitelikte olduğu sebepleriyle somut olaydaki uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemelerince görülüp, sonuçlandırılması gerektiği kanaatine varıldığından dava dilekçesinin görev nedeni ile reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın Adana Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
KARAR :
1-Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE,
2-Görevsizlik kararının kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın görevli ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine,
3-HMK nun 331/2 maddesi gereğince yargılama giderleri ve arabuluculuk ücretinin yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
4- İş bu ilam taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde talep halinde HMK 20. maddesi gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun taraflara ihtaratına;
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinden mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ nezdinde İSTİNAF YOLU açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır