(6284 S. K. m. 2, 20) (5271 S. K. m. 233, 234, 236) (5237 S. K. m. 125, 129)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı sanık ve sanık müdafi tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Katılanlar Z. T. ve C. T.'ın kadın olup, 6284 Sayılı yasanın 2/1-d ve 20/2. maddeleri uyarınca Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadına, çocuğa ya da aile bireylerine karşı işlenen suçların, suçtan zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, sanığın üzerine yüklenen tehdit suçundan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'ına usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Yasasının mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Ceza Genel Kurulu'nun 18/09/2018 tarihli ve 2017/3-192 esas, 2018/360 Sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5271 Sayılı CMK'nın 236. maddesinin 3. fıkrasında; “Mağdur çocukların veya işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulur. Bunlar hakkında bilirkişilere ilişkin hükümler uygulanır.” hükmü yer aldığı, anılan fıkranın, TBMM Adalet Komisyonunda eklenmiş olup, Komisyon raporunda mağduru korumaya yönelik olarak bu düzenlemenin yapıldığının belirtildiği, maddedeki düzenlemenin buyurucu hüküm niteliğinde olup, mağdur çocuğun dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişinin bulundurulmasının zorunlu olduğu, ancak dinlendiği celsede 18 yaşından küçük katılan mağdur ...'ın uzman hazır edilmeden dinlenmesi,
Savunma ve beyanlarda adı geçen ….'ün tanık sıfatıyla dinlenmek üzere çağrılmadığı, beyanları hükme esas alınan tanık ….'ın mahkemece dinlenmesinden vazgeçilmiş ise de, tanığın açık adresi kolluk vasıtası ile tespit edildiği, ancak talimat yazılmadığı, ayrıca dinlenmesinden vazgeçildiğine dair ara karardan sonra, tanığın soruşturma aşamasındaki ifadesi duruşmada okunmaması,
Tanık ….'ın kolluk ifadesinde, sanığın katılanlara yönelik "Allahını, kitabını sinkaf ederim, orospular, seni öldüreceğim" dediğini beyan ettiği, bu beyan dikkate alındığında eylemin sübutu halinde sanığın eyleminin TCK'nın 125/3-c maddesindeki suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği, tanık K.'in anlatımındaki "seni öldüreceğim" sözünün tekil olduğu, katılanların ise, iki kişi olduğu, bu sözün hangi katılana yönelik söylediğinin açıklattırılması gerektiği,
İlk derece mahkemesinin 11/10/2017 tarihli 1. celsesinde sanığın duruşmanın disiplinini bozduğundan bahisle duruşma salonundan çıkartıldığı, bilahare aynı celsede katılan Z. T.'ın dinlendiği, sanığın duruşmaya katıldığı 2. celsede katılan Z. T.'ın beyanının sanığa okunmaması,
Sanık hakkında hakaret suçundan hüküm kurulurken, hakaret suçuna ilişkin özel hüküm olan ve daha lehe düzenlemeler içeren TCK'nın 129. maddesi yerine, aynı kanunun genel tahrike dair 29. maddesinin uygulanması,
SONUÇ: Hukuka aykırı olup sanık ve sanık müdafinin istinaf başvurusu bu yönüyle yerinde bulunduğundan sair hususlar incelenmeksizin kesin hukuka aykırılık nedeniyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Yasasını 289/1-e maddesi uyarınca sanık hakkındaki HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın bozma kararı doğrultusunda yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/1. maddesi uyarınca KESİN olarak 31/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)