T.C. ADANA BAM 1. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/595 - 2025/719
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
1. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/595
KARAR NO : 2025/719
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/10/2022
NUMARASI : ... Esas, ... Karar
DAVACI : ... MOBİLYA SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLLERİ : Av.
DAVALI : ... KAĞIT SANAYİ ANONİM ŞTİ.
VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Komşuluk Hukukundan Kaynaklanan Tazminat
DAVA TARİHİ : 10/06/2021
DAİRE KARAR TARİHİ : 15/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 15/05/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK'nın 352 ve devamı maddeleri uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı ... Mobilya San. ve Tic. A.Ş. vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait fabrika ile davalı ... Gübre Üretim Satış ve Pazarlama A.Ş. (yeni unvanı ... Kağıt Sanayi A.Ş. olduğu anlaşılan) ait fabrikanın komşu olduğunu, davalı şirkette üretimi yapılan gübrenin içeriğinde bulunan kimyasallardan kaynaklı olarak müvekkili şirketin fabrikasının çatısında bulunan çinkonun galvanizinin eridiğini ve bu nedenle fabrika çatısında çürümeler meydana geldiğini, söz konusu çürümelerin fabrika içerisinden çekilen ve dilekçe ekinde sunulan video kayıtlarından (Ek-1) açıkça görüldüğünü, müvekkiline ait fabrika çatısında meydana gelen zararın giderilmesine yönelik .... Noterliği'nin 14/12/2020 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi (Ek-2) ile davalı şirkete başvuruda bulunulmuş olmasına rağmen davalı tarafça herhangi bir cevap verilmediğini, ihtarname gönderildikten sonra .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik iş, 2021/1 Karar sayılı dosyası (Ek-3) ile hem gübrenin içeriği hem de galvanizde oluşan erimeye yönelik teknik rapor alınması ve zararın hesaplanması için tespit talebinde bulunulduğunu, anılan dosyada yer alan ve dilekçe ekinde sunulan raporda yapının çatısında oluşan deformasyonların dış etkenler kaynaklı olduğunun, yapının çatısında oluşan deformasyonların büyük çoğunluğunun karşı taraf olarak gösterilen ... Gübre Üretim A.Ş. firmasına ait üretim tesisinden gelen kimyasal tozlar ve baca atık gazlarının, havanın oransal nemi ve ... suyu ile birleşmesi sonucu oluşmuş olabileceğinin ve yapının çatısında yapılması gereken tadilat ve yenileme işlerinin tespit talep tarihi itibariyle her şey dahil toplam yapım bedelinin 236.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, anılan raporda da görüleceği üzere müvekkiline ait fabrika çatısında meydana gelen zararın davalı tarafın fabrikasından gelen kimyasal gübre tozları sonucu oluştuğunu, raporda belirtildiği şekilde zararın giderilmesine yönelik ve işbu davayı açmadan önce dava şartı olarak ... arabuluculuk numaralı dosya (Ek-4) ile başvuruda bulunulmuşsa da taleplerinin davalı tarafça kabul edilmediğini belirterek, müvekkiline ait fabrikanın çatısında meydana gelen zarar neticesinde tadilat ve yenileme işlemlerine ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 236.000,00 TL'nin faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Kağıt Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilleri cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız fiil hükümlerine dayandığını ve bu nedenle Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve 72. maddeleri kapsamında Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğunu belirterek görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davaya konu olduğu iddia edilen zararın zamanaşımına uğradığını, zira davacı fabrikanın uzun süredir atıl durumda bulunduğunu ve zararın ani bir şekilde oluşmadığını, bu yöndeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunmuşlardır.
Ayrıca .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik İş sayılı dosyası marifetiyle alınan bilirkişi raporunun bilimsel dayanaktan yoksun, gerekçesiz ve denetime elverişli olmadığını, raporun sadece gözleme dayalı ve çelişkili ifadeler içerdiğini, çatıda meydana gelen çürümenin asıl kaynağına ilişkin somut analizler yapılmadığını, organize sanayi bölgesinde davacıya komşu başka gübre ve kimya fabrikalarının da bulunduğunu ve zararın bu tesislerden de kaynaklanmış olabileceğini ileri sürmüşlerdir. Müvekkil şirkete ait tesisin düzenli olarak çevre denetimlerinden geçtiğini, faaliyetlerine ilişkin gerekli tüm izin ve belgelere sahip olduğunu, davacı tarafından gönderilen ihtarnamenin müvekkil şirketçe usulüne uygun olarak cevaplandırıldığını ancak davacı fabrikanın kapalı olması nedeniyle bu cevabın tebliğ edilemediğini ifade ederek, müvekkillerine yöneltilen kusur isnadının dayanaksız olduğunu, bu nedenlerle mevcut bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını ve haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; davacı ... Mobilya Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından, mülkiyetinde bulunan fabrika çatısında oluşan paslanma ve galvaniz erimesi zararının, komşu parselde faaliyet gösteren ve organomineral gübre üretimi yapan davalı ... Kağıt Sanayi A.Ş.’ye ait üretim tesisinden yayıldığı ileri sürülen kimyasal toz ve baca gazlarından kaynaklandığı iddia edilerek, bu zarar dolayısıyla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 236.000 TL tazminat talebiyle eldeki davanın açıldığı, davalı tarafın ise davaya konu zararların kendi üretim faaliyetlerinden kaynaklanmadığını savunduğu, yargılama sürecinde alınan ve farklı uzmanlık alanlarından seçilen bilirkişiler tarafından hazırlanan 03.10.2022 tarihli teknik raporda, çatıda gözlemlenen paslanma ve deformasyonların esasen çatı malzemesinin montajı sırasında yapılan teknik eksikliklerden, özellikle sac levhaların birleşim yerlerine gerekli yalıtımın uygulanmaması ve bu bölgelerde oluşan nemli ortamın zamanla metalin oksijenle temas etmesi sonucu gelişen galvanik ve aralık korozyonundan kaynaklandığı, deformasyonların dağılım biçimi itibarıyla bu görüşün teknik olarak desteklendiği, davalı tesiste yapılan emisyon ölçümlerinin yasal sınırlar içinde kaldığı ve çevresel yükümlülüklerin yerine getirildiği, bu itibarla oluşan zararın davalı tesisin faaliyetlerinden kaynaklandığına dair kesin, somut ve yeterli bir ispat bulunmadığı kanaatine varıldığı, dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının tazminat talebine dayanak teşkil eden maddi vakıaları ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine yönelik karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı ... Mobilya Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili ilk derece mahkemesine vermiş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamıyla davanın reddine karar verildiğini, ancak hükme esas alınan 03.10.2022 tarihli bilirkişi raporunun keşfe katılmamış ve dava konusu taşınmazı yerinde görmemiş kimya ve çevre mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenmiş olması, raporda zararın yalnızca çatı montajındaki vida sıkılma eksikliğine dayandırılması, oysa önceki aşamalarda keşfe katılarak yerinde inceleme yapan ziraat ve inşaat mühendislerinin düzenlediği 27.02.2022 tarihli raporda davalı fabrikanın üretiminden kaynaklanan kimyasal toz ve baca gazlarının zararın esas nedeni olarak tespit edilmesi, delil tespiti sırasında .... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... D.İş sayılı dosyasında alınan teknik rapor ile dosyada mübrez video kayıtlarının bu iddiayı doğrulayan nitelikte olmasına rağmen mahkemece bu delillerin değerlendirme dışında bırakılması, keşif zaptında bizzat mahkeme heyetince davacı fabrikasının yalnızca davalıya komşu cephede çürüme ve deformasyonların gözlemlendiğinin kayda geçirilmiş olmasına rağmen bu gözlemin hükme esas alınan bilirkişi raporuna yansıtılmaması, ayrıca davalının kendi fabrikasında da benzer çürüme ve paslanmaların bulunmasına rağmen bu durumun açıklanmaması, son bilirkişi raporunda atmosferik amonyağın paslanmayı hızlandırdığı kabul edilmesine rağmen bu etkinin zarara katkı oranı yönünden hiçbir hesaplamaya konu edilmemesi, zararın yalnızca montaj hatasına bağlanmasının hayatın olağan akışıyla bağdaşmaması, somut tespit ve delillerle çelişmesi ve zararın sadece davalıya yakın cephede oluşması nedeniyle davalının üretim faaliyetlerinden kaynaklanan çevresel etkilerin zararın meydana gelmesinde asli unsur olduğunun açıkça ortaya konmasına rağmen yerel mahkemenin bu hususları göz ardı ederek karar vermesi gerekçeleriyle, verilen kararın maddi ve hukuki yönden isabetsiz olduğunu belirterek, istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER ve GEREKÇE:
Taraflar arasındaki dava, Komşuluk Hukukundan Kaynaklanan Tazminat istemine ilişkindir.
TMK m. 683 deki "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.
Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nun "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir.
Elatmanın önlenmesi davası açılabilmesi için kural olarak zararın doğmuş olması gerekir. İleride zarar doğacağından bahisle dava açılamayacağından bu şekilde açılan davalar reddedilmelidir. Ancak, istisnai durumlarda, henüz zarar doğmadığı halde, yakın gelecekte zarar doğacağı pek muhtemel veya muhakkak ise, davacıya zarar tehlikesinin önlenmesi davasını açma hakkı tanınmalı, zararın doğması beklenmemelidir. Komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi davalarında davalının kusurlu olması aranmaz. Davalının kusurlu olup olmaması, kasıtlı hareket edip etmemesi, elatmanın önlenmesi davasına etkili değildir. Yeter ki, davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunsun. Davalının hiçbir kusuru olmasa dahi, elatmanın önlenmesine, eski hale getirme ve tazminata hükmedilebilir. Kural olarak davacının zararının doğmaması için bir önlem almaması da elatmanın önlenmesi davasını etkilemez.
Mahkemece yapılacak araştırmalarda somut olayın özelliği, komşu taşınmazların yerleri, nitelikleri, konumları, kullanma amaçları göz önünde tutularak, normal bir insanın hoşgörü ve tahammül sınırlarını aşan bir elatmanın bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Davacının sübjektif ve aşırı duyarlılığı ile değil, objektif her normal insanın duyarlılığına göre elatmaya katlanıp katlanamayacağı araştırılmalı; sonuçta katlanılabilir, hoşgörü sınırlarını aşan bir zarar veya elatmanın varlığı tespit edildiği takdirde mülkiyet hakkının taşkın olarak kullanıldığı sonucuna varılmalıdır. Taşkın kullanma belirlendiği takdirde elatmanın tamamen ortadan kaldırması veya tahammül sınırları içerisine çekilebilmesi için ne gibi önlemlerin alınması gerektiği bilirkişiler aracılığı ile tespit edilerek, tarafların yarar ve çıkar dengeleri gözetilerek bunların en uygununa karar verilmelidir.
Diğer taraftan, davalının kendi taşınmazı üzerine yaptığı yapının ruhsatsız olduğu, imara aykırı bulunduğu ileri sürülüp, TMK’nun 737. maddesi uyarınca yıkım ve eski hale getirme istenemez. Yapının imara aykırı olması yanında bir zararın doğması da şarttır. Salt imara aykırılık, idari mercileri ve idare mahkemelerini ilgilendiren bir husustur.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucunda davalının kendi taşınmazı içerisine yapmış olduğu yapı nedeniyle bir zararın doğmuş olduğu belirlendiği takdirde davanın kabulüne, aksi halde reddine karar verilmelidir. (Bknz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2016/10159 Esas, 2019/288 Karar sayılı ilamı)
Somut olayda; davacı şirketin, mülkiyetinde bulunan fabrika çatısında meydana gelen galvaniz erimesi ve paslanmanın, komşu parselde yer alan ve davalıya ait olan gübre üretim tesisinden yayılan kimyasal toz ve baca gazlarının etkisiyle oluştuğunu ileri sürerek 236.000 TL maddi tazminat talebiyle eldeki davayı açtığı, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda söz konusu deformasyonların çatı montajındaki teknik eksikliklerden kaynaklandığı, çevresel etkilere ilişkin kesin bir illiyet bağı kurulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı vekilince hükme esas alınan bilirkişi raporunun keşifsiz ve eksik olduğu, delil tespiti ve önceki bilirkişi raporlarının değerlendirilmediği, zarar oluşumunda davalının faaliyetlerinin asli etken olduğunun göz ardı edildiği gerekçesiyle istinaf yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Dosyada yer alan 28.01.2021, 27.02.2022 ve 03.10.2022 tarihli bilirkişi raporları arasında, zararın kaynağına ilişkin değerlendirmelerde maddi çelişki bulunduğu, ilk iki raporda davalı tesisin faaliyetinden kaynaklı dışsal kimyasal etkinin etkili olduğu yönünde kanaat bildirilmişken, son raporda söz konusu zararların yapısal kusurlara dayandığı belirtilmekle yetinildiği görülmüştür.
Ne var ki, hükme esas alınan 03.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davacı tarafça ileri sürülen dışsal kimyasal etki iddiası bilimsel verilerle yeterli şekilde incelenmemiştir. Çatı kaplamasında meydana gelen deformasyonların nedenine ilişkin olarak, malzeme üzerinde kimyasal analiz yapılmaksızın, yalnızca görsel gözleme dayalı bir değerlendirme ile sonuca ulaşılmıştır. Oysa, bu tür bir zararın kaynağının belirlenebilmesi için yapı malzemesinin yüzeyinden örnekler alınarak laboratuvar ortamında kimyasal içerik tahlili yapılması, yani zararın kaynağına dair teknik verilerle desteklenmiş bilimsel incelemeler yürütülmesi gerekmektedir. Bu eksiklik nedeniyle bilirkişi raporları arasında ortaya çıkan çelişki giderilememiştir. İlliyet bağının da somut, bilimsel yöntemlerle ortaya konulmamış olması karşısında; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu ve kararın bu eksik rapora dayandırıldığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, dosyada mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi, davacı tarafın dışsal kimyasal etki iddiasının bilimsel olarak değerlendirilebilmesi ve zarar ile faaliyet arasında illiyet bağının somut verilerle ortaya konulabilmesi için; mahkemece yeniden oluşturulacak çevre, kimya ve inşaat alanlarında uzman kişilerden oluşacak bir bilirkişi heyetinden rapor alınması, bu heyete daha önce düzenlenen tüm raporların birlikte değerlendirilmesinin ve çatıdan alınacak numuneler üzerinde yapılacak içerik analizlerinin sonucuna göre teknik kanaat bildirilmesinin sağlanması, sonrasında tarafların iddia ve savunmalarının bu yeni deliller ışığında değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 bendi uyarınca kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 bendi uyarınca KABULÜNE,
2-İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için DOSYANIN MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yoluna başvuran tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
5-İstinaf yoluna başvuran tarafça yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,
6-Kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, HMK'nun 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır