(AİHS m. 6) (2709 S. K. m. 36, 38) (5271 S. K. m. 62, 63, 206, 210, 217, 288, 289)
DAVA: İlk derece mahkemesince verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla; başvurunun süresi, başvuranın hakkı, kararın niteliği ve karar tarihine göre dosya görüşülüp gereği düşünüldü:
KARAR: İstinaf başvurusunun reddi sebepleri bulunmadığından, işin esasına geçildi.
Ceza usul hukukunda, re'sen araştırma ilkesi ve vicdani delil sistemi geçerli olup, amaç maddi gerçeğe ulaşmaktır. Maddi gerçek, hukuka uygun elde edilen her türlü delille ispatlanabilir. Anayasamıza göre, kanuna aykırı olarak elde edilen bulgular delil olarak kullanılamaz (m.38/6). CMK uyarınca, yüklenen suç, ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş olan delillerle ispat edilebilir (m. 217/2). Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse, reddolunur (m.206/2-a).Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması, hukuka kesin aykırılık sebebidir (m. 289). Açıklanan pozitif hukuk normları ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (29.11.2005, 2005/144 Esas, 2005/150 Karar, 17.11.2009, 2009/7-160 Esas, 2009/264 Karar) kararları ile aynı yöndeki Özel Daire Kararları karşısında; “hukuka aykırı biçimde” elde edilen deliller, Türk Ceza Yargılaması Hukuku sisteminde dikkate alınamaz. Bu husus, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde yer alan ve Anayasamıza da eklenen (m. 36) adil yargılanma hakkının da gereğidir.
5271 Sayılı CMK'nın 289/1-i maddesine göre, hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması hali, kanuna kesin aykırılık hali olarak kabul edilmiştir.
Hukuka aykırılık ise, 5271 Sayılı CMK'nın 288. maddesinde tanımlanmıştır. "Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması” hukuka aykırılıktır. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi, delilin elde edilmesi aşamasında, bir hukuk kuralı ihlal edilmiş ise artık bu delil hukuka aykırıdır.
5271 Sayılı CMK'nın 210 maddesine göre; olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.
5271 Sayılı CMK'nın 289/1-e maddesine göre; Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması kesin hukuka aykırılık hali kabul edilmiş, CMK'nın 280/1-d maddesinde ise, bu hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu hukuki düzenlemelere göre somut olaya baktığımızda; dosya arasında bulunan 21/11/2017 tarihli tutanak içeriğine göre;"21/11/2017 günü Akdeniz İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekiplerin Mersin 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2017/4656 değişik iş sayılı önleme araması kararına istinaden devriye görevlerini ifa ettikleri sırada hakkında yakalama emri bulunan sanık M.T. isimli şahısın Akdeniz ilçesi Özgürlük Mahallesi 6296 sokak No:2/15 Sayılı yerde faaliyet gösteren T. Market isimli iş yerine olduğunun görüldüğü, yakalama emri kendisine tebliğ edildiği sırada sanığın rahatsızlanması sonucu 112 görevlilerinin çağırıldığı, 112 görevlilerinin kendisine müdahale etmesinin ardından sanığın dükkanına yönelerek burada bulunan masa ve tezgahı yere devirdiği sırada dağılan tezgahın altında kaçak sigaraların olduğunun görüldüğü, sigaraların yapılan sayımında değişik markalarda olmak üzere toplamda 269 paket gümrük kaçağı sigaranın ele geçirildiği,..." şeklindeki tutanak içeriğine karşın sanığın savunmasında "...olay tarihinde benim kızım kanser hastalığından vefat etmişti, ben suça konu sigaraları 12 karton olarak Suriyeli bir şahıstan satın aldım ve markete götürerek tezgahın altına bıraktım amacım kızımın taziyesine gelen misafirlere ikram etmekti benim ayrıca başka suçtan aramam vardı polisler gelmeden önce tezgahın altına bırakmıştım polisler geldikten sonra aramam olduğunu söylediler, o esnada polisler tezgahın altındaki sigaraları gördüler ben suça konu sigaraları ticari amaçla almamıştım, gelenlere ikram etmek için almıştım, ben taziye evine götürmeden önce dükkanda masanın altına koymuştum ticari amacım yoktur..." şeklinde farklı yönde beyanı bulunması nazara alındığında; yakalama tutanağını düzenleyen kolluk görevlilerinin tespiti ile tanıklıklarına başvurulması gerektiği, isnat edilen eylem yönünden tutanak yazıcılarının tanıklıklarının, suçun sübutu için tek delil olup, beyanlarının sanığın hukuki durumunun tayini için önemli bulunduğu, bu bakımdan 5271 Sayılı CMK'nın 210. maddesi uyarınca, tek tanık konumundaki tutanak yazıcılarının mutlaka dinlenmesi gerektiği, atılı suç yönünden tutanak mümzii tanıkların beyanının alınmaması 5271 Sayılı CMK'nın 289/1-e maddesi uyarınca hukuka kesin aykırılık hali olup, aynı kanunun 280/1-d maddesi uyarınca bozmayı gerektirdiği,
Kabule göre de;
Somut olayda bir suç üstü halinin bulunduğu ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 8. maddesinin (f) bendindeki "...suçüstü halinde yapılan aramalarda, toplum için veya kişiler bakımından hayati tehlikeyi ortadan kaldırmak amacıyla veya kapalı yerlerden gelen yardım çağrıları üzerine konut, işyeri ve yerleşim yeri ile eklentilerine girmek için..." şeklindeki düzenleme uyarınca karar alınmadan arama yapılabileceği gözetilmeksizin sanık hakkında kanuna aykırı olarak elde edilen delilin hükme esas alınmayacağından bahisle usul ve yasaya aykırı olarak beraat hükmü tesisi,
SONUÇ: Hususları hukuka aykırı olup, istinaf istemleri yerinde görülmekle; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 289/1-e ve 280/1-d maddeleri gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olarak 05/11/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)