(AİHS m. 6) (2709 S. K. m. 36, 38) (5271 S. K. m. 62, 63, 206, 217, 288, 289) (5607 S. K. m. 3) (4733 S. K. m. 8) (YCGK 29.11.2005 T. 2005/7-144 E. 2005/150 K.) (YCGK 17.11.2009 T. 2009/7-160 E. 2009/264 K.)
İlk derece mahkemesince verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla; başvurunun süresi, başvuranın hakkı, kararın niteliği ve karar tarihine göre dosya görüşülüp gereği düşünüldü:
İstinaf başvurusunun reddi sebepleri bulunmadığından, işin esasına geçildi.
Ceza usul hukukunda, re'sen araştırma ilkesi ve vicdani delil sistemi geçerli olup, amaç maddi gerçeğe ulaşmaktır. Maddi gerçek, hukuka uygun elde edilen her türlü delille ispatlanabilir. Anayasamıza göre, kanuna aykırı olarak elde edilen bulgular delil olarak kullanılamaz (m.38/6). CMK uyarınca, yüklenen suç, ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş olan delillerle ispat edilebilir (m. 217/2). Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse, reddolunur (m.206/2-a). Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması, hukuka kesin aykırılık sebebidir (m. 289). Açıklanan pozitif hukuk normları ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (29.11.2005, 2005/144 Esas, 2005/150 Karar, 17.11.2009, 2009/7-160 Esas, 2009/264 Karar) kararları ile aynı yöndeki Özel Daire Kararları karşısında; “hukuka aykırı biçimde” elde edilen deliller, Türk Ceza Yargılaması Hukuku sisteminde dikkate alınamaz. Bu husus, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde yer alan ve Anayasamıza da eklenen (m. 36) adil yargılanma hakkının da gereğidir.
5271 Sayılı CMK'nın 289/1-i maddesine göre, hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması hali, kanuna kesin aykırılık hali olarak kabul edilmiştir.
Hukuka aykırılık ise, 5271 Sayılı CMK'nın 288. maddesinde tanımlanmıştır. "Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" hukuka aykırılıktır. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi, delilin elde edilmesi aşamasında bir hukuk kuralı ihlal edilmiş veya uygulanmamış ise artık bu delil hukuka aykırıdır.
Ceza yargılamasında bilirkişi atanması, bilirkişi raporu ve uzman mütalaasına ilişkin 5271 Sayılı CMK'nın 62, 63 ve 67. maddelerine göre; çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi görüşüne başvurulabileceği, ancak bilirkişi raporlarının mahkemeyi bağlayıcı değil, delilleri değerlendirme vasıtalarından biri olduğu, mahkemelerin gerekçelerini açıklamaları suretiyle, bilirkişi raporuna itibar edip etmeme hususunda takdir ve değerlendirme hakkını haiz bulunmaktadır.
Bu hukuksal bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava konusu edilen markası ve ismi belli olmayan, içerisine kıyılmış tütünün doldurularak sigara haline getirildiği belirtilen makaronlar üzerinde kaçakçılık suçunun sübutu bakımından bilirkişi incelemesinin yaptırıldığı, bilirkişi raporunda davanın konusu makaron olduğu halde ''gümrük işlemine tabi tutulmayan yasal olmayan yollardan yurda sokularak piyasaya sürülmüş bandrolsüz ve kaçak sigaralar oldukları kanaatine varılmıştır'' şeklinde tespitte bulunduğu, sonuç ve kanaat kısmında ise ''bandrolsüz ve kaçak sigaralar ile makaronlar oldukları'' yönünde tespitte bulunduğu, bilirkişi raporunun çelişkili olduğu, boş sigara filtreleri ile boş sigara filtresine doldurulan tütün hakkında ayrı ayrı bilirkişi incelemesi yaptırılarak;
Sanıkta ele geçirilen, makaron ve tütününün yabancı menşeili olduklarının tespiti halinde suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre 5607 Sayılı Kanun'un 3/5. maddesi kapsamında olacağı, yerli olduklarının tespiti halinde ise satışa hazır şekilde kıyılmış tütün, doldurulmuş makaronlar yönüyle sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 6111 Sayılı Kanun'un 175. maddesiyle değişik 4733 Sayılı Kanun'un 8/5-o maddesinde belirtilen ve idari yaptırımı gerektiren kabahati oluşturacağı gözetilerek öncelikle ele geçirilen tütünün ve makaronun menşeinin ve yurda kaçak yollardan sokulup sokulmadığının tespiti gerekirken, bu hususlar tespit edilmeden çelişkili eksik bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi 5271 Sayılı CMK'nın 289/1-i maddesi uyarınca kesin hukuka aykırılık hali olup, aynı yasanın 280/1-d maddesi gereğince hükmün bozulmasını gerektirdiği,
Kabule göre de;
Mahkemesince Adana 6.Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen usulüne uygun 02/07/2018 tarihli 2018/1325 Değişik İş sayılı arama kararına istinaden gerçekleştirilen arama işleminin, gerekçesi belirtilmeksizin yalnızca “usule aykırı olması” ibaresi kullanılarak hukuka aykırı olduğundan bahisle sanık hakkında beraat hükmü tesisi,
Usul ve yasaya aykırı olup, istinaf istemleri bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-d ve 289/1-i maddeleri gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA,
SONUÇ: Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere 05/11/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)