(2709 S. K. m. 2, 5, 13, 19, 38) (5941 S. K. m. 5) (2004 S. K. m. 349) (5271 S. K. m. 286, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı sanık müdafii tarafından istinaf yoluna başvurulmakla; başvurunun süresi, başvuranın hakkı, kararın niteliği ve karar tarihine göre dosya görüşüldü:
Çek Kanunu'nun 5. maddesine göre; ancak yargılama sırasında koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına ilişkin karara karşı itiraz kanun yolu açık olup, yargılama sonunda çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçundan sanığın cezalandırılmasına dair hükümde verilen yasağın ise asıl hükmün tabi olduğu kanun yoluna tabi olduğu gözden kaçırılarak, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına ilişkin karara karşı itiraz kanun yoluna gidilebileceği belirtilmek suretiyle taraflar yanıltılmış ise de, sanık müdafinin istinaf yoluna başvurması nedeniyle bu husus sonuca etkili görülmemiştir.
Sanık müdafii gerek kovuşturma aşamasında gerekse istinaf dilekçesinde suça konu çeklerin ileri tarihli keşide edildiğini, keşide edildiği tarihte yasanın henüz yürürlüğe girmediğini, bu konuda menfi tespit davası olduğunu, sonucunun beklenmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; 09/08/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6728 sayılı Kanunun 63. maddesiyle değişik 5941 sayılı Çek Kanunun 5/1. maddesi ile cezalandırılan eylemin "karşılıksız çek keşide etmek" eylemi olmayıp "kanuni ibraz süresi içerisinde karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" eylemi olması karşısında 09/08/2016 tarihinden önce ileri tarihli olarak keşide edilen çekin 09/08/2016 tarihinden sonra bankaya ibraz edilmesi ve bu çekin "karşılıksızdır" işlemine tabi tutulması halinde suçun oluştuğu ve bu nedenle karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişinin cezalandırılabileceği açıktır. Esasen, 09/08/2016 tarihinden önce vadeli olarak keşide edilen çeklerin karşılıksız çıkması durumunda çek sahiplerinin çek imza ettikleri tarihte suç olmayan eylemlerinden dolayı cezai yaptırım ile karşı karşıya kalacakları belirtilerek 5941 sayılı Kanunun 5/1. maddesinin Anayasa'nın 2., 5., 13., 19 ve 38. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş ancak Anayasa Mahkemesinin 26/07/2017 tarih ve 2016/191 Esas, 2017/131 Karar sayılı ilamı ile iptal talebinin reddine karar verilmiştir. Bu nedenle sanık müdafinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Dosya kapsamına göre; 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun “Muhakeme usulü” başlıklı 349. maddesine aykırı olacak şekilde sanığa meşruhatlı davetiye tebliğ edilmeksizin savunma hakkı kısıtlanarak hüküm kurulduğu, bu şekilde duruşmada mutlaka hazır bulunmaya hakkı olan sanığın usulüne uygun olarak duruşmaya çağrılmaması halinin 5271 Sayılı CMK'nun 289/1 maddesinin e bendinde düzenlenen kesin hukuka aykırılık hallerinden olup bozmayı gerektirdiği,
Kabule göre de;
5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5. maddesi gereğince; her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adli para cezasına hükmolunabileceği gözden kaçırılarak adli para cezasına esas birim gün sayısının yasada öngörülen üst sınırında üstünde belirlenmesi,
Suç adı "Çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme" olduğu halde suç adının gerekçeli karar başlığında "Karşılıksız Çek Düzenleme" olarak gösterilmesi,
Yargılama sırasında koruma tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına karar verilmemesine rağmen, hükümde 7.bentte gereksiz olarak “çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına dair verilen yasakların devamına” şeklinde karar verilerek hükümde karışıklığa neden olunması,
Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafinin istinaf nedenleri yerinde görüldüğünden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 289/1-e maddesi uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-b maddesi uyarınca dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286/1 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06.04.2018 (¤¤)