(AİHS m. 6) (2709 S. K. m. 36) (5237 S. K. m. 53, 62) (5271 S. K. m. 195, 223, 231, 280, 289) (6136 S. K. m. 13) (7201 S. K. m. 10, 21) (Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 16)
İlk derece mahkemesi hükmüne karşı istinaf yoluna başvurulmakla; başvurunun süresi, başvuranın hakkı, kararın niteliği ve karar tarihine göre dosya görüşülüp gereği düşünüldü:
İstinaf başvurusunun reddi sebepleri bulunmadığından, işin esasına geçildi.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 13/10/2010 tarih ve 2010/2371 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında; ruhsatsız silah taşıma eylemi nedeniyle 6136 Sayılı Kanun'un 13/1.fıkra ve TCK'nın 53. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle Adana 6. Asliye Ceza Mahkemesi'ne kamu davasının açıldığı, Adana 6.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18/03/2011 tarih, 2010/750 Esas, 2011/278 Karar sayılı kararı ile 6136 Sayılı Kanun'un 13/1 TCK'nın 62. maddesi gereğince 10 Ay hapis ile 500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, CMK'nın 231. maddesi gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, Bodrum 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 05/03/2018 tarihli ihbar yazısı ile sanığın denetim süresi içinde kasıtlı suç işlediğinin bildirilmesi üzerine, dosyanın Adana 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/301 Sayılı esasına kaydedilerek duruşma açıldığı, yapılan yargılama sonucunda hükmün açıklandığı, karara karşı sanık tarafından süresi içerisinde istinaf yasa yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlememesi ve yükümlülüklere uygun davranması halinde, ortadan kaldırılarak kamu davasının CMK'nın 223. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesi, ya da sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, hükmün açıklanmasıyla son bulan bir karardır.
Sanığın kovuşturma aşamasında vermiş olduğu talep dilekçesi dikkate alınarak Anamur Asliye Ceza mahkemesine, sanığın savunma ve delillerinin tespiti için talimat yazıldığı, talimat mahkemesince sanığa duruşma gün ve saatini bildiren davetiye çıkarıldığı, çıkarılan davetiye de sanığın duruşmaya katılmaması halinde yokluğunda duruşmaya devam olunacağı şerhin yer aldığı, çıkarılan davetiyenin sanığın adresinde tanınmadığından bahisle iade edildiği bunun üzerine talimat mahkemesince talimat evrakının bila ikmal mahal mahkemesine iade edildiği, ilk derece mahkemesince sanığa başka herhangi bir tebligat yapılmadan sanığın yokluğunda hükmü açıkladığı anlaşılmıştır.
Yargıtay'ın süreklilik arzeden içtihatlarında da belirtildiği gibi 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinde yer alan “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir. (Ek fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./3.mad.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesiyle Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesine göre, tebligat yapılması sırasında "muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması" hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, sanığın dosya kapsamına göre bilinen en son adresinin kovuşturma aşamasında savunmasının talimat mahkemesinde alınması için 17/04/2018 tarihinde verdiği dilekçesinde bildirdiği adres olup öncelikle bu adrese tebligat çıkartılarak, adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine 21. madde gereğince tebliğ işlemi yapılması gerektiği halde talimat mahkemesince sanığın bilinen son adresine çıkarılan davetiyenin sokak numarasının hatalı yazılması nedeniyle iade edildiği ancak yukarıda açıklanan usul izlenmeden iade olunan tebligat hükme esas alınarak sanığın yokluğunda duruşmaya devamla hükmün açıklandığı anlaşılmıştır.
A. yargılanma hakkını düzenleyen Anayasa'nın 36. maddesi ve AİHS'nin 6/3. maddesi uyarınca, her sanığın kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilme hakkına sahip bulunduğu, sanığa duruşmaya gelmemesi halinde CMK'nın 195. maddesi gereğince yargılamaya devamla yokluğunda duruşmaya devam olunacağı ihtaratını içerir çağrı kağıdının sanığa tebliğinin zorunlu olduğu, bu tebligatında Tebligat Kanunu'nda 11/01/2011 tarih ve 6099 Sayılı kanunla yapılan değişiklikler de dikkate alınmak suretiyle, yukarıda belirtildiği şekilde Tebligat Kanunu'nun 10 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesi gereğince tespit edilecek bilinen adreslerine yapılması gerektiği, yapılamaması halinde Mernis adresine tebligatın yapılması gerektiği, aksine uygulamanın sanığın savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracağı, sanığa usulüne uygun duruşma gün ve saatini bildiren ve yokluğunda yargılamaya devam edileceği şerhini içeren tebligatın usulüne uygun yapılmaması nedeniyle, duruşmada hazır bulunma hakkı usulünce sağlanmadan yokluğunda duruşmaya devam ile hükmün açıklanması, 5271 Sayılı CMK'nun 289/1 maddesinin e bendinde düzenlenen kesin hukuka aykırılık hallerinden olup, aynı yasanın 280/1-d maddesi gereğince mutlak bozmayı gerektirmesi nedeniyle istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf nedenleri yerinde görülmekle;
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-d ve 289/1-e maddeleri gereğince sair yönler incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 284/1 ve 286/1 maddeleri uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 31.05.2019 (¤¤)