(AİHS m. 6) (5271 S. K. m. 175, 201, 233, 234, 237, 238) (6284 S. K. m. 2, 20)
DAVA: İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere karşı suçtan zarar gören Bakanlık vekili ile katılan vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süreleri ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
KARAR: İstinaf başvurularının reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
5271 Sayılı CMK'nın 237. maddesinde; mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek davaya katılabilecekleri hüküm altına alınmış, ancak kanun yolu muhakemesinde bu hakkın kullanılamayacağı esası benimsenmiştir. Bununla birlikte, istisnai olarak ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma isteklerinin, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmesi hâlinde inceleme merciince incelenip karara bağlanacağı kabul edilmiştir.
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının hangi suçtan açılan davalara katılma hakkının bulunduğu, 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 2. maddesindeki:
" (1) Bu Kanunda yer alan;
a-) Bakanlık: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını,
...
d-) Şiddet: Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfi engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı,
...
ifade eder",
"Harçlar ve masraflardan, vergilerden muafiyet ve davaya katılma" başlıklı 20. maddesinin 2. fıkrasındaki: "Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idari, cezai, hukuki her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir." şeklindeki düzenlemeler ile hükme bağlanmıştır.
5271 Sayılı CMK'nın "Suçun mağduru ile şikâyetçinin çağırılması" başlıklı 233. maddesinin 1. fıkrası: "Mağdur ile şikâyetçi, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrı kâğıdı ile çağırılıp dinlenir." şeklinde düzenlenmiş olup, bu hüküm uyarınca mağdur ve şikâyetçinin, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında ise mahkeme başkanı veya hâkim tarafından usulüne uygun olarak çağrılıp dinlenmesi gerekmektedir.
CMK'nın 234 maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin açık düzenlemesinden de anlaşılacağı üzere, duruşmadan haberdar edilme kanun koyucu tarafından, mağdur ve şikâyetçi için kovuşturma aşamasında kullanılabilecek bir hak olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mağdur ve şikâyetçiye veya vekillerine usulüne uygun tebliğ işlemi yapılmadan "duruşmadan haberdar edilme" hakkının kullandırıldığından bahsetmek mümkün değildir. 5271 Sayılı CMK'nin 234. maddesi uyarınca bu hakkın kullandırılmaması kanuna aykırılık oluşturacaktır.
Diğer taraftan, CMK'nın 175/2. ve 233/1 maddeleri gereğince, suçun mağduru ile şikâyetçi ve vekilleri, duruşma günü ve saatini belirtmek suretiyle, duruşmaya davet edilmelidir.
Öte yandan, 5271 Sayılı CMK'nın "Doğrudan soru yöneltme" başlıklı 201. maddesiyle Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukata doğrudan, sanık ve katılana ise mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile sanık, katılan, tanık, bilirkişi ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak soru yöneltme hakkı tanınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "A. yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin 3/d bendine göre de herkes iddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek hakkına sahiptir.
Ayrıca, yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürülen iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkeleri ışığında, taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda, delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi zorunludur. Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus, tarafların tanık ve bilirkişi incelemesi de dâhil dermeyan ettikleri delillerin değerlendirilmesi ve özellikle bu taleplerin reddi halinde, yargılama makamınca bu karara ilişkin tutarlı şekilde gerekçe gösterilmesi gereğidir. (AİHM'in, Vidal/Belçika kararı)
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık hakkında açılan kamu davasından haberdar edilmemek suretiyle kendisine ilk derece mahkemesinde davaya katılma imkânı tanınmayan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, hükümden sonra vekili vasıtasıyla verdiği istinaf dilekçesinde katılma iradesini açıkça ortaya koymuş ise de; CMK'nın 238. maddesinde öngörülen katılma usulüne ilişkin genel kurala üst derece mahkemelerinde özel bir istisna oluşturan ve kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmesi koşulu ile ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri ile sınırlı olarak uygulanabilecek olan CMK'nın 237/2. maddesine istinaden, istinaf aşamasında Dairemizce anılan Bakanlığın kamu davasına katılmasına karar verilmesi ve hükmün esasının incelenmesi mümkün değildir.
Hal böyle olunca;
Sanık hakkında cinsel taciz suçundan açılan kamu davasında; 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 2/1-d ve 20/2. maddeleri uyarınca Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bu suçun zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK'nın 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki (doğrudan soru yöneltme hakkı gibi) haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği hâlde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve CMK'nın mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması suretiyle aynı kanunun 289/1-e maddesine aykırı davranılması,
SONUÇ: Kanuna aykırı, katılan vekili ve suçtan zarar gören Bakanlık vekilinin istinaf itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün CMK'nın 280/1-d ve 289/1-e maddeleri uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5271 Sayılı CMK'nin 284/1. ve 286/1 maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere, 15.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)