T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/82 - 2024/158
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/82
KARAR NO : 2024/158
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/11/2020
NUMARASI: ... ESAS ... KARAR
DAVACI: ... ÇİMENTO SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ: AV.
DAVALI: ... ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ: AV.
DAVANIN KONUSU: ALACAK (HİZMET SÖZLEŞMESİNDEN
KAYNAKLANAN)
KARAR TARİHİ : 10/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 10/10/2024
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/11/2020 tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin ... ... çimento fabrikasının bulunduğunu, davalı şirketten elektrik enerjisi satın aldığını, davalı şirket tarafından, müvekkili şirketin aldığı elektrik enerjisinin miktarlarını ve faturalandırmaya esas bilgilerini sayaç okuyarak belirlediğini, bu sayaç okuma bedelinin, sayaç başına sabit bir ücretin olması gerektiğini, davalı şirket tarafından, tüketilen enerji miktarları üzerinden nispi ücret olarak tahsil edildiğini, davanın, idari yargıda verilen iptal kararına istinaden perakende satış hizmet bedelinin sabit bir bedel olarak alınması gerekirken, tüketilen enerji miktarına göre hesaplanarak fazladan tahsil edilmesinden kaynaklandığını, PSH bedelinin tüketilen enerji miktarına göre alınmasına ilişkin düzenlemenin, 20 Dağıtım şirketi için Gelir Gereksinimi Hesaplaması ve Tarife Metodolojisinin Geçiş Dönemi Tarife Uygulamaları başlıklı II bölümün B Bendi ve bunun kabulüne dair Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 875 sayılı kararından kaynaklanıp, bu düzenlemenin Danıştay 13. Dairesinin 06.04.2011 tarihli 2008/2695 E 2011/1368 K sayılı kararı ile iptal edildiğini, iptal edilen düzenlemenin 2006 Eylül-2010 Aralık arası dönemde uygulandığını, bu sürede PSH bedellerinin bu düzenlenme gereğince tahsil edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla, müvekkili şirketin ... Çimento Fabrikasındaki ... aboneliği ve varsa diğer tüm aboneliklerinden PSHB olarak fazladan ödenen 2006 Eylül -2010 Aralık (Aralık dahil) arası dönemlerine ait KDV dahil 662.622,45 TL nin, ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine göre işleyecek gecikme zammı, işlemiş ve işleyecek gecikme zammının KDVsi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen fatura dönemlerinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunun 66. Maddesi hükmü ve 6098 sayılı TBK.' nun 82. maddesi gereğince davanın yasal zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığından, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, 18/12/2012 tarih 4193 sayılı kurul kararı ile onaylanan "Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ile Görevli Perakende Satış Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına ilişkin Usul ve Esaslar" gereğince perakende satış hizmet bedelinin muhatabının ... Elektrik Perakende Satış AŞ olduğundan husumet itirazında bulunduklarını ve HMK.nun 124/3 maddesi gereğince taraf değişikliği yapılmasına karar verilmesini, 4628 sayılı Kanunun geçici 9.maddesi hükmü ile ulusal tarife esaslarının düzenlendiğini, bu hüküm gereğince, ... tarafından sunulan tarife tekliflerine istinaden "20 Dağıtım Şirketi için Gelir Gereksinimi Hesaplaması ve Tarife Metodolojisi" 24/08/2006 tarih 875 sayılı kurul kararı ile onaylandığını, iki bölümden oluşan metodolojinin "geçiş dönemi tarife uygulamaları" başlıklı ikinci bölümünde yer alan, geçiş dönemi süresince iletişim sistemine doğrudan bağlı aboneler haricindeki tüm abone grupları için PSH bedelinin, geçiş döneminde tüketici tarifelerinin dengelenmesi bakımından Kwh bazında belirlenmesine yönelik (B) bendinin Danıştay 13. Dairesi'nin 2008/2695 esas 2011/1368 karar sayılı kararı ile iptal edildiğini, Danıştay tarafından iptal edilmiş olmasının, dava konusu edilen dönemde yürürlükte bulunan tarifeler ile uygulanan PSH bedelinin hukuka aykırı olduğu anlamına gelmediğini, dava konusu edilen dönemde tahsil edilen PSH bedelinin iadesi yönünde karar verilmesi halinde davacı şirket tarafından, o dönemler için hiç PSH bedeli ödememiş olacağını, davacının, serbest tüketici limitini geçmiş olsa dahi tedarikçisini seçme hakkının kullanmayarak kurul onaylı perakende satış tarifesi kapsamında elektrik enerjisi temin etmeye devam ettiğini belirterek, öncelikle davanın husumet ve zamanaşımı nedeniyle reddine, kabul edilmediği takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece".... Davanın, elektrik abonelik sözleşmesinden kaynaklanan ve maktu oranını aşan PSH bedelinin istirdatına yönelik olduğu, taraflar arasında imzalanan enerji satış sözleşmesi nedeniyle ... abonelik numarası üzerinden davacının, davalıdan enerji satın aldığı, davacı tarafından, EPDK'nun 875 sayılı kararı ile 01/09/2006 ile 31/12/2010 tarihleri arasındaki dönem için maktu olarak ödenmesi gerekirken, elektrik tüketim bedelleri ile birlikte nispi olarak ödenen PSH bedelinin iade edilmesi gerektiğinin iddia edildiği, davalının ise, PSH bedellerinin kurul kararları çerçevesinde tahsil edildiğini, davaya konu olan dönemde uygulanan kurul kararının iptal edilmediğini, danıştay tarafından verilen iptal kararının ise geçmişe yönelik olarak uygulanamayacağını savunduğu,Danıştay 13.Dairesinin 06/04/2011 tarih ve 2008/2695-2011/1365 Sayılı kararı ile, EPDK'nun 875 sayılı kurul kararı ekinde yer alan 20 dağıtım şirketi için Gelir Gereksinimi Hesaplaması Ve Tarife Metodolojisinin Perakende Satış Tarifesinin Geçiş Döneminde Uygulanmasına İlişkin İkinci Bölümünün (B bendi), "sayaç okuma ve faturalandırma hizmetlerine ilişkin maliyetlerin abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı ve bu nedenle abone başına sabit bir ücret uygulanması gerektiğinin ortada olduğu, kaldı ki buna ilişkin maliyetlerin metodolojinin 1.bölümünde abone başına sabit ücret olarak belirlendiğinin açık şekilde ifade edildiği" belirtilmek suretiyle iptal edildiği, Danıştay kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Kararı ile onanarak kesinleşen bu kararın serbest tüketicilerle sınırlı olmak üzere uygulanması gerektiği, böylelikle davalının, PSH bedelinin dayanağının, BPDK kurul kararının Danıştay tarafından iptal edilmesiyle ortadan kalktığı, idari işlemin yargısal bir kararla iptali halinde geriye doğru hüküm ifade edeceği, mahkememizce alınan bilirkişi raporlarında, davacı şirketin yıllık tüketim miktarının EPDK tarafından serbest tüketiciler için belirlenen limitlerin üzerinde olması nedeniyle davacının serbest tüketici sayılması gerektiği, davalı şirketin, 875 sayılı kurul kararının iptal edilmesine kadar PSH bedelini davacı şirketçe tüketilen enerji miktarı üzerinden nispi olarak tahsil ettiği, tahsil edilen miktarın 2006 Eylül-2010 Aralık döneminde maktu bedelin düşülmesinden sonra 653.610,25-TL (KDV dahil) olduğu, davacının Kwh üzerinden belirlenen PSH bedeli ile abone başı hizmet karşılığı ödenmesi gereken bedel arasındaki fazladan ödediği bu farkı talep edebileceği, 6446 sayılı yasada, 6719 sayılı yasa ile yapılan değişikliklerin EPDK'nun halen yürürlükte olan düzenleyici işlemleri hakkında uygulanabileceği, değişikliğin somut olaya etkisinin bulunmadığı, açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulü ile ,653.610,25-TL (KDV dahil) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Davanın, KISMEN KABULÜ ile 653.610,25 TL (KDV dahil) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı şirket vekili istinaf dilekçesinde : mahkeme kararında dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsile dair hüküm kurulduğunu, ancak sözleşmede taraflar, dağıtım şirketinin hatası nedeni ile fazladan yapılan ödeme halinde faizin türünü ve başlangıcının belirlendiğini, davalı dağıtım şirketince fazladan tahsilat yapıldığının ortaya konduğunu, faizin başlangıç tarihi hususunda taraflar arasında sözleşme hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini , sözleşme özgürlüğü bağlamında değerlendirildiğinde müvekkili şirketin fazladan ödemiş olduğu tutara ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51. Maddesine göre işleyecek faizin uygulanması gerektiğini, davalı, müvekkil şirket borcunu zamanında ödemediği takdirde, davalı yanca herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın başka bir deyişle temerrüde düşürmeksizin son ödeme tarihinden itibaren sözleşmede belirlenen gecikme zammı oranlarını uygulama imkanı bulunduğunu, bunun sebebi de taraflar arasında imzalanan Perakende Satış Sözleşmesi ve sistem kullanım anlaşması olduğunu, bu nedenle müvekkil şirketten haksız olarak alınan PSH bedeline, ödeme tarihinden itibaren 6183 sayılı yasanın 51.maddesine göre gecikme zammı oranlarının uygulanmaması taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği gibi hukukun genel ilkeleri ile bağdaşmadığını, taraflar arasında imzalanan sistem kullanım anlaşması çerçevesinde ve Elektrik Piyasası İletim ve Dağıtım Sistemlerine Bağlantı ve Sistem Kullanımı Hakkında Tebliğin 15.maddesinin 3.fıkrasına göre dağıtım şirketinin açık hatası nedeni ile müvekkil şirketten fazladan tahsil edilen bedellere ödeme tarihlerinden itibaren gecikme zammının uygulanması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme faiz türü ve fazladan ödeme halinde faiz başlangıcı belirli olup Mahkemece faiz türü olarak belirlenen avans faizinin gecikme zammı olarak düzeltilmesi gerektiğini, yargılama sonucunda, talep edilen alacağa işlemiş ve işleyecek gecikme zammına KDV talep edilmiş ancak bu hususta yerel Mahkemece değerlendirme yapılmaksızın hüküm tesis edildiğini beyanla eksik inceleme usul ve yasalara aykırı olarak verilen ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davalı tarafça müvekkili şirketten nispi olarak fazladan tahsil edilmiş olan PSH bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek gecikme zammı, işlemiş ve işleyecek olan gecikme zammının KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle : davacının talebinin dayanağının bulunmadığını, bilirkişi raporları dikkate alındığında davanın reddi gerektiğini, davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, dağıtım ve perakende hizmeti gören elektrik şirketleri EPDK'nın 2013 tarihli kararı ile ayrılmış olduğundan müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, tahsil edilen perakende satış hizmet bedellerinin hukuki dayanakları olan tarifelerin onaylandığı kurul kararları geçerliliğini sürdürdüğünü, dosyaya sunulan Dr. ... i'nin raporunda bu durumun vurgulandığını, davacının ikili anlaşma akdedildiğini, bu nedenle davacının serbest olmayan tüketici konumunda olduğunu beyanla davanın zama aşımı yönü ile ve husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken usul ve yasalara aykırı verilen ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava elektrik abonelerinden tahsil edilen kayıp-kaçak bedelinin ,iletim bedeli,dağıtım bedeli, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (EPDK) 875 sayılı kararı ile 01/09/2006 ila 31/12/2010 tarihleri arasındaki geçiş döneminde Perakende Satış Hizmet (PSH) tarifesinin kWh bazında belirlenmesine ilişkin 20 Dağıtım Şirketi İçin Gelir Gereksinimi Hesaplaması ve Tarife Metodolojisinin, Geçiş Dönemi Tarife Uygulamaları başlıklı II. Bölümünün (B) bendinin Danıştay tarafından iptal edilmiş olması nedeniyle, anılan dönemde davacı şirket tarafından davalı şirkete elektrik tüketim bedelleri ile birlikte ödenen PSH bedellerinin istirdadı istemine ilişkindir.
İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve Re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamında toplanan belge ve taraf delilleri kapsamında 3 defa bilirkişi raporu alınmış ve 14.02.2019 tarihli heyet bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf sebepleri yönünden yapılan incelemede, dosya kapsamı dikkate alındığında, davalının dava dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosyada belge bulunmadığı ve tarafların tacir olması nedeniyle alacağa dava tarihinden itibaren avans faiz uygulanması gerektiği, bu hususun dosya kapsamında yer alan 14.02.2019 tarihli heyet bilirkişi raporu içeriği ile sabit olduğu, keza faiz başlangıç tarihi ve mahkeme uygulaması yönünden emsal nitelikteki Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 12/09/2024 tarihli, 2023/3221 Esas- 2024/2271 Karar sayılı ilamının da bu doğrultuda olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazlarına itibar edimemiştir.
Davalı vekilinin istinaf sebepleri yönünden yapılan incelemede:
EPDK 'nın 24/08/2006 tarih ve 875 sayılı kararında perakende satış hizmeti verilen tüm kullanıcılara kwh bazında belirlenen perakende satış bedelinin uygulanacağı belirtilmiştir. 5496 sayılı kanun ile 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa eklenen geçici 9. Maddesinde yer alan fiyat eşitleme mekanizmasının uygulanacağı açıklanmıştır.
Danıştay 13. Hukuk Dairesi'nin 2008/2696 Esas 2011/1368 sayılı kararında sayaç okuma ve faturalama hizmetlerine ilişkin maliyetlerin abone grubuna ve tüketim enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı ve bu nedenle abone başına sabit ücret uygulanması gerektiğinden bahisle EPDK 'nın 24/08/2006 tarih 875 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir. Danıştay Dava Daireleri Kurulu'nun 24/05/2012 tarih ve 2011/1901 Esas 2012/798 Karar sayılı ilamı ile bu kararın serbest tüketiciler ile sınırlı olarak uygulanacağı belirtilerek onanmıştır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25/02/2014 tarih ve 2014/3111 Esas 2014/2802 Karar No'lu bozma kararında; İptal kararlarının geriye yürüyeceğini, iptal edilen karar hiç alınmamış gibi ilke olarak eski durumun kendiliğinden geri geleceğini iptal edilen karar davacıdan başka kişileri de ilgilendirecek nitelikte ise dava da taraf olmayan fakat iptal edilen kararla ilgisi bulunan üçüncü kişileri de etkileyeceği, yine davacının sabit sayaç okuma bedelinden sorumlu olması nedeni ile bu miktarların mahsup edilerek kalan miktarların tahsiline karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. (Yargıtayın bozma ilamı nazara alınarak mahkemece yeniden verilen karar Yargıtay 3. H.D. sinin 21.02.2017 tarih 2016/1765 Esas 2017/1707 karar nolu ilamı ile onanmıştır.)
Dava konusu olayda EPDK 'nın iptal edilen 24/08/2006 tarih 875 sayılı kararı gereğince yapılan fazla ödemelerin tahsili talep edilmektedir. Danıştay iptal kararı serbest tüketiciler için verilmiş olup, EPDK tarafından belirlenen serbest tüketici limitleri belirtilerek buna göre davacının serbest tüketici olup olmadığının tespiti gerekmektedir.
6446 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (cc) bendinde, serbest tüketici tanımlanmış olup, buna göre Kurul tarafından belirlenen elektrik enerjisi miktarından daha fazla tüketimi bulunduğu veya iletim sistemine doğrudan bağlı olduğu veya organize sanayi bölgesi tüzel kişiliğini haiz olduğu için tedarikçisini seçme hakkına sahip gerçek veya tüzel kişiler olarak belirtilmiştir.
Yine, Elektirik Piyasası Serbest Tüketici Yönetmeliğinin “serbest tüketici kapsamı” başlıklı 5 nci maddesinde de “Aşağıdaki koşulları sağlayan tüketiciler serbest tüketici olarak kabul edilir;
a) İletim sistemine doğrudan bağlı olan tüketiciler,
b) Bir önceki takvim yılına ait toplam elektrik enerjisi tüketimleri serbest tüketici limitini geçen tüketiciler,
c) İçinde bulunulan yılda gerçekleşen toplam elektrik enerjisi tüketimleri serbest tüketici limitini geçen tüketicilerin” serbest tüketici niteliğini kazandığı kabul edilmiş ve bu bağlamda kanunla paralel düzenleme yoluna gidilmiştir.
Dosya kapsamına göre; uyuşmazlık perakende satış hizmet bedelinin talep edilip edilemiyeceği hususundadır. Davacı şirketin tüketimlerinin 2006 Eylül ayı ila 2010 Aralık yılı arasındaki dönemde serbest tüketici sınırları dahilinde olduğunun belirlenmiş olmasına göre EPDK'nın, Danıştay tarafından iptal edilen düzenleyici işlemi esas alarak 09/2006 ila 12/2010 tarihleri arasındaki geçiş döneminde tanzim ettiği faturalar ile elektrik abonesi olan davacı şirketten, maktu ücretten ayrı tüketilen enerji miktarı (kWh) üzerinden PSH bedelini haksız olarak tahsil ettiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle mahkemece; EPDK'nın düzenleyici işleminin Danıştay tarafından iptal edilmesi dikkate alınarak, buna bağlı olarak geçmişe etkili olarak ortadan kalkan düzenleyici işlem nedeniyle davalı şirket tarafından fazladan tahsil edilen PSH bedellerinin davacı şirkete iade edilmesi gerektiği tespit edilerek, bilirkişi raporu ile belirlenen tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı yan bulunmamaktadır.
Yine, dosya kapsamına göre, davanın sözleşmesel ilişkiden kaynaklandığı,818 sayılı BK'nın 125 ve 6098 sayılı TBK'nın 146.maddeleri gereği 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, dava konusu dönemde davacı şirkete kesilen faturanın davalı tarafça davacıdan tahsil edildiği, dolayısıyla husumetin davalıya yöneltilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekir.
Mahkemece, hukuki nitelendirmenin, davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirildiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesi ile hüküm fırkasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2--Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 44.648,11 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 11.162,03 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 33.486,08 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7- Kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361.maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk derece Mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.10/10/2024
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır