T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/981 - 2025/1574
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/981
KARAR NO : 2025/1574
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/07/2025
NUMARASI: 2025/683 Esas 2025/727 Karar
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av.
DAVALI: ... ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ: Av.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 06/11/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 11/11/2025
... Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/07/2025 tarih ve 2025/683 Esas - 2025/727 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı Vekili Dava Dilekçesinde Özetle: Davalı tarafından 26.02.2025 tarihli ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı ile müvekkili aleyhine 465.276,50 TL borç tahakkuk ettirildiğini ve 26.12.2024 tarihinde elektriğin mühürlenip kesildiğini, müvekkilinin ...’da geri dönüşüm tesisi işlettiğini ve elektrik kesintisi nedeniyle faaliyetlerini sürdüremediğini, kaçak elektrik tutanağının hukuka aykırı olduğunu ve müvekkilinin böyle bir tüketiminin bulunmadığını, borcun fahiş şekilde belirlendiğini, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, daha önce ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/118 D. İş sayılı dosyasında teminat karşılığında elektriğin açılmasına karar verildiğini ancak davalı tarafından elektriğin açılmadığını belirterek elektriğin açılmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesi, borcun bulunmadığının tespitine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
CEVAP : Davalı Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle: Davacının tacir olmadığını ve bu nedenle görevli mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, ayrıca menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılamayacağı gerekçesiyle davacıya eksik harcı tamamlaması için kesin süre verilmesini, aksi hâlde davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının daha önce kaçak elektrik kullanımını kabul ederek yapılandırma yaptığını ve bir taksit ödediğini, kaçak elektrik tespit tutanağının (...) yasal mevzuata uygun olarak düzenlendiğini, hesaplamaların Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine uygun şekilde yapıldığını, davacının fiili kullanıcı olduğunun çekişmesiz olduğu ve geçmişte de mükerrer kaçak kullanım tespitleri bulunduğunu, bu nedenle uygulanan 2,5 katsayılı tarifenin hukuka uygun olduğunu, elektriğin tedbiren açılmasının kaçak kullanımın devamına yol açacağını, ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu, davanın kötü niyetle açıldığını ve davacının asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesi gerektiği savunularak davanın reddi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece"....Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Davacının tacir sıfatının araştırılması adına ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında; "... T.C. kimlik numaralı ...' nın (davacı) herhangi bir vergi mükellefiyet kaydının olmadığı (potansiyel mükellef)
tespit edildiğinden yazınızda istenilen bilgi ve belgelerin Mahkemenize gönderilemeyeceği, Bununla birlikte, söz konusu kişinin ... Vergi Dairesi Müdürlüğü ... vergi kimlik
numaralı mükellefi ... Plastik İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin %33 hisseli
ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu" bilgisinin verildiği,
Hasar bedeline ilişkin tutulan tutanak tarihi ve dava tarihinde davalının tacir sıfatına haiz olduğuna ilişkin bilgi ve belgenin mevcut olmadığı, Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir sayılamayacağı, davanın mutlak ticari davalardan olmadığı ve davalının tacir sıfatına sahip olmadığı; görevli Mahkemenin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinin olduğu anlaşıldığından, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Emsal kararlar: Ankara BAM 13. Hukuk Dairesinin 2019/1020 Esas ve 2019/1155 Karar, İstanbul BAM 46. Hukuk Dairesinin 2021/1367 Esas ve 2021/1428 Karar, İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesinin 2022/1673 Esas ve 2023/14 Karar, Antalya BAM 5. Hukuk Dairesinin 2023/940 Esas ve 2023/541 Karar sayılı ilamları.)
Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,
Görevli mahkemenin ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, ...." karar verilmiştir.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Müvekkilİ hakkında davalı şirket tarafından düzenlenen 26.02.2025 tarihli ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağına istinaden 465.276,50 TL bedelli borç tahakkuk ettirildiğini ayrıca 26.12.2024 tarihinde müvekkilinin işletmesinin elektriği kesildiğini, müvekkili, fiilen geri dönüşüm faaliyeti yürüten ticari işletmenin ortağı ve temsilcisi olduğunu, elektriğin kesilmesi nedeniyle ticari faaliyetleri durma noktasına geldiğini, davacı tarafça menfi tespit davası açılmış ve ihtiyati tedbir talep edildiğini, mahkeme, “davacının tacir olmadığı” gerekçesiyle görevsizlik kararı verdiğini, mahkemeye ibraz edilen ... Defterdarlığı yazısında, müvekkilinin ortağı olduğu ... Plastik İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin ticaret siciline kayıtlı olduğunu, vergi kaydının bulunduğunu, davacının ticari faaliyette bulunduğu ve şirket üzerinden ticari kazanç elde ettiği sabit olmasına rağmen, mahkeme yalnızca şahsi vergi kaydına bakarak hatalı şekilde “tacir değildir” sonucuna vardığını, dosyaya sunulan ticari evraklar (fatura, şirket sözleşmesi, ticaret sicil kayıt belgeleri, elektrik abonelik sözleşmesi) müvekkilinin fiilen ticari faaliyet yürüttüğünü gösterdiğini, elektrik aboneliği ticari işletme adına açıldığını, tüketim de işletme faaliyetleri kapsamında gerçekleştiğini, davacı, ... Plastik Ltd. Şti.’nin ortağı ve kanuni temsilcisi sıfatıyla elektrik aboneliğini yürüttüğünü, TTK m. 12 ve m. 18 gereği şirket ortağı ve temsilcisinin de tacir sayıldığını, bu nedenlerle görevsizlik kararının yerinde olmadığını, somut delillere rağmen görevsizlik kararı verilmesinin, müvekkilinin hak arama özgürlüğünü engellediğini beyanla, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı kurum tarafından davacı hakkında kaçak elektrik kullanımından kaynaklı borç tahakkuk ettirildiğini, söz konusu borçtan borçlu olmadığının tespiti istemiyle iş bu davayı açtığı, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davacının tacir sıfatına haiz olduğuna ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın mutlak ticari davalardan olmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup, aynı kanunun, 115. maddesine göre, dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir.
6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Somut olayda; haksız fiil ( kaçak elektrik ) hukuki sebebine dayalı olarak ikame edilen eldeki davanın mutlak ticari dava olmadığı açıktır. Bu bu durumda davanın nispi ticari dava niteliğinde olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılmalıdır. Tarafların tacir olup olmadığına ve ayrıca uyuşmazlığın ticari işletmeleri ile ilgili hususlardan doğup doğmadığına bakılmalıdır. Davacının, dava dışı ... .... Ltd. Şti isimli şirketin ortağı olduğu tespit edilmiş ise de tek başına şirket ortağı olmak kişiyi tacir kılmayacaktır. Davacının istinaf dilekçesi ekinde gerçek kişi olarak tacir sıfatının bulunduğuna yönelik bir delili ibraz edemediği, dilekçesinde belirtilen Yargıtay ilamlarının somut uyuşmazlıkla ilgili olmadığı, giderek davada Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul bakımından hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan tahsili gereken 615,40 TL İstinaf maktu karar harcı başlangıçta tahsil edildiğinden yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK m. 360 yollamasıyla m. 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Kararın tebliği, harç ve diğer işlemlerin Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359/4 md. uyarınca İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK.'nın 362/1-c maddesi gereğince KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.06/11/2025
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır