T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1181 - 2025/1178
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1181
KARAR NO : 2025/1178
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/06/2022
NUMARASI: 2021/373 Esas 2022/613 Karar
DAVACI: ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
VEKİLİ: Av.
DAVALI: ... ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ: Av.
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 11/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 29/09/2025
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/06/2022 tarih, 2021/373 Esas - 2022/613 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı Vekili Dava Dilekçesinde Özetle: Davalı elektrik dağıtım şirketinin dağıtım sistemine bağlantısı yapılmış olan ve bağlantı bilgisi verilen lisanssız güneş enerjisi üretim tesisinin, müvekkili tarafından kurulduğunu ve işletildiğini, söz konusu tesisle ilgili olarak, müvekkili ile davalı arasında "Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşması" imzalandığını, açıklanan sebeplerle, tesisin işletildiği dönem boyunca haksız yere fazladan tahsil edilen sistem kullanım/dağıtım bedellerinin müvekkile iadesi gerektiğini, iş bu davanın ikame edildiği tarih itibarıyla müvekkilinin üreterek dağıtım sistemine verdiği her kWh elektrik enerjisine karşılık 5,3085 kuruş sistem kullanım/dağıtım bedeli alındığını, uyuşmazlık konusu tesisin devreye alınmasından itibaren müvekkile uygulanan ve her üç ayda bir güncellenen tarife cetvellerinin ekli olduğunu, dağıtım hizmeti alan elektrik üreticileri arasında sistem kullanım/dağıtım bedelleri bakımından "üretici" ve "lisanssız üretici" şeklinde bir ayrım yapıldığını, bu bağlamda müvekkilinden 5,3085 kuruş sistem kullanım/dağıtım bedeli alınırken buna karşın aynı hizmeti alan diğer üreticilerden sadece 2,7220 kuruş alındığını, ekli tarife cetvellerindeki sistem kullanım/dağıtım bedellerinden 2016 yılı sonuna kadar üreticiler arasında herhangi bir ayrım yapılmadığını, buna göre; lisanslı-lisanssız ayrımı yapılmaksızın tüm üreticilerden aynı bedel alınmış olup bu bedelin (1 Ekim - 31 Aralık 2016 dönemi için) 0,7596 kuruş olduğunu, ancak 1 Ocak 2017 itibarıyla üreticiler arasında ayrıma gidilerek lisanssız üreticilerden daha fazla sistem kullanım/dağıtım bedeli alınmaya başlandığını, buna dayanak olarak herhangi bir teknik veya hukuki sebep olmadığını, buna göre tamamen aynı hizmeti alan ve aralarında herhangi bir ayrım yapılmasına hukuken (ayrıntısı izah edildiği üzere 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 9, 14 ve 17 nci maddeleri) imkan olmadığı halde müvekkilinden ürettiği her bir kWh elektrik enerjisi başına neredeyse 2 kat oranında artırım yapılmak suretiyle sistem kullanım/dağıtım bedeli alındığını, bu durumun açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu yöntemle müvekkilinden haksız yere fazladan tahsil edilen tutarın 400.000,00 TL'nin üzerinde olduğunu ileri sürerek, dilekçenin 71 ve devam paragraflarında açıklandığı üzere davanın belirsiz alacak davası olarak kabulüne, yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulüne, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla ve yargılama sırasında ortaya çıkacak gerçek alacak tutarı talebini artırmak üzere müvekkilinden iş bu dava tarihine kadar fazladan tahsil edilen sistem kullanım/dağıtım bedelleri yanında bunlara işletilen KDV'lerle birlikte oluşan toplam tutar için şimdilik 1.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline ve müvekkiline verilmesine, alacağa konu bedellere, her bir faturada fazla ödenen tutarlara ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek bankalarca mevduata uygulanan azami faiz veya her halükarda en yüksek ticari faiz / değişen oranda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin (dava ve arabuluculuk) davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; Öncelikle yargı yolu itirazı çerçevesinde davanın usulden reddine karar verilmesini, aksi kanaatte olunması durumunda belirsiz alacak davası açılması için gerekli koşullar mevcut olmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini, neticede esasa dair beyanları çerçevesinde haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece"...Tüm dosya kapsamından, davalı elektrik dağıtım şirketinin dağıtım sistemine bağlantısı yapılmış olan ve bağlantı bilgisi verilen lisanssız güneş enerjisi üretim tesisinin davacı şirket tarafından kurulduğu ve işletildiği, söz konusu tesisle ilgili olarak, davacı şirket ile davalı arasında Dağıtım Sistem Kullanım Anlaşması imzalandığı, üreticiler arasında ayrıma gidilerek lisanssız üreticilerden daha fazla sistem kullanım/dağıtım bedeli alınmaya başlandığı iddia edilmiş ise de; plansız olan enerji faaliyetlerinin enerji yapısında değişikliklere yol açacağı sabit olup, bu durumun yük akışında dalgalanmalara, kısa devrelere sebep olabildiği, sürekli düşük ya da yüksek şebeke geriliminin, güç kalitesinin düşük olması gibi bozucu etkiler oluşmasına neden olabileceği ve bu durumların elektrik dağıtım sistemine ek bir maliyet getireceği açık olmakla birlikte, EPDK tarafından hazırlanan tarifelerdeki tutarların davalı dağıtım şirketi tarafından uygulanma zorunluluğu olup, bu tarifeler üzerinde herhangi bir değişiklik yetkisi olmadığı da sabittir. Uygulanacak fiyat tarifelerini belirleme yetkisinin EPDK uhdesinde yer alan bir husus olduğu ve bu anlamda davalı dağıtım şirketinin belirleme ile düzenleme yetkisinin olamayacağı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından yılda 3 ya da 1 kez yayınlanan tarife tablolarında belirtilen fiyatlar üzerinden doğru olarak fatura edildiği, bahse konu faturalarda bir yanlışlık olmadığı, Lisanslı elektrik üreticileri ile lisanssız elektrik üreticilerinin sisteme verdikleri elektrik nedeniyle sistem kullanım /dağıtım bedelinin elektrik piyasası kanununu 14. maddesine göre lisanssız elektrik üreticilerinden fazladan sistem kullanım / dağıtım bedeli talep edilmesinin nedeni olarak bunların lisanslı üreticilere göre sisteme getirdikleri ek maliyetler olabileceğine ilişkin bilirkişi heyeti raporunun hüküm kurmaya elverişli, açıklayıcı ve yeterli olduğu kabul edilmiştir.
EPDK 31/12/2015 tarihli ve 29579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esasların; 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasının; “(2) 21 inci maddede belirtilen bağlantı durumlarına göre, dağıtım sistemi kullanıcısı üreticilere üretim faaliyetleri için dağıtım bedeli uygulanır. Elektrik Piyasası Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendi kapsamındaki lisanssız üreticilere uygulanan dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedeller, üretim — tesislerinin sistem üzerinde oluşturdukları ek maliyetler dikkate alınarak farklılaştırılabilir. Söz konusu lisanssız üreticilere uygulanan dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedeller, 31/12/2017 tarihinden önce geçici kabul alan tesisler için 10/5/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında belirlenen fiyatlardan yararlanılan süre boyunca Kurul tarafından belirlenecek oranda indirimli uygulanır” hükümleri gereğince davacı şirketten dağıtım bedellerinin alınabileceği ve lisanslı elektrik üretim tesisleri ile lisanssız elektrik üretim tesisleri dağıtım bedelleri farklarını talep edemeyeceği kanaatine varılmakla açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Açılan davanın REDDİNE, ..." karar verilmiştir.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı verilen kararın hatalı olduğunu, kararda hükme esas alınan bilirkişi raporunda "ek maliyet olabileceği" yönünde bir açıklama yapılmış ancak var olabileceği ileri sürülen ek maliyetin miktarının parasal karşılığının kaç kuruş olduğunun ortaya konamadığını, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesis edilmesi her halükarda hukuka aykırı olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın, EPDK tarifesinin hukuka uygunluğu eksenine hasredilmesinin hatalı olduğunu, uyuşmazlığın, sadece tarifenin hukuka uygunluğu veya uygulanmasından kaynaklı değil aynı zamanda ve hatta ondan çok daha önemli şekilde açıkça sözleşmeye aykırı tahsilattan kaynaklandığını, ihtiyaç fazlası enerji kısmı üzerinden de dağıtım bedeli tahsili sözleşmeye aykırı olup bu konunun EPDK tarifeleriyle ilgisi ve alakası olmadığını, elektrik tüketicisi olan Davacının, tüketim ihtiyacı olan enerjiyi üretmek için yukarıdaki mevzuat hükümleri uyarınca üretim tesisi kurmuş ve taraflar arasında sistem kullanım anlaşması akdedildiğini, davacının , aboneliği kendisine ait olan ve davalının şebekesine bağlı bulunan enerji tüketim tesisinin (fabrika, ticarethane, mesken, tarımsal sulama gibi) ihtiyacı olan enerjiyi, kurduğu santralinde ürettiğini, tüketim tesisinde tüketilebilecek bu enerjinin davalıya ait şebeke üzerinden iletildiğini, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca "ihtiyaç enerji" olarak adlandırılan bu enerjinin şebekeye verilmesinden dolayı Davacı, EPDK tarifelerine göre davalıya tabii ki veriş yönlü dağıtım bedeli ödeyeceğini, şebekeye bu şekilde verilen enerjinin, tüketim tesisinde tüketilmesi sebebiyle de yine çekiş yönlü dağıtım bedeli ödeneceğini, ihtiyaç enerji sebebiyle Davacının veriş ve çekiş yönünde dağıtım bedeli ödemesine herhangi bir itirazının olmadığını, ancak enerji üretiminin doğası gereği tüketim ihtiyacını aşar şekilde enerji üretimi yapılmasının kaçınılmaz olduğu gibi üretilen enerjinin tamamının tüketim noktasında tüketilmesine imkan olmadığını, bunun ihtiyaç fazlası enerji olduğunu, bu şekilde ortaya çıkan fazla enerjinin (ihtiyaç fazlası enerjinin) şebekeye nasıl verileceği de yine kanun seviyesinde hüküm altına alındığını, tüm bu hususlar (kanun, yönetmelik, usul ve esaslar, sözleşme) birlikte değerlendirildiğinde ihtiyaç fazlası enerjinin üreticisi ve sisteme vereni Davacı olmadığına göre bu enerjiden dolayı Davacıdan dağıtım bedeli alınması da mümkün olmadığını, uyuşmazlık konusu iş, bir nevi taşıma işi olup; taşınacak emtia olan enerji; henüz dağıtım şebekesine çıkarılmadan Davacının santral sahasında dava dışı ...'ye teslim edilmekte olup bu aşamadan sonra söz konusu enerji mülkiyeti ve zilyedliğiyle birlikte dava dışı ... tarafından şebekeye çıkarıldığını, uyuşmazlık konusu olayın "ihtiyaç enerji" ve "ihtiyaç fazlası enerji" olacak şekilde herhangi bir ayrım yapılmaksızın üretilen elektriğin tamamı için tek kalemde fatura kesilmekte ve bu şekilde tahsilat yapıldığını, herhangi bir ayrım yapılmaksızın santralde üretilen 200 kWh enerjinin tamamı üzerinden dağıtım bedeli tahsil edildiğini, ihtiyaç fazlası enerji yönünden alınan dağıtım bedeli, EPDK tarifesinin konusu olmadığını, uyuşmazlık konusu olay sözleşmeye aykırı tahsilatın iadesi olduğuna göre; ihtiyaç fazlası enerji miktarının ve bu miktardaki enerji sebebiyle tahsil edilen dağıtım bedellerinin tespit edilerek Davacıya iadesine karar verilmesi yönünde hüküm kurulması gerekirken aksi yöndeki kabule dayalı olarak verilen kararın usul ve yasalara aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak talebi doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında imzalanan Dağıtım Sistem Kullanım anlaşmasına istinaden davacıdan haksız yere fazladan tahsil edildiği iddia edilen dağıtım/kullanım bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece iddia / savunma, dosya kapsamında yer alan belge ve deliller ışığında 1 Elektrik Mühendisi, 1 Mali Müşavir bilirkişiden oluşan heyetten 23.05.2022 tarihli bilirkişi raporu alınmış, söz konusu rapor hükme esas alınarak, "davanın reddine" karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Mahkemece dosya kapsamında alınan 23.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Uygulanacak fiyat tarifelerini belirleme yetkisinin EPDK uhdesinde yer alan bir husus olduğu ve bu anlamda davalı dağıtım şirketinin belirleme ile düzenleme yetkisinin olamayacağı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından yılda 3 ya da 1 kez yayınlanan tarife tablolarında belirtilen fiyatlar üzerinden doğru olarak fatura edildiği, bahse konu faturalarda bir yanlışlık olmadığı, Lisanslı elektrik üreticileri ile lisanssız elektrik üreticilerinin sisteme verdikleri elektrik nedeniyle sistem kullanım /dağıtım bedelinin elektrik piyasası kanununu 14. maddesine göre lisanssız elektrik üreticilerinden fazladan sistem kullanım / dağıtım bedeli talep edilmesinin nedeni olarak bunların lisanslı üreticilere göre sisteme getirdikleri ek maliyetler olabileceği" şeklinde rapor tanzim edildiği anlaşılmıştır.
EPDK 31/12/2015 tarihli ve 29579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esasların; 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasının; “(2) 21 inci maddede belirtilen bağlantı durumlarına göre, dağıtım sistemi kullanıcısı üreticilere üretim faaliyetleri için dağıtım bedeli uygulanır. Elektrik Piyasası Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının b bendi kapsamındaki lisanssız üreticilere uygulanan dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedeller, üretim — tesislerinin sistem üzerinde oluşturdukları ek maliyetler dikkate alınarak farklılaştırılabilir. Söz konusu lisanssız üreticilere uygulanan dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedeller, 31/12/2017 tarihinden önce geçici kabul alan tesisler için 10/5/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında belirlenen fiyatlardan yararlanılan süre boyunca Kurul tarafından belirlenecek oranda indirimli uygulanır." hükmüne amirdir.
Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin benzer bir uyuşmazlık hakkındaki 28/05/2025 tarih, 2025/939 Esas-2025/2278 Karar sayılı ilamı;" Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, lisanssız üretici konumundaki davacının, lisanslı üretici konumundaki dava dışı şirketler ile birçok kriter bakımından aynı standartlara tabi olmamasına rağmen, dağıtım kullanım sistemindeki lisanslı üreticilere uygulanan tarifelerin kendisine uygulanması isteminin hukuki dayanaktan yoksun olmasına, davacıdan tahsil edilen sistem kullanım/dağıtım bedelinin dayanağı olan dava dışı idare kararı ile belirlenen tarifenin düzenleyici idari işlem niteliğinde olmasına, davacı tarafından düzenleyici işlemin iptali talebi ile açılan davanın reddedilip kesinleşmesine, dava dışı EPDK tarafından belirlenen tarifelerin halen daha yürürlükte bulunmasına, basiretli tacir konumundaki davacının belirlenen tarifeler ve imzalanan sözleşme bakımından genel işlem koşulları iddiasının dinlenmesinin mümkün bulunmamasına, davacıdan dava dışı idare kararı ile belirlenen tarife dışında fazladan bir tahsilatın yapılmamasına göre, usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir." şeklindedir.
Dosya kapsamı incelendiğinde, yukarıda belirtilen emsal içtihatta vurgulandığı üzere, lisanssız üretici konumundaki davacının, lisanslı üretici konumundaki dava dışı şirketler ile birçok kriter bakımından aynı standartlara tabi olmadığı, dağıtım kullanım sistemindeki lisanslı üreticilere uygulanan tarifelerin davacı şirkete uygulanması isteminin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, davacıdan tahsil edilen sistem kullanım/dağıtım bedelinin EPDK tarafından belirlenen tarifelere uygun şekilde tahsil edildiği, basiretli tacir konumundaki davacının belirlenen tarifeler ve imzalanan sözleşme bakımından genel işlem koşulları iddiasının dinlenemeyeceği, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunun EPDK tarifesi ve yönetmeliğine uygun hazırlandığı, dolayısıyla mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine dair verilen kararın usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazlarına itibar edilmemiştir.
Mahkemece, hukuki nitelendirmenin, davadaki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirildiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesi ile hüküm fırkasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.(1) maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL İstinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın istinaf talebinde bulunan davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
5-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilgililerine iadesine,
6-Temyizi kabil olan bu kararın, 6100 sayılı Kanunun 359/4. maddesi gereğince Dairemiz tarafından tebliğe çıkartılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361.maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk derece Mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/09/2025
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır