T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/521 - 2026/876
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/521
KARAR NO : 2026/876
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/02/2026
NUMARASI : 2026/46 D. İş Esas 2026/49 D. İş Karar
TALEP EDEN :
VEKİLİ : Av.
KARŞI TARAF : ...
VEKİLLERİ : Av.
DAVANIN KONUSU : İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ : 24/04/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/05/2026
... Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/02/2026 tarih ve 2026/46 D.İş Esas 2026/49 D. İş Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
TALEP: TALEP EDEN VEKİLİ DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkilinin davalı şirketin ... tesisat numaralı müşterisi olduğunu, müvekkilinin uzun yıllardan beri ... Mah. .... Sk. A Blok No:2 .../... adresindeki ticarethanesinde kullanmakta olduğu elektrik için davalı şirket ile abonelik sözleşmesi yaptığını ve bu sözleşme uyarınca üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz biçimde yerine getirdiğini, müvekkiline ait ... vergi sicil numaralı ... Mah. ... Sk. A Blok No:2 ... adresinde yer alan işletmesine davalı şirketin görevlileri 20/01/2026 tarihinde gelerek dilekçeleri ekinde sunmuş oldukları ... seri numaralı 20/01/2026 tarihli 1.041.782,50TL tutarındaki kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağını tanzim edildiğini, müvekkiline de tebliğ etmeden mesaj yolu ile bildirildiğini, müvekkilinin kendisi aleyhine tanzim edilen bu tutanağa itiraz etmiş olmasına rağmen müvekkilinin işletmesinde elektrik kesme işlemi yapıldığını, müvekkilinin dilekçeleri ekinde sunmuş oldukları vergi levhasından da açıkça anlaşılacağı üzere işletme sahibi olup işletmesinde sigortalı işçi çalıştırıldığını, elektrik kesintisi sonucunda işletmesinin durduğunu ve üretim yapamaz hale gelindiğini, 06/02/2023 tarihinde ...’da çok ciddi bir yıkıma sebebiyet veren deprem felaketi sonrasında zar zor ticari hayatını idame ettirmeye çalışan müvekkilinin elektriksiz şekilde bu ticari faaliyetini devam ettirmesi mümkün olmadığını, elektrik enerjisinin kesilmesi sonucunda işletme çalışamaz hale gelmiş ileri durduğunu ve ileri tarihli almış olduğu işler çerçevesinde anlaşmalar imzalandığını, imza altına aldığı anlaşmalar sonucunda siparişlerin zamanında hazırlanmaması halinde cezai şart ödeyecek olup işletmesini de bir daha işler hale getiremeyeceğini, tüm bu hususların davacı müvekkilinin telafisi mümkün olamayan zararlar yaşamasına neden olacağını, bu kapsamda açacakları menfi tespit davası öncesinde arabuluculuk yoluna başvurma zorunluluğu olması hasebi ile sürecin uzayacağı ve menfi tespit davası sonuçlanıncaya kadar elektrik kesintisinin yapılmaması amacı ile öncelikle teminatsız olarak mahkemen aksi kanaatte ise uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilerek elektrik kesintisinin durdurulmasını ve bu durumda müvekkilnin uğraması kesin olan zararların önlenmesini talep ettiklerini, arz ve izah etmeye çalıştıkları nedenlerle müvekkilinin uğraması kesin olan zararlarının önlenmesi amacıyla elektrik kesintisinin açacakları menfi tespit davası sonunçlanıncaya kadar öncelikle teminatsız mahkememiz aksi kanaatte ise belirlenecek uygun bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile elektrik kesintisinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 22/01/2026 TARİHLİ DEĞİŞİK İŞ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece".... Somut olayda; taraflar arasında abonelik ilişkisinin mevcut olduğu, dava konusu işyerinin ticari faaliyetlerine devam etmesi gerektiğinden elektrik enerjisi verilmemesi hâlinde işyerinin ticari faaliyetlerinde telafisi imkânsız zararlar meydana gelebileceği, bu durum "gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı endişe edilmesi hâllerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir verilebilir." kriterine uygun olmakla, somut olayda HMK 389. maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir kararı verilmesi şartlarının mevcut olduğu anlaşılmakla; talebin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HMK'nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca; Davacının elektrik enerjisi verilmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin borç miktarı 1.041.782,50TL'nin %30 oranında teminat karşılığında KABULÜ ile; (dava konusu ... tesisat numaralı) ... Mahallesi .... Sokak A Blok No: 2 ... adresinde bulunan işletmeye ( ... ) (Elektrik enerjisinin verilmesinden sonraki faturaların ödenmemesi halinde davalı şirketin elektriği kesme hakkı baki kalmak kaydıyla) TEDBİREN ELEKTRİK ENERJİSİNİN VERİLMESİNE...." karar verilmiştir.
KARŞI YAN VEKİLİNİN 29/01/2026 TARİHLİ İTİRAZ DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Davacı ... hakkında ... numaralı tesisatta düzenlenen ... seri numaralı tutanağın, sayaca giren gerilim kablolarının boşa çıkarılması suretiyle sayacın devre dışı bırakılarak ticarethanenin ölçümsüz beslendiğinin tespiti üzerine düzenlendiğini, davacının Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42/1-c maddesine aykırı hareket ettiğini, davacının somut bir delil sunamadığını ve iddialarının soyut kaldığını, tahakkuk hesabının Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 44, 45 ve 46'ncı maddeleri uyarınca 22.11.2025 ile 20.01.2026 tarih aralığı için usulüne uygun yapıldığını, dosyadaki görsel ve video kayıtlarının davacının karşılıksız yararlanma kastıyla kaçak elektrik tükettiğini kanıtladığını, davacının tedbir talebinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralını ve hakkın kötüye kullanılmasını yasaklayan hükümleri ihlal ettiğini, mahkemece belirlenen %30 oranındaki teminatın ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu, Elektrik Piyasası Kanunu'nun 46. maddesi uyarınca dağıtım şirketinin zararı tahsil etme yetkisi bulunduğunu, davacının talebinin reddi gerektiğini veya teminatın fatura tutarının en az %40'ı oranında olması gerektiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389 ve 390. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir için gerekli olan yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğini, ... adına 21/06/2023 tarihli ... sayılı kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağının aksi kanıtlanmadıkça geçerli resmi belge niteliğinde olduğunu, kaçak elektrik kullanımının suç teşkil eden bir haksız eylem olduğunu, tedbir kararının uygulanması halinde müvekkil şirketin ve kamunun zarara uğrayacağını, borçların ödenmesi yerine dava yoluyla elektriğin açılmasının talep edilmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, Yargıtay ve ilgili kurum kararlarında da benzer durumlarda tedbirin reddedildiğini, menfi tespit davasında borç tahsilinin durdurulmasının uyuşmazlık konusuyla doğrudan ilgisi bulunmadığını, kaçak elektrik tüketimi ile mücadelenin bir kamu hizmeti olduğunu, kaçak bedellerinin tahsil edilememesinin normal kullanıcıların faturalarına yansıdığını ve kamunun mağduriyetine yol açtığını belirterek, hukuka aykırı olan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 13/02/2026 TARİHLİ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece "...Somut olayda; taraflar arasında abonelik ilişkisinin mevcut olduğu, dava konusu işyerinin ticari faaliyetlerine devam etmesi gerektiğinden elektrik enerjisi verilmemesi hâlinde işyerinin ticari faaliyetlerinde telafisi imkânsız zararlar meydana gelebileceği, bu durum "gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı endişe edilmesi hâllerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir verilebilir." kriterine uygun olmakla, somut olayda HMK 389. maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir kararı verilmesi şartlarının mevcut olduğu anlaşılmakla; karşı taraf vekilinin itirazının reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davalı vekilinin Mahkememizin 22/01/2026 tarihli ihtiyati tedbir kararına itirazının REDDİNE,...." karar verilmiştir.
KARŞI YAN VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: mahkemenin 22.01.2026 tarihli ihtiyati tedbir kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın HMK 397. maddesi uyarınca iki hafta içerisinde esas hakkında dava açmadığını, bu nedenle tedbirin kendiliğinden kalktığını, davacının ... numaralı tesisatında ... seri numaralı tutanakla kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42/1-c maddesine aykırı hareket edildiğini, tahakkuk hesabının yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığını, davacının hakkın kötüye kullanılması yasağını ihlal ettiğini, belirlenen %30 oranındaki teminatın ölçüsüz olduğunu, müvekkili şirketin uğrayacağı zararı karşılamadığını, kaçak elektrik kullanımının kamu zararına yol açtığını, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğini, kaçak elektrik tespit tutanaklarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgeler olduğunu, tedbirin kaldırılmaması halinde müvekkili şirketin ve kamunun zarara uğrayacağını belirterek 24.02.2026 tarihli itiraz reddi kararının kaldırılmasını, aksi kanaatte ise teminatın en az %40 oranına yükseltilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep; İhtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddi kararının kaldırılması istemidir.
İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Talep eden vekilince, müvekkili hakkında sayaca müdahale gerekçesiyle kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlendiğini, müvekkilinin enerjisinin kesildiğini, bu durum sebebiyle işletmesinin durmuş ve üretim yapamaz hale geldiğini beyanla elektrik enerjisinin tedbiren verilmesi talebinde bulunulduğu, mahkemece 22/01/2026 tarihli kararı ile talebin kabulüne karar verildiği, karşı yan vekilinin itirazı üzerine yapılan 13/02/2026 tarihli duruşma neticesinde karşı yan vekilinin itirazının reddine karar verildiği, karşı yan vekilince kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nun 341/1 maddesinde, "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." denmiştir.
HMK'nın 389 v.d. maddelerinde geçici hukuki korumalar arasında ihtiyati tedbir düzenlenmiş olup, HMK'nın 389. maddesinde "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebi ile bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Görüldüğü üzere kanun koyucu bu konuda hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakmıştır. Ancak ihtiyati tedbire karar verilmesi için mutlaka bir tehlikenin veya zararın doğmuş olması veya halen var olması da aranmaz. Dava konusu hak veya şey bakımından ortaya çıkacak tehlike ve zararın önlenmesi için de her türlü tedbire karar verilebilir.
İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir. (HMK m.390/3) Yani ispatı gereken hususların tam olarak değil kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir.
Tarafların haklılık durumunun esas hakkında açılan dava ile yapılacak yargılama sonucunda belirleneceği, diğer taraftan elektriğin günümüzde temel ihtiyaçlardan olduğu, talep edenin işletmesindeki üretim için ihtiyacı olduğu, elektrik enerjisi verilmemesi halinde HMK'nın 389. maddesinde belirtilen "gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi" halinin oluşacağı, yeterli oranda teminatın alındığı, böylece HMK'nun 389. maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir kararı verilmesi şartlarının mevcut olduğu anlaşılmıştır. HMK'nın 397/2. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde nihai kararın kesinleşmesine kadar devam edeceğine; İhtiyati tedbir kararından sonraki döneme ilişkin fatura bedellerinin ödenmemesi halinde karşı yanın elektriği kesme hakkının da baki olmasına göre, yerel mahkemenin ihtiyati tedbire itirazın reddine dair kararı, usul ve yasaya uygun olup, istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Karşı yan vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/4. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 24/04/2026
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır