(3713 S. K. m. 5, 7) (4721 S. K. m. 5) (5237 S. K. m. 53, 58, 62, 63, 314) (16. CD. 15.02.2018 T. 2017/1861 E. 2018/294 K.) (16. CD. 20.12.2017 T. 2017/1862 E. 2017/5796 K.)
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Mersin 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/01/2018 tarih ve 2017/300 E. 2018/41 K. sayılı kararına karşı sanık müdafii tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin dairemizin 19/03/2018 tarih 2018/726 Esas, 2018/609 Karar sayılı kararı sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 18/12/2018 tarih 2018/4657 Esas 2018/5229 sayılı kararı ile bozulması üzerine Yargıtay bozma ilamı sonrası dairemizce yeniden yargılama yapılmıştır.
İDDİA:
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/19244 esas sayılı iddianamesi ile sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle eylemine uyan 3713 sayılı TMK'nın 7. maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2., TMK'nın 5/1., TCK'nın 58/9., 63/1. ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABUL VE UYGULAMASI:
İlk derece mahkemesince; Teknik özellikleri, indirme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgüt mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen ByLock iletişim sisteminine bu özelliğini bilerek dahil olan ve bu sisteme sanığın kendisine ait 0 541 ..... numaralı GSM hattı ile ByLock sistemine ilk giriş tarihi 31/08/2014 ve en son giriş tarihi olan 07/12/2014 tarihleri arasında farklı günlerde 1040 kez yukarıda numaraları belirtilen bylock uygulamasının 9 adet (46.166.160.137, 46.166.164.176, 46.166.164.177, 46.166.164.178,46.166.164.179, 46.166.164.180, 46.166.164.181, 46.166.164.182, 46.166.164.183 ) IP adreslerinden 46.166.164.176 ve 46.166.164.177 IP numarasına sahip sunucu üzerinden giriş yaptığı BTK'dan gelen yazı cevabı ve Mahkememizin 28/12/2017 tarihli sanığın Ankara C. Başsavcılığının 2016/180056 soruşturma sayılı yazısı ekinde bulunan 11480 gsm hattının listeden çıkarıldığına dair cd'de yapılan incelemede bylock kullanıldığı bildirilen davaya konu gsm hattının listede yer almadığına ilişkin tutanağı da gözönüne alınarak sanık tarafından bu hatta Bylcok programının kullandığı kesin inandırıcı deliller ışığında sabit görülerek sanığın eylemlerinin örgüt adına sürekli, çeşitlilik ve yoğunluk unsurlarını taşıdığı, Yargıtay'ın örgüt üyeliği için aradığı çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk unsurları ve örgüt ile organik bağ kurulması unsurlarının sanık açısından yerine geldiği hususları bir bütün halinde değerlendirilerek sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olduğu sübuta erdiği,
Sanığın asker oluşu ve bu şekilde eğitim düzeyi, tecrübe ve örgütteki konumu itibariyle bu oluşumun bir silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olduğu, terör örgütünde silah unsur ise de unsur yanılgısınında söz konusu olmadığının anlaşıldığı,
Sanık savunmalarında söz konusu hattın bylock kullanıldığı tarihlerde abisi ...... tarafından geldiği tarihlerde kullandığını belirterek inkara yönelik savunmada bulunmuş ise de;
İlk derece mahkemesince sanığa ait 0 541 ..... nolu gsm hattının bylock kullanıldığı tarihlere ilişkin HİS-CGNAT kayıtlarındaki baz kayıtları ile aynı tarihlere ilişkin hts kayıtlarındaki baz kayıtlarının tutarlı olduğunun tespit edildiği, yine bylock bağlantasının yapıldığı tarih ve saatlerde hts kayıtlarında sanığın görüştüğü kişilerden ...., ...., .... ve ....'nin de asker olduğu ve bu kişilerle bylock bağlantılarından çok kısa süreler öncesinden görüşmeleri olduğu, bu şekilde sanığın ağabeyinin sanığa ait işbu gsm hattıyla yurt dışında yaşadığı da gözetilerek bu kişilerle görüşme yapmış olmasının hayatın olağan akışıyla örtüşmediği ve bu haliyle BTK yazısı, bylock kullandığına dair BTK'dan gelen yazı cevabı, özellikle Bylock kayıtlarının bulunduğu HİS - CGNAT sorgusundaki Bylock kullandığı tarihlere ilişkin baz kayıt sorgulamasındaki adresler ile sanığın o tarihlerde mevcut baz alındığı yerlerde bulunduğunun kabulüne yine asker olan ve hts kayıtlarında görüşmeleri bulunan dönem arkadaşlarına ilişkin görüşme detayları ile özellikle bylock'a bağlandığı sürelerde devre arkadaşı olarak belirttiği kişilerle görüşme kayıtları da nazara alınarak BTK'dan gelen yazı cevabı ve yapılan teknik tespit, hep birlikte değerlendirildiğinde sonradan inkara yönelik savunmalarına itibar edilmemiş ve dosyada mevcut BTK kayıtlar ile maddi gerçeğin aydınlatılmış olduğu sanığın üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin somut deliller ile silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği kanaatine varıldığı,
Sanığın jandarma astsubayı olarak çalışan bir kamu görevlisi olduğu, sanığın askerlik görevi nedeniyle silahlı terör örgütüne üye olması kamu güvenliği açısından daha çok tehlike arz ettiği, ayrıca, devlet içerisinde yapılanarak güç kazanmayı ve nihayetinde devleti ele geçirmeyi hedefleyen örgüt üyelerinin bir kısmı kamu görevi olmasına karşılık bir kısmının kamu görevinin almaması karşısında kamu görevinde bulunan örgüt üyesinin operasyonel anlamda herhangi bir etkinlik yapabilecek görevde bulunmayan başkaca örgüt üyesiyle aynı seviye ve şartlarda değerlendirilmesinin adalete ve hakkaniyete aykırı olacağı kanaatine varılarak sanık hakkında ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği sonucuna varılarak sanığın TCK 314/2, TMK'nın 5/1, TCK 62/1, 58/9, TCK 53/1-2 ve 3. fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılması yönünde mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İNCELEMESİ AŞAMASI:
Sanık müdafii istinaf dilekçesinde ve dairemizce verilen istinaf talebinin esastan reddine ilişkin karara karşı temyiz dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen mahkumiyet ve istinaf incelemesi sonucu verilen esastan ret kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararı istinaf ve temyiz ettiği görülmüştür.
İlk derece mahkemesinin kararına karşı sanık müdafii tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair dairemizin 19/03/2018 tarih 2018/726 Esas, 2018/609 Karar sayılı kararına karşı sanık müdafiince yapılan temyiz başvurusu üzerine kararı inceleyen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 18/12/2018 tarih 2018/4657-5229 E-K sayılı kararı ile "ilgili birimlerden bylock tespit ve değerlendirme raporu ile Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 14/08/2017 tarih ve 2017/26255 soruşturma sayılı yazısında ismi belirtilen ....'ın şüpheli sıfatıyla verdiği beyanı getirtilip dosya içine alınarak değerlendirilip duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan ve gerektiğinde bu kişi tanık sıfatıyla da dinlendikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininin belirlenmesi gerektiği" belirtilerek dairemizin anılan kararının bozulmasına dair karar verilmiş, bozma kararı sonrası dairemizce yeniden duruşma açılarak yargılama yapılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık ilk derece Mahkemesinde vermiş olduğu savunmasında; "Ben bu konuda daha önce soruşturma aşamasında verdiğim ifadelerimi aynen tekrar ederim, değiştireceğim veya ekleyeceğim bir husus yoktur, terör örgütü ile uzaktan yakından herhangi bir ilgim yoktur, ben astsubaydım, 03/11/2016 tarihinde operasyondayken açığa alındım, 22/11/2016 tarihinde KHK ile ihraç edildim, 0541 ..... no'lu hat bana aittir, 2013 sonundan bu yana kullanırım, halen de kullanırım, kesinlikle bu hatta bylock yüklemedim, bu programın adını darbe teşebbüsünden sonra öğrendim, ben Mersin'de Tarsus Yenice bölgesinde oturuyordum, 2014 yılının 9.ayında Yenice Jandarma karakol komutanlığında görevliydim, Yenice'den 2016 yılında ayrıldım, bu yapıya ait herhangi bir okulda okumadım, dersanelerine gitmedim, sohbet ve toplantılarına katılmadım, Bank Asya'da hesabım yoktur, himmet, burs, kurban adı altında bağışta bulunmadım, Zaman ve Sızıntı aboneliğim yoktur, söz konusu yapıyla uzaktan yakından ilgim olmaması nedeniyle beraatimi ve tahliyemi istiyorum, bylock'u da belirttiğim gibi indirip kullanmadım. Abimin yurtdışında bir fabrikada çalıştığını biliyorum, Türkiye'ye geldiğinde 1 hafta 15 gün kalır, fazla kalmaz, senede 2-3 kez gelir, geldiğinde benim hattımı kullanır, yazdan sonra Eylül-Ekim gibi gelir, geldiğinde 1 hafta 15 gün kalır ve gider, bazen Mart-Nisan gibi de gelir, ben İzmir'de büyüdüm, ailem İzmir'de kalır, abim sadece buraya geldiğinde hattımı kullanır, İzmir'e hattımı götürmez, .... ve .... abimdir, ....amcamın oğludur, .... devremdir, .... da devremdir, .... da devremdir, .... de devremdir. Beraatimi ve tahliyemi isterim" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık Yargıtay bozma ilamı sonrası Ceza Dairemizce alınan savunmasında; Ben önceki savunmalarımı tekrar ederim, isnat edilen suçlamayı baştan beri reddettim, bylock kullanmadığımı söyledim ve yine söylüyorum kesinlikle bylock kullanmadım, bu iddiayı kabul etmiyorum, FETÖ/PDY silahlı terör örgüt üyeliğine ilişkin ilişik ve iltisakım yoktur, suçsuzum tahliyemi ve beraatimi isterim. Ben ....'ın ismini dahi bilmiyorum, Yargıtay'dan gelen karar içeriğinde ismini gördüm, beyanlarını kabul etmiyorum, ben Yenice İlçe Jandarma Karakol Komutanlığında çalıştım ancak çalışırken ceza yazdığım bir şahıs bana iftira atıyor diye düşünüyorum. Ben ....'u liseden arkadaşım olması nedeniyle tanırım, lise 2 ve 3 'ü beraber okuduk, yaklaşık 15 yıl önce liseyi bitirdik, kendisinden daha sonra haber alamadım, ben askeri okulu kazandıktan sonra, ....'un uzman çavuş olduğunu dahi bilmiyordum, kendisiyle aynı eğitim okulunda olduğumuzdan dolayı 1-2 kere gördüm, kendisi ile lisede kız mevzusundan dolayı husumetim vardı, sonrasında kendisiyle muhattap olmadım, ....'un beyanlarını kabul etmiyorum, tamamen iftira atmıştır. Ben 2011 yılından itibaren Sürat Kargoda 3 sene kadar çalıştım, bu kayıtlar doğrudur, astsubaylığı kazanınca Sürat Kargodan husumetli olarak ayrıldım, tazminat vermedikleri için bunlarla tartıştım, hatta hakkımda verimsiz yetersiz diyerek tutanak tuttular, tazminatımı aldım fakat ihbar tazminatımı alamadım. Ceza verilecekse hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini isterim. Uzun süredir tutukluyum, tahliyemi isterim." dediği görülmüştür.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "Fetö/pdy silahlı bir terör örgütü olup buna ilişkin ilgili birimlerce tespit ve yargı kararlarıyla mevcut olup, bu terör örgütü kendi iç bünyesinde haberleşmek amacıyla örgüt üyeleri arasında bylock isimli programı kullanıp sanığın dosyaya yansıyan delillere göre bylock programını telefonuna indirip kullandığı ayrıca örgüt ile bağlantısını gösterir tanık beyanlarının dosyaya yansımış olduğu, tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde sanığın eylemine uyan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nın 53., 58., 63. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi esas hakkında mütalaa olunur." demiştir.
DELİLLER:
Arama, yakalama ve gözaltına alma tutanakları, sanığın aşamalardaki beyanları, tanıklar .... ve ....'nun ifade ve teşhis tutanakları, HIS/CGNAT kayıtları, Masak raporu, Bilgi Teknolojileri Kurumunun cevabi yazısı, sanığın örgüte müzahir şirketlerde çalıştığına dair SGK kayıtları, adli sicil ve nüfus kaydı ile tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, OLUŞ, KABUL VE GEREKÇE:
Ayrıntıları Yargıtay Genel Ceza Kurulu'nun 26/09/2017 tarih ve 2017/16.MD-956 esas 2017/370 karar sayılı ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14/07/2017 tarih 2017/1443 Esas ve 2017/4758 sayılı kararlarında belirtildiği üzere; FETÖ/PDY'nin TCK'nın 314. maddesinin 1. ve 2. fıkraları kapsamında silahlı terör örgütü olduğunun anlaşılıp kabul edildiği,
Yine ayrıntıları Yargıtay Genel Ceza Kurulu'nun ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin aynı kararlarında belirtildiği gibi "bylock iletişim sistemi somut delillerle de kanıtlandığı üzere FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzan, kesin kanaate ulaştıracak teknik delillerle tespiti halinde kişinin örgüt ile bağlantısını gösteren delil olacağı" hususunun dairemizce de kabul edildiği,
Ayrıntıları Dairemizce de benimsenen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2017/1861 esas 2018/294 karar, 2017/1862 esas 2017/5796 karar ve ilk derece mahkemesi sıfatı ile verdiği 2015/3 esas 2017/3 sayılı kararlarında ve istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
"Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Sanık hakkında duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda ve değinilen açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda sanıkla ilgili beyanda bulunan tanık Fatih Mehmet Oflaz'ın "aralarında sanığın da bulunduğu astsubaylarla tanıştırıldığı ve onlara sohbet hocalığı yaptığına" dair beyanı ile tanık ....'nun "sanığın örgütün yurtlarında kaldığı, FETÖ evlerine sık sık gittiği, cemaatle bağlantılı olduğuna" dair beyanı duruşmada okunmuştur.
Yapılan yargılamaya, sanığın aşamalarda anlatımlarına HIS/CGNAT kayıtlarına, HTS kayıtlarına, Masak raporu içeriğine, SGK kayıtlarına ve soruşturma aşamasında dosyaya intikal eden tutanaklara ve tüm dosya kapsamına göre;
Yukarıdaki açıklamalar ışığında ve teferruatı Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas ve 2017/3 Karar sayılı kararında belirtilen, teknik özellikleri, indirme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgüt mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen ByLock iletişim sisteminine bu özelliğini bilerek dahil olan ve bu sisteme sanığın kendisine ait 0 541 ..... numaralı GSM hattı ile ByLock sistemine ilk giriş tarihi 31/08/2014 ve en son giriş tarihi olan 07/12/2014 tarihleri arasında farklı günlerde 1040 kez yukarıda numaraları belirtilen bylock uygulamasının 9 adet (46.166.160.137, 46.166.164.176, 46.166.164.177, 46.166.164.178, 46.166.164.179, 46.166.164.180, 46.166.164.181, 46.166.164.182, 46.166.164.183) IP adreslerinden 46.166.164.176 ve 46.166.164.177 IP numarasına sahip sunucu üzerinden giriş yaptığı BTK'dan gelen yazı cevabi yazı ile sanığın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/180056 soruşturma sayılı yazısı ekinde bulunan 11480 gsm hattının listeden çıkarıldığına dair cd'de yapılan incelemede bylock kullanıldığı bildirilen davaya konu gsm hattının listede yer almadığına ilişkin tutanağı da gözönüne alınarak sanık tarafından bu hatta Bylock programının kullandığı kesin inandırıcı deliller ışığında sabit görülmüş, bozma ilamı sonrası tanık anlatımları itibariyle sanığın hukuki durumunun sübut bulması nedeniyle ayrıntılı tespit ve değerlendirme raporunun uzun süre beklenilmesine rağmen temin edilememiş olduğu hususu da değerlendirilerek beklenilmesi hususudaki ara kararından vazgeçilmiş olup sanığın eylemlerinin örgüt adına sürekli, çeşitlilik ve yoğunluk unsurlarını taşıdığı, Yargıtay'ın örgüt üyeliği için aradığı çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk unsurları ve örgüt ile organik bağ kurulması unsurlarının sanık açısından yerine geldiği hususları bir bütün halinde değerlendirilerek sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olduğunun sübuta erdiği sabit görülmüştür.
Sanığın asker oluşu ve bu şekilde eğitim düzeyi, tecrübe ve örgütteki konumu itibariyle bu oluşumun bir silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olduğu, terör örgütünde silah unsur ise de unsur yanılgısınında söz konusu olmadığının anlaşıldığı,
Sanık savunmalarında söz konusu hattı kullandığı ancak bylock kullanmadığını, kendi hattını kısa süreliğine Türkiye'ye gelen abisinin de ara sıra kullandığını belirterek inkara yönelik savunmada bulunmuş ise de;
Sanığa ait 0 541 ..... nolu gsm hattının bylock kullanıldığı tarihlere ilişkin HIS-CGNAT kayıtlarındaki baz kayıtları ile aynı tarihlere ilişkin hts kayıtlarındaki baz kayıtlarının tutarlı olduğunun tespit edildiği, yine bylock bağlantasının yapıldığı tarih ve saatlerde hts kayıtlarında sanığın görüştüğü kişilerden ...., ...., .... ve ....'nin de asker olduğu ve bu kişilerle bylock bağlantılarından çok kısa süreler öncesinden görüşmeleri olduğu, bu şekilde sanığın ağabeyinin sanığa ait işbu gsm hattıyla yurt dışında yaşadığı da gözetilerek bu kişilerle görüşme yapmış olmasının hayatın olağan akışıyla örtüşmediği ve bu haliyle BTK yazısı, bylock kullandığına dair BTK'dan gelen yazı cevabı, özellikle Bylock kayıtlarının bulunduğu HİS - CGNAT sorgusundaki Bylock kullandığı tarihlere ilişkin baz kayıt sorgulamasındaki adresler ile sanığın o tarihlerde mevcut baz alındığı yerlerde bulunduğunun kabulüne yine asker olan ve hts kayıtlarında görüşmeleri bulunan dönem arkadaşlarına ilişkin görüşme detayları ile özellikle bylock'a bağlandığı sürelerde devre arkadaşı olarak belirttiği kişilerle görüşme kayıtları da nazara alınarak BTK'dan gelen yazı cevabi yazı ve yapılan teknik tespit, hep birlikte değerlendirildiğinde sonradan inkara yönelik savunmalarına itibar edilmemiş ve dosyada mevcut BTK kayıtlar ve tanık beyanları ile maddi gerçeğin aydınlatılmış olduğu, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin somut deliller ile silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği kanaatine varılmış ve müsnet suçtan mahkumiyetine karar verilmiş,
Sanığın askeri personel olması, ifa ettiği görev nedeniyle silahlı terör örgütüne üye olmasının kamu güvenliği açısından vahamet arz etmesi, sanığın örgüt içerisindeki geçirdiği süre ve konumu itibariyle sanık hakkında ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda;
Sanık ......'ın üzerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği kanaatine varıldığından eylemine uyan TCK 314/2 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, işlenmesindeki özellikler ve sanığın eyleminin yoğunluğu göz önüne alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayini ile 6 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın üzerine atılı suçun terör suçu olması nedeniyle verilen cezasının 3713 sayılı yasanın 5/1. Maddesi gereğince yarı oranında artırılarak 9 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın sabıkasız kişiliği, duruşmadaki iyi hali lehe takdiri indirim nedeni kabul edilerek verilen cezasından TCK 62 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak neticeten 7 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın mahkum olduğu hapis cezasının kanuni sonucu olarak hakkında TCK'nun 53/1-2 fıkralarıyla 3. Fıkra 1. cümlesinin Anayasa Mahkemesi'nin 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı da gözetilmek suretiyle uygulanmasına,
TCK 58/9 maddesi gereğince sanığın cezasının mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürenin TCK'nun 63. Maddesi gereğince verilen cezasından MAHSUBUNA,
Sanık hakkında CMK'nın 109/3-a maddesi gereğince yurt dışına çıkma yasağına ilişkin verilen adli kontrol kararının devamına,
Adli kontrol kararına karşı 7 gün içerisinde Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine itiraz hakkı olduğunun sanığa ihtarına,
Sanıktan elde edilen dijital materyallerin imajlarının alınmasından sonra sanığa veya kanuni temsilcisine iadesine,
Bozma öncesi yargılama gideri için ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında "yargılama gideri bulunmadığından takdirine yer olmadığına," hükmedildiğinden ve bozma sonrası yapılan yargılamanın sanık lehine olduğu anlaşıldığından yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılmasına,
Sanık ve sanık müdafiinin yokluğunda, BAM Cumhuriyet Savcısı Ümit Şahiner'in (36023) katılımıyla mütalaaya uygun olarak, CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca yüzüne karşı karar verilenler yönünden tefhimden itibaren, tefhim edilemeyen ve tebliği gereken taraflar yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde (temyiz gerekçesi bulunmayan süre tutum dilekçesi verilmesi halinde CMK'nun 295/1 maddesi gereğince gerekçeli karar tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde ) Dairemize gerekçeli bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunup temyiz dilekçesi mahiyetinde tutanak tutturup hakime onaylatmak suretiyle verilmesi, bir başka İlk Derece Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmesi, ilgilinin ceza infaz kurumunda bulunması halinde tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunularak veya bu hususta bir dilekçe verilmesi suretiyle Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere CMK'nın 286. maddesi uyarınca TEMYİZ YOLU açık olmak üzere, 08/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)