(5237 S. K. m. 30, 53, 54, 58, 63, 221, 314) (3713 S. K. m. 5) (5271 S. K. m. 231, 280) (YCGK 26.09.2017 T. 2017/16-956 E. 2017/370 K.) (16. CD. 15.02.2018 T. 2017/1861 E. 2018/294 K.)
Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı bulunan sanık hakkında, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/05/2018 tarih 2018/4 esas 2018/193 sayılı kararı ile dosya içeriğine göre davanın yeniden görülmesine karar verilmiş olmakla, Dairemizce duruşma açılarak yeniden yargılama yapılmıştır.
İDDİA:
Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 29/12/2017 tarih ve 2017/26059 esas sayılı iddianamesi ile sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle TCK'nın 314/2, 53/1, 54/1, 58/9, 63 ve 3713 sayılı Yasanın 5maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABUL VE UYGULAMASI:
Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi 29/05/2018 tarih 2018/4 esas 2018/193 sayılı kararında özetle; "Mahkememizce yapılan yargılamada sanığın, İstanbul'da Hukuk Fakültesi okuduğu dönemde yapıya ait evlerde kaldığı, bu dönemde örgüt mensuplarınca düzenlenen etkinliklere ve sohbetlere katıldığı, örgütün son sınıfta bulunan öğrencilerin kariyer planlamalarını kapsamında yapmış olduğu görüşmede, sanığın hakim-savcı olmak istediğini bildirmesi üzerine, sanığın mezun olduktan sonra hakim-savcı çalışma evlerine örgüt tarafından davet edildiği, bu davet üzerine Ankara ilinde bulunan hakim-savcı evinde kendisiyle aynı konumda bulunan diğer adaylarla birlikte sınavlara hazırlandığı, bilindiği üzere, yargı yapılanması içerisinde genel olarak Devletin her kademesinde bulunma saikiyle hareket eden FETÖ/PDY terör örgütünün yargı erkine ayrı bir önem atfetmesi, örgüt tarafından üyelerine hakim/savcılık sınavlarına girmeleri konusunda telkinde bulunulması, hakim savcı yapılanmasının da mahrem hizmetler olarak görülmesi ve azami oranda gizliliğe önem verilmesi hususları dikkate alındığında, sanığın hangi amaçla bu sınavlara hazırlandığının bilincinde olduğu, sanığın yazılı sınavları kazanmasına müteakip yapının mülakat dönemleri için ayrılmış ayrı bir evine geçiş yaparak burada da aynı şekilde gizliliğe büyük önem vererek örgütün hiyerarşi yapısı içerisindeki militanlarıyla irtibatını sürdürmek suretiyle eylemine devam ettiği anlaşılmış, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek, sanığın örgütün nihai amacını bildiği, bu bilinç doğrultusunda örgüt ile organik bağ kurduğu ve hiyerarşik yapısına dahil olduğu mahkememizce kabul edilmiş ve hakkında terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılma cihetine gidilmiştir. Sanığın mahkememiz ve soruşturma aşamasındaki beyanları dikkate alındığında, samimi bir pişmanlık içinde olduğu, örgütle nasıl tanıştığını ve örgütle olan temasını anlattığı, örgüt içerisinde kaldığı süre boyunca bildiklerini anlattığı, vermiş olduğu beyanların doğruluğu araştırılarak bu kişiler hakkında soruşturma yürütüldüğünün görüldüğü, bu kapsamda örgütün dağılmasına veya mensuplarının yakalanmasına yardımcı olduğu anlaşıldığından, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/1517 Esas, 2017/4830 karar sayılı kararı da dikkate alınarak sanığın verdiği bilgilerin örgüt içerisinde kaldığı süreye ve örgüt içerisindeki konumuna uygun olduğu nazara alındığında, pişmanlık duyduğunu beyan eden ve soruşturma başladıktan sonra (hakkında yakalama kararı çıkarıldıktan sonra) etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebinde bulunan sanık hakkında TCK'nın 221/4-son maddesi gereğince cezasında verilen bilgiye ve konumuna göre takdiren en üst hadden indirim yapılarak 1 yıl süre ile denetim altına alınmasına karar verilmiş, sanıktan el konan dijital materyal de bulunmadığından mahkumiyetine yönelik hüküm kurulmuştur." şeklinde gerekçesi ile sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İNCELEMESİ AŞAMASI:
İstinaf başvurusunda bulanan sanık dilekçesinde özetle; yerel mahkeme hükmünün usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle bozulmasına karar verilmesini, daire bu hususta aksi kanaatte ise hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini, daire bu hususta da aksi kanaatte ise lehe yasa hükümleri uygulanarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar verilmesini talep ederek istinaf isteminde bulunmuştur.
Dosya kapsamı, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve belgeler ile istinaf dilekçesi içeriği dikkate alınarak yapılan inceleme sonucu, duruşma açılması gerektiği kanaatine varılmakla; 5237 saylı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-e maddesi uyarınca duruşma açılmasına ve davanın yeniden görülmesine karar verilerek yargılama yapılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık ....... Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinde vermiş olduğu savunmasında; "Ben bu konuda etkin pişmanlık kapsamında hazırlıkta ayrıntılı ifade verdim, o ifademi tekrar ederim, ifademde samimiyim, o ifadelerim geçerlidir, etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum, ben terör örgütü üyesi olduğumu kabul etmiyorum, ben bu örgütün niteliği konusunda hataya düştüğümü söylemek istiyorum, örgüt üyeliği suçlamasını kabul etmiyorum, bu ifademe eklemek istediğim bir kaç husus vardır, ben liseyi Osmaniye Öğretmen Lisesi'nde okudum, o zamana kadar bu yapıya ait hiç bir okul ve yurtta bulunmadım, 2009 yılında üniversiteyi kazandım, İstanbul ilinde bana devlet yurdu çıkmadığı için maddi şartlarımız da kötü olduğundan ve uygun fiyat verdiklerinden 4 yıl boyunca bu yapıya ait evde kaldım, ancak o zaman dönem itibari ile de bu yapının yasa dışı bir faaliyet gösterdiğine, herhangi bir belirti yoktu, zaten ülke genelinde de dini bir cemaat olarak görünüyordu, benim en önemli örgüt delili olan bylock kullanmadığım dosyadan sabittir, HTS kaydımda da sadece bu yapıya mensup olan Av. ....... ile görüştüğüm görünmektedir, o da zaten iş aradığım dönemde kendisi ile yaptığım bir görüşmedir, adını da barodaki listede görmüştüm, iş için başvurmuştum, eğer örgütle bağlantım olsa idi zaten başkaca HTS kaydım çıkardı ve ....... derneği'nde de kaydım görünürdü, şimdiye kadar tanık olarak beni ifadeye çağıran mahkeme olmadı, terör örgütü üyeliği suçu kasten özel kastla işlenen bir suçtur, benim böyle bir kastım olmadığı açıktır, ben Tokat ilinde gözaltına alındım, gözaltında iken erkeklerle aynı lavaboyu kullandım, soruşturma savcısı "hepiniz benim gözümde teröristsiniz, bana kalsa sizi idam ederim" şeklindeki sözlerle psikolojik baskı yapmıştır, .......'yı okuldan tanırım ben kendisi ile aynı evde kalmadım, sadece başka bir evde kaldığını biliyorum, ....... da benim sınıftandı, onla ilgili talimat yanıtı geldiğinde ayrıntılı beyanda bulunacağım, dinlenip dinlenmeyeceği hususundaki takdir mahkemenindir, ben atılı suçtan dolayı beraatimi talep ederim, mahkemeniz aksi kanıda ise lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep ederiz." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanığın dairemizce alınan savunmasında; "Ben önceki savunmalarımı tekrar ederim, ben bu örgüt içerisinde dini amaçlı olarak gidip gelmişimdir, örgütsel olarak bir eylemim olmamıştır, örgüt içerisinde kaldığım süre içerisinde dini amaçlı olarak bir cemaat olarak biliyordum, zaten benim yaşam biçimim aile yapım itibariyle illegal bir örgüte üye olmak gibi bir inancım olamaz, suçsuzum beraatimi isterim Mahkeme aksi kanaatteyse lehe olan tüm maddelerin uygulanmasını talep ediyorum." şeklinde savunmada bulunmuştur.
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
"Mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur." şeklinde mütalaada bulunmuştur.
DELİLLER:
Sanık savunmaları, tanıklar ......., ......., .......'ın aşamalardaki beyanları, teşhis tutanakları, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının talimat yazısı ve ekinde yer alan Tokat SCH'liği arama kararı, sanık hakkında düzenlenen arama ve yakalama evrakları, diğer bilgi belge ve tutanaklar, sanığın nüfus ve sabıka kaydı ile tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, OLUŞ, KABUL VE GEREKÇE:
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda sanığın mahkumiyetine ilişkin verilen Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/05/2018 tarih 2018/4 esas 2018/193 karar sayılı ilamının sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine, dosyanın incelemesini yapan Dairemizin kararıyla CMK'nın 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma açılmasına karar verilmiş olmakla duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Ayrıntıları Yargıtay Genel Ceza Kurulu'nun 26.09.2017 tarih ve 2017/16.MD-956 esas 2017/370 karar sayılı ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 14/07/2017 tarih 2017/1443 Esas ve 2017/4758 sayılı kararlarında belirtildiği üzere; FETÖ/PDY'nin TCK'nın 314. maddesinin 1. ve 2. fıkraları kapsamında silahlı terör örgütü olduğunun anlaşılıp kabul edildiği,
Ayrıntıları Dairemizce de benimsenen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2017/1861 esas 2018/294 karar, 2017/1862 esas 2017/5796 karar ve ilk derece mahkemesi sıfatı ile verdiği 2015/3 esas 2017/3 sayılı kararlarında ve istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
"Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.) Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Tokat Cumhuriyet Başssavcılığı tarafından FETÖ/PDY örgütünün yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Ankara ilinde yapılan hakimlik/savcılık sınavları ile diğer üst düzey kamu personellerinin alımına yönelik yapılan sınavlara ilişkin örgütün çalışma evlerinde kaldığı tesbit edilen ve etkin pişmanlık kapsamında ifade veren kişilerin beyan ve teşhislerinden yola çıkarak sanık ....... hakkında soruşturma başlatılmıştır. Yürütülen bu soruşturma kapsamında sanık hakkında yakalama ve gözaltı kararı çıkartılmış, sanık Adana'da bulunan ikametinde yakalanamamıştır. Yakama çalışmaları devam ederken sanık kendiliğinden KOM Şube Müdürlüğü'ne gelerek teslim olmuştur. Yürütülen soruşturmada Ankara ilinde bulunan FETÖ/PDY terör örgütüne ait 34. Hakim/savcı çalışma evinin ....... no'lu sabit hattının sanık adına kayıtlı olduğu tesbit edilmiştir.
Talimat yoluyla ilk derece mahkemesinde beyanı alınan ve soruşturma evresinde etkin pişmanlık kapsamında ifade veren tanık .......'ın ifadelerinde özetle; "2009-2013 yılları arasında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde eğitim gördüğünü, 4 yıllık süreçte cemaat yapılanmasına ait evlerde kaldığını, sanık ile bu dönemde aynı sınıfta olduklarını, bu dönemde Hukuk Fakültesi öğrencileri için düzenlenen etkinlikler kapsamında cemaat evlerinde kalan ve Hukuk fakültesi okuyan bir çok öğrencinin bir araya geldiğini, sanığı da bu etkinliklerde gördüğünü, bu sebeple sanığın üniversite yıllarında cemaat yapılanmasına ait evlerde 4 yıl boyunca kaldığını bildiğini, kendisinin 2013 yılı Ağustos ve Aralık ayına ilişkin dönemde Ankara ilinde bulunan cemaat yapılanmasına ait evde Hakimlik-Savcılık sınavına hazırlandığını, 22 Aralık 2013 tarihinde de Hakimlik-Savcılık sınavına girdikten sonra bu evden ayrıldığını, ancak sınav sonrası 2014 yılı Şubat ayında bu eve eşyalarını almaya gittiğinde kapıyı sanığın açtığını ve kendisine Hakimlik-Savcılık sınavını kazandığını ve mülakata hazırlandığını söylediğini, ayrıca bu evde artık mülhakata hazırlanan kişilerin kaldığından söz ettiğini, sanığı en son bu tarihte gördüğünü ve bir daha kendisi ile karşılaşmadığını'' beyan ettiği görülmüştür.
Talimat yoluyla ilk derece mahkemesinde beyanı alınan ve soruşturma evresinde etkin pişmanlık kapsamında ifade veren tanık .......'un ifadelerinde özetle; "Avukat olduğunu, sanığı ismen tanımadığını, 2013 yılında hakim- savcılık sınavlarına girdiğini, o dönemde Ankara kodlu bir sabit hattan aranıp, Ankara' da ki çalışma evlerine davet edildiğini, bunun üzerine Ankara'daki çalışma evine gittiğini, kendisini Ankara'dan arayan ....... kod isimli bayanın sanık olup olmadığından tam emin olmadığını, Ankara'ya gittiği sırada ....... isimli bir bayanın olduğunu, ancak bu kişinin sanık olup olmadığından emin olmadığını" beyan ettiği görülmüştür.
Talimat yoluyla ilk derece mahkemesinde beyanı alınan ve soruşturma evresinde etkin pişmanlık kapsamında ifade veren tanık ....... ifadelerinde özetle; "sanık ile 2013 yılı Eylül-Ekim aylarında Ankara'da gülen cemaatine ait olan bir evde birlikte kaldıklarını, bu dönemde hakim- savcılık yazılı sınavına hazırlandıklarını, sanığın Fetö/Pdy örgütü içerisindeki konumunun ne olduğunu bilmediğini, kod adı da kullanmadığını, bu evden ayrıldıktan sonra ....... ile bir kere karşılaştığını ve bir daha hiç irtibatlarının olmadığını'' beyan ettiği görülmüştür.
Dairemizce yapılan yargılama sonucu; sanığın İstanbul ilinde hukuk fakültesi okuduğu dönemde FETÖ/PDY terör örgütüne ait evlerde kaldığı, bu dönemde örgüt mensuplarınca düzenlenen etkinliklere ve sohbetlere katıldığı, örgütün son sınıfta bulunan öğrencilerin kariyer planlamaları kapsamında yapmış olduğu görüşmelerde sanığın hakim-savcı olmak istediğini bildirmesi üzerine sanığın mezun olduktan sonra hakimlik/savcılık sınavları çalışma evlerine örgüt tarafından davet edildiği, bu davet üzerine örgütün Ankara ilinde bulunan hakimlik/savcılık sınavları çalışma evinde sanığın kendisiyle aynı konumda bulunan diğer kişilerle birlikte sınavlara hazırlandığı, genel olarak devletin her kademesinde bulunma saikiyle hareket eden FETÖ/PDY terör örgütünün yargı erkine ayrı bir önem atfetmesi örgüt tarafından üyelerine hakim/savcılık sınavlarına girmeleri konusunda telkinde bulunulması hakim savcı yapılanmasının da mahrem hizmetler olarak görülmesi ve azami oranda gizliliğe önem verilmesi hususları dikkate alındığında, sanığın bu bilinçle örgüte ait evde sınavlara hazırlandığı, yazılı sınavı kazanmasına müteakip örgüte ait mülakat dönemleri için ayrılmış örgütün diğer bir evine geçiş yaptığı, burada da aynı şekilde örgütün diğer elemanları ile irtibatını sürdürdüğü, bu bilinç doğrultusunda örgüt ile organik bağını koruduğu ve hiyerarşisi içerisinde yer aldığı, Dairemizce sanığın dosya kapsamında yer alan deliller ile uyuşmayan ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılan beyanlarına itibar edilmeyerek, mesleği, yaşı, deneyimi, örgüt içindeki faaliyetleri karşısında örgütün eylem ve amaçlarını bilebilecek düzeyde olduğu gözetildiğinde TCK'nun 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinden de yararlanamayacağı anlaşılarak tüm unsurları itibariyle oluşan silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması gerektiği vicdani kanaatına varılmıştır.
Sanığın etkin pişmanlık kapsamında aşamalarda verdiği savunmalarında özetle; etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini, örgütün niteliği konusunda hataya düştüğünü, içinde bulunduğu dönem itibari ile de bu yapının yasa dışı bir faaliyet gösterdiğine dair bir belirtinin olmadığını, zaten ülke genelinde de dini bir cemaat olarak göründüğünü beyan etmiştir. Sanık örgüt içerisinde kaldığı süreye ilişkin örgütsel yapıya dair bilgiler vermiştir. Yerel mahkemece bu bilgilerin örgütsel yapıya ilişkin yürütülen soruşturma ve kovuşturmalara bir katkı sağlayıp sağlamadığı hususu Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan sorulmuş, gelen cevabi yazılardan sanığın ifadesinde geçen kişiler hakkında soruşturma başlatıldığı ve sanığın ifadesinin bu soruşturmalara katkı sağladığı anlaşılmıştır.
Sanığın aşamalarda alınan etkin pişmanlık beyanları dikkate alındığında, samimi bir pişmanlık içinde olduğu, örgütle nasıl tanıştığını ve örgütle olan temasını anlattığı, sanığın vermiş olduğu beyanların doğruluğu araştırılarak bu kişiler hakkında soruşturma yürütüldüğünün görüldüğü, sanığın ifadelerinin bu kapsamda örgüt mensuplarının yakalanmasına yardımcı olduğu, sanığın verdiği bilgilerin örgüt içerisinde kaldığı süreye ve örgüt içerisindeki konumuna uygun olduğu kabul olunmuştur. Pişmanlık duyduğunu beyan eden ve yakalandıktan sonra etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebinde bulunan sanık hakkında bilgi verdiği kişi sayısı da gözetilerek TCK'nın 221/4-son maddesi gereğince takdiren en üst hadden 3/4 oranında indirim yapılarak 1 yıl süre ile denetim altına alınmasına, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönüne alınması sonucunda ilerde bir daha suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat edinildiğinden CMK.'nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Sanık ....... hakkındaki Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/05/2018 tarih 2018/4 esas ve 2018/193 karar sayılı HÜKMÜNÜN CMK'nın 280/2. MADDESİ GEREĞİNCE KALDIRILMASINA,
Sanık .......'un silahlı terör örgütüne üye olma suçundan eylemine uyan TCK'nın 314/2 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, suç konusunun önem ve değeri göz önüne alınarak takdiren 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın işlediği suçun 3713 Sayılı Yasa'nın 3. Maddesinde sayılan suçlardan olduğu anlaşılmakla, aynı yasanın 5/1 maddesi gereğince cezasında 1/2 oranında artırım yapılarak 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi vererek pişmanlık duyduğu anlaşıldığından, TCK 221/4 maddesi gereğince cezasında takdiren 3/4 oranında indirim yapılarak sanığın 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkisi göz önüne alınarak TCK 62/1 maddesi gereğince cezası takdiren 1/6 oranında indirilerek 1 YIL 6 AY 22 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
TCK 221/5 maddesi gereğince sanık hakkında 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
Sanığın kasten işlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkum olmasının yasal sonucu olarak, TCK 53. maddesinin 1. 2. ve 3. fıkralarının sanık hakkında uygulanmasına, (uygulama sırasında Anayasa Mahkemesi'nin 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının gözetilmesine)
TCK 58/9 maddesi gereğince sanığın cezasının mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürenin TCK'nın 63. maddesi gereğince cezasından mahsubuna,
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönüne alınması sonucunda ilerde bir daha suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat edinildiğinden CMK.231/5 maddesi gereğince HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
Sanık hakkında CMK.231/6-c maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
Sanığın CMK.231/8 maddesi gereğince 5 YIL SÜRE İLE DENETİME TABİİ TUTULMASINA,
Sanığa 5271 SY C.M.K. 231/11. mad. gereğince denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediği takdirde hükmün açıklanacağı hususunun ihtar edilmesine,
Sanığa 5271 SY C.M.K. 231/10 mad. gereğince denetim süresi içerisinden kasıtlı bir suç işlemediği takdirde hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verileceği hususunun ihtar edilmesine,
Yargılama gideri olarak İlk Derece Mahkemesindeki yargılama gideri olan 4 adet tebligat gideri 56,00 TL, istinaf aşamasındaki yargılama gideri olan 1 adet tebligat gideri 14,00 TL olmak üzere toplam 70,00 TL'nin sanıktan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Dair, sanık ve sanık müdafiinin yüzüne karşı, sanık ve C. Savcısı için karar tarihinden itibaren 7 gün içinde Ceza Dairemize (veya en yakın Ağır Ceza Mahkemesi kalemine) sunulacak dilekçe veya Ceza Dairemiz kalemine yapılacak başvuru ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine itiraz yolu açık olmak üzere süresi içerisinde itiraz edilmediğinde kararın kesinleşeceği ihtar edilerek verilen karar gerekçesi açıklanmak suretiyle açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/01/2019 (¤¤)