(5271 S. K. m. 141, 142, 223, 280, 286, 295) (6415 S. K. m. 4) (3713 S. K. m. 5, 8/A) (5237 S. K. m. 44, 53, 58, 63, 314) (YCGK. 26.09.2017 T. 2017/16-956 E. 2017/370 K.) (YCGK. 14.07.2017 T. 2017/1443 E. 2017/4758 K) (16. CD. 15.02.2018 T. 2017/1861 E. 2018/294 K) (16. CD. 20.12.2017 T. 2017/1862 E. 2017/5796 K.)
Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı bulunan sanık hakkında, Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/06/2018 tarih ve 2017/214 Esas 2018/252 Karar sayılı kararı ile dairemizin 2018/2265 Esas sayılı dosyasından tefrik kararı verilen sanık M. B. hakkındaki dosyanın içeriğine göre davanın yeniden görülmesine karar verilmiş olmakla, Dairemizce yeniden yargılama yapılmıştır.
İDDİA: Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/1809 esas sayılı iddianamesi ile sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle eylemine uyan 6415 sayılı kanunun 4/1 ve 3713 sayılı TMK'nın 5/1. ve 8/A maddeleri delaletiyle TCK 314/2, 44, 53/1, 58/9 ve 63. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABUL VE UYGULAMASI:
İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğunun sabit olduğu gerekçesiyle mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür."
İSTİNAF İNCELEMESİ AŞAMASI:
Sanık müdafii istinaf dilekçesinde özetle; verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararı istinaf ettiği görülmüştür.
Dosya kapsamı, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve belgeler ile istinaf dilekçesi içeriği dikkate alınarak yapılan inceleme sonucu, sanık hakkında duruşma açılması gerektiği kanaatine varılmakla; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/2. maddesi uyarınca duruşma açılmasına ve davanın yeniden görülmesine karar verilerek yargılama yapılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık ilk derece mahkemesindeki savunmasında özetle; ''ÖSS'den 169 puan almıştım, 145 puanı geçeni astsubaylık mülakatına alıyorlardı, yedekten 32. sırada astsubaylığı kazandım, 2012 yılı Haziranda Osmaniye'ye atamam yapıldı, bir süre bazı fabrikalarda kursa gönderildim, sonra babamla birlikte kiralık ev tutum, Ö. Ö.'le aynı yerde çalışıyorduk, kendisine kira parasına ve evin ortak giderlerine ortak olmak kaydıyla evimde kalabileceğini söyledim, o da kabul etti, benimle aynı evde kalmaya başladı, 1 yıl kadar bu evde kiracı olarak kaldım, sonra ahlaki bazı olumsuzluklar nedeniyle ev sahibimiz evden çıkmamızı istedi, bir müteahhitten inşaat halindeki bir apartman dairesini kiraladık, 500 TL de kapora parası vermiştik, ancak süresi içerisinde daireyi tamamlayamadı, ev sahibi de çıkmamızı istediği için başka bir ev tuttuk müteahhitten 500 TL'yi istememize rağmen bugün yarın diyerek oyaladı, Ö. müteahhitin yanına gitmiş paranın 400 TL'sini almış, 250 TL'si benim diyerek kendisi aldı, bana 150 TL verdi, 100 TL.yi problem ettiği için kendisiyle tartıştım, ben ayrı bir eve çıktım, Ö. ise E.ve O. G.’in evinde kalmaya başladı, E.’la aynı yerde çalışıyorduk benden 1 yıl kıdemliydi komutanımız olmaktadır, şaka nedeniyle tartıştık, 2016 yılı kararnamesiyle Şırnak ili Silopi ilçesi Hisar Üs bölgesine tayinim çıktı, kesinlikle sohbetlere katılmadım, M. R. S.'i tanımıyorum ilk kez nezarethanede görmüştüm, bylock programı kullanmamaktayım, Bank Asya’da param bulunmamaktadır, evimde yapılan aramada örgüte ait kitap CD ve döküman ele geçirilememiştir, dernek üyesi değilim, kesinlikle himmet vermedim, E.'ın beyanlarını kabul etmiyorum, himmet vermediğimi zaten Ö. de beyan etmiştir, 7 aydır tutukluyum, tahliyeme karar verilmesini talep ediyorum, cep telefonumda Fetullah Gülen'e ait 4 adet fotoğraf olduğu söylendiğinde ben de şaşırmıştım, ayrıca eşim telefonunda bir gruba dahil olmuş, gruptaki kişiler olur olmaz bazı şeyleri paylaşmışlar, suçlamaları kabul etmiyorum, 2013 yılı Ocak ayında 2 kez ardışık aramaya takıldığım görülmektedir, konu ile ilgili savunmamı yaptım, eğer örgüt üyesi olmuş olsa idim bu tarihten sonra da bir çok kez ardışık aramaya takılırdım ayrıca 5 kişilik bir grup içerisinde yer aldığım konusunda beyanlar bulunmaktadır, bu beyanları kabul etmiyorum, 2012 yılı Aralık ayında son model bir araç almıştım, gezmeyi seven biriyim, aracımla gerek kendim, gerek arkadaşlarım ile çevre il ve ilçeleri gezmişliğim oldu ancak örgütsel bir amaçla hiçbir zaman arkadaşlarla bir yere gitmedim, kaldı ki kabul etmemekle birlikte E. S.'in beyanları 17-25 Aralık süreci öncesine aittir, örgüt üyesi suçlamasıyla yargılanmak gerek beni, gerekse ailemi olumsuz yönde etkiledi, suçsuzum, beraatime karar verilmesini talep ediyorum.'' demiştir.
Sanık Ceza Dairemizdeki savunmasında özetle; ''Önceki savunmalarımı tekrar ederim, 1992-1996 yıllarında babam uzman çavuş olarak görev yapmıştı ben de bundan askeriyeye ilgi duymaya başladım, 2009’da askerlik sınavlarına girerek yedek olarak kazandım ve askeriyeye katıldım, örgüt üyesi olsaydım yedekten kazanmazdım asil kazanırdım, 2012 yılı aralık ayında sıfır bir araç aldım, gezmeyi sevdiğimden durmadan gezerdim bu kişilerle hiç işim olmazdı, terör örgütüne hiçbir şekilde finansman sağlamadım, hayatımda büyük sıkıntılar vardı 2013'te eşimle tartışıp boşanma aşamasına geldim, sonra babamlarla da tartışıp onlarla da ayrıldım, bu kadar sıkıntı içerisinde bu örgüte benim ayıracak vaktimde yoktu hiçbir şekilde bu örgütün bir şeyine katılmadım, tanık Ö. Ö. ile 1 yıl aynı evde kaldım bazı meselelerden tartışmıştık o yüzden soruşturmada kısmen aleyhimde beyanda bulunmuştur, mahkeme aşamasında ise farklı beyanlarda bulunmuştur, Fetö terör örgütünün sohbetlerine kesinlikle katılmadım, tanık E. S.'le de husumetliydim o yüzden aleyhimde beyanda bulunmuştur, tanık O. G. ile bir husumetim yoktur, terör örgütü ile hiçbir bağlantım olmamıştır, hakkımda ardışık aramaya ilişkin rapora ise Ocak 2013'de olan iki arama olduğunu öğrendim, kim ne sebeple aradı bilmiyorum, eğer konuşma içeriği varsa terör örgütü ile ilgili birşey konuşmuşsam beni arayan çıksın söylesin, 60 sene hapis yatmaya razıyım, bugüne kadar derdimi anlatmaya çalışıyorum artık son sınırıma kadar geldi, beraatimi talep ediyorum." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Tanık E. S. ilk derece mahkemesinde beyanında özetle; "2011 yılında Balıkesir Astsubay Meslek Yüksek okulundan mezun oldum, Osmaniye 39. Mekanize Piyade Tugay Komutan yardımcılığına 2011 yılı Mayıs ayında bakım astsubayı olarak atamam yapıldı, 2014 yılı Haziran ayı atamaları ile de Osmaniye’den ayrılarak Hakkari'ye gittim. Osmaniye’ye atamam yapıldığında karargah bölüğünde görev yapan E. K. K. ile aynı evde kaldım, 2012 yılına kadar bu yapı ile her hangi bir irtibatım bulunmuyordu, ev arkadaşım E. K. K.'nın da yapı ile bir irtibatı bulunmuyordu, 2012 Mayıs ayında O. G. benim görev yaptığım bölüğe telsiz astsubayı olarak atandı, O. G. geldiğinde kendisini evimize aldık, evimize aldığımızda kendisinin bu yapı ile her hangi bir bağlantısı olduğunu bilmiyorduk, 2007-2009 yıllarında Kastamonu Meslek Yüksek okulunda öğrenim görürken bu yapıya ait evlerde kalmıştım, O. G. bu durumu öğrenmiş olacak ki bana benim için "Ü." olduğunu söyledi, Ü.den kasıt "Geri kazanılması muhtemel örgüt mensubu" imiş, O. G. beni bu şekilde sohbetlere davet etti, O. G., Ö. Ö., M. B. ve ben de olduğum halde Adana'ya gittik, Hasan Usta isimli restorantta E.. ve S. isimli kişiler ile buluştuk, bu kişiler örgütün abileri idi, benimle ilgili olarak 2007-2009 arasında kendilerine ait evlerde kaldığımı bildiklerini söylediler, öğrencilik hayatım boyunca her hangi bir zararlarını görmediğim için sohbetlere katılmayı da kabul ettim, yemekten sonra E.. isimli kişinin evine gittik, burada sohbet yapıldı, sonra Osmaniye'ye dönmüştük, grubumda O. G., Ö. Ö., M. B. ve ben vardım, ilk görüşmeden iki hafta sonra Adana’ya tekrar aynı kişiler ile gittik, E.. isimli kişi yine sohbet yaptı, bir kaç hafta sonra E.. Osmaniye'ye ikamet ettiğim eve gelmişti, yanında T. isimli kişi de vardı, yeni abimizin Tahir olduğunu söyleyerek bizi bu kişi ile tanıştırmıştı, ilerleyen aşamalarda haftada bir veya iki haftada bir gerek bizim evimizde, gerekse T.’in evinde sohbetler yapıldı. T.’in yapmış olduğu iki üç sohbetten sonra M. B. sohbetlere katılmayacağını söyledi ve sohbetlere gelmedi, 2014 Haziranda tayinim çıktı, M. B. Osmaniye de idi, irtibatını devam ettirip ettirmediği konusunda bilgi sahibi değilim. 2014 Haziran ayına kadar sohbetler bu şekilde devam etti, sohbet grubumuza katılan yeni bir kişi olmadı" demiştir. Soruşturma ifadesi okunup sorulduğunda: "...G. isimli kişi ile Adana’da görüşmedik, G. Osmaniye’de bizim eve bir veya iki kez gelen birisidir, bu kişi T. ve E.. isimli kişilerin üstü konumunda idi ayrıca ev arkadaşım E. K. K.'nın bu yapı ile bir irtibatı bulunmuyordu, Ö. Ö. M. B. ile birlikte kalıyordu, M. B. ile problem yaşamış, bu nedenle kendisini bizim eve aldık...G. Osmaniye'de bir veya iki kez kaldığım eve gelmişti, S. Et Lokantasında yemek yiyip eve doğru giderken G. "C.'ı da arayın" demişti...arabada ben, O. G. ve G. bulunuyordu... E.. isimli kişi bizlere Hatay ilindeki askeri öğrenciler ile görüştüğünü söylemişti, ayrıca Adana’da da bir grubu olduğunu tahmin ediyorum, T. isimli kişi bizim sorumlumuz olmadan önce E.. Osmaniye'ye gelip bizim grubun sorumluluğunu üstleniyormuş. 2015 Haziran ayına kadar bu yapı ile irtibatım devam etti, subaylık sınavına girmem konusundaki aşırı baskıları, ayrıca tesettürlü olup başını açacak bir bayan ile evlenmem konusundaki ısrarları için bu yapıdan ayrıldım." demiştir.
Aynı kovuşturmada yargılanan diğer sanıklardan Ö. Ö. ilk derece mahkemesinde beyanında özetle; "....dönem ikincisi olduğum için memleketime yakın Osmaniye 39. Mekanize Piyade Tugay K.lığına atamam yapıldı, 2012 Haziran ayı içerisinde Osmaniye’ye geldim, 15-20 gün ev aradım, İskenderun'da 1,5 ay kadar meslek içi kurstan geldikten sonra mesai arkadaşım M. B. ev tutmuştu, birlikte bu evde kalmaya başladık, Osmaniye’ye atamam yapıldığında benimle irtibata geçeceklerini söylemişlerdi, 3-4 ay kadar arayan soran olmadı, 2012 yılı son aylarına doğru ismini E.. olarak tanıtan kişi beni sabit bir hattan aradı, birkaç kez kendisini ektim, ancak görüşmek istediğini söyleyince teklifini kabul ettim, Adana’dan Osmaniye’ye gelmiş, bir arabada buluştuk, bana "Ta Adana’lardan geliyorum, sen neden gelmiyorsun" dedi, "yakamı bırakın" dedim, sonra kendisiyle Osmaniye’de tekrar buluştuk, bana "Osmaniye’de bir astsubay daha var" dedi, bu astsubayı tarif etti, bu kişi de ev arkadaşım M. B.'e uyuyordu, kendisine "M. B.le biz aynı evde kalıyoruz" dedim, birlikte eve gittik, M. beni ayrı bir odaya çekti, "ben bunlardan kurtulmaya çalıyorum sen de eve getiriyorsun" diyerek bana kızdı, yaşam tarzımız uymuyordu, bizde alkol vardı, kadın vardı, "bunları bırakacaksınız" dedi, biz de "bize karışmayın" dedik, sonra E.. bize "sizi başka bir grupla tanıştırmak istiyorum" dedi, bizden himmet parası istedi, ikimiz de vermedik, aracına bindirerek bizi bir yere götürdü, orada beklerken aracın yanına devremiz ve üst devremiz olan E. S. ve O. G. geldi, bizleri S. Et lokantası isimli işyerine götürdü, yemek yedik, ayrıldık, sonra bir gün E.'ın organizesinde dördümüz birlikte Adana’ya gittik, E. üst devremizdi, komutanlık yetkisini de kullanarak üzerimizde baskı kurmaya çalışıyordu, Adana’ya 1 kez gittik, sonra işyerinde M. B. ile E. S. tartıştılar, ben de M. B.'ten yana oldum, bundan sonra toplantılara katılmayacağımızı söyledim, zaten toplantı diye bir şey de olmadığını, adamın gelip iki rekat namaz kıldırıp gittiğini, bunu evde de yapabileceğimizi söyledim, evimde M. B. ile M. isimli uzman çavuş kalıyordu, üçümüzü de evden kovdular, başka bir eve geçtik, bir gün E. aradı, "yeni biriyle tanıştık, bu kişiyle sizi de tanıştırmak istiyorlar mutlaka gelin" dedi, biz de "katılmak istemiyoruz" dedik, ancak ısrar etti, tek başıma O. G. ile E. S.'in kaldığı eve gittim, E.. isimli kişi geldi, sonra ismini T. olarak bildiğim (M. R. S.'i göstererek) bu kişi geldi, bu kişinin yanında Gaziantep sorumlusu olarak öğrendiğim S. isimli 35 yaşlarında biri gelmişti, S.'ın E.'la arası çok iyiydi, daha sonra bize "yeni sorumlunuz bu kişi" diyerek yeni sorumlumuzun T. isimli M. R. S. olduğunu söylediler, bu konuşma 2013 yılı yaz aylarında olmuştu, M. R. S. bir veya iki kez kaldığım eve geldi, bir keresinde de İskenderun’a gitmiştim, aracımla eve geldiğimde M. R. S.'in de evde olduğunu gördüm, E.'a "Bunun bu evde ne işi var" dedim, o da "yatsı namazını kılmaya geldi" dedi, bıçak alarak "yakamı bırakın yoksa sizi deşerim" dedim, odama çekildim, bu olay 2013 yılı Eylül veya Ekim ayı içerisinde olmuştu, kapıyı çaldılar, içeri girmek istediler, kendilerine "defolun gidin elimden bir kaza çıkmasın" dedim, yarım saat sonra kapıyı açtım, "benim yakamı bırakın ben namazımı kılarım" dedim, yine 2013 yılı içerisinde hatırlayamadığım bir tarihte M. R. S.'in evine ben, O. ve E. ile birlikte gittim, M. B. bizimle birlikte gelmedi, benim olayımdan sonra gitmediğini söylüyordu, M. B. gitmeyi bıraktığı için ona bir fatura kesileceğini tahmin ediyordum, ancak bir şey yapılmamıştı, ben de bu durumdan daha da cesaret aldım, 17-25 Aralık süreci oldu, ben Başbakan'ın cemaatle ilgili olarak söylemiş olduğu haşhaşi ve benzeri sözlerinden daha da cesaret aldım, ilişkimi kestim, E. beni M. R. S.'in evine çağırmaya devam ediyordu, ancak gitmedim, uzak durdum, evden ayrılmak istemiştim ancak 2014 yaz ayında tayin olacaktım, tayin döneminde ilki Şemdinli olmak üzere sınırdaki üs bölgelerini yazdım, bu şekilde bağımı bunlardan koparacaktım ayrıca çok istediğim şehitlik mertebesine ulaşacaktım, tayinim Hakkari Şemdinli'de bulunan Tekeli üs bölgesine çıktı, E.'ın da tayini Hakkari'ye çıkmıştı, Şemdinli’ye gitmek için eşyalarımı topladığımda E. bana M. R. S.'in kendisine "bizi Van’dan birisi karşılayacak" dediğini söyledi, ben de "bana ne söylüyorsun benim sizinle irtibatımın kalmadığını daha öğrenemedin mi" dedim, ayrıca bana bir keresinde M. R. S. Fetullah Gülen'in "bizim arkadaşlardan bir bardak çay içen olduysa bunu geri kazanabilmek için gerekirse yüz katı masraf yapın" dediği için senin üzerine düşüyoruz demişti, gerekirse köyüne kadar geliriz demişti, mehil izni için Yayladağı’na gitmiştim, Yayladağı'ndayken E. beni aradı, "Van'dan birisi geldi bekliyor" dedi, ben de kendisine gelmeyeceğimi söyledim, birkaç gün sonra da beni M. R. S. aradı, nerede olduğumu sordu, Antakya’da olduğumu söyledim, ayrıca görüşmek istemediğimi söyleyerek telefonu kapattım, telefon numarasını da silmiştim, daha sonra Osman'dan M. R. S.'in telefon numarasını istedim, bana mesaj atmıştı, Antakya’da büfeden M. R. S.'i aradım, M. R. S. yanında Van’dan geldiğini söyleyen kişi ile birlikte Antakya’ya geldi burada buluştuk, ben Van’dan gelen kişiyi de artık görüşmek istemediğimi söyledim, köyüme kadar geleceklerini söyledi, ben de "gelirseniz kan çıkar" demiştim, ayrıca bu konulardan abimin de haberi vardı, "gelirlerse bacaklarını kırarız" demişti, Van'a gittim, KTM'deydim, Van'dan gelen kişi beni 5-6 kez aradı ancak görüşmedim, daha sonra birliğime katıldım, birliğime katıldıktan sonra benimle kimse irtibata geçmedi, 3 ay kadar sonra da sabit numaradan Van’daki kişi aradı, izne gelmiyor musun dedi, ben de izin vermiyorlar diyerek oyaladım, gelmeyeceğimi söyledim, telefonu yüzüne kapatarak hattımı da bir daha irtibata geçmesinler diye kırmıştım, 2015 yılı Ocak ayı içerisinde beni E. aramıştı, "borcun var mı" demişti, ben de 25.000 TL kredi çektiğimi söylemiştim, o tarihten sonra hiçbiriyle görüşmedim, hayati tehlikem olduğu için kendime özel bir tabanca aldım, köyde dahi silahsız gezmez oldum, 15 Temmuz gecesi de konteynrdaydım, darbe girişimi olduğunu geceleyin öğrendim, benimle birlikte kalan uzman çavuşlara "kimse bir yere çıkmayacak" dedim, kimseyi çıkarmadım, Cumhurbaşkanı miladın 17-25 Aralık olduğunu söylediği için poliste ve savcılıkta ayrıntılı beyanda bulundum, kendim dahi gidip söyleyebilirdim ancak bildiğim hususlar 17-25 Aralık öncesine ait olduğu için gitmedim, ne biliyorsam samimi olarak anlattım, dedi.
İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
Sanık M. B. ile ilgili Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu karar uygulanan kanun maddesi ve suçun sübutuna ilişkin delil değerlendirilmesi bakımından usul ve yasaya uygun olmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi mütalaa olunur, demiştir.
DELİLLER:
Sanığın aşamalardaki savunmaları, E. S. Ö. Ö. ve O. G. isimli şahısların aşamalardaki beyanları, HTS inceleme ve analiz tutanağı ile tüm dosyası kapsamı
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, OLUŞ, KABUL VE GEREKÇE:
Ayrıntıları Yargıtay Genel Ceza Kurulu'nun 26.09.2017 tarih ve 2017/16.MD-956 esas 2017/370 karar sayılı ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 14/07/2017 tarih 2017/1443 Esas ve 2017/4758 sayılı kararlarında detaylı belirtildiği üzere; FETÖ/PDY'nin TCK'nın 314. maddesinin 1. ve 2. fıkraları kapsamında silahlı terör örgütü olduğunun anlaşılıp kabul edildiği,
Ayrıntıları Dairemizce de benimsenen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2017/1861 esas 2018/294 karar, 2017/1862 esas 2017/5796 karar ve ilk derece mahkemesi sıfatı ile verdiği 2015/3 esas 2017/3 sayılı kararlarında ve istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
"Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Sanık hakkında duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda ve değinilen açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşrutiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katmanlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın örgütün nihai amacından haberdar oldukları yönünde kuşku bulunmamakta ise de, bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilerek, bu aşamada örgütün kriptolu iletişim ağı olan bylock iletişim sistemini kullandığı yönünde iddia ve delil bulunmadığı anlaşılan sanığın aşamalardaki anlatımları, E. S., Ö. Ö. ve O. G. isimli şahısların beyanları ile HTS kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen rapor içeriklerinden 2014 yılı öncesinde örgütün sohbetlerine bir süre katılıp örgüt mensupları ile telefon irtibatı kurarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak sağladığı anlaşılmış ise de; özellikle E. S. isimli şahsın kovuşturma aşamasındaki "sanık M. B.'ün 17/25 Aralık 2013 döneminde kendi isteği ile sohbetlerden ayrılarak sohbetlere katılmayacağını beyan ettiği" yönündeki anlatımı ve Ö. Ö. isimli şahsın mahkeme huzurunda tespit olunan "2012 yılının son aylarında örgüt mensubu E.. isimli şahsı birlikte kaldıkları eve götürdüğünde sanık M. B.'ün kendisini ayrı bir odaya çekerek 'ben bunlardan kurtulmaya çalışıyorum, sen de eve getiriyorsun, bunları bırakacaksın' dediğini ve daha sonrasında çağrılmalarına rağmen 17/25 Aralık 2013 tarihi öncesinde M. B.'ün örgüt mensuplarınca düzenlenen toplantılara gitmeyi bıraktığı" yönündeki sanığın savunmaları ile uyumluluk arz eden anlatımları ile sanığın cep telefonunda tespit edilen müzahir verilerin yine 2014 tarihi öncesine ilişkin veriler olduğu göz önüne alındığında; savunması ve adı geçen tanıkların savunma ile uyumluluk arz eden anlatımları karşısında bir süre iltisak sağladığı örgüte olan tepkisini ve örgüt ile olan çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk içerdiği yönünde kesin delil bulunmayan eylem ve irtibatını örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce sona erdirmeye yönelik iradesini söylem ve eylemleri ile açıkça ortaya koyduğu anlaşılan sanığın, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı süreç öncesindeki iltisak boyutunda kalan eylemlerinin nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiği ve hiyerarşisi içine girerek anılan örgüte üye olduğuna yönelik her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, şüpheden sanığın yararlanacağına ilişkin hukukun evrensel temel ilkesi de gözetilerek sanığın CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine yönelik aşağıda yazılı şekilde karar verme cihetine gidilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Sanık M. B. hakkındaki Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/06/2018 tarih 2017/214 esas ve 2018/252 karar sayılı HÜKMÜNÜN CMK'nın 280/2. MADDESİ GEREĞİNCE KALDIRILMASINA,
Sanık M. B.'ün üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair cezalandırılmasını gerektirecek yeterli, inandırıcı ve somut delil elde edilemediğinden CMK 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta kaldığı anlaşılmakla CMK'nun 141/1, 142 maddeleri uyarınca kesinleşen kararın tebliğinden itibaren 3 ay ve her halde karar kesinleşme tarihini izleyen 1 yıl içerisinde devlete karşı bulunduğu yer Ağır Ceza Mahkemesine maddi ve manevi tazminat davası açabileceklerinin ihtaratına, (ihtarat yapıldı)
Sanık kendisini vekil ile temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama için maktu vekalet ücreti olan 4.360,00 TL ile BAM Dairesinde yapılan yargılama için 1.362,00 TL ücreti olmak üzere toplam 5.722,00 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine,
Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı Emanet Memurluğunun 2018/1331 sırasında kayıtlı dijital materyallere ait imajların bulunduğu bir adet harddisk'in dosyada delil olarak saklanmasına,
Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
Sanık ve sanık müdafiinin yüzüne karşı, BAM Cumhuriyet Savcısı Ü. Ş.'in (36023) katılımıyla mütalaaya aykırı olarak, CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca yüzüne karşı karar verilenler yönünden tefhimden itibaren, tefhim edilemeyen ve tebliği gereken taraflar yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde (temyiz gerekçesi bulunmayan süre tutum dilekçesi verilmesi halinde CMK'nun 295/1 maddesi gereğince gerekçeli karar tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde) Dairemize gerekçeli bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunup temyiz dilekçesi mahiyetinde tutanak tutturup hakime onaylatmak suretiyle verilmesi, bir başka İlk Derece Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmesi, ilgilinin ceza infaz kurumunda bulunması halinde tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunularak veya bu hususta bir dilekçe verilmesi suretiyle Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere CMK'nın 286. maddesi uyarınca TEMYİZ YOLU açık olmak üzere, 22/05/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)