SUÇ: Halkın Bir Kesimini Sosyal Sınıf Din Mezhep Cinsiyet, Bölge Farklılığına Dayanarak Alanen Aşağılama
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı sanık ve sanık müdafiileri tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre CMK.nun 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden sanık ve sanık müdafiilerinin istinaf başvurularının kabul edilebilir olduğuna ve aynı Yasanın 280.maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek, dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi ve inceleme raporları incelenerek gereği düşünüldü:
Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanığın üzerine atılı "Halkın Bir Kesimini sosyal Sınıf Din Mezhep Cinsiyet, Bölge Farklılığına Dayanarak Alanen Aşağılama" suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de,
Dosyanın İncelenmesinden;
5237 sayılı TCK’nun "Kamu Barışına Karşı Suçlar" bölümünde yer alan “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama” başlıklı 216. Maddenin 2. fıkrası;
“(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. ” şeklinde düzenlenmiştir.
Anılan hükmün gerekçesinde" Maddenin ikinci fıkrasında halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge bakımından farklı bir kesiminin alenen aşağılanması suç sayılmıştır. Suçun oluşması için fıkrada belirtilen özelliklere sahip ve halkın bir kesimini oluşturan gayrimuayyen sayıdaki kişilerin aşağılanması, tahkir edilmesi gerekir. Bu fıkrada, kamu barışını korumak amacıyla halk kesimlerinin alenen aşağılanması, suç olarak tanımlanmıştır." açıklamasına yer verilmiştir.
5237 sayılı TCK’nun 216/2. maddesinde bahsi geçen suçla korunan hukuki yarar kamu barışıdır. Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge bakımından farklı bir kesimine duyulan ortak saygıyı, sosyal ve ahlaki itibarı rencide eden, o kesimi diğer halk kesimlerinin husumet ve nefretiyle karşı karşıya bırakan, diğer kesimler nazarında küçük düşüren aşağılayıcı her türlü hareketi önlemek ve toplumsal barışı korumak amaçlanmaktadır.
5237 sayılı TCK'nun 216/2 maddesi 765 sayılı TCK'ndaki 312/3. maddesinin karşılığı olarak düzenlenmiştir. 765 sayılı TCK 312/3 maddesinde, halkın bir kısmının aşağılanması ve insan onurunu zedeleyecek bir şekilde tahkir edilmesini cezalandırılmaktadır. 765 sayılı TCK 312/3 maddesinde ifade edilen halkın bir kısmı kavramı, milliyet, ırk, din, hayat görüşü, politik, sosyal ekonomik, mesleki veya diğer unsurlar açısından halkın bütününden ayrılabilen insan topluluğunu ifade etmektedir. Görüldüğü üzere 5237 sayılı TCK 216/2 maddesinde ise, 765 sayılı TCK 312/3 maddesinden farklı olarak, halkın alenen aşağılanmasının hangi hallerde cezalandırılacağı (sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığı olarak) ayrıca ve açıkça belirtilmiş, bu grupları tahdidi olarak saymıştır.
Sosyal sınıf; toplumun düzeyi, yaşam biçimi, eğitim, saygınlık gibi özellikler bakımından birbirine benzeyen ve bunun bilincinde olan insanlar tarafından oluşturulan bir bütündür. Sınıfların hem gelire göre belirlenen bir olgu, hem de sınıf üyelerinin hayat biçimlerini, sınıf bilincine sahip olmalarını içeren toplumsal bir olgu olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklamalar ışığında iddia ve kabule konu eylem değerlendirildiğinde; sanığın 29/06/2016 tarihlinde facebook adresi üzerinden yapmış olduğu paylaşım ile mevcut iktidarın seçmenlerine yönelik olarak "Cahil AKEPE seçmenine bir sözüm yok lakin bilinçli olarak AKEPE'ye oy verenlere soruyorum: Elinizdeki kanı ne zaman yıkayacaksınız? 've' AKEPE'ye cahilce oy veren seçmeni bir kenara bırakıyor ve geri kalanına soruyorum: Yıllardır beslediğiniz itler bu milletin kanına girdi. Sizlerin elleri bu kana bulaşmadı mı şimdi!!!" şeklinde ifadeler kullanmaktan ibaret eyleminde; paylaşımda kastedilen kişiler sosyal bir sınıfı değil, aynı siyasi görüşe mensup veya aynı siyasi tercihe oy veren bir grubu temsil etmektedir. Madde metninde sayılan sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılıkları arasında siyasi parti veya siyasi düşünce farklılıkları bulunmamaktadır. Yasa koyucu, siyasi düşüncenin aşağılanmasına, madde metninde ayrıca yer vermemiştir. Aynı siyasi düşünceye sahip olan veya aynı siyasi partiye oy veren insanlar arasında sosyal sınıfı, ırkı, dini, mezhebi, cinsiyeti veya yaşam bölgesi farklı olan insanların da bulunduğu bilinen bir gerçektir. Siyasi düşünce veya siyasal partileri 5237 sayılı TCK'nun 216/2. maddesinde düzenlenen sosyal sınıf içerisinde değerlendirmek olanaklı değildir. Buna göre sanığın üzerine atılı ''halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama'' suçunun yasal unsurlarının oluştuğu söylenemez.
Sanığın iddiaya konu paylaşımlarında geçen küfürlerin, kişilerin onur şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olduğu ve yöneltilen kişiye karşı hakaret suçunu oluşturacağı sabit ise de, bu söylemin yöneltildiği kişilerin belirli ve muhatabının anlaşılabilir olması gerekir. Muhatap alınan gerçek kişilerin kim oldukları bilinmediğinden somut olayda hakaret suçunun unsurları oluşmayacağı gibi, TCK'nun 125/3-b maddesi kapsamında bu suç yönünden soruşturma ve kovuşturmanın da TCK'nun 131/1 maddesi uyarınca şikayet dava koşuluna bağlı olacağı ancak şikayet hakkının ise TCK'nun 73/1 maddesi uyarınca belli bir süreye tabi olduğu gözetilmelidir.
Buna göre: Sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından beraatine karar verilmesi gerekirken değişik gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırı ve sanık ve sanık müdafiilerinin istinaf talepleri bu nedenle yerinde ise de, bu husus, olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden CMK'nun 303/1-a maddesi delaletiyle CMK'nun 280/1-a-2. cümlesi gereğince Dairemizce düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı kabul edildiğinden;
Sanık ve sanık müdafilerinin istinaf iddiaları yerinde görülmüş, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu aykırılığın 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte olduğu anlaşıldığından, sanık hakkında Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/10/2019 tarih ve 2019/506 Esas, 2019/665 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün kaldırılması ve sanığın "Halkın Bir Kesimini Sosyal Sınıf Din Mezhep Cinsiyet, Bölge Farklılığına Dayanarak Alanen Aşağılama" suçundan beraatine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca sanık V.H.E. hakkında Adana 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/10/2019 tarih ve 2019/506 Esas, 2019/665 Karar sayılı kararı ile "Halkın Bir Kesimini Sosyal Sınıf Din Mezhep Cinsiyet, Bölge Farklılığına Dayanarak Alanen Aşağılama" suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün KALDIRILMASINA,
Sanığın üzerine yüklenen "Halkın Bir Kesimini Sosyal Sınıf Din Mezhep Cinsiyet, Bölge Farklılığına Dayanarak Alanen Aşağılama" suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşıldığından 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca BERAATİNE,
Beraatine karar verilen sanık yargılama sırasında kendisini vekaletnameli müdafi ile temsil ettirdiği anlaşıldığından 02/01/2017 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14.maddesinin 4.fıkrası gereğince 1.362,00 TL. maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa ödenmesine,
Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına,
Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, bir örneğinin de istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiilerine tebliğine,
Tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutturup hakime onaylatmak yada bir başka ilk derece mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere CMK'nın 286. maddesi uyarınca TEMYİZ YOLU açık olmak üzere, 31/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (¤¤)