(5271 S. K. m. 193, 194, 195, 196, 200, 204, 279, 280, 286, 289) (5237 S. K. m. 53, 174, 192) (ANY. MAH. 08.10.2015 T. 2014/140 E. 2015/85 K.) (10. CD. 10.12.2015 T. 2015/4957 E. 2015/33241 K.)
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla, CMK'nın 279. maddesinde belirtilen istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçilerek dosya görüşüldü:
Sanık S. C.'un bodrum katından ele geçirilen ve Kayseri Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından düzenlenen 27.01.2016 tarihli uzmanlık raporu ve bomba uzmanı tarafından düzenlenen 20.02.2016 tarihli inceleme raporu ile niteliği tespit edilen patlayıcı maddeler yönüyle, TCK'nın 174.maddesi gereğince zamanaşımı süresi içerisinde ilgilisi hakkında mahkemesince her zaman yasal işlem yapılması ve bu yönde Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması olanaklı görülmüştür.
A) Sanık Kemal Duyar hakkında verilen beraat hükmünün istinaf incelemesi:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, Cumhuriyet Savcısının adı geçen sanık yönüyle istinaf talepleri yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
B) Sanıklar G. K., M. D., S. C., T. S., U. T. ve Z. K. haklarında verilen mahkumiyet hükümlerinin istinaf incelemesi:
Dosya kapsamı ve oluşa göre;
Ceza Muhakemesi Kanununun 193/1. maddesi ''Kanunun ayrık tuttuğu haller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz... '' hükmünü amir olup, bu kuralın istisnaları aynı kanunun 193/2, 194/2, 195, 196, 200/1 ve 204. Maddelerinde gösterilmiştir. Bu çerçevede sanıklar, kabulüne bağlı olarak alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere istinabe yoluyla sorguya çekilebilecektir.
Görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak sorgu yöntemi ise CMK'nın 196/4 maddesi hükmüne göre mümkün kılınmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri ve bu çerçevede Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatları doğrultusunda; sanığın, yargılandığı mahkemedeki duruşmada hazır bulundurulmasını istemesi, adil yargılama hakkı kapsamı içindedir. Dolayısıyla, bu hakkı hatırlatılmadan ve rızası da alınmadan, ilk ve son savunmanın yapıldığı ve yine esasa ilişkin delillerin toplandığı duruşma celselerine sanığın bizzat katılımının sağlanması yerine, görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak katılımının sağlanması savunma hakkının ihlali niteliğindedir.
Anılan açıklamalar doğrultusunda somut dosya yönüyle yapılan değerlendirmede;
Aynı yargı çevresinde atılı suçtan tutuklu sanıklar G. K., M. D., S. C., T. S., U. T. ve Z. K.'ın yargılamanın 08.06.2016 tarihli 2.celse oturumuna SEGBİS sistemi üzerinden katılımlarının sağlandığı, sanık S. C. ve müdafiinin duruşmaya bizzat hazır edilme yönündeki talepleri doğrultusunda anılan celsede sanık S. C.'un savunmasının alınmadığı, diğer tutuklu olan sanıklar bakımından ise SEGBİS sistemi üzerinden duruşmaya katılımları konusunda herhangi bir rıza sorulmayıp, dosya kapsamı ile adı geçen sanıkların vareste tutulma taleplerinin de bulunmadığı ve anılan oturumda E. S., E. S., K. E., Y. K., R. Ö., T. A., Ö. K. ve H. Ü. isimli tanıkların dinlendiği hususları dosya kapsamıyla sabit olup,
Yargıtay 10.Ceza Dairesinin 10.12.2015 tarih, 2015/4957 Esas, 2015/33241 Karar ve Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 25.05.2016 tarih, 2015/6772 Esas, 2016/3312 Karar sayılı ilamları ile de açıkça belirtildiği üzere; sanıkların, yargılandıkları mahkemenin kendi yargı çevresinde atılı suçtan tutuklu olmalarına karşın, açıkça rızaları da alınmadan esaslı işlem niteliğinde tanıkların dinlendiği celseye bizzat katılımlarının sağlanması yerine, SEGBİS yöntemi ile katılımlarının sağlanarak mahkeme kararı ile savunma haklarının kısıtlanmasının CMK'nın 289/1-h maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık hallerinden olup, CMK 280/1-b maddesi kapsamında bozma nedeni teşkil etmesi,
Kabule göre de;
1-Sanık S. C. bakımından, sanığın cezalandırılmasına konu edilen ve dosyada mevcut Kayseri Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 02.02.2016 tarihli raporu çerçevesinde sanığın kaldığı apartmanın bodrum katında ele geçirilen inceleme konusu net 4,8 gram ağırlığındaki maddenin, 2313 sayılı yasa kapsamında bulunan uyuşturucu maddelerden eser miktarda kokain içerdiğinin tespiti karşısında; Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23.11.2011 tarih, 2008/12182 esas, 2011/57420 Karar ve yine aynı Dairenin 16.01.2014 tarih, 2013/12144 Esas, 2014/356 Karar sayılı ilamları da dikkate alınmak suretiyle,
-Suça konu olup kriminal incelemeden iade edilen emanette kayıtlı bulunan madde ile kriminal inceleme sırasında Kayseri KPL laboratuvarında bırakılan şahit numunenin İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilerek;
a) Kayseri Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün ekspertiz raporunda belirtilen uyuşturucu maddenin kokain içerip içermediği,
b) Kokain içermekte ise miktarının saptanıp saptanamadığı,
c) Mevcut haliyle ele geçirilen maddenin bir ya da birden fazla kullanılması halinde uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğurup doğurmadığı,
d) Toplam madde içindeki kokain oranının 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun 1.maddesinde kokain için belirlenen orandan fazla olup olmadığı,
Konularında rapor alınarak, sonucuna göre diğer tüm deliller birlikte tartışılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken, eksik araştırma ve yetersiz rapora dayanarak hüküm tesisi,
2-Sanık S. C. hakkında tesis edilen mahkumiyet hükmü bakımından; yapılan aramanın sonuçsuz kalması sonrasında, sanığın diğer suç eşyaları ile birlikte kriminal inceleme neticesinde eser miktarda kokain içerdiği tespit edilen uyuşturucu maddenin bulunduğu yeri göstererek atılı suçun ortaya çıkmasını sağladığının kabulü karşısında; sanık hakkında TCK'nın 192/3 maddesi uyarınca cezasından azami oranda indirim yapılması gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde takdiren 1/3 oranında indirim yapılarak sanığa fazla ceza tayini,
3-Sanıklar hakkında Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kısmi iptal kararı gözetilmek suretiyle, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin tatbiki gerekirken, kararda yazılı şekilde uygulama yapılması,
Hususları usul ve kanuna aykırı; istinaf talepleri bu itibarla yerinde görülmekle;
Hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 289/1-h ve 280/1-b maddeleri uyarınca BOZULMASINA,
Hükmolunan hapis cezasının süresi ile tutuklama tarihine göre sanık G. K. hakkındaki salıverilme isteğinin reddine,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Bozma kararı verilen sanıklar G. K., M. D., S. C., T. S., U. T. ve Z. K. bakımından KESİN olmak üzere,
Kemal Duyar bakımından ise, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde Dairemize bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutulması ya da bir başka Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi veya İlk Derece Mahkemelerinden birisine aynı usulle başvurulması, tutuklu bulunanlar bakımından ise cezaevi idaresine bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutulması suretiyle CMK 286. maddesi gereğince Yargıtay TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere (temyiz yoluna başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği ihtaratıyla), 12.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)